bugün
- kolye123
- at6
- var olmak için ne yaptınız12
- pıtı atma4
- lale8
- duayı bencil bir iş haline getirmek4
- brezilya7
- gül7
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması6
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- z kusagi3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- sevgili nedir7
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz2
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- hatay usulü soslu döner2
- fil8
- kaplan17
- kötüyü alaşağı etmek3
- billie eilish'in memeleri3
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- kırgızistan3
- gece gece sinirlenmek2
- elma5
- evi ev yapan şeyler14
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- nick vermeden bir yazara seslen9
- zebra7
- sarı teker kim sorunsalı8
- bileklik19
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- amerika birleşik devletleri6
- ankara8
- muz2
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- ekrem imamoğlu8
- recep tayyip erdoğan8
- ona bir şey söyle10
- yaşlanınca yalnız kalmamak için evlenmek3
- güne psikolojik bir tespit bırak2
- misafir döngüsü2
- yağmur yağdığında çırıl çıplak sokağa çıkmak3
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- gece 23 30 da son ses müzik çalan komşu3
- timsah9
Hiçbir şey değişmez korkma
Dolmabahçe'deki Saat Kulesi durmaz mesela
Marmara Denizi küsüp Istanbul'a
Alıp sularını gitmez dilini bilmediği uzaklara
Iki çift lafım var giderken, dinle!
Bir günese bir de annemle babama...
Her sabah yüzümü sıcacık öpen
Istanbul güneşi
Bir süre yatağım boş
Doğdugunda beni bulamazsan şaşırma
Duyamam sesini, çağırma beni bir süre
Her sabah söz verdiği saatte doğan
Selamımı alan Istanbul güneşi
Bekle beni!
Ve babam!
Çocuk ellerimle silemedigim burnumu
Cebinden çıkarttığı mendille silen
Hem de dağ kadar boyunu hiçe sayip
Önümde diz çöken, kocaman babam!
Merak etme, en gurur duydugun yerde oglun..
Annem!
O eski Türk filmlerinin ağlatmaktan bıkmadığı
Gözlerin sahibi annem, canim annem!
Bak, artık toplu olacak dağınık oğlunun odası
Üzülme sen de
Herkes gittigim kadar döneceğimi de bilecek
Teskere diye bir sevgilim var
Bir buçuk yıl sonra, söz verdi, gelecek.. *
Dolmabahçe'deki Saat Kulesi durmaz mesela
Marmara Denizi küsüp Istanbul'a
Alıp sularını gitmez dilini bilmediği uzaklara
Iki çift lafım var giderken, dinle!
Bir günese bir de annemle babama...
Her sabah yüzümü sıcacık öpen
Istanbul güneşi
Bir süre yatağım boş
Doğdugunda beni bulamazsan şaşırma
Duyamam sesini, çağırma beni bir süre
Her sabah söz verdiği saatte doğan
Selamımı alan Istanbul güneşi
Bekle beni!
Ve babam!
Çocuk ellerimle silemedigim burnumu
Cebinden çıkarttığı mendille silen
Hem de dağ kadar boyunu hiçe sayip
Önümde diz çöken, kocaman babam!
Merak etme, en gurur duydugun yerde oglun..
Annem!
O eski Türk filmlerinin ağlatmaktan bıkmadığı
Gözlerin sahibi annem, canim annem!
Bak, artık toplu olacak dağınık oğlunun odası
Üzülme sen de
Herkes gittigim kadar döneceğimi de bilecek
Teskere diye bir sevgilim var
Bir buçuk yıl sonra, söz verdi, gelecek.. *
dakikalar önce ceyhun yılmazın alem fm de yaptığı \'ceyhun yılmaz show\' adlı program sonunda şiirden perde bölümünde okuduğu şiirdir efenim. Sıkı bir radyo tutkunu olmasam da duygulanır, hüzünlenirdim sanırsam. Evet bu entry yi seneler sonra okuyup duygulanmak için yazıyorum ve evet bu mısraları yazarken programın her gün bitişinde olduğu gibi \'ceyhun yılmaz show bitti\' sözünü duymuş bulunmaktayım efenim..
Neşet ertaş'ın ölmeden önce yazdığı ancak okumaya ömrünün vefa etmediği şiiri.
tükendi ömrümün çoğu gidiyor
cahil ömrüm geldi geçti yel gibi
sevdiğim uzaktan seyir ediyor
beni görüp bakınıyor el gibi
geçti günler, yıllar, ömürse doldu
giden gitti bilmem geri ne kaldı
ömrümün baharı sarardı soldu
yandı kaldı garip bağrım çöl gibi
veren, geri almak için gözlüyo
her an her saniye beni izliyo
garip bağrım için için sızlıyo
sazımda inleyen sırma tel gibi
uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
ne kimseye küskün ne de dargınım
bir ahu gözlüye candan vurgunum
garip gönlüm kapısında kul gibi
Muharrem ertaş'ın da bu minvalde bir türküsünün olması, bu bağrı yanıklığın sonradan gelmediğinin, mayadan oduğunun en net kanıtıdır.
tükendi ömrümün çoğu gidiyor
cahil ömrüm geldi geçti yel gibi
sevdiğim uzaktan seyir ediyor
beni görüp bakınıyor el gibi
geçti günler, yıllar, ömürse doldu
giden gitti bilmem geri ne kaldı
ömrümün baharı sarardı soldu
yandı kaldı garip bağrım çöl gibi
veren, geri almak için gözlüyo
her an her saniye beni izliyo
garip bağrım için için sızlıyo
sazımda inleyen sırma tel gibi
uzun yoldan gelmiş gibi yorgunum
ne kimseye küskün ne de dargınım
bir ahu gözlüye candan vurgunum
garip gönlüm kapısında kul gibi
Muharrem ertaş'ın da bu minvalde bir türküsünün olması, bu bağrı yanıklığın sonradan gelmediğinin, mayadan oduğunun en net kanıtıdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar