bugün
- bir ilişkiyi kim yönetir18
- aleyna tilki7
- cd devrinin bitmesi4
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın2
- ata demirer dinin mizahı olmaz2
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek6
- en gıcık olunan insan davranışı5
- velvet48
- sikişirken hüzünlenmek5
- yeni sevgiliden beklentiler3
- pandela 319
- samsung4
- sokuk yazarlar4
- kürt hareketinin devşirme olması15
- sandalye8
- lamba5
- deniz göktaş'ın ölen yemenli çocuklar şakası2
- masa5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- ciguli kral16
- diamond bosphorus14
- amedspor12
- aysu türkoğlu2
- deniz göktaş34
- memduh bashgan9
- mony tontana11
- elektriği ödeyen adam7
- ptt de idari hizmet sözleşmeli sisteme geçilmesi2
- bik bik kaç yaşında10
- ahtapot yemek9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- iblis3
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- araf suresi 12 ayet2
- araf suresi 13 ayet2
- 2026 dünya kupası33
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- yürüyüş flörtü9
- evde kalmış kız kurusu7
- kemal kılıçdaroğlu20
- kokusuz küllük2
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- yapsam yaptım derim3
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- uludağ sözlük bir ailedir9
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen4
- bik bik abla vs vurduranlar12
Yahudi olması nedeniyle 1935 yılında Dresden Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırılan ve toplama kampına gönderilmekten eşinin Aryan olması nedeniyle kurtulan bir dilbilimcidir.
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar