bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı68
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim24
- iyi memenin sırrı6
- true esaretten kurtulacak4
- sözlükte kim kimle sevgili27
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar10
- ese dezze8
- engineer288
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri5
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok4
- fenerbahçeli yazarlar7
- kale3112 ifşa8
- sözlüğün en şık erkeği12
- futbol17
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- uefa şampiyonlar ligi7
- fenerbahçe14
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- liverpool fc6
- tacettin libosoglu4
- gel münihe sözünü tut travel4
- ben jesus olsam4
- kız sanılan ama erkek çıkan poposu güzel yazar6
- yakın zamanda çaylak olacakmış gibi hissetmek3
- nervio43
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı2
- almanca bilmek2
- willst du mich heiraten2
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- anto'nun kuyumcu olması3
- muhallebi yerken disi kirmak4
- herif olmanın zorlukları4
- kassız erkek neye benzer5
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- sözlük yazarlarından aforizmalar3
- sandra bullock3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik3
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- karadenizli kızlar3
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- hangi yazarlar nereliye benziyor4
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- herkesin beni evlendirmeye çalışması5
- 27 ocak 2027 atletico madrid fenerbahçe maçı3
- beni evlendir sözlük2
- istanbul cin kaynıyor3
- aşk9
Yahudi olması nedeniyle 1935 yılında Dresden Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırılan ve toplama kampına gönderilmekten eşinin Aryan olması nedeniyle kurtulan bir dilbilimcidir.
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Bir dilbilimci olarak Nazi rejiminin zehirli siyaset dilinin insanların iç dünyasında nasıl yer ettiğini, iktidar ideolojisinin gündelik dile usul usul nasıl nüfus ettiğini anlamak için 1933 ile 1945 arasında "Lingua Tertii imperii" "Nasyonel Sosyalizmin Dili adını verdiği bir günce tutar.
Anlamı, iktidar propagandasıyla bozulmuş, toplumun kollektif hafızasında yer ettiği şekilde kullanılmayan sözcüklerin, nefret duygularını besleyen, insanları biz ve onlar şeklinde bölen, düşmanlaştıran, hamasetle örülmüş bir yalan dilinin küçük arsenik dozajları gibi işlev göreceğini ve insanın muhakeme yetisini yavaş yavaş zehirleyeceğini dile getirir.
"Nazizm, insanların etine ve kanına tek tek kelimelerle, deyimlerle, cümle formlarıyla giriyor, milyonlarca defa tekrarlayarak kendini dayatıyor, bunların mekanik ve bilinçsiz bir şekilde devralınmasını sağlıyordu" diye yazar Klemperer.
Bir meseleyi dile getirirken nerede duruyoruz, tam olarak ne söylüyoruz, kimin sözünü çoğaltıyoruz sorularını bir diken gibi zihnimizin içine taşımak gerektiğini hatırlatır. Muhalif geçinerek iktidarın sözünü dolaşıma sokmak, hakim ideolojiyi perçinlemek gayet mümkündür. Dahası iktidarın yakıcı dilinin, ezdiği, mağdur ettiği insanların diline bile sinebileceğini acı verici örneklerle gösterir.
Klemperer'in anlattıkları sadece Nazi Almanya'sı dönemi ile sınırlı değil. Uyarısının önemi burada yatıyor. Ülkemizde "Su Varlıkları Yok Oluyor, Gelecek Kuşakların Sağlığı Tehlikede" diyenlere "Bunlar kalkınma düşmanı" diyen; barış için mücadele edenleri "Vatan haini" olarak damgalayan dildir Lingua Tertii iMperii'nin dili. Hiç kuşkusuz bu yıkıcı dil asıl gücünü iktidarın propaganga makinasından değil o dili onaylayan, sahiplenen insanların ortak duyusundan alır.
Sesi duyulmayanların sesini çoğaltmanın, gözden ırak olanları görünür kılmanın, söylediğimiz sözün meşruiyetini belirleyen "tek kriter" haline geldiği zamanlar vardır. içinde olduğumuz zamanlar gibi. Ülkemizdeki siyasal iktidar kendine muhalif bellediği her kişinin- kurumun üzerinde tepinirken iktidarın sözüne, icatlarına meşruiyet kazandıracak her söz, yapılan her eylem Lingua Tertii imperii'nin diliyle konuşmaktır, o dille davranmaktır; semantik kalpazanlıktır.
(Bülent Şık, 30.08.2017, Cumhuriyet, Akademi Eki)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar