bugün

/94
eğer özlediğini kendi isteğinle gönderilmişsen özlemek zordur, özlemek acı. için yanar, pare pare yanar lakin yoktur yapacak hiç bir şey. keşkenin anlamı ilk kez belki de son kez bu kadar derin olacaktır senin için. belki de sonsuza dek bir iğne batıp duracaktır kalbine.

saplanmaz o lanet olası iğne. saplansa da çıkarsam, rahatlasam, dersin ama o her gün, her an kendini hatırlatacak bir şey bulup, batıp batıp çıkar kalbine. her geçen gün daha da büyür o lanet olası iğne. daha da acıtır canını. daha da sert batar, daha da uzun kalır oranda. dayanmak istersin, ama her gün acıyan canın, kendini her an hatırlatan sızın dayanmana izin vermez.

belki de yoktur hiç oranda öyle bir iğne. belki de sadece sen söylersin, sadece sen hissedersin onu.

belki de özlemdir o iğnenin adı. belki de sevgi. belki de aşktır o iğnenin adı, belki de sonsuzluk.
Özlem

Özlem, söndürülmüş mumdur.
Özlem, yakılamayan mumdur.
.......
.......



Oruç Aruoba
surekli gormek istemek, her dakika ozleneni dusunmek. burnunda tutuyor olmasi. televizyonda veya sokaklarda gordugun kisileri ona benzetmek. bir an once yaninda olmak istemek, internetin varligina sukretmek...
zordur ama; eger ozlenen kisi hayattaysa ve kavusma imkani varsa, iste o kavusma ani, yasanan cosku, heyEcan, mutlu son sebebiyle ozlemek guzeldir...
insanın "ne kadar oldu, o olmayalı" sorusunu bıkıp usanmadan kendine sormasıdır.
üzerinde parfümü olan bir gömleğe sarılıp uyumaktır.
gece rüyada görmeyi ümit etmektir.
fotoğraflara tekrar tekrar bakıp onunla konuşmaktır.
yazdığı mektubu defalarca okumaktır.
uykusuzluktur, çok uyumaktır, denge tutturamamaktır.
2 dakikalığa duyduğun sesine dünyaları değişememektir.
her şarkıda onu bulmaktır.
ismini söylerken içinin titremesi, boğazına düğümlenen şeyin bi' türlü geçmemesidir.
ikinize, geleceğe, gülce'ye dair hayaller kurmaktır.
ve mutlu olmaktır, bunca özlediğin biri belki de senin onu özlediğinden daha fazla seni özlediği için...
gece yatağa uzanıp kulağında ikinize ait şarkıyla katıla katıla ağlamaktır.
garip duygu.kimi zaman yanıbaşındakini özler insan.yanıbaşındaki maşuksa daha da özlenir elbet.garip duygu yahu o kadar özler ki insan anlaşılmasın diye gözlerine bakamaz maşuğunun...
beklemek, bekletilmektir.
hiç kavuşamayacağınızı biliyorsanız o çok özlenen kişiye işte o zaman çok acıtır.
insanın canını öyle acıtır ki, özlenenin eksikliği öyle büyür ki kolun yokmuş da onu özlüyor gibisindir...
casablanca'da kalmış amerika'nın hayalini kurmak gibidir özlemek.
kolaydir ozlemek. degismek daha zordur.
karanlıkta bile görmek her saniye onu düşünmektir...
her ne olursa olsun beklenilen hep özlemeye mahkumluktur. bu yeri gelir dört duvarı olan eski bir ev yeri gelir eski bir kaç kaybedilen dost, yeri gelir yerinin doldurulamayacağına inanılan bir aşk. her şeyin her an yeri gelir ki , hiçbir duygu dur yerim geldi sen çık bana bir sahne ayarlayın demez insanlara..o an geldimi geliveriorlar ya sonra geldiler oluyorki herneyse diyerekten mevzumuza geri dönüş yapmak istersem , acı kayıpları olan insanlar bu duyguyu çok derin yaşarlar.ölüm kapıyı çalmasına gerek yoktur ki zaten ruhsuzdurlar sosyal hayatta asosyaliteyi birincilikle okurlar ve bitirirler. bir zamanlar gerçek olan birçok şey çoğumuz için hatırlandıkça hiç yaşanmamış gibi olabiliyor bir rüyadaydım sanki ama kabus ama cennet misali güzeldi hoş kimse için güzel şeyler yitirilmez para haricinde. milyonlarca insan içinden bir kaç tanesi sana denk gelince bitince uygun degilki gibi kısa hesaplarıda düşünmezsek aslında özlemek her defasında yenilenen kendini bir daha yıkmaktır. etrafında seni tanıyan yeni insanlar olsada yeni bir evin arkadaşların vs herşeyin olsada genelde hemen hemen hergün yorgunluguna ara verince tek yapman gereken iki damla gözyaşı ve iç geçirerek nefes almaktır ki ne için yaşadım nerden nereye gittim gibi uzun hesapları bir dakika da yapıp sonra tekrar modunu degiştirmek. aslında özlenen kişi eşya vs ne olursa olsun kişinin onunla birlikte oldugu zamandaki kendisini mi özlemesidir bilinmez...
kim arkasına dönüp bakmış ki yıkık bir bina niye yıkılmış demiş ki o yıkık bina kendi kendine toplanabilir mi ki hep gelen geçenin şaşkınlığına mağruz bırakılan her tuğlasını kim elini uzatır da yerden alamaya tenezzül eder ki ? bir sürü benim aklımdan geçen soru cümleleri oluyor . hiçbir psikoloğun çaresini bulamadığı bu duyguyu hiçbir sinir hapıda bugüne kadar bastıramamıştır. ağır kayıplar insanın yüzünü eskitmesede halen daha güzel olsada gözlerini yorgun kılmış beklenilen her neyse usanmış ... artık özlemek diye bir kavram yetemez de zaten ...
kim kimin düşünde bilinmez
kim topragın üstünde saatlerce ağlar bilinmez
kim mavi eski duvarlara sahip biridir
ve kim gözyaşlarıyla çıkarken badana yapmıştır evini
yada bordo duvarlarının loşlugunda unutmuştur kendi yüzünü
okul sırasını bile ,daha arkadaşlarına gelemeden bütün bu ayrıntıları nasıl hatırlasın bir insan ...
hayattaki her insanın yapamayacağı tek bir şey vardır ki arkasını dönüp gitsede herşeye , özlemlerine kem vuramaz ...iyisiyle kötüyse ne yaşandıysa dini islam olanın da tek tesellisi vardır ki burdan sonra ebedi hayatım yeni başlıyor belki orda buluşurum özlemlerimle ...
ağlatan bir duygudur çoğu zaman. zaman zaman özler insan, bu nedenle zaman zaman ağlar belki. özlemek güzeldir gözyaşlarıyla temizlenir.
allah korusun duygusu...
binlerce kitabı içinde barındırabilecek anlama sahip olan kelimedir. illaki bir şeyler özlenir, bir birey olmasına gerek olmamasıyla birlikte herhangi bir şeyi özlemeyen odun bir yapı dünyada yoktur.
oruç auroba bi kitabında özlemi şöyle ifade ediyor;

özlem gidip görmek istediğin ama göremediğin...
görmek istenen ama görülemeyen.....
göremeyeceğin.... ama hep beklenen, istenen....

göremeyeceğini bilmekmiş özlem....
çok sevmek ve gelmeyeceğini bilmek.
her nesne de hatirlamaktir, hissetmektir, canlandirmaktir, istemektir. caresi varsa; mutluluk, yoksa; uzuntudur. kimi zaman yasadigini; kimi zaman oldugunu dusunmektir. kimi zaman hayata baglar, hirs verir, istek verir; gulmeyi, aglamayi, aci cekmeyi, asik olmayi; kimi zaman hayattan koparip; herseye sahip olunca ozlemeyi ozletir. ruhtan eksilmez, ustunden zaman gecer, bu sefer suanin; gecmisini ozletir, yine eksilmez, yine birakip gitmez bedeni.
hiç beklemediğiniz, aklınızda bile bir şey olmadığı anda gözlerinizden yaşların boşalmasıdır. ister birkaç gün olsun ister birkaç yıl her saniye artan bir duygudur. kalbi sıkıştırır ve hayattan koparabilir.
ağır ağır alınmış alkol misali biriktirmektir kılcal damarlarında aşkı. usulca kanına karışırken gözlerini acıtır anımsamak teninin beyazlığını.kıvranırsın soğuk yatağında bir başına, gülümsediğinde dudaklarının kıvrılışını duyumsayarak. işte o an kalbini atlı karıncadan müzik kutusuna hapsetmelisin,yoksa gözyaşların kendi girdabında boğacaktır seni...
Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle

Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün

Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları

Tarih de kekemeleşiyor bazan
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini

Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir

Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan

Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun

ahmet telli. ***
özlenene dair izleri taşımaktır, bunları taşırken yorulmamaktır, güzeldir sonunda özlenen kişi gelecekse eğer.
yalnız hissetmektir.
omuzlara çöken, boğaza sarılan, gözleri yoran bi' şey.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© copyright 2005 - 2026