bugün
- sözlükte tanıdığınız en iyi kişi23
- gocu'ya özgürlük9
- gocu'nun çaylaklık durumu kaldırılsın6
- farklı mısın4
- gocu9
- sözlük hesabını sil perileri4
- yeşil parka giyen kız4
- fatma betül sayan kaya49
- ne yazarsam yazayım çaylak olmuyorum4
- senden benden trilyonları çalanlar5
- kahve ve sigara ile yağmuru izlemek3
- sabahları nefret edilen şeyler11
- arkadaşlar beni neden sevmediniz3
- 4 ekim 2026 konohafest saldırısı3
- riyad da ikinci mekke ittifakı toplantısı3
- yıldız tilbe kızılı2
- ideal bira bardağı3
- cemil ipekçi2
- arkadaşlar çok uykum var2
- hepinizden nefret ediyorum ama tek başıma da canım2
- fon mağdurlarının ana para iadelerini beğenmemesi2
- pazartesi sabah 7 de spor salonuna giden insan3
- sarımsak6
- cin filmleri4
- türk korku filmi klişeleri3
- pazartesi sabahı erken kalkmak için bir neden3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- bir erkeğe yapılabilecek en iyi iltifat10
- pizza5
- italya türkiye maçı saat 21 45 te atv de3
- pizza margarita4
- iwf yapay zeka çocuk istismarı materyali artışı2
- yaşlı ve bunak sözlük yazarları3
- sözlük gıybeti12
- dünyanın en yakışıklı erkekleri listesi8
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması43
- cin musallat olan kişi nasıl anlaşılır3
- asrın soygunu14
- hangi tatlısınız10
- kapatıcı kullanılmayan gün12
- nasıl birisiniz8
- akp seçmeni16
- kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler7
- anın görüntüsü20
- napıyorsunuz8
- dokunulmasından hoşlanmadığınız yerleriniz7
- türkiye'nin yemen de mekke ittifakı tartışması2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı18
- gunluklerim aylik olmus11
- arkadaşlar naber ya8
Olduğu bilinen ne olduğu ise bilinmeyen kuvvet.
F=mg nin ' g' sidir. Küçükken babanız sizi havaya attığında tekrar tutuyorsa, annenizin attığı terlik yatay eğik atışla size çarpıyorsa işte bunlar hep yerçekimi.
bir fatih balkış romanı. doğru yazılışı 'yerçekimi' ama neyse.
telefonumun yere düşüp çizilmesine neden olan fiziki olgu. kötü yanları da var tabii.
g=mg/r.r dir.
(bkz: uzay itimi)
armuttun dibine dusmesinin sebebi.
Yerçekimini anlamak istiyorsanız,kara delikleri incelemek akıllıca olur.Nispeten bu kadar küçük bir yerde, bu kadar çok yerçekimininin uygun bir şekilde yoğunlaşmasını hiç bir yerde bulamazsınız.
Bir açıdan,aslında,kara delikler yerçekiminden başka bir şey değiller.Einstein, yerçekiminin uzay zaman bükülmesi, karadeliklerin de büyük uzay zaman çukuru olduğunu göstermiştir. içine düşen tüm maddeler, geride hiç birşey bırakmayıp,uzay zaman geometrisinde bükülüp hiçliğe doğru homojenleşirler.
Kara delikler daha çok madde yuttuklarından, tabii ki büyürler. Ama, genişleyen karadeliğin hacmi değil, yuttuğu şeyin miktarına göre yüzey alanıdır. Bazı açılardan, kara deliğin olay ufku içine giren hiç bir objenin geri dönüşü olmadığı sferikal-yuvarlak sınır kara delik tarafından ne kadar yutulma gerçekleştiğinin kaydını tutar. Daha teknik olarak, 1970lerde John Archibald Wheelerın öğrencisi Jacob Bekensteinın gösterdiği üzere; bir kara deliğin yüzey alanı o kara deliğin entropisine dayanmaktadır.
1990larda, diğer fizikçiler (Jacob Bekenstein ve Leonard Susskind bu görüşü, ortaya koydukları holografik prensip ile daha da ileri götürdüler. Holografik prensip: 3 boyutlu hacim içinde olan bilgi onu çevreleyen 2 boyutlu sınır ile tamamen tarif edilebilir. Tıpkı sıradan bir holografik görüntünün 2-Dli düz yüzey üzerinde 3-D görüntü göstermesi gibi, doğanın kendisi de uzayın içindeki bir bölge hakkındaki bilgiyi yüzeyinde onu çevreleyerek depolayabilir.
Düşünürseniz, bu o kadar da tamamen çılgınca değil. Bir 3-D uzayda bilgisinin kendi sınırlarında tututalacığının bilindik yolları var. Duvarlarda aynalar olan ve 3-D nesnelerle dolu olan bir oda hayâl edin. 3-Dli odada 2-Dli aynalar üzerinden herşeyi 3-D oluşturabilirsin.
1995 yılında, fizikçi Juan Maldacena, holografik fikri daha da geliştirdi. Özünde, yerçekimi olmadan üç uzaysal boyutta fiziği tarif eden kuantum matematik, yerçekimli bir dört boyutlu uzayı tarif eden matematiğe eşit olabilir. (iki farklı matematiksel tanımlamanın bu gibi eşitliğine dualite-ikilik denmekte.)
Maldacenanın görüşüne göre holografi kuantum fizikle birleşen yerçekimine bir anahtar, bir çözüm yolu olabilir. Fizikçiler on yıllardır, yerçekimini kuantum alan teorisine katmak için bir yol aramaktaydılar. Eğer Maldacena haklıysa, o zaman, görünen o ki ihtiyacınız olan; ekstra bir uzay boyut.(süpersicim teorisinde doğal olarak elde edilen) Eklenen bir boyut dikkate alındığında, yerçekimli uzay-zaman, kuantum alan teorisi tarafından tarif edilen fiziğin kendi sınırlarında oluşmuş oluyor.
Daha sonra bu fikir yeni bir içerikte yeniden ele alındı. Bazı fizikçiler yerçekiminin kuantum dolanıklıklaEinsteinı şaşırtan uzak parçacıkların birbiri ile olan garip bağlantısı ilgili bir şeye sahip olduğunu ortaya attılar ve Maldacena tarafından tanımlanan holografik dualitenin yerçekim-dolanıklık bağlantısı ile bir ilişkisi olduğu gözükmektedir.
British Columbia Üniversitesinden Mark Van Raamsdonk 2001 yılında yazdığı yazısında şunları söylüyor: karşılıklı uyumlu geleneksel kuantum sistemde, yerçekimi resmindeki uzay zamanın açığa çıkması, derinlenemesine kuantum dolanıklılıkla bağlantılıdır Dolanıklığın kuantum fenomenin doğal olarak klasik uzay zaman geometrisinin oluşması için önemli olduğunun açığa çıkması çok büyüleyici.
Daha yeni bir çalışma yerçekimi-dolanıklık bağlantısının tensörler adı verilmiş matematiksel araçlarla ilişkilendirmekte. Çoklu parçacıkların nasıl dolanık olduğunu ölçmek için tensör ağlarını kullanarak pek çok parçacığın karmaşık sistemlerdeki dolanıklığını tarfi etmek kolaylaşmakta.
Fizikçiler tensör ağları kullanarak, süperiletkenler gibi daha basit kuantum madde analizini sağlayacak alogritmalar geliştirmekteler. Bu çalışma yıllardır devam etmekte. Tensör ağlarla ilgili daha yeni bir çalışma, holografik prensibin dolanıklığı yerçekimi ile nasıl ilişkilendirdiğine dair görüş sunmakta.
Almanya, Johannes Gutenberg Üniversitesinden fizikçi Román Orús şunları yazmakta: Kıvrılan uzay zaman gibi önemli fiziksel objeler, holografi vasıtasıyla tensör ağ durumlarındaki dolanıklıktan doğal olarak açığa çıkmakta.
Özellikle, MERA adıyla adlandırılan tensör formülasyonu (çok ölçekli dolanıklık renormalizasyonunun ansatzı-tahmin yürüterek hesap yapılması) yerçekimini anlama konusunda umud vaadedici. MERA tensör ağı, Maldacenanın dualitesinde tartıştığını andıran ekstra boyutsal uzayın bir geometrisini yaratarak, belirli karmaşık kuantum sistemlerindeki dolanıklık kalıplarını tarif eder. Bir başka deyişle, bu, kuantum alan teorisi-yerçekimi dualitesinin gerçek yaşam tasavvurudur.
Orús yazısında şunu söylemekte: Bu açıdan bakıldığında, birisi, geometri (ve yerçekimi) kuantum çok-kütleli hallerdeki lokal dolanıklık kalıplarından açığa çıktığı görünüyor, diyebilir. Dolayısıyla, O, tensor ağ yaklaşımının, Raamsdonk ve diğerlerinin daha önceki çalışmalarında ulaştıkları; yerçekimsel uzay zaman kuantum dolanıklıktan açığa çıkmakta. sonucunu desteklediğini belirtmekte.
Orús, bu tensörler, dolanıklık ve yerçekimi arasındaki bağlantının kara deliklerin fiziğini çalışmada ya da çok küçük mesafelerdeki uzay zamanın kuantum doğasını araştırmada yararlı olabileceğini kanıtlamakta olduğunu dile getirmekte.
Tensör ağlarının dolanıklığı uzay zaman geometrisine nasıl bağladığının matematiksel detayları temel günlük tutularak yazılanların çok ötesinde bir şey. Eğer Hilbert uzayı, dolanıklık renormalizasyonu ve üniter-birleştirici ve izmetrik-eşölçekli tensörler hakkındaki tüm bilgileri okumak isterseniz, Harvardlı fizikçi Brian Swingleın 2012de yazdığı Physical Review D. adı altında yazıdığı çalışmasını okuyabilirsiniz. Ayrıca, Orús da bu konuda çok yeni bir çalışma yayınlamıştır.
O çalışmasında kendisi, tensor ağlarının son zamanlardaki ilerlemenin pek çoğunun 2000li yılların en sıcak gündem maddesi olan kuantum enformasyon teorisinin gelişimi ile gerçekleştiğini açıklamakta ve şunları yazmakta: Bugün için, tensör ağları ile yeni bir kuantum yerçekimi döneminin başladığı belki de söylenebilir. Gelecek kesinlikle çok heyecan verici.
Bir açıdan,aslında,kara delikler yerçekiminden başka bir şey değiller.Einstein, yerçekiminin uzay zaman bükülmesi, karadeliklerin de büyük uzay zaman çukuru olduğunu göstermiştir. içine düşen tüm maddeler, geride hiç birşey bırakmayıp,uzay zaman geometrisinde bükülüp hiçliğe doğru homojenleşirler.
Kara delikler daha çok madde yuttuklarından, tabii ki büyürler. Ama, genişleyen karadeliğin hacmi değil, yuttuğu şeyin miktarına göre yüzey alanıdır. Bazı açılardan, kara deliğin olay ufku içine giren hiç bir objenin geri dönüşü olmadığı sferikal-yuvarlak sınır kara delik tarafından ne kadar yutulma gerçekleştiğinin kaydını tutar. Daha teknik olarak, 1970lerde John Archibald Wheelerın öğrencisi Jacob Bekensteinın gösterdiği üzere; bir kara deliğin yüzey alanı o kara deliğin entropisine dayanmaktadır.
1990larda, diğer fizikçiler (Jacob Bekenstein ve Leonard Susskind bu görüşü, ortaya koydukları holografik prensip ile daha da ileri götürdüler. Holografik prensip: 3 boyutlu hacim içinde olan bilgi onu çevreleyen 2 boyutlu sınır ile tamamen tarif edilebilir. Tıpkı sıradan bir holografik görüntünün 2-Dli düz yüzey üzerinde 3-D görüntü göstermesi gibi, doğanın kendisi de uzayın içindeki bir bölge hakkındaki bilgiyi yüzeyinde onu çevreleyerek depolayabilir.
Düşünürseniz, bu o kadar da tamamen çılgınca değil. Bir 3-D uzayda bilgisinin kendi sınırlarında tututalacığının bilindik yolları var. Duvarlarda aynalar olan ve 3-D nesnelerle dolu olan bir oda hayâl edin. 3-Dli odada 2-Dli aynalar üzerinden herşeyi 3-D oluşturabilirsin.
1995 yılında, fizikçi Juan Maldacena, holografik fikri daha da geliştirdi. Özünde, yerçekimi olmadan üç uzaysal boyutta fiziği tarif eden kuantum matematik, yerçekimli bir dört boyutlu uzayı tarif eden matematiğe eşit olabilir. (iki farklı matematiksel tanımlamanın bu gibi eşitliğine dualite-ikilik denmekte.)
Maldacenanın görüşüne göre holografi kuantum fizikle birleşen yerçekimine bir anahtar, bir çözüm yolu olabilir. Fizikçiler on yıllardır, yerçekimini kuantum alan teorisine katmak için bir yol aramaktaydılar. Eğer Maldacena haklıysa, o zaman, görünen o ki ihtiyacınız olan; ekstra bir uzay boyut.(süpersicim teorisinde doğal olarak elde edilen) Eklenen bir boyut dikkate alındığında, yerçekimli uzay-zaman, kuantum alan teorisi tarafından tarif edilen fiziğin kendi sınırlarında oluşmuş oluyor.
Daha sonra bu fikir yeni bir içerikte yeniden ele alındı. Bazı fizikçiler yerçekiminin kuantum dolanıklıklaEinsteinı şaşırtan uzak parçacıkların birbiri ile olan garip bağlantısı ilgili bir şeye sahip olduğunu ortaya attılar ve Maldacena tarafından tanımlanan holografik dualitenin yerçekim-dolanıklık bağlantısı ile bir ilişkisi olduğu gözükmektedir.
British Columbia Üniversitesinden Mark Van Raamsdonk 2001 yılında yazdığı yazısında şunları söylüyor: karşılıklı uyumlu geleneksel kuantum sistemde, yerçekimi resmindeki uzay zamanın açığa çıkması, derinlenemesine kuantum dolanıklılıkla bağlantılıdır Dolanıklığın kuantum fenomenin doğal olarak klasik uzay zaman geometrisinin oluşması için önemli olduğunun açığa çıkması çok büyüleyici.
Daha yeni bir çalışma yerçekimi-dolanıklık bağlantısının tensörler adı verilmiş matematiksel araçlarla ilişkilendirmekte. Çoklu parçacıkların nasıl dolanık olduğunu ölçmek için tensör ağlarını kullanarak pek çok parçacığın karmaşık sistemlerdeki dolanıklığını tarfi etmek kolaylaşmakta.
Fizikçiler tensör ağları kullanarak, süperiletkenler gibi daha basit kuantum madde analizini sağlayacak alogritmalar geliştirmekteler. Bu çalışma yıllardır devam etmekte. Tensör ağlarla ilgili daha yeni bir çalışma, holografik prensibin dolanıklığı yerçekimi ile nasıl ilişkilendirdiğine dair görüş sunmakta.
Almanya, Johannes Gutenberg Üniversitesinden fizikçi Román Orús şunları yazmakta: Kıvrılan uzay zaman gibi önemli fiziksel objeler, holografi vasıtasıyla tensör ağ durumlarındaki dolanıklıktan doğal olarak açığa çıkmakta.
Özellikle, MERA adıyla adlandırılan tensör formülasyonu (çok ölçekli dolanıklık renormalizasyonunun ansatzı-tahmin yürüterek hesap yapılması) yerçekimini anlama konusunda umud vaadedici. MERA tensör ağı, Maldacenanın dualitesinde tartıştığını andıran ekstra boyutsal uzayın bir geometrisini yaratarak, belirli karmaşık kuantum sistemlerindeki dolanıklık kalıplarını tarif eder. Bir başka deyişle, bu, kuantum alan teorisi-yerçekimi dualitesinin gerçek yaşam tasavvurudur.
Orús yazısında şunu söylemekte: Bu açıdan bakıldığında, birisi, geometri (ve yerçekimi) kuantum çok-kütleli hallerdeki lokal dolanıklık kalıplarından açığa çıktığı görünüyor, diyebilir. Dolayısıyla, O, tensor ağ yaklaşımının, Raamsdonk ve diğerlerinin daha önceki çalışmalarında ulaştıkları; yerçekimsel uzay zaman kuantum dolanıklıktan açığa çıkmakta. sonucunu desteklediğini belirtmekte.
Orús, bu tensörler, dolanıklık ve yerçekimi arasındaki bağlantının kara deliklerin fiziğini çalışmada ya da çok küçük mesafelerdeki uzay zamanın kuantum doğasını araştırmada yararlı olabileceğini kanıtlamakta olduğunu dile getirmekte.
Tensör ağlarının dolanıklığı uzay zaman geometrisine nasıl bağladığının matematiksel detayları temel günlük tutularak yazılanların çok ötesinde bir şey. Eğer Hilbert uzayı, dolanıklık renormalizasyonu ve üniter-birleştirici ve izmetrik-eşölçekli tensörler hakkındaki tüm bilgileri okumak isterseniz, Harvardlı fizikçi Brian Swingleın 2012de yazdığı Physical Review D. adı altında yazıdığı çalışmasını okuyabilirsiniz. Ayrıca, Orús da bu konuda çok yeni bir çalışma yayınlamıştır.
O çalışmasında kendisi, tensor ağlarının son zamanlardaki ilerlemenin pek çoğunun 2000li yılların en sıcak gündem maddesi olan kuantum enformasyon teorisinin gelişimi ile gerçekleştiğini açıklamakta ve şunları yazmakta: Bugün için, tensör ağları ile yeni bir kuantum yerçekimi döneminin başladığı belki de söylenebilir. Gelecek kesinlikle çok heyecan verici.
(bkz: kütle çekimi)
(bkz: gravity)
hepsi o yer çekirdeğindeki kuvvetli çekim gücü olan metallerden kaynaklanır.. tabi vücudumuzda onlarla mıknatıslama yapacak metaller sayesinde..
başrollerinde sandro bullock ve george clooney nin oynadığı güzel bir bilim kurgu filmi.
nefesinizi tutturacak sahneler var. kurgusu çok iyi.
uzaya meraklı olanların mutlaka izlemesi gereken bir film.
nefesinizi tutturacak sahneler var. kurgusu çok iyi.
uzaya meraklı olanların mutlaka izlemesi gereken bir film.
tamam bu yasa ve kanunu kabul etmiş ve newton'a olan saygımız sonsuzdur. ama memelerden ötürü sevemedim ne yazık ki. hatta böyle bir sloganda olabilir ; memelerden ötürü sevemedik yerçekimini.
belin bükülmesine neden olan fizik şeysi.
yapılabilecek bir sakarlık sonucu olarak annenin güzelim porselen takımını takım halinden çıkarmanın nedeni, şeytan kulağına kurşun.
beni bırakmayandır.
amerika'da bir grup bilim(!) adamı, 'higher power' sayesinde olduğunu iddia ediyor bu fizik yasasının oluşmasını. yani bilinen dünyanın merkezinden oluşan bir çekim kuvveti yok diyorlar.
dünyada şimdikinden fazla olsa atmosferin çok fazla amonyak biriktirmesine sebep olacak evrenin dört temel kuvvetinden biri.
yav kardeşim siz hala burda mısınız? yer çekimini çökerten adam aha da (bkz: https://www.youtube.com/watch?v=UxmF1X19_sY) yiyorsa bunu da açıklayın ateistler.
olmasını istemediğim yasa. ne demiş osman bey; ben yazmasam, sen gitmesen, biz düşmesek olmasa keşke yer çekimi, en çok itaat ettiğimiz yasa.
Yerçekimi dünyanın çeşitli noktaları arasında %1'e varan oranda farklılık gösterebiliyor.
aklımın almadığı hede.
manyetik olmayan cisimleri kendine nasıl çekebiliyor bu zalim dünya? nasıl mümkün bu?
manyetik olmayan cisimleri kendine nasıl çekebiliyor bu zalim dünya? nasıl mümkün bu?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar