bugün
- sarapci koala66
- biraderlerin vurduyor olması7
- günün sözü16
- gerçekliğin zihinle genişleyerek yaratılması7
- rafael leao14
- bir yazarı savunmak5
- en son ne zaman namaz kıldın13
- erkeklerin istediği tek şey14
- neden sosyalizm'e karşısınız ve ne istiyorsunuz5
- yavşak koala5
- yeni tasarıma tek tıkla eskiye göt vererek geçmek9
- kadınların yaşlanmaması haksızlıktır5
- sosyalizm her ülkede farklı tecelli eder6
- biraderlerin mafyalaşması3
- yediğiniz eriğin bile bilinci var4
- aylık 666 bin lira iyi para mıdır sorunsalı3
- birader baylar birader beyefendilerdir4
- bir yazarı 1 saat içinde 6 kez eksileyebilmek2
- teröristlerin konuşma yapabilmesi3
- beşiktaş'ın uefa kupasını kazanacağı gerçeği3
- sarapci diye nick alan akpli17
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi22
- karşı partiye oy veren arkadaşınıza küser misiniz13
- 26 mart 2000 galatasaray fenerbahçe maçı4
- arkadaşlar falıma bi bakar mısınız4
- manifest11
- google yapay zeka2
- iş yerinde sözlükte takılmak14
- fener balı15
- mutlu bey birader birader beydir4
- hiç çalışası olmamak5
- 28 ağustos 2026 gençlerbirliği erzurumspor maçı4
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- dayak yiyen kadının şikayetçi olmaması11
- usualsuspect'e ayak atıp kaçmak5
- şarapçı koala niye akp'li oldu sorunsalı4
- sözlükten kaç sevgili edindiniz6
- kapadokya23
- dine inanmak isteyip inanamamak5
- helva süt ile mi yapılır su ile mi3
- lancome idole parfüm4
- masa başı iş vs ayakta iş6
- ölmüş helvasının çok lezzetli olması3
- dindar ile muhazakar arasındaki fark3
- öbür partiden biriyle evlenir misiniz5
- game of thrones taki kerhaneci16
- fatih tekke6
- 28 ağustos 2026 uefa avrupa ligi kura çekimi5
- türk bayraklı kolye2
- ters mıknatıslanma yapan ikililer2
boktan durumların en boktanıdır
sevilen insana "elveda" sozcugunu soylemenin zorlugu ve icten surekli istenen "dur gitme" deme istegi insanı yerden yere vurur, giden insan "gorusuruz" dediginde ise tamamen dibe vurulmustur artık cıkıs imkansızdır, kelimeler bogazda dugumlenir, son bir kelime bekler karsıdaki insan "hosca kal" ya da "gorusuruz" denmesini bekler, ama asıl demek istenen kelime cok daha basittir :"dur" zaten o soylense gerisi gelir, "daha yasanacak cok sey var" diye haykırılabilir, ama hiç biri gerceklesmez, isteksiz bir sekilde el sallanır, giden arkasını doner, gider, belki gozden bir damla goz yası dokulur
sevilen insana "elveda" sozcugunu soylemenin zorlugu ve icten surekli istenen "dur gitme" deme istegi insanı yerden yere vurur, giden insan "gorusuruz" dediginde ise tamamen dibe vurulmustur artık cıkıs imkansızdır, kelimeler bogazda dugumlenir, son bir kelime bekler karsıdaki insan "hosca kal" ya da "gorusuruz" denmesini bekler, ama asıl demek istenen kelime cok daha basittir :"dur" zaten o soylense gerisi gelir, "daha yasanacak cok sey var" diye haykırılabilir, ama hiç biri gerceklesmez, isteksiz bir sekilde el sallanır, giden arkasını doner, gider, belki gozden bir damla goz yası dokulur
bazen gururu bir kenara bırakıp izin verilmemesi gereken durumdur. (bkz: aşk)
vedalaşmak, ayrılığın son aşaması.
ayrılmadan önce yapılan son eylem... en fenası asker vedası olmakla birlikde cok acı şekilleri mevcuttur..
(bkz: 84/3)
(bkz: 84/3)
sevilen kişi ile yapılıyorsa en zor olandır yaşanmamalıdır gözyaşları akar engel olunamaz. ama elden de bir şey gelmez genel duygusal şarkı konusudur bu mesele.
"ben gidiyorum,ta ki benden hayırlısı gelsin" sözleriyle aklınızda fevkalade bir idrak penceresi açtırabilecek eylem.
zor bi durum... sölemek istenen bütün sözler boğazda düğümlenir... sadece gözlerr anlatır herşeyi... kimi zaman göz yaşları..
insanın hayatta hala öğrenmesi gereken şeylerin olduğunu acımasızca öğreten eylemdir. Sessiz sedasız bir şekilde, yalancı bir gülümseyişle veda etmek ve eve gelip odanızdaki kapıyı kapatıp sırtınızı da duvara yaslayınca anlarsınız ''veda etme''nin hiç de öyle görüldüğü gibi kolay olmadığını. Hele bir de bulunduğunuz yerden çok çok uzaklara gönderdiyseniz, aranızda değil şehir okyanuslar ötesi ülkeler varsa ve yıllar boyunca bir daha dönmeyeceğini bilmeniz insana daha da çok acı verir. Paylaştığınız anların değerini anlarsınız ve ev ahalisine olayı çaktırmamak için ağlamamak adına kendinizi zor tutarsınız. Bir gün geri dönecektir ama bu günler,aylar ve yıl değil; ''yıllar'' alacaktır ve bu yılların sizi nereye savuracağını bilmediğinizden, ne kadar direnebileceğiniz de ayrı bir yaralayıcı durumdur.
Galiba adab-ı muaşeretini bilmediğimiz, bir türlü öğrenemediğimiz sevdalardan muzdaripiz ve bitirmeyi başlamak kadar kolay gerçekleştiremediğimiz için elimizde kalan bu gözyaşlarıyla yaşamaya mecburuz. Ve evet doğrudur, siz yılmaz erdoğanın deyişiyle bundan önce olduğu gibi bundan sonra da ''tutacağınız her şarkının yerine haberlerin karşınıza çıkması''na alışmalısınızdır. Bir veda havasının arkasından kerhen söylenecek bir ''hoşçakal'' ile dönüp gitmeniz bir olacaktır, çünkü burada sizin başınızı hala rahatça yastığa koyabilmeniz için ona hiçbir şey olmamalıdır, onu kimse üzmemelidir, o bunu bilmese bile...
Galiba adab-ı muaşeretini bilmediğimiz, bir türlü öğrenemediğimiz sevdalardan muzdaripiz ve bitirmeyi başlamak kadar kolay gerçekleştiremediğimiz için elimizde kalan bu gözyaşlarıyla yaşamaya mecburuz. Ve evet doğrudur, siz yılmaz erdoğanın deyişiyle bundan önce olduğu gibi bundan sonra da ''tutacağınız her şarkının yerine haberlerin karşınıza çıkması''na alışmalısınızdır. Bir veda havasının arkasından kerhen söylenecek bir ''hoşçakal'' ile dönüp gitmeniz bir olacaktır, çünkü burada sizin başınızı hala rahatça yastığa koyabilmeniz için ona hiçbir şey olmamalıdır, onu kimse üzmemelidir, o bunu bilmese bile...
müjdat gezen, avusturalya yolculuğu öncesi annesiyle vedalaşmaya gider...
müjdat gezen: anne ben avusturalya'ya gidiyorum
valide: iyi oğlum... Yavaş git.
müjdat gezen: anne ben avusturalya'ya gidiyorum
valide: iyi oğlum... Yavaş git.
iyidir bence veda etmek. birde şu yönünden bakalım olaya. veda sadece çok sevilen insanlara edilmez. insan öğrenci iken evde beraber kaldığı, bulaşıkları hep kendine kilitleyen, bencil, üşengeç bir arkadaşına da veda edebilir ve istisnalar haricinde inanın bu veda anında kişinin duruşu o kişiye karşı en saf en insani haline bürünür. bu şu olmaktadır ki o iki insan evladının arasındaki arkadaşlık bağının üzerindeki ufak tefek çer çöp ortadan kalkmıştır. sonuç olarak arkadaş olduklarını tekrar hatırlarlar ve birbirlerine belki de o ana kadar hiç olmadığı kadar içten sarılırlar. bu durum birbirlerine olan bağları daha kuvveti olan kişiler için de geçerlidir. velhasılı kelam iyidir, güzeldir veda etmek, insana insanlığını hatırlatır ...
gerektiginde kacinilmaz olandir. eger bir bilinmeze dogru gidiyorsaniz da; veda etmek baya bir cesaret ister.
seni son kez gordugumu bilseydim gitme kal derdim, burnumda kokun, gozumden yuzun gitmesin diye sımsıkı sarılıp beni bırakma derim ama demedim nasılsa bu son degildi yarın gelecektin ya nasılsa sadece hoscakal gorusurz dedim kuru bir opucukle.
bilemedim o gidisin son gidisin oldugunu bir daha senle yasanacak bir gunum yarınım olmadıgını.
bir daha hic gelmeyecegini, gelemeyecegini ogrendigim an da sana soylemek isteyip de soylemedigim, yapmak isteyip de yapamadıgım ne cok sey oldugunu anladım.simdi sana soylemek istediklerimi kagıtlara yazıyorum ucmasınlar diye, kafama kazıyorum hic unutmayayım diye er ya da gec nasılsa gorusecegiz "seni cok seviyorum", "ne kadar ozledim bilemezsin" demek icin, tum biriktirdiklerim icimde hic kapanmayacak kocaman bir bosluk, icin icin kanayan bir yara olusturdu.
o son gidisinden bana kalan belki de gittiginden beri hayatta ki tek kazancım, her hoscakalı bir veda gibi yasıyorum, sevdiklerime sımsıkı sarılıp sevdigimi soyluyorum belki geri gelemezler, ya da gelseler bile beni bulamazlar diye, yaram daha buyumusen yeni yaralar acılmasın diye.
bilemedim o gidisin son gidisin oldugunu bir daha senle yasanacak bir gunum yarınım olmadıgını.
bir daha hic gelmeyecegini, gelemeyecegini ogrendigim an da sana soylemek isteyip de soylemedigim, yapmak isteyip de yapamadıgım ne cok sey oldugunu anladım.simdi sana soylemek istediklerimi kagıtlara yazıyorum ucmasınlar diye, kafama kazıyorum hic unutmayayım diye er ya da gec nasılsa gorusecegiz "seni cok seviyorum", "ne kadar ozledim bilemezsin" demek icin, tum biriktirdiklerim icimde hic kapanmayacak kocaman bir bosluk, icin icin kanayan bir yara olusturdu.
o son gidisinden bana kalan belki de gittiginden beri hayatta ki tek kazancım, her hoscakalı bir veda gibi yasıyorum, sevdiklerime sımsıkı sarılıp sevdigimi soyluyorum belki geri gelemezler, ya da gelseler bile beni bulamazlar diye, yaram daha buyumusen yeni yaralar acılmasın diye.
veda edilen kişiye ve duruma göre ruh halinin değişeceği eylem.
finalde elenerek yapılanı en hüzünlü olanıdır.
veda etmek bir kişiye, sevgiliye belki aileye. bir dosta ya da bir şehire.
bazen evine, odana.
mutfak balkonunda saatlerce oturup izlediğin manzaraya.
odanın duvarındaki mavi renk ağırlıklı tabloya... kimbilir kaç kere dalıp gittin o renklerin derinliğinde hayallere. ne kadar sürdü...
elveda diyemedin yine de, hoşçakal daha iyimser geldi. çünkü geridönüşü vardı, geridönüşü olsun istiyordun. ama veda ettiklerin de istiyor muydu o geridönüşü?
hem neyi değiştirecekti ki. kelimeler, kelimeler... ve anlamları.
hiç el sallayanın olmamıştı otobüs hareket ettiğinden kaybolana kadar olan süreçte.
hani koltuğundan kalkıp nokta haline gelinceye kadar yolcu edenin görüntüsü, kolun koparcsına sen de hiç el sallamadın.
el sallayanları izledin. hatta aklından geçti boşluğa el sallamak, ama yapmadın. yediremedin mi gururuna?
bunun veda faslının son aşaması olduğunu bilmiyor muydun sanki? sen o vedayı çok önce etmiştin zaten, senin veda'n vazgeçişti. vazgeçeli de çok olmuştu.
o kadar yoktun ki son zamanlarda odanın duvarındaki tabloyu gizlice valizine tıkıştırdığın bile kimsenin dikkatini çekmemişti.
hani özlemezdin sen hiçbir şeyi. o tablo neden valizinde o zaman... ona bakarak hayal kurmak için mi? yoksa geçmişe ağlamak için mi?
sorgulamadın ki daha.
ilk molada sigaranı yakınca uzaklara dalıp gitmek yerine sevinç naraları atsan ya...
savaştığın şeydi bu yıllardır, kazandın işte.
sen vedanı edeli çok olmuştu, bu geç kalmış hüzün daha önce uğrasaydı sana...
belki...
bazen evine, odana.
mutfak balkonunda saatlerce oturup izlediğin manzaraya.
odanın duvarındaki mavi renk ağırlıklı tabloya... kimbilir kaç kere dalıp gittin o renklerin derinliğinde hayallere. ne kadar sürdü...
elveda diyemedin yine de, hoşçakal daha iyimser geldi. çünkü geridönüşü vardı, geridönüşü olsun istiyordun. ama veda ettiklerin de istiyor muydu o geridönüşü?
hem neyi değiştirecekti ki. kelimeler, kelimeler... ve anlamları.
hiç el sallayanın olmamıştı otobüs hareket ettiğinden kaybolana kadar olan süreçte.
hani koltuğundan kalkıp nokta haline gelinceye kadar yolcu edenin görüntüsü, kolun koparcsına sen de hiç el sallamadın.
el sallayanları izledin. hatta aklından geçti boşluğa el sallamak, ama yapmadın. yediremedin mi gururuna?
bunun veda faslının son aşaması olduğunu bilmiyor muydun sanki? sen o vedayı çok önce etmiştin zaten, senin veda'n vazgeçişti. vazgeçeli de çok olmuştu.
o kadar yoktun ki son zamanlarda odanın duvarındaki tabloyu gizlice valizine tıkıştırdığın bile kimsenin dikkatini çekmemişti.
hani özlemezdin sen hiçbir şeyi. o tablo neden valizinde o zaman... ona bakarak hayal kurmak için mi? yoksa geçmişe ağlamak için mi?
sorgulamadın ki daha.
ilk molada sigaranı yakınca uzaklara dalıp gitmek yerine sevinç naraları atsan ya...
savaştığın şeydi bu yıllardır, kazandın işte.
sen vedanı edeli çok olmuştu, bu geç kalmış hüzün daha önce uğrasaydı sana...
belki...
eninde sonunda bir şekilde veda edilir. önemli olan daha sonrası. ağrılı,acılı, bol sancılı olanı.
kalbinin yerini bilmeyene,
haritada patagonya'yı buldurur,
güzergahını değiştirir damarında kanının,
şairi kalemine küstürür...
bana tutup aydan söz etmeyin sakın,
gecemde ay yoktur benim,
size yıldızlardan söz edersem eğer
bilin ki yanlışlıkladır...~
haritada patagonya'yı buldurur,
güzergahını değiştirir damarında kanının,
şairi kalemine küstürür...
bana tutup aydan söz etmeyin sakın,
gecemde ay yoktur benim,
size yıldızlardan söz edersem eğer
bilin ki yanlışlıkladır...~
bir gün sana veda ederler ama sen edemezsin. sen yaşadın bunu biliyorsun.
veda etmek zordur arkanda bıraktığın sevdiklerini görüp gitmek adama koyar. mecbursun aslında bazen veda edip gitmek yeni başlangıçlara yelken açmaktır. yeni başlangıçlar, yeni umutlar belkide yeni aşklar...
(bkz: #11834426)
bazen zorunluluktan, bazen keyfi, bazen tek tarafli, bazen karsilikli olur. ama hepsinin ortak ozelligi ic burkmasidir.
https://www.youtube.com/watch?v=ChdHbohwBOQ
"umutsuz çaresiz sallanan eller
kavuşulmamayı anlatıyorlar..."
"umutsuz çaresiz sallanan eller
kavuşulmamayı anlatıyorlar..."
Yeni bir baslangicin oldugunu animsatir ve insani mutlu eder. Hadi ama bu kadar karamsar olmayin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar