bugün

/63
buharlaşan sevgimizi geri verir.
şiddetli olduğunda evden çıkmayı bile korkunç bir eylem haline getirebilir kendisi.
okula gitmiim diyorum ama, sunum var bugün. peh.
izlemesi pek bir zevkli olan doğa olayı. uzun zamandır özletmişti kendisini.
güzel başlayan bir iş gününü kabusa çeviren illet. sabah gayet özenle giyinir, işe gitmek üzere yola çıkarsınız. hava açık, elde şemsiye yoktur. birden bastırır bu, haber verme adeti yoktur. önce yanınızdan geçen bir arabanın sıçrattığı suyun altında serin bir duş alırsınız, akabinde iş yerine ulaştığınızda sıçana dönmüş saçlarınıza şekil vermeye, paçalarınıza bulaşan çamuru arındırmaya çalışırsınız. delirmek işten bile değildir.
gece gece onu hatırlatmıştır...
kahve-sigara-geniş bir pencere-müzik beşlisinin vazgeçilmezidir.
mükemmel bir ayna şarkısıdır.

"Yağmur ne güzel yağıyor
Rıhtımsız kumsallar gibi
Yağmur ne güzel yağıyor

Sakın sorma neredeydin kaç zamandır
Dur sorma özledim seni
Yağmuru dinle damla damla yüreğinde
Sessizce sarıl boynuma

Özlemin yanardı gecelerde
Çok uzak soğuk şehirlerde
Şarkılar söylerdim aşkımıza
Aşığım sana aşığım hala

Yağmur ne güzel yağıyor
Öyle kal yanımda"
yanıma şemsiye almamış olmam sebebi ile şu an dışarıda yağıyor mu diye merak ettiğim... yok yağıyorsa; eve nasıl ıslanmadan gidilir, onu düşünmeye başlayacağım... * * *
toprağa düştüğünde sesiyle huzur verendir.
(bkz: sırılsıklam)
bertuğ cemil'den geliyor:
küçük hesaplarla geçiyor yaşam
büyük kavgalar hep küçük şeyler için
arsız ayaklar altında alın teri
kırılgan naif elleri
yalanlar yalanlar yalanlar
bulutların ardındaki güneş gibi gerçek
sevilmeye muhtaçken kimileri
kirli avuçlara düşüverecek
yağmur
geri verecek buharlaşan sevgimizi
yağmur
sessizce silecek kibirimizi
vadide akmayı öğrendi nehrimiz
kas katı insanların arasında
sevincin resmi olacak doğa birgün
biz genişleyip denize varınca
yağmur
bazen tutkudan delirince
kapanmalı kendine
yağmurun kucağında
doymalı sessizliğe
yağmur
ekim ve kasım'a başka türlü yakışır.
(bkz: sweet november)
(bkz: here comes the rain again)
fallin' on my head like a memory , fallin' on my head like a new emotion...
insan tenine değen en saf, en duru şeydir.
niye kaçarız anlamam hiç...
yağmur yağmur yağmur geri verecek buharlaşan sevgimizi...
görsel
görsel

görsel

görsel
Yüzyıllık Yalnızlık * esnasında tam dört yıl, on bir ay, iki gün gerçekleşmiş doğa olayı. fena olmuş bu kadar da fazlası.
yılmaz erdoğanın çok güzel bir şiirinin adıdır. şöyle der biryerinde;
ben bir ağladımm.. şehre yağmur yağdı..
ve beni benden alır.
trakya'dan yola çıktı, geliyor.

daha nolsun. kocaeli civarlarında başlama düdüğü çalmak üzere. helecanla bekliyoruz.
nickime etki eden sevgili ismidir. bitane pamuktur o pamuk.
100 eksi de yesem gam yemem.
ardından harika bir toprak kokusu bırakan.
cem adrian şarkısıdır. *
görsel

görsel

görsel
özlenen, özletendir.
insan yağmur altında tüm akıl işlerini unutur adeta, yüreğinin sesine göre ya keder ya sevinç hakim olur. Kimi zaman da aşk eşlik eder bunlara ki işte o en güzelidir. Yüksek seste olmamak şartıyla güzel bir şarkı açılır ki yağmurun sesine eşlik etsin. Şayet açıldıysa şemsiye el alışkanlığıyla, hemen kapatılır, çantadaysa bırakın orada kalsındır; çünkü saçmadır hissedebilmek varken yağmuru, özgürlüğü ve hatta sonsuzluğu, hapsolmak ufak çatılar altına. ciğerlere dolan toprak kokusu, hissedilen her yağmur damlası bir neden daha ekler hayatı sevmeye, şükretmeye,bir de aşka...
tüm taneler küre halinde ve birbirine temas etmeden yere iner.
© copyright 2005 - 2026