bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- çanakkale savaşı3
- memeleri kafam kadar kız23
- sokuşu çağdaşlık ve gençlik olarak gören zihniyet3
- parcalandim toparlanamiyorum33
- recep tayyip erdoğan13
- türkiyede 30 yıl sonra aynı kalacak şey3
- kemalizmin çöküşü2
- konyada engelli bireyin gözlerinin oyulması2
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- 90 yaş üstü yazarlar2
- seviştikten sonra teşekkür etmekk4
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- fatma betül sayan kaya57
- amerikan filmlerinde banyo yapan kadını öldürmek3
- ak parti3
- afyon civarı pasif var mı7
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- eve escort çağırmak6
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- baklavası olmayan erkek5
- ayakları güzel sözlük kızları5
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- nervio5
- 46 yaş4
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- sözlüğün meme üstadı5
- fakir siniri6
- telefon sapiginin kandil mesaji atmasi2
- türkiye33
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- şampuan önerisi8
- romanya53
- ne kadar yaşlısın15
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- kendisiyle övünen insanlar12
- ddk'nın fon işlemleri incelemesi2
- başlığa gelin meme var4
- futbol18
Hayallerimizin ve umutlarımızın zirvede olduğu insalık evresi.
ünlü rus düşünür ve eylem adamı v.i.u.lenin'in 1917 devriminden sonra kaleme aldığı eserinden mülhem bir başlık.
çocukluk, solun çocukluk hastalığı, goşizm tabiri, teori-pratik bağlamında, siyasi mücadelenin subjektif şartlarının son derece, hatta olmazsa olmazlığının (sine qua non) göz ardı edilmesine karşı geliştirilmiştir. özellikle acelecilik, körü körüne öykünme, sekterlik, kuyrukçuluk, minima-maksima hedeflerde ülke şartlarının göz ardı edilmesi, öncülük-önderlik bağlamında subjektif davranma, öncü cephe probleminde subjektivizm vb. can alıcı hususlarda pratiğin ve teorinin, dolayımla örgütlü hareketin kendisini bekleyen muhtemel tehlikelerin analizini ifade eder.
türkiye sosyalist-komünist hareketinin dününde ve bugününde çokca tartışılmıştır bu problemler. ne varki yüzyıla yaklaşan geçmişin atılım, ricat, imha ve likidasyon momentlerinin analizi, çıkarılması gerekli dersler ve ödevler hakkıyla yapılmamış; hiziplerin birbirlerini tasfiye silahı olmuştur, kıymetli çıkarsamalar, marksçı leninci katkılar. en kötüsü, mücadele ederken birbirleriyle, ülke pratiğinin önlerine koyduğu gerçekler değil, yaşanmış deneyimlerden yansıyan özgüllükler esas alınmıştır.
deneyimlerin teorik arka planından ziyade yaşanmış öznelliklerin dikkate alınması aslında gizli bir kolaycılık, tembellik durumudur. 1890lardan itibaren rusyanın ekonomik istikametinin tespitiyle başlayan lenin, bir yandan rsdip'sinin kuruluş, inşa pratiğinin içinde çalışırken, toprak meselesi, kapitalizmin gelişmesi, ekonomizmin karikatürü, biz hangi fikri mirası reddediyoruz gibisinden muazzam önemde eserler kaleme almış; öte yandan siyasi mücadele yolunda ne yapmalı, bir adım ileri iki adım geri gibi eserler vermiş, devrim günlerinde iki taktik, nisan tezleri, ricat günlerinde özellikle marksçılığa karşı disiplinlerle mücadele etmiş, ederken görüşlerini eserleştirmiştir (materyalizm ve ampriokritisizm, felsefe defterleri). emreryalizm gibi devasa bir sorunun kitaplaşmasını da ihmal edemeyiz.
Biz de ise, bol tercüme, makale. Yegane istisna dr. hikmet kıvılcımlı. ciltler dolusu eser, ünlü tarih tezi. peki ne olmuştur; süratle hareketten kovulmuş, enterne edilmiştir. Her düşüncesi doğru mu, elbette değil, ama biricik çalışkan. tembel, basiretsiz esersiz sözde merkez yönetimlerince tasfiye.
solculuk özellikle 12 mart günlerinde problemdir. kahramanlıkla hatalar örtülmüyor. cesaret mutlaka lazım şart ama kafi şart değildir.
Bu gün hala yansımalarını görüyoruz. Bugün hala marksçı temele dayanan türkiye analizi, ne ekonomik-politik, ne siyasi stratejik bağlamda maalesef, esef.
sol çocukluktan kurtuluyorum öz eleştirileri, sadece komik yada tehdit aracı.
söyleyeceğim son söz elemterefişkemgözlereşiş.
çocukluk, solun çocukluk hastalığı, goşizm tabiri, teori-pratik bağlamında, siyasi mücadelenin subjektif şartlarının son derece, hatta olmazsa olmazlığının (sine qua non) göz ardı edilmesine karşı geliştirilmiştir. özellikle acelecilik, körü körüne öykünme, sekterlik, kuyrukçuluk, minima-maksima hedeflerde ülke şartlarının göz ardı edilmesi, öncülük-önderlik bağlamında subjektif davranma, öncü cephe probleminde subjektivizm vb. can alıcı hususlarda pratiğin ve teorinin, dolayımla örgütlü hareketin kendisini bekleyen muhtemel tehlikelerin analizini ifade eder.
türkiye sosyalist-komünist hareketinin dününde ve bugününde çokca tartışılmıştır bu problemler. ne varki yüzyıla yaklaşan geçmişin atılım, ricat, imha ve likidasyon momentlerinin analizi, çıkarılması gerekli dersler ve ödevler hakkıyla yapılmamış; hiziplerin birbirlerini tasfiye silahı olmuştur, kıymetli çıkarsamalar, marksçı leninci katkılar. en kötüsü, mücadele ederken birbirleriyle, ülke pratiğinin önlerine koyduğu gerçekler değil, yaşanmış deneyimlerden yansıyan özgüllükler esas alınmıştır.
deneyimlerin teorik arka planından ziyade yaşanmış öznelliklerin dikkate alınması aslında gizli bir kolaycılık, tembellik durumudur. 1890lardan itibaren rusyanın ekonomik istikametinin tespitiyle başlayan lenin, bir yandan rsdip'sinin kuruluş, inşa pratiğinin içinde çalışırken, toprak meselesi, kapitalizmin gelişmesi, ekonomizmin karikatürü, biz hangi fikri mirası reddediyoruz gibisinden muazzam önemde eserler kaleme almış; öte yandan siyasi mücadele yolunda ne yapmalı, bir adım ileri iki adım geri gibi eserler vermiş, devrim günlerinde iki taktik, nisan tezleri, ricat günlerinde özellikle marksçılığa karşı disiplinlerle mücadele etmiş, ederken görüşlerini eserleştirmiştir (materyalizm ve ampriokritisizm, felsefe defterleri). emreryalizm gibi devasa bir sorunun kitaplaşmasını da ihmal edemeyiz.
Biz de ise, bol tercüme, makale. Yegane istisna dr. hikmet kıvılcımlı. ciltler dolusu eser, ünlü tarih tezi. peki ne olmuştur; süratle hareketten kovulmuş, enterne edilmiştir. Her düşüncesi doğru mu, elbette değil, ama biricik çalışkan. tembel, basiretsiz esersiz sözde merkez yönetimlerince tasfiye.
solculuk özellikle 12 mart günlerinde problemdir. kahramanlıkla hatalar örtülmüyor. cesaret mutlaka lazım şart ama kafi şart değildir.
Bu gün hala yansımalarını görüyoruz. Bugün hala marksçı temele dayanan türkiye analizi, ne ekonomik-politik, ne siyasi stratejik bağlamda maalesef, esef.
sol çocukluktan kurtuluyorum öz eleştirileri, sadece komik yada tehdit aracı.
söyleyeceğim son söz elemterefişkemgözlereşiş.
arkadaşlıkların gerçek olduğu,
bilye oynanan,
mahalle maçları yapılan,
yemeğin sıcak ve güzel olduğu,
dert ve tasanın olmadığı,
uzun bisiklet yolculuklarının olduğu,
babayla balığa gidilen,
ailecek pikniğe gidilen,
bayramlarda cümbüş olan,
hep bir an önce büyümek istenilen,
ama hiç büyümeseydim dedirten günlerdir çocukluk günleri.
bilye oynanan,
mahalle maçları yapılan,
yemeğin sıcak ve güzel olduğu,
dert ve tasanın olmadığı,
uzun bisiklet yolculuklarının olduğu,
babayla balığa gidilen,
ailecek pikniğe gidilen,
bayramlarda cümbüş olan,
hep bir an önce büyümek istenilen,
ama hiç büyümeseydim dedirten günlerdir çocukluk günleri.
yara izidir.
tuğla içine saklanmış torpilin patlaması sonucu yüzünde küçük bir yara iziyle büyümüş olan ben. çocukluğu sağ yanağımda taşıyorum hala.
kaz çobanlığı yaparken, dikkatsizlik ve çelimsizlik yüzünden dünyanın en "derin" kuyusuna düşünce oldu elimdeki iz.
arkadaşımdan ödünç aldığım bmx bisikletin zincirinin atması, panikleyip bodoslama çarpmam sonucu bıraktım dizimin üzerindeki yarığı caminin bahçe duvarına...
bahçesine dalıp erik çaldı diye, bahçe sahibi adam tarafından tacize uğrayan küçük kızın gözlerinde bıraktım korkunun izini,
intikam için yaktım bahçesini o adamın... sol ayağımda taşıyorum yanık izini...
erkek dişi farketmeksizin kedileri kafalarından tutup öpüştürürken tırmalandı ellerim... silinmedi kedilerin imzası...
daha sokak yaralarım iyileşmeden kalp yaralarım oluştu...
çocuklukta yara, gençlikte yâre...
tuğla içine saklanmış torpilin patlaması sonucu yüzünde küçük bir yara iziyle büyümüş olan ben. çocukluğu sağ yanağımda taşıyorum hala.
kaz çobanlığı yaparken, dikkatsizlik ve çelimsizlik yüzünden dünyanın en "derin" kuyusuna düşünce oldu elimdeki iz.
arkadaşımdan ödünç aldığım bmx bisikletin zincirinin atması, panikleyip bodoslama çarpmam sonucu bıraktım dizimin üzerindeki yarığı caminin bahçe duvarına...
bahçesine dalıp erik çaldı diye, bahçe sahibi adam tarafından tacize uğrayan küçük kızın gözlerinde bıraktım korkunun izini,
intikam için yaktım bahçesini o adamın... sol ayağımda taşıyorum yanık izini...
erkek dişi farketmeksizin kedileri kafalarından tutup öpüştürürken tırmalandı ellerim... silinmedi kedilerin imzası...
daha sokak yaralarım iyileşmeden kalp yaralarım oluştu...
çocuklukta yara, gençlikte yâre...
saçma sapan yerlerde aklınıza gelir duygulanırsınız.
Bizim eski yadigar buzdolabını izmite öğrenci evine getirdik. Henüz yatağa girmiştim, ha daldım ha dalacaktım ki birden motoru çalıştı bunun. Bir an flashback yaşayıp çocukluğuma döndüm yeminle. Yatağımda uyurken bu hınzırın ani motor sesleri beni çok defa uyandırmıştır. Küçüklüğümün uykusuz gecelerinin sebebi. *
aslında keşke çocuk kalsaydık dememeliyiz. Büyümeden çocukluğun zevkinin farkına nasıl varabilirdik ki sonra?
Bizim eski yadigar buzdolabını izmite öğrenci evine getirdik. Henüz yatağa girmiştim, ha daldım ha dalacaktım ki birden motoru çalıştı bunun. Bir an flashback yaşayıp çocukluğuma döndüm yeminle. Yatağımda uyurken bu hınzırın ani motor sesleri beni çok defa uyandırmıştır. Küçüklüğümün uykusuz gecelerinin sebebi. *
aslında keşke çocuk kalsaydık dememeliyiz. Büyümeden çocukluğun zevkinin farkına nasıl varabilirdik ki sonra?
ya hiç yaşanmaması gereken ya da hiç çıkılmaması gereken dönemdir.
ne çocuk olabildik, ne çocuk kalabildik.
ne çocuk olabildik, ne çocuk kalabildik.
pozantı cezaevinde cinsel şiddet ğören çocuklar.
tolstoyun ilk kitabı. çok gençken yazmış. 20li yaşlarındaymış. birçok olay kendi çocukluğuna dair yaşadığı olaylar. akıcı bir dille yazılmış. sonu biraz iç burkuyor o kadar ama gene de keyifle okunabilecek bir kitap.
cocukluk geceleri isemeye kalkinca, kosarak yataya ziplayayip, yorganini üstüne örtügünde, bir canavarin seni yemedigi icin mutlu olmaktir.
sinek ilaçlama aracının peşinden koşup mutlu olmaktır.
hatırlıyorumda annemin tüm ısrarlarına rağmen bir türlü yemek yemediğim evrelerdi. lan insan hiçmi acıkmaz. sokakta arkadaşlarala çeşitli oyunlara dalıp, yemek yemeğe vakit ayırmadımız çocukluk zamanlarıydı işte. garip olan, bizim mahallenin çocukları hiç acıkmazdı.
Çocukluk, gecenin bir yarısı tuvaletten odana koşarken kimsenin seni yemediğine sevinmektir.
ne olduğunu anlamadan bitendir. daha düne kadar otobüslerde paso sormazlardı. şimdi paso vermez oldular.
biriyle şakadan kavga edermiş gibi başlayıp sonu anneeeğğğ beni dövdüyle biten güzel yıllar.
bir şeyleri keşfederken mutlu olduğum tek zaman.
bazen 1 günlüğüne sadece 24 saatliğine tekrar dönmek ister insan.
kimi için pembe panjurlu evinin bahçesinde geçirilen hayatın en neşe dolu yılları, kimi için ailesini geçindirmek için ekmek parasının peşinden koştuğu hayatının olgunluk dönemimin başlangıcı.. kimi için yetim öksüz kardeşlerine ana babalık yapmaya başladığı büyüme dönemi, kimi için salçalı ekmkeler, leğende yapılan banyolar, toz leblebiler.. kimi içinse dedesi yaşında bir adamla zorla evlendirilerek diri diri mezara gömüldüğü dönem..
çocukluk.. yine de güzel çocukluk, yine de yaşanmaya değer. bir kelebek ömrü kadar kısacık olsa da..
çocukluk.. yine de güzel çocukluk, yine de yaşanmaya değer. bir kelebek ömrü kadar kısacık olsa da..
bir denizdir ömür,
çocuklukta; sahile yapılan kocaman kumdan kalenin o denizden gelen bir dalgayla silinişi.
çocuklukta; sahile yapılan kocaman kumdan kalenin o denizden gelen bir dalgayla silinişi.
bir insanın en güzel en saf en iyi en hayalperest olduğu dönemidir. büyüyünce hep özlenendir.
nasıl yaşanırsa yaşansın, üzüntüsü, derdi, kederi, mutluluğu ile sanırım en çok özlenen oluyor bu insanların hayatında.
en kötü hatıranın bile bir an akla düşmesi çok farklı duygular yaşatıyor insana.
örnekler çok...
- mesela en ufağından şu yeni neslin pek bilemeyeceği erik/elma vs ağacına dalmak, ağaç üstündeyken bahçenin sahibinin bağırması ile ağaçtan düşmek, el bileğini çatlatmak, bahçe sahibinin duruma üzülüp hemen kucaklayıp hastaneye götürmesi seni... hastane çıkışı ertesi gün eve elinde bir torba erik ile gelmesi, nasılsın diye sorması. çok acayip çok.
- alman kale oynamak, dokuz aylık oynamak, misket oynamak...
- taş üstünde deliler gibi maç oynarken yüzlerce kez düşüp her tarafı yara bere yapmak, küçük ve çelimsiz kollarla abiler ile maç oynarken sert meşin topun avuç içine dik biçimde çok hızlı bir şekilde gelip (çatlayan aynı)
bileği kırması. o sıcaklık ile bunu anlayamamak maç yapmaya dahası hala kalecilik yapmaya devam etmek. bir şey olduğunu anladığın zaman korka korka babaya gitmek. babanın sana bir şey olduğu korkusu ile telaşla hastane hastane gezmesi.
- zorla, ağlaya sızlaya aldırılan atarinin bozulması. atari bozulduğu için üzüntüden hasta olmak. babanın hastalığın sebebinin bu olduğunu anladıktan sonra ''oğlum sen manyak mısın'' deyip evden çıkması, 1 saat sonra gidip daha güzeli yanında bir sürü oyunla eve getirmesi. (bkz: baba)
- dede ile oynarken, oradan oraya zıplarken tam iki gözün arasında, sivri cam meyvelik sapının yaklaşık 5 cm içeri girmesi (bu, hayatımda ki en canlı anılardan biridir) çok fazla kan kaybederek hastaneye gitmek, öyle ki araba hastaneye giderken başını yasladığın annenin beyaz eteğinin kıpkırmızı olması.
- dedenin gelişini ıslığından tanımak... mahalleye girerken ıslık çalması. yanına koşmak, cebinden çıkardığı çikolatayı ve bozuk paraları almak. dedeye adeta tanrı gibi bakmak. binaların arasında kocaman bahçemizde yetiştirdiği ağaçlar, sebzeler, meyveleri görüp bunları tek başına yapan adama küçücük yaşta kocaman saygı duymak.
- dedenin ölmesi... mahalle arasında diğer mahalle ile maç yaparken bir arkadaşının gelmesi, ''gel size gidiyoruz demesi'', maç bitsin so.. diyemeden tutup bisikletin arkasına bindirmesi seni. eve gitmek. aile apartmanı olduğu için giriş kapısın komple açık olmasına şaşırmamak fakat kapı girişinde onlarca ayakkabıyı görmek. o anda amcaya rastlamak kapıda. amcanın sana, senin amcana bir süre sessizce bakması. hiçbir şey demeden sarılman, içinde haykırarak ağlarken, dışarıda sadece göz yaşı dökmen. yukarı çıkıp dedeni görmek cansız bir biçimde. çok sevdiği bahçesiyle uğraşırken, tam orada hayatta gittiğini öğrenmek. o yaş itibariyle cinli, perili, hayaletli durumlardan korkan bünyenin gece geldiğinde deliler gibi dedenin ruhunun gelmesini dilemek. özlemek.
çok acayip şey ya çocukluk. valla bak.
en kötü hatıranın bile bir an akla düşmesi çok farklı duygular yaşatıyor insana.
örnekler çok...
- mesela en ufağından şu yeni neslin pek bilemeyeceği erik/elma vs ağacına dalmak, ağaç üstündeyken bahçenin sahibinin bağırması ile ağaçtan düşmek, el bileğini çatlatmak, bahçe sahibinin duruma üzülüp hemen kucaklayıp hastaneye götürmesi seni... hastane çıkışı ertesi gün eve elinde bir torba erik ile gelmesi, nasılsın diye sorması. çok acayip çok.
- alman kale oynamak, dokuz aylık oynamak, misket oynamak...
- taş üstünde deliler gibi maç oynarken yüzlerce kez düşüp her tarafı yara bere yapmak, küçük ve çelimsiz kollarla abiler ile maç oynarken sert meşin topun avuç içine dik biçimde çok hızlı bir şekilde gelip (çatlayan aynı)
bileği kırması. o sıcaklık ile bunu anlayamamak maç yapmaya dahası hala kalecilik yapmaya devam etmek. bir şey olduğunu anladığın zaman korka korka babaya gitmek. babanın sana bir şey olduğu korkusu ile telaşla hastane hastane gezmesi.
- zorla, ağlaya sızlaya aldırılan atarinin bozulması. atari bozulduğu için üzüntüden hasta olmak. babanın hastalığın sebebinin bu olduğunu anladıktan sonra ''oğlum sen manyak mısın'' deyip evden çıkması, 1 saat sonra gidip daha güzeli yanında bir sürü oyunla eve getirmesi. (bkz: baba)
- dede ile oynarken, oradan oraya zıplarken tam iki gözün arasında, sivri cam meyvelik sapının yaklaşık 5 cm içeri girmesi (bu, hayatımda ki en canlı anılardan biridir) çok fazla kan kaybederek hastaneye gitmek, öyle ki araba hastaneye giderken başını yasladığın annenin beyaz eteğinin kıpkırmızı olması.
- dedenin gelişini ıslığından tanımak... mahalleye girerken ıslık çalması. yanına koşmak, cebinden çıkardığı çikolatayı ve bozuk paraları almak. dedeye adeta tanrı gibi bakmak. binaların arasında kocaman bahçemizde yetiştirdiği ağaçlar, sebzeler, meyveleri görüp bunları tek başına yapan adama küçücük yaşta kocaman saygı duymak.
- dedenin ölmesi... mahalle arasında diğer mahalle ile maç yaparken bir arkadaşının gelmesi, ''gel size gidiyoruz demesi'', maç bitsin so.. diyemeden tutup bisikletin arkasına bindirmesi seni. eve gitmek. aile apartmanı olduğu için giriş kapısın komple açık olmasına şaşırmamak fakat kapı girişinde onlarca ayakkabıyı görmek. o anda amcaya rastlamak kapıda. amcanın sana, senin amcana bir süre sessizce bakması. hiçbir şey demeden sarılman, içinde haykırarak ağlarken, dışarıda sadece göz yaşı dökmen. yukarı çıkıp dedeni görmek cansız bir biçimde. çok sevdiği bahçesiyle uğraşırken, tam orada hayatta gittiğini öğrenmek. o yaş itibariyle cinli, perili, hayaletli durumlardan korkan bünyenin gece geldiğinde deliler gibi dedenin ruhunun gelmesini dilemek. özlemek.
çok acayip şey ya çocukluk. valla bak.
(bkz: özlem)
cocuklarin icerisine konuldugu kap, kacak.
hayatın ve insanların, size en güzel göründüğü, tertemiz olduğunuz evredir. biz büyüdük ve dünya kirlendi gibi iddialı ve samimiyetsiz bir söylem yerine, dünya küçüldü ve biz kirli olanlara çarpmaya başladık denilse daha doğru olacaktır.
çocukluk, cennete bile değişilebilecek olandır.
çocukluk, cennete bile değişilebilecek olandır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar