bugün
- tai lung43
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi7
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar4
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- kendini eleştirebilen insan7
- büyü yaparken etik kurallar nelerdir5
- salça yapan sözlük kızı10
- victor osimhen9
- büyü yapan sözlük yazarları7
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı15
- sözlüğün en taşaklı kadını4
- enayimiknatisii21
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması4
- melih gökçek16
- şeytan'ın ağır işsiz olması3
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- askerde yaşanılan zorluklar5
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi29
- fırında yoğurt mayalama2
- evde yoğurt yapabilen erkek2
- hangi yazar hangi yazara4
- mucizelere inanıyor musunuz2
- kinoa çorbası4
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği13
- sibel can'ın kilo alıp verdiği dönem3
- domates konservesi2
- izmirbeyefendisi6
- manipülasyoncu kişilik bozukluğu3
- lise mezunu olup ateist olan tip8
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi4
- sevgilim var8
- başakşehir gs den puan alsın eşek gibi anırırım2
- durduramazsınız ak parti geliyor9
- sözlük erkeklerinin kombinleri9
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- anın görüntüsü22
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- sarapci koala55
- bacha bazi3
- allah beni cennete alacak mı diye endişelenmek5
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- seri eksicinin parfümü2
- keçiboynuzu5
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim14
- bu dünya hayatının ebedi olması4
- tebliğciler3
- adana demirspor5
- israiliyat2
- melih gökçek'in şüpheli sıfatıyla ifade vermesi2
dinlediğiniz sanatçıların birer birer bu dünyadan göçüp gitmesi. anıların olması ve onları özlemek, hüzünlenmek onları hatırlarken yüzünde bir tebessüm oluşmasıdır.
artık hiçbir şarkının anlamlı gelmemesidir.
macera hissinin sona ermesi. kırkımı bitirmek üzere olduğum şu günlerde yavaş yavaş etkisini hissetmekteyim. filmler, müzik, kitaplar, kadınlar artık ilgi çekici gelmiyor eskisi gibi. bir havadis değeri olmaktan çıktı. hayatla oyunlar oynamanın da bir esprisini görememeye başladım. sadeleşme, olabildiğince yalnızlaşma, uzaklaşma, daha da dışarı kalma isteği ana motife dönmekte. bu yaşa geldiğinde kimi sığınakları yaratamamış birisiyseniz benim gibi, bu olup bitenden sıyrılmaya bir gerçeklik verememekten kaynaklanan bir daralma kalıyor elde. bu da fena haliyle. içinde olmak istemediğinizin içinde kalmaya ve içerisinde oyunlar oynamaya da devam ediyorsunuz az biraz katlanılır kılma adına ama istediğiniz bu oyunlara tamamen bir son vermek ve başka bir yaşama gidebilmek. can sıkıcı. filmleri izlemeye, şarkıları dinlemeye, karşınıza çıkan kadınlara ilgi göstermeye, bir kitabın ilk sayfasını açıp sonrasında kendinizi yüzüncü sayfasında bulmaya, arkadaşlarla zaman geçirmeye, yeni giysiler almaya, bir takım yerleri görmeye devam ediyorsunuz. oysa bunlar artık bir şey olmaktan çıkalı çok zaman oldu. devri ve hikayesi bitmiş bir kimse olarak elinizde kalan tekrarlarınıza dönüyor.
vücut hücrelerinin yıpranması ve yavaş yavaş ölüme geçişidir.
kaçınılmaz bir sondur ve her insan karşılaşacaktır ancak ihtiyarlamak ve yaşlanmak arasındaki ince çizgiyi de bilmek gerekir. herkes yaşlanır ama herkes ihtiyarlamaz kolay kolay. 70 yaşına gelip de gayet dinç olan erkekler ve kadınlar vardır ama çok düşük bir yüzde ama ne olursa olsun gene de bu türde şahıslar mevcuttur dünya üzerinde.
gençliğe borçlanmak.
hem de öyle borçlanmak, ki yüzde eksik olması istenen kırışıklıklara bakamamak. saça su vurup havluyla kuruturken, havlunun iplikleri arasına sıkışmış saç tellerine hasret kalmak. önceleri beyazdı dediğin dişlerin, sarının tonlarından kahveye doğru gittiği günlerde, ''diş fırçası''na küsmek, diş macununu ne zaman aldığını hiç mi hiç hatırlamamak. içten bir şey yapmak için şevk gelmemesi. önceleri mahallede top oynayan çocuklara karışırken, şimdilerde ''ekmeğimi alayım da, kapımdan içeri gireyim'' diyebilmek. ekmek parası telaşının yaşlanmak kelimesine olan doğru orantısını çözmeye çalışmak. daha çok yorulmak, yoruldukça kaçmak, hareketten kaçmak, devinimden kaçmak. aşık olmamak, olamamak; eski defterleri karıştırıp, eskilerin mutluluğunu gördükçe, dürülen o defterlere pişman olmak. yalnızlığa mahkum olmaktır belki de, tek kişilik yatakta.
hem de öyle borçlanmak, ki yüzde eksik olması istenen kırışıklıklara bakamamak. saça su vurup havluyla kuruturken, havlunun iplikleri arasına sıkışmış saç tellerine hasret kalmak. önceleri beyazdı dediğin dişlerin, sarının tonlarından kahveye doğru gittiği günlerde, ''diş fırçası''na küsmek, diş macununu ne zaman aldığını hiç mi hiç hatırlamamak. içten bir şey yapmak için şevk gelmemesi. önceleri mahallede top oynayan çocuklara karışırken, şimdilerde ''ekmeğimi alayım da, kapımdan içeri gireyim'' diyebilmek. ekmek parası telaşının yaşlanmak kelimesine olan doğru orantısını çözmeye çalışmak. daha çok yorulmak, yoruldukça kaçmak, hareketten kaçmak, devinimden kaçmak. aşık olmamak, olamamak; eski defterleri karıştırıp, eskilerin mutluluğunu gördükçe, dürülen o defterlere pişman olmak. yalnızlığa mahkum olmaktır belki de, tek kişilik yatakta.
tükenmeye başlamaktır.
ruhen olanı bedenen olanından daha zordur daha kötüdür. birinde hayalleriniz tükendiğinde ölürsünüz diğerinde kalp atışlarınız.
ruhen olanı bedenen olanından daha zordur daha kötüdür. birinde hayalleriniz tükendiğinde ölürsünüz diğerinde kalp atışlarınız.
sevgili günlük; bugunlerde dante gibi aynaya baktıgım da kulak kepçemde siyah bir kıl gördüm sonuç olarak bu durum somut olarak yaşlanma belirtisi zaten çocukların bana amca demesinden şüphelenmiştim.
her dökülen yaprağın arkasından ağlamak gibidir.
her duyulduğunda tezer özlü'yü akla getirir.
"hic kimseyle birlikte yaşlanmak istemiyorum. kendimle bile."
"hic kimseyle birlikte yaşlanmak istemiyorum. kendimle bile."
Vücudun en berbat hali.
insan yaşamının maddi manevi yürüyerek belki de koşarak gelmiş olduğu final noktası.
insanın artık acelesi yoktur, hareketleri tamamen yavaşlamıştır. Geçmişin aynasında Azrail'in göz bebekleriyle buluşma beklenmektedir.
'La finale'
insanın artık acelesi yoktur, hareketleri tamamen yavaşlamıştır. Geçmişin aynasında Azrail'in göz bebekleriyle buluşma beklenmektedir.
'La finale'
hayatın tek gerçeğidir. ne zaman duysanız
ben çok gencim bunları düşünmek için çok erken diyebilirsiniz. ama adım adım yaklaşırsınız.
hayatı kısaca özetlersek ;
çocuk&gençseniz : zaman + enerji vardır para yoktur.
biraz büyüyüp işe girince: para + enerji vardır ama zaman yoktur.
yaşlanıp emekli olunca : para +zaman vardır ama bu seferde enerjiniz yoktur.
(bkz: entry nick uyumu)
swh
edit: eskiden nickim hayat bizi 61 yere idi. artık entry-nick uyumuna sahip değil bu entry.
ben çok gencim bunları düşünmek için çok erken diyebilirsiniz. ama adım adım yaklaşırsınız.
hayatı kısaca özetlersek ;
çocuk&gençseniz : zaman + enerji vardır para yoktur.
biraz büyüyüp işe girince: para + enerji vardır ama zaman yoktur.
yaşlanıp emekli olunca : para +zaman vardır ama bu seferde enerjiniz yoktur.
(bkz: entry nick uyumu)
swh
edit: eskiden nickim hayat bizi 61 yere idi. artık entry-nick uyumuna sahip değil bu entry.
Anti-oksidan içeren besinlerle yavaşlamaktadır.
GECELERiN UYUNMAK iÇiN OLDUĞUNU SANMAYA BAŞLAMAKTIR.
Halsizlik getirir. insan yaşlandıkça bebekliğine daha çok yaklaşır. Azalan marjinal fayda kanunu geçerlidir.
kaçınılmazdır.
Bir yanda içinizin kıpır kıpır olduğu çocukluğun diğer yanda bıyıkların yeni yeni terlediği gençliğin heyecanını tam yaşayamadan o yılları özler bulmaktır kendini.
Yaşlanmak belki ölümden bile daha kötüdür.
Çocukken sığındığınız anneniz babanız belki yoktur dünyada.
Beraber oynadığınız insanların bile bir kısmını kaybetmişsinizdir.
Yüzünüzdeki pürüzsüzlük yoktur. Her yanınız kırış kırış olmuş, damarlarınız çatlayacak kadar genişlemiştir.
Çocuk gibi hassas ve alıngan olmuşsunuzdur.
işe yarar olmadığınızı düşünür, inatla bir iş becermek için çabalar bazen de sakarlıklar yaparsınız..
Kolaylıkla hasta olursunuz..
Belki hastalıktan tuvalete bile gidemezsiniz.
Yanınızdan koşa koşa geçen her çocuk sizden bir şeyleri de alıp götürür.
Her an ölümle burun buruna hissedersiniz kendinizi.
Ve bu öyle bir histir ki yirmi yaşında bile sizi çökertebilir.
Çünkü nasıl on yaşında sümüğünü çeke çeke ilkokula gidiyorken üniversiteyi bitirecek yaşa geldiysen, bir gün yirmi yaşından yetmiş yaşına geleceğini bilirsin..
Ama yine de , herkes seni terketse bile, hasta olsan bile, yürüyemiyorsan bile bu dünyayı bir dakika daha görebilmek için savaşırsın..
Yaşlanmak belki ölümden bile daha kötüdür.
Çocukken sığındığınız anneniz babanız belki yoktur dünyada.
Beraber oynadığınız insanların bile bir kısmını kaybetmişsinizdir.
Yüzünüzdeki pürüzsüzlük yoktur. Her yanınız kırış kırış olmuş, damarlarınız çatlayacak kadar genişlemiştir.
Çocuk gibi hassas ve alıngan olmuşsunuzdur.
işe yarar olmadığınızı düşünür, inatla bir iş becermek için çabalar bazen de sakarlıklar yaparsınız..
Kolaylıkla hasta olursunuz..
Belki hastalıktan tuvalete bile gidemezsiniz.
Yanınızdan koşa koşa geçen her çocuk sizden bir şeyleri de alıp götürür.
Her an ölümle burun buruna hissedersiniz kendinizi.
Ve bu öyle bir histir ki yirmi yaşında bile sizi çökertebilir.
Çünkü nasıl on yaşında sümüğünü çeke çeke ilkokula gidiyorken üniversiteyi bitirecek yaşa geldiysen, bir gün yirmi yaşından yetmiş yaşına geleceğini bilirsin..
Ama yine de , herkes seni terketse bile, hasta olsan bile, yürüyemiyorsan bile bu dünyayı bir dakika daha görebilmek için savaşırsın..
yaşayanlar için kaçınılmaz sondur. Bilim insanları bu konuda birşeyler yapmadığı sürece kaçmanın tek yolu yaşlanmadan ölmektir
en büyük korkumdan bir önceki korkum. Anne babamın yaşlanması bile üzerken beni, kendimi hiç düşünemiyorum.
Not: en büyük korkum da ölmek, sevdiğim insanları kaybetmek zaten.
Not: en büyük korkum da ölmek, sevdiğim insanları kaybetmek zaten.
Su an farkettiğim icim bi kotu oldu.
Olgunlaşmiyorsaniz korkutucudur.
önce saça beyazlar düşer, sonra göz altlarında torpacıklar oluşmaya başlar, gıdılar çıkar göbek fışkırır cilt buruşur ve sürekli gençliğinden örnekler vermeye başladığında bilki artık yaşlanmassın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar