bugün
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam9
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği4
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- mika kase3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu3
- tinto brass3
- sobaları hazırlayın4
- terapi niteliğindeki şeyler12
- türklerin özellikleri5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- kediyi haşlanmış işkembeyle beslemek2
- cumali ceber2
- o 8 0 diyen biri vardı5
- sandra bullock4
- erkeği erkeğe düşüren cinsten karı2
- ilhan irem dinleyen erkek2
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- sözlükte kim kimle sevgili27
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- nervio43
- sabah yedi buçukta işe başlamak2
- tulumba tatlısı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- kaşe2
- emre iptal kuyt ile devam2
- fil dişi bacak toz pembe ten kirpikler'na parmak2
- votka2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir3
- kışın gelmesi2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- aşk10
- sözlüğün en şık erkeği12
- fenerbahçeli yazarlar8
- türkiye ve avrupa farkları2
- büzülmüş çizgili dudaklar2
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- arabada sakso4
- soğuk sabah2
- iyi menemenin sırrı7
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- iyi memenin sırrı7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- febelilerin herşeyi abartması3
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- muslettin amca14
- sözlük kürdü55
tam zamanı ve "hava yağmurlu, sözlük kızları yatmış ve entellektüelleşebiliriz beyler" diyerek vergi konusuna değinelim.
en son söylenecek şeyi ilk önce söyleyelim de birileri (genellikle embesil, hödük, cahil vb yaşam formları) konuyu yanlış anlayıp "son vorgoyo korşomoson?" diye çemkirmesin.
her ne kadar vergi dediğimiz olgu insanların bir arada yaşama serüveni ile başlasa da verginin çıkmasında en büyük itici güç güvenlik gerekçesi olmuştur.
daha sonra değinirim ama ister araba, ister yazılım, ister bir eşya olsun en büyük maliyet güvenlik sistemi-gerekçeleri-ihtiyaçlarında ortaya çıkar.
günlük hayat-yaşamda kullandığınız araçları düşünün. örn: bir buzdolabı veya bir telefon aldığınızda buzdolabının, telefonun garanti sürecinde arızalarına ve sonrasında çıkacak elektrik aksamında arızaları ve ortaya çıkması muhtemel yangın zararlar düşünülürse üretici bu vb durumlarda oluşacak zarar tanzim vb davalar düşünerek kalite olgusunda güvenlik öncelikli gelir.
bunun için güvenlik ihtiyacının ortaya çıkardığı maliyeti karşılamak için insan aklı vergiyi ortaya çıkarmıştır.
şu an tabi olunan çoğu vergi fransa kaynaklı olsa da kaynağı eski yunan şehir devletlerinde bariz biçimde başka isimlerle farklı uygulamalarla süregelen bir devlet geleneği, zorunluluğu olmuştur.
günümüzde insan ömrü artıyor, yaşam süreleri uzuyor ve bu vergi açısından bir gereklilik. vergileri ödemek için daha uzun yaşamaktan başka da yol yok.
hukuk açısından ceza, bir şeyi yanlış yapmanın vergisidir ama devletler vergiyi de doğru yapmanın cezası konumuna sokuyor olmamalıdır.
vergi, sadece kesintilerde yüzdelik rakam, cebinizden çıkan para, bunun nereye neden harcandığını soramadığınız haraç, vatandaşlık hukukunda gereklilik değildir.
vergi insan hakları, anayasal haklar, bireysel özgürlükleri, yaşam hakkınızı, mülk edinme, ticaret vb haklarınızı özgürlüklerinizi de ilgilendiren, bazen bu haklarınızın gasp edilmesine ve kullanmanıza da engel olan bir olgudur.
entry uzun olmasın, sahneyi diğer katılımcılara bırakıyorum.
to be continued...
en son söylenecek şeyi ilk önce söyleyelim de birileri (genellikle embesil, hödük, cahil vb yaşam formları) konuyu yanlış anlayıp "son vorgoyo korşomoson?" diye çemkirmesin.
her ne kadar vergi dediğimiz olgu insanların bir arada yaşama serüveni ile başlasa da verginin çıkmasında en büyük itici güç güvenlik gerekçesi olmuştur.
daha sonra değinirim ama ister araba, ister yazılım, ister bir eşya olsun en büyük maliyet güvenlik sistemi-gerekçeleri-ihtiyaçlarında ortaya çıkar.
günlük hayat-yaşamda kullandığınız araçları düşünün. örn: bir buzdolabı veya bir telefon aldığınızda buzdolabının, telefonun garanti sürecinde arızalarına ve sonrasında çıkacak elektrik aksamında arızaları ve ortaya çıkması muhtemel yangın zararlar düşünülürse üretici bu vb durumlarda oluşacak zarar tanzim vb davalar düşünerek kalite olgusunda güvenlik öncelikli gelir.
bunun için güvenlik ihtiyacının ortaya çıkardığı maliyeti karşılamak için insan aklı vergiyi ortaya çıkarmıştır.
şu an tabi olunan çoğu vergi fransa kaynaklı olsa da kaynağı eski yunan şehir devletlerinde bariz biçimde başka isimlerle farklı uygulamalarla süregelen bir devlet geleneği, zorunluluğu olmuştur.
günümüzde insan ömrü artıyor, yaşam süreleri uzuyor ve bu vergi açısından bir gereklilik. vergileri ödemek için daha uzun yaşamaktan başka da yol yok.
hukuk açısından ceza, bir şeyi yanlış yapmanın vergisidir ama devletler vergiyi de doğru yapmanın cezası konumuna sokuyor olmamalıdır.
vergi, sadece kesintilerde yüzdelik rakam, cebinizden çıkan para, bunun nereye neden harcandığını soramadığınız haraç, vatandaşlık hukukunda gereklilik değildir.
vergi insan hakları, anayasal haklar, bireysel özgürlükleri, yaşam hakkınızı, mülk edinme, ticaret vb haklarınızı özgürlüklerinizi de ilgilendiren, bazen bu haklarınızın gasp edilmesine ve kullanmanıza da engel olan bir olgudur.
entry uzun olmasın, sahneyi diğer katılımcılara bırakıyorum.
to be continued...
vergi konusu (ülkemizde) teknik bir konu değildir.
eğer vergi konusu teknik bir konu olsaydı vtr (vergi tekniği raporu) tanımı vergi mevzuatında yapılmış olurdu.
velhasıl-kelam; doğmamış olmasını bırakın, henüz anne rahmine düşmemiş çocuğa isim koymaya gerek yok.
uzun uzun yazmaya gerek yok.
https://vergidosyasi.com/...runsali-ve-bazi-oneriler/
eğer vergi konusu teknik bir konu olsaydı vtr (vergi tekniği raporu) tanımı vergi mevzuatında yapılmış olurdu.
velhasıl-kelam; doğmamış olmasını bırakın, henüz anne rahmine düşmemiş çocuğa isim koymaya gerek yok.
uzun uzun yazmaya gerek yok.
https://vergidosyasi.com/...runsali-ve-bazi-oneriler/
yapılan son zamlar (şimdilik çoğu zamlar vergi artışı ve özellikle enerji maliyeti ile işçi ücreti ve ithal mal hammadde gibi kalemler ilk etap da tam olarak yansıtılmıyor. asıl zamlar fiyatlanma doların 10 lirayı geçmesi ile gelen stoklarda olan hammadde işlenip üretim piyasaya verilince mart ile ortaya çıkacak) ile vergi meselesi bir ceza sistemine döndü.
sigara alkol başta olmak üzere bazı vergiler hukuki bir durum anayasal gereklilik olmaktan çıkıp sağlık sorununa döndü.
insanlar yüksek vergilendirme-fiyatlanma sonunda fahiş rakamlar yüzünden kalitesiz ürünlere yönelip hayatını kaybediyor ve kimse de bunu görmüyor.
en acı olan da ben içmiyorum-kullanmıyorum zamlansın diyen insanların davranışı sorumsuzluğu.
dini kültür sağlık vb gerekçelerle kullanmayabilirsin ama kullanan insanların yaşam şekline tercihlerine karışmaya yok etmeye biçimlendirmeye de hakkın yok. bilerek veya bilmeyerek insanları kendi kalıbına kendi dünyana sokamazsın.
ben de bebek maması, bebek bezi, bebek kolonyası, bebek ıslak mendili vb ürünleri kullanmıyorum, bunların fahiş fiyatlarına çıkmasını savunup bana ne mi demeliyim?
sigara alkol başta olmak üzere bazı vergiler hukuki bir durum anayasal gereklilik olmaktan çıkıp sağlık sorununa döndü.
insanlar yüksek vergilendirme-fiyatlanma sonunda fahiş rakamlar yüzünden kalitesiz ürünlere yönelip hayatını kaybediyor ve kimse de bunu görmüyor.
en acı olan da ben içmiyorum-kullanmıyorum zamlansın diyen insanların davranışı sorumsuzluğu.
dini kültür sağlık vb gerekçelerle kullanmayabilirsin ama kullanan insanların yaşam şekline tercihlerine karışmaya yok etmeye biçimlendirmeye de hakkın yok. bilerek veya bilmeyerek insanları kendi kalıbına kendi dünyana sokamazsın.
ben de bebek maması, bebek bezi, bebek kolonyası, bebek ıslak mendili vb ürünleri kullanmıyorum, bunların fahiş fiyatlarına çıkmasını savunup bana ne mi demeliyim?
bir kaç ay sonra kimse elde stok tutmayacak çünkü stoklar dak fiyat artışı bilançoya kar olarak yansıyacak ve kağıt üzerindeki kardan devlet vergiyi nakit olarak alacak. Yani kazanışlmayan paranın vergisi ödenecek. Bu duruma düşmek istemeyenler hiç stok tutmayacaklar. Bunun sonucu kıtlık başgösterecek, kuyruklar çoğalacak ve uzayacak. Kıssadan hisse: enflasyon sönmeden her şey yalan.
Resmi Gazete’de yayınlanan vergi oranları artışında yurt dışından getirilen cep telefonlarının kaydedilmesi için gereken harcın 6 bin liradan 20 bin TL’ye çıkarılması kararı üzerine Artvin’deki Sarp Sınır Kapısı’nda yoğunluk yaşandı.
Yeni tarih bu gece başlayacağından 20 bin lira yerine 6 bin lira ödemek için vatandaşlar saatlerle yarışmaya başladı.
https://www.msn.com/tr-tr...fd872cebe39e48b&ei=24
yurt dışında yaşayan bir arkadaş veya akrabanıza telefon getirtseniz veya kendiniz getirseniz türkiye'de telefonu kullanmak için ödeyeceğiniz harç, 2017 yılında 149 TL'ydi. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldığı kararla birlikte 20 bin liraya çıkan IMEI kayıt harcı 6 yılda 134 katına çıkmış oldu.
şimdi kalkıp eleştiri yapmayınız.
telefon harcı kayıt ücreti 20 bin lira değil de 35 bin lira olsaydı o zaman eleştiri yapılabilirdi.
örn: ingiltere’de 1.749 sterline (58 bin TL) satılan bir iPhone 14 Pro Max 1 TB’ı alıp Türkiye’de kaydettirmek isteyen bir kişinin cebinden toplam 78 bin TL çıkmış olacak.
Bu telefonun Türkiye satış fiyatıysa 86 bin TL. eğer telefon harcı imei kayıt ücreti 35 bin lira olsaydı telefon 93 bin liraya gelir bunun için eleştiri olabilirdi.
yani türkiye yine ucuz.
sadece yurt dışından gelecek cep telefonlarında vergi/harç artışı değil, Deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi temel ihtiyaç ürünleri ve yeme-içme sektöründe KDV, Mart’ta yüzde 18’den yüzde 8’e inmişti. Yeni kararla bu ürünlerdeki KDV yüzde 10 olacak.
Mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, otomobil, sigara ve alkol gibi pek çok kategoride ise KDV yüzde 18 olarak uygulanıyordu. Bugünden itibaren bu oran yüzde 20 olacak.
Temel gıda ürünlerindeki KDV’yse geçen yıl yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmüştü. Bu ürünlerde vergi artışı olmayacak.
motorlu taşıtlar vergisinde %100 artış, kurumlar vergisinde artış vs düşünülürse sonunda yaşanacak fiyat artışlarına bir de kasım aralık sonrası yaşanacak diğer etmenlerin zamlarını düşünerek 2024 ocak ayında nasıl bir fiyatlarla karşılaşacağımızı tahmin edebiliyorum.
Yeni tarih bu gece başlayacağından 20 bin lira yerine 6 bin lira ödemek için vatandaşlar saatlerle yarışmaya başladı.
https://www.msn.com/tr-tr...fd872cebe39e48b&ei=24
yurt dışında yaşayan bir arkadaş veya akrabanıza telefon getirtseniz veya kendiniz getirseniz türkiye'de telefonu kullanmak için ödeyeceğiniz harç, 2017 yılında 149 TL'ydi. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldığı kararla birlikte 20 bin liraya çıkan IMEI kayıt harcı 6 yılda 134 katına çıkmış oldu.
şimdi kalkıp eleştiri yapmayınız.
telefon harcı kayıt ücreti 20 bin lira değil de 35 bin lira olsaydı o zaman eleştiri yapılabilirdi.
örn: ingiltere’de 1.749 sterline (58 bin TL) satılan bir iPhone 14 Pro Max 1 TB’ı alıp Türkiye’de kaydettirmek isteyen bir kişinin cebinden toplam 78 bin TL çıkmış olacak.
Bu telefonun Türkiye satış fiyatıysa 86 bin TL. eğer telefon harcı imei kayıt ücreti 35 bin lira olsaydı telefon 93 bin liraya gelir bunun için eleştiri olabilirdi.
yani türkiye yine ucuz.
sadece yurt dışından gelecek cep telefonlarında vergi/harç artışı değil, Deterjan, sabun, tuvalet kağıdı, peçete, bebek bezi gibi temel ihtiyaç ürünleri ve yeme-içme sektöründe KDV, Mart’ta yüzde 18’den yüzde 8’e inmişti. Yeni kararla bu ürünlerdeki KDV yüzde 10 olacak.
Mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, otomobil, sigara ve alkol gibi pek çok kategoride ise KDV yüzde 18 olarak uygulanıyordu. Bugünden itibaren bu oran yüzde 20 olacak.
Temel gıda ürünlerindeki KDV’yse geçen yıl yüzde 8’den yüzde 1’e düşürülmüştü. Bu ürünlerde vergi artışı olmayacak.
motorlu taşıtlar vergisinde %100 artış, kurumlar vergisinde artış vs düşünülürse sonunda yaşanacak fiyat artışlarına bir de kasım aralık sonrası yaşanacak diğer etmenlerin zamlarını düşünerek 2024 ocak ayında nasıl bir fiyatlarla karşılaşacağımızı tahmin edebiliyorum.
Şirketlere kötü kaçacak!
Yansıması da halka!
Bu durumda faiz 25 olursa ülke resesyona girer...ki eskiden %25 faiz anca çarklarını cevirebildikleri sınırdı.
Bir üstü bir harekette batan çok şirket görürsünüz.
Batmasınlar diye tl basmaya devam yani.
Enflasyona devam yani... Minimum 60-100 arası!
Tl borçlanmaya devam edip, harcama kısacağım ve yerel seçim sonrası tekrar bir devalüe olacak zaman için emtia biriktireceğim ucundan köşesinden.
Ytd...
Yansıması da halka!
Bu durumda faiz 25 olursa ülke resesyona girer...ki eskiden %25 faiz anca çarklarını cevirebildikleri sınırdı.
Bir üstü bir harekette batan çok şirket görürsünüz.
Batmasınlar diye tl basmaya devam yani.
Enflasyona devam yani... Minimum 60-100 arası!
Tl borçlanmaya devam edip, harcama kısacağım ve yerel seçim sonrası tekrar bir devalüe olacak zaman için emtia biriktireceğim ucundan köşesinden.
Ytd...
Mühim mesele.
Nasreddin Hoca'nın bir fıkrasını hatırlatır:
"Bir bahar günü Nasreddin Hoca ve komşuları piknik yapmak için göl kenarına gitmişlerdi.
Yiyip içip eğlenirlerken adamın biri suya düşmüş. Adam yüzme bilmediği için “imdat” diyerek bağırmaya başlamış.
Herkes göl kenarına koşmuş.
-Ver elini, ver elini! diye adama ellerini uzatarak bağırmaya başlamışlar.
Fakat, göldeki adam elini uzatmıyormuş. Derken, Nasreddin Hoca yetişmiş:
-Al elimi, al elim! diye adama elini uzatır uzatmaz adam Hoca’nın eline sarılmış.
Böylece boğulmaktan son anda kurtulmuş.
Toplanan kalabalık (bilgi yelpazesi.net) şaşırmış.
-Hocam anlamadık gitti; Biz adama “Ver elini” dedik dinlemedi. Sen “Al elimi” deyince, kabul etti.
Nasreddin Hoca, gülümseyerek karşılık verdi:
-Siz suya düsen adamın ne kadar cimri olduğunu bilmezsiniz. O sadece alır, vermez. Onun için ben “Al elimi” deyince, dediğimi yaptı. Keramet iste bunda demiş."
Bizim devlet de hep alıyor maşallah. Hiç vermede gözü yok.
"Bir bahar günü Nasreddin Hoca ve komşuları piknik yapmak için göl kenarına gitmişlerdi.
Yiyip içip eğlenirlerken adamın biri suya düşmüş. Adam yüzme bilmediği için “imdat” diyerek bağırmaya başlamış.
Herkes göl kenarına koşmuş.
-Ver elini, ver elini! diye adama ellerini uzatarak bağırmaya başlamışlar.
Fakat, göldeki adam elini uzatmıyormuş. Derken, Nasreddin Hoca yetişmiş:
-Al elimi, al elim! diye adama elini uzatır uzatmaz adam Hoca’nın eline sarılmış.
Böylece boğulmaktan son anda kurtulmuş.
Toplanan kalabalık (bilgi yelpazesi.net) şaşırmış.
-Hocam anlamadık gitti; Biz adama “Ver elini” dedik dinlemedi. Sen “Al elimi” deyince, kabul etti.
Nasreddin Hoca, gülümseyerek karşılık verdi:
-Siz suya düsen adamın ne kadar cimri olduğunu bilmezsiniz. O sadece alır, vermez. Onun için ben “Al elimi” deyince, dediğimi yaptı. Keramet iste bunda demiş."
Bizim devlet de hep alıyor maşallah. Hiç vermede gözü yok.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar