bugün

görsel
görsel
Yolu uzundu türkülerin
Çek kınından hasretini
Diline sür
Gel diyen sesinle
Yüreğimden vur beni..
görsel
görsel
Parçalara ayrılır ve Parçalardansa çatlaklara.

Aynı zamanda Endişe dolu Bir seçimdir, belki pişmanlıktır.
Kimi zaman çıkmaz yollara çıkarken yolunuz, bir başka yol çıkmaz yolu bile göstermez size. Sonu yoktur.
Karışıktır.
"Yalanlar var, duyunca inanırsın;
N'olur git, kalırsan... Kırılırsın."
Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişirsen; hem yolunu kaybedersin, hem dostunu.
(bkz: menzil)
iş çıkışı koştur koştu beş aktarma ile 4 saat yol yaptığım zamanlar geliyor aklıma onun için, yorgunum diyip döner yatardı. Sevilince yine yaparız nolcak ki, enayilikten ölen olmuyo.
Bahardım soldum uzun yıllar ardında
Turnalar geçti başımdan sokaklarımdan
Yollar akıp giderken yıllar geçip giderken
Yolum, yoldaşım oldu

Sokaklarda kan vardı
Ölüm vardı hatıramda
Kaybolurken genç ömürler
Zaman sustu beni yol tuttu.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yol_(film)
görsel
Doktrin de yol, siktir et de yol, yol...
Gazapizm'in derin izler bırakan şarkısıdır. https://m.youtube.com/watch?v=Jeml6q-XcXk
Akılda kalıcı sahneler içeren bir yerli film.
ispanyol yazar Miguel Delibes’in üçüncü romanıdır.
niyazı koyuncu'nun şarkısıdır.
akılda kalıcı bir yerli film.
görsel
görsel
– Bak, benimle evlenince öyle başka erkeklerle konuşmak, istemediğim giysileri giymek, dışarı çıkmak, etrafa bakmak yok ona göre.
+ Bana çok uzun mektuplar yaz ama sakın bizim adrese gönderme, babam kızar.
– Senin baban da çok geri kafalıymış.
Gidicem be. Öyle ya da böyle, bugün ya da yarın o yolları ardıma katıp gidicem. Günümü dolduruyorum Allah biliyor ne zaman biticek.
cekimi ve oyunculuğu guzel film.
Fakat tam olarak güzel yansitilamamis. Misal duvar filmi cok iyi anlatilabilmis. Eksiksiz neredeyse. Ödülu hak etmis mi derseniz hak etmistir.
geçen yaz, kuzenimle beraber uzun bir yola çıkmayı planladık. gün geldi, gerçekleştirmek için yola çıktık. yolumuzun üzerinde senin memleketin bulunuyordu. geçmek istemedim ama kuzenime de diyemedim oradan geçmeyelim diye. neden diye soracak, anlatacağız edeceğiz uzun iş. katlanırım dedim. katlandım da.

bir iki saat gittikten sonra, yol üzerinde yer alan tabelalarda memleketinin ismi yazmaya başladı. beni aldı bir telaş! sanki yol sana geliyor gibi hissetmeye başlamıştım. büyük bir heyecan duyuyordum. oraya, senin memleketine yaklaştıkça fikrim değişti. iyi ki gelmişim demeye başladım. sağ ön koltukta girdim memeleketinin içine. karından giren bir bıçak gibiydi araba. flulaştı şehir içinde her şey benim için. sonra dedim kuzenime, bir çekte çay içelim şuradaki kahvede.

kahvehane aynıydı. 18 yaşımda adımımı attığım ve bir düğün için gelip de, düğünden sıkılıp maç izlediğim, karadenizin terk edilmiş izlenimi veren bir kazasında. çay söyledim, aynı yere aynı şekilde oturdum. tv'de yine maç vardı.

kuzenle çaylarımızı yudumlayıp bitirdik. arabaya ağır ağır yürüdüm. kuzen normalde arabada sigara içittirmez. yaktım, at mat dedi. siklemedim.

şehrinden çıkarken, seni oradan almışım gibi hissettim. 2 saat kadar arka koltukta olduğunu düşündüm ve benimle gelmişsin gibi hissettim. kafamı her arkaya çevirmem de yokluğun çarptı yüzüme birer tokat gibi.

bunları böyle şeyleri buraya yazıyorum çünkü, artık canımı acıtmıyor. artık devam etmek istiyorum ve başarıyorum galiba.

anılar, ben yaşadıkça varlar ya da hatırladıkça..
© copyright 2005 - 2026