bugün

/63
güzel bir kız ismi. yaamır diye telafuz edilebilir.
her mevsim yağmur başka güzeldir.doyulmaz bir tat verir.huzurlu ve iç rahatlatıcıdır.
her şehrin yağmuru ayrı bir güzeldir.
her yağmur damlasının ayrı bir hikayesi vardır.tek tek düşerler birbirlerine değmeden...kibarca...
eğer bir bahçeli evin verendasındaysanız mükemmel,eğer işe yetişmeye çalışırken altında kaldıysanız üzücü,eğer sessiz bir ortamda arabanızın içinde trafiği ya da herhangi bir şeyi bekliyorsanız huzurlu olan doğa olayı.
(bkz: toprak kokusu)
yaratıcılığı artırıyor. durma lan ibnee.
şuan da ankara'ya baya şiddetli bir şekilde şırıl şırıl yağan,

olup olabilecek en güzel bayan ismi olan,

yağdıktan sonra ardında kendi güzelliği yetmezmiş gibi

bir de yağmurdan sonraki toprak kokusu adlı şaheseri bırakan,

hem sevindirebilme hem üzebilme kapasitesi yüksek olan şey.
dışarda yağmur var içimde hüzün ağlamaktan kör oldu iki gözüm.. ah ulan ahhhh.
güzel pazar günümü zehir eden şey. ıslandım hemde nasıl ıslandım yok böyle bir yağmur, ankara senden olmaz lan.
(#7933755)
--spoiler--
biraz yağmur yağsın, sıkıldım güneşten..!
--spoiler--
teomanın en güzel parçalarından birisidir. bildiğimiz yağmur olarak ise koşan mı yürüyen mi daha çok ıslanır konusu tam olarak çözülmüş değil.
Bazıları yağmuru hisseder bazıları ise yalnızca ıslanır.
Roger Miller
küçük yaşta cennete giden bebeklerin

anne özlemiyle akıttığı gözyaşı,

belki de ona dokunabilme isteği...
ruh haline göre huzur ile hüzün arasında seçim yapılan yağıştır. insan bir şeylere inanmak isterse en çok bu anlarda inanırmış gibi geliyor bana. çünkü yağmur, biraz ağır bir söylemle insanın ruhunu su yüzüne çıkarıyor usulca. alınan kararlar, düşünülen şeyler çok daha gerçek oluyor sanki.
yazın ağlamamayışının nedeni güneşi kırmamaktır.
Uyu! Gözlerinde renksiz bir perde,
Bir parça uzaklaş kederlerinden.
Bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
Mehtabın ördüğü saatler nerde?
Varsın bahçelerde rüzgar gezinsin,
Yağmur ince ince toprağa sinsin,
Bir başka alemden gelmiş gibisin,
Dalmış gözlerinle pencerelerde.

ahmet hamdi tanpınar.
adım adım geçer zaman , biter günüm..
ben nerdeyim?
yavaş yavaş batar güneş , hava soğuk...
sen nerdesin?

yağmur...
yağmur diner...

tanım: gökhan kırdar'ın haziran gecesi gibi gerzek bir diziye vererek kimseye değil kendisine hakaret ettiği muhteşem şarkıdır. akşam oluşlarında çalası...
doğduğum gün deliler gibi yağıyormuş. rüzgar da esiyorsa üşünür.
bu sene ne kadar da çok yağdı. ankara yı hafta sonu yine esir aldı. yağmur işte.
teoman a fazlasıyla ilham kaynağı olmuş damlacıklardır.

''hep seni hatırlatır, her cama çarptığında''
--spoiler--
yağmur...

ne kadar hüzünlü olsamda içim huzur dolar.

hele yağmur sonrası toprağın kokusu...yok böyle birşey...

dışarıda yağmur var...

yanımda doğurduğum arkadaşlarım...camdan dışarıda yağan yağmuru seyrediyoruz...

içimde tarifi imkansız bir huzur...
--spoiler--
cama vurup ortaya çıkardığı sesiyle uykuyu daha tatlı hale getirendir.
1-)hoş bir isim..
2-)yağdığında ruhumuzda bulunan tüm kötü düşüncelerin yok olduğuna inandığım su topluluğunun sağanak olanı.
içlerini yağmur dolduracaksan,
çıkarabilirsin hayatımın
parke taşlarını
yerlerinden.
nurullah genc in muhtesem siiridir...

Islaklığı sanadır ahımın, efgahımın
içimde hicranınla tutuşuyor nağmeler
Sendendir eskimeyen cevheri efkarımın
Nazarın ok misali karanlıkları deler
Bu değirmen seninle dönüyor; ahenk senin
Renkleri birbirinden ayıran mihenk senin

Bir hüzün ülkesine gömülüp kaldı adım
Kapanıyor yüzüme aralanan kapılar
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım

Yağmur, sayrılığıma seninle derman düştü
Beynimin merkezine ölümsüz ferman düştü
Silindi hayalimden bütün efsunu ömrün
Bir dönüm noktasında aklıma Rahman düştü

Nefsinle yeniden çizilecek desenler
Çehreler yepyeni bir degişim geçirecek
Aydınlığa nurunla kavuşacak mahzenler
Anneler çocuklara hep seni içirecek
Yağmur, seninle biter susuzluğu evrenin
Sana mü'mindir sema; sana muhtaçtır zemin

Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Kardeşler arasında heyhat, su-i zan düştü
Zedelendi sağduyu; körleşen iz'an düştü
Şarrkısıyla yaşadık yıllar yılı baharın
insanlık bahçemize sensizlik hazan düştü

Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakiş da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakiş da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım

Nurullah Genç

https://www.youtube.com/watch?v=feb2AfkNpjc
istanbul'a yakışandır.
Bulutlarla kavga ettiğinde hiç tutumaz kendini .
© copyright 2005 - 2026