bugün
- ölümden korkuyor musunuz16
- kız sesi duymak için müşteri hizmetlerini aramak5
- matrix te yaşadığımız gerçeği8
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek6
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı5
- zalbert ramstein8
- intihar düşüncesi6
- aşk6
- yesene beni diyen kız2
- ben basit bir insanım4
- cumartesi kahvaltısı5
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- yahudi düşmanlığı3
- bara giden erkeğin asıl amacı9
- evliliği zorlaştırmak3
- sözlükte ne değişti5
- hava su ateş toprak3
- sözlüğe resim yüklenememesi2
- flört etmeyen liberter öğretmen3
- iki yapay zekanın sohbeti2
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- idealizm vs materyalizm2
- anneanne3
- uludağ itiraf17
- at eti yiyen gay2
- insan olmaya ceyrek kala11
- queen feristah15
- bir kadından hoşlanmak4
- yazarların cuma akşamı planları4
- hafızayı sildirmek7
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- bir bela geliyor28
- fusya semsiyeli yabanci20
- gocu41
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- işiniz gücünüz yok mu11
- türkşad kunthan uçuk2
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- erkekler neden evlenmek ister15
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
Yahudi olması nedeniyle 1935 yılında Dresden Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırılan ve toplama kampına gönderilmekten eşinin Aryan olması nedeniyle kurtulan bir dilbilimcidir.
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar