bugün
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı22
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı15
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- israil'in kızlarından daha ucuzu7
- milan skriniar7
- cedidacer8
- ruhsar gitti ruhu geldi2
- sıdıka4
- anın görüntüsü23
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması3
- keşke benim olsa denilen yazarlar2
- bel soğukluğu3
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim2
- aleksey batrakov10
- martin luther'in yahudiler hakkındaki sözleri3
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak5
- israilli kızlar5
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı19
- keremi çıkarken ıslıkladılar3
- gündüz kızımsın gece ise karımsın diyen sapık baba11
- galatasaray bu sene şampiyon olursa 5 defa olacak2
- 19 yaşındaki kız 53 yaşındaki erkek ilişkisi2
- zıplayan örümcek2
- bmw 760i long3
- en son ne aldınız12
- idealist misiniz6
- başkenti siz belirleseydiniz neresi olurdu7
- fenerbahçe 1 göztepe 13
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı16
- fenerbahçe 1 göztepe 22
- istanbul11
- futbol11
- tatlı tatlı kaşınan göt deliği13
- izmir5
- süper lig6
- fener felaket kaçırdı2
- ekmek yemeyi bırakmak3
- göztepe neymiş böyle be2
- fenerbahçe11
- bu devirde evlenmek5
- müdürün nöbetçi olduğu gece vardiyası2
- yazarların gizli gizli dinlediği şarkılar8
- kenan evren3
- göztepe2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı23
- 2002 yazı2
- akp'lilerin ahmet kaya'yı sevmesi4
- 31 ekim 2026 bursaspor bandırmaspor maçı4
- sigara içmek2
- kenan evren'in fesli gavatı vatandaşlıktan atması3
direk pkk demeyelim. hep denirse daha uygundur. hdp de pkk değil midir?
tamamına yakın halkı pkk yandaşıdır. özellikle van için yapılan devlet desteğine nankörlük yapan şehirdir. koyu bir beşiktaş' lı olarak van depreminden sonra BJK- GS maçının 65. dakikasında sahaya formalarımızı atmıştık. yanarım yanarım giden formama yanarım. neymiş efendim van üşüyormuş. çok da mikimde amk.
Saray ilçesinde 10 memur kaçırıldı, aynı gün içerisinde gevaş jandarma karakoluna saldırıldı, 2 askerimiz yaralandı.
Doğasının güzelliğine aldanılıp göze şirin görünmemesi gereken şehir. iyi insanlarının da olmasıyla birlikte bolca da hain barındırır.
Doğasının güzelliğine aldanılıp göze şirin görünmemesi gereken şehir. iyi insanlarının da olmasıyla birlikte bolca da hain barındırır.
otlu peyniri, kedisi kahvaltısı ve canavarıyla meşhur 65 plakalı Serhat şehri...
"Kadir kıymet bilen var, bilmeyen var" şeklinde Erdoğan'ın göndermede bulunduğu ilimiz.
Doğunun en güzel şehirlerinden biri.
Yalnız biraz geri kalmış, geri bırakılmış..
Yalnız biraz geri kalmış, geri bırakılmış..
gölü sodalıdır. sindirim sorunu yaşayanlar gölden bir iki yudum alması iyi gelebilir.
yapılan hizmetleri unutup terörist destekçisi olan nankör doğu şehirlerinden biri. Depremde keşke haritadan silinseymiş.
''türkiyenin yerli denizi van gölü'' ne ismini veren doğu anadolu şehri olan van. eşsiz doğası ve sadakat dolu insanlarıyla komşu ülke iran tarafından bile takdir edilmektedir.
yanıbaşındaki hakkari'li insanlar gibi teröre destek vermeyen halkı kendilerine yapılan en ufak iyiliği bile yüzyıllar unutmamışlardır.
osmanlı tarihinde önemli bir yeri olan dandanakan savaşında arapların van'a yaptığı yatırımları ve savaşta van'ı korumasını hep anlatan vanlılar o tarihten beri araplara sempati ile bakmıştır.
kahvaltısı ile meşhur şehirden ırak 251 km iran 35 km batum ise 425 km dir.
yanıbaşındaki hakkari'li insanlar gibi teröre destek vermeyen halkı kendilerine yapılan en ufak iyiliği bile yüzyıllar unutmamışlardır.
osmanlı tarihinde önemli bir yeri olan dandanakan savaşında arapların van'a yaptığı yatırımları ve savaşta van'ı korumasını hep anlatan vanlılar o tarihten beri araplara sempati ile bakmıştır.
kahvaltısı ile meşhur şehirden ırak 251 km iran 35 km batum ise 425 km dir.
Milyarlarca liralık yardımdan sonra vefasızlık yapan ildir. Hdp yüzde 70 dolaylarında oy almıştır yurdumun ilinde.
AKP'ye ağır ihanet eden ildir. Bir mhpli olarak, doğruları söylemem gerekirse deprem sonrası, evet akp ağır kaldı olayın vahametini kavrayamadı ve mağduriyetler yaşandı. Ama sonra, olayı toparladı ve bir çok kişiyi uygun şartlarla ev sahibi yaptı. Kimse zırlamasın bizde orada şunlara, bunlara maruz kaldık diye. 99 körfez depremini hatırlayın, neler yaşandı neler. Sözün özü, bu şehrin AKP'ye bir vefa borcu vardı ama ödemedi. ben bunlara genetik hain dediğimde kızıyorlar, peki bu davranışın başka bir ismi var mı?.
An itibariyle hdp zaferini kutlama bahanesine şehri havai fişeklerle yakmak üzereler. Sonradan görme demokrasi budalaları Biji apo sloganlarıyla kafamı s.kmekte. Olası bir provokasyona karşı polis yok.
Sevinin romantik solcular başardınız bunları meclise sokmayı. Gelin görün sözde Kürdistan paçavralarını ve gurur duyun eserinizle.
Sevinin romantik solcular başardınız bunları meclise sokmayı. Gelin görün sözde Kürdistan paçavralarını ve gurur duyun eserinizle.
hiç sevmediğim tek il.
Ülke çapında yaşanan elektrik kesintisinde elektriğini iran'dan aldığı için kesilmeyen il.
31 mart 2015 tarihinde yaşanan ülke geneli elektrik kesintisinden etkilenmeyen tek il...
(bkz: dog day afternoon) filminin van versiyonu çekiliyor şu anda... Aramızda birkaç yüz metre var sadece...
paraya ihtiyacı olduğunu ve hasta çocuğu için bunu yaptığını söyleyen soyguncu, serbest bırakılan biri hamile iki kadın rehine, halen bankada rehin olatak tutulan yedi kişi ve tabiki bankayı kuşatan polisler, özel harekatçılar, keskin nişancılar...
Soyguncunun isteği üzerine içeriye yemek gönderildi. Ve yine istek üzerine kapıda çalışır vaziyette araç hazır bekletiliyor. Son olarak soyguncunun isteği olan helikopter üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Neredeyse Birebir dog day afternoon filminin kopyası... Soyguncu ya bu filmden etkilendi ya da kapana kısılan bütün soygun girişimleri aynı kapıya çıkıyor. Umarım filmin finali tekrar tecelli etmez de kimsenin burnu kanamadan olay son bulur.
paraya ihtiyacı olduğunu ve hasta çocuğu için bunu yaptığını söyleyen soyguncu, serbest bırakılan biri hamile iki kadın rehine, halen bankada rehin olatak tutulan yedi kişi ve tabiki bankayı kuşatan polisler, özel harekatçılar, keskin nişancılar...
Soyguncunun isteği üzerine içeriye yemek gönderildi. Ve yine istek üzerine kapıda çalışır vaziyette araç hazır bekletiliyor. Son olarak soyguncunun isteği olan helikopter üzerinde görüşmeler devam ediyor.
Neredeyse Birebir dog day afternoon filminin kopyası... Soyguncu ya bu filmden etkilendi ya da kapana kısılan bütün soygun girişimleri aynı kapıya çıkıyor. Umarım filmin finali tekrar tecelli etmez de kimsenin burnu kanamadan olay son bulur.
kahvaltısı ile meşhur ilimiz.
o derece ki, batı illerinde artık birden fazla "van kahvaltısı restoranı" açılıyor ve rekabet artıyor. arıcılığın, hayvancılığın ve süt ürünleri üretiminin gelişkin olduğu şehirden çok kaliteli doğal ballar, orjinal peynirler çıkıyor ve bu da paraya dönüşüyor.
kıytırık korn fileyks kahvaltılarındansa bir van kahvaltısı, vakti olan için güne güzel başlama sebebidir.
o derece ki, batı illerinde artık birden fazla "van kahvaltısı restoranı" açılıyor ve rekabet artıyor. arıcılığın, hayvancılığın ve süt ürünleri üretiminin gelişkin olduğu şehirden çok kaliteli doğal ballar, orjinal peynirler çıkıyor ve bu da paraya dönüşüyor.
kıytırık korn fileyks kahvaltılarındansa bir van kahvaltısı, vakti olan için güne güzel başlama sebebidir.
murtuğa ve kavutuyla kahvaltısı meşhur, iki gün önce eksi 35 dereceyle artık tv ekranlarında bir dizi gibi popüler olan yarından sonra filmine selam çakmış, bayrağımızın donuşuyla haber olmuş il. iyi de bırak bayrağı sen çık biraz takıl donmazsan yanıma gel hacı. eksi 35 diyor, insanlar donmuş bizimkiler bayrağın donmasının haberini yapıyor.
edit: halkı sobayla falan da ısınamadığı söylüyormuş, türkiye'de ölçülen en düşük sıcaklık gene aynı yere ait. van-çaldıran -46,4! 9 0cak 1990!
edit: halkı sobayla falan da ısınamadığı söylüyormuş, türkiye'de ölçülen en düşük sıcaklık gene aynı yere ait. van-çaldıran -46,4! 9 0cak 1990!
sokakalarında, çocuk yaşta suriyeli dilencilerin cirit attığı şehir...
van'ın meşhur (ama gerçekten meşur) cumhuriyet (ya da mecburiyet) caddesinde dolaştığınız vakit; gündüz ya da gece farketmez, ansızın önünüzde bitebilecek esmer tenli çocuklar...
küçük ama soğuktan katılaşmış ellerinde sıkıca tuttukları bozuk paraları ve kış aylarının mont altında üşüten soğuğunda ince ve hırpani elbiseleriye bizim, yani insanlığımızın acı meyveleri...
çocuklarımız...
kimlikleri, pasaportları, tenleri, dilleri farklı olsa da, bizim evlatlarımız...
çelimsiz insanlığımızın bittiği yerden itibaren türemeye başlayan ayıplı gerçekliğimiz...
şairin dediği gibi:
--spoiler--
ne çok acı var
--spoiler--
hakikaten, ne çok acı var.
heryerde, istisnasız heryerde var.
tıpkı van'da olduğu gibi...
yapılabilecek pek birşey olmadığını düşünmenin acısı ve utancıyla, başımı eğip de yanlarından geçip gittiğim birçok seferde, çelimsiz kolları ve kirden kararmış elleriyle içlerinden birisi; ekseriyetle, sarıya çalan kumral saçlı bir kız çocuğu, koluma girip de kendi lisanı ve şivesiyle bana birşeyler mırıldandığında, ona vereceğim paranın onu sokağa bağlamak demek olduğunu düşünüp tepkisiz kalırdım. kaşlar ve gözlerin yardımıyla ona olumsuz bir mukabelede bulunduğumu ifade etmeye çalışırdım. fakat, küçük ama hayatın erken dönem ayazı altında bir yetişkinden daha fazla hırçınlaşmış bu kız çocuğuna, tercihimi bir türlü kabullendiremez (anlatamaz değil/beni anlıyordu) ve onun ısrarlı tacizine maruz kalırdım.
içinde allah ve inşallah gibi kelimelerin geçtiği, başarabildiği kadar takınmaya çalıştığı acı dolu yapay bir ifade ile ( acı çekmiyor, çünkü acı duyacak lükse sahip değil, acıya karşı duyarsız. bunu kendisi de biliyor) işte böyle bir ifade ile istenilen sadakanın sıkı takipçiliğini yapıyor bu kız çocuğu/bu çocuklar.
koluma girmiş, sürekli birşeyler mırıldanarak, sık sık elimi/kolumu öperek ve olumsuz karşılığımı kabullenmeyerek cadde boyunca benimle yürüdükleri çok olmuştur. caddenin bir başından neredeyse öteki başına kadar... onları, farkında olmayarak verdikleri sadakalarla sokaklara bağlayan insanlardan olmak istemiyorum. her akşam, kendilerini dilencilik için sokaklara yollayan ailelerine eliboş gitmelerini istiyorum. ailelerin ya da çetelerin bu çocuklardan ümidi kesmelerini istiyorum. bunun da yeter kadar çözüm olmadığını bilip, fakat daha fazlasını yapacak dayanışmayı toplumdan alamamanın çaresizliği ile en azından bu kadarını becerebileyim diye düşünüyorum. tutup boynuna sarılmak istediğim, ellerinden tutup, huzurlu bir çatı altında rehabilite edilmelerini ve yetiştirilmelerini istediğim bu çocuklara ancak soğuk bir mukabelede bulunmanın kötü ruh hali ile onları geri çevirmeye çalışıyorum.
fakat ne mümkün...
o denli öpüyor ki ellerimi, insanlığımdan utanıyorum. o denli sıkı tutuyor ki kollarımı, düşüncelerimi unutuyorum. duruyorum. gözlerine bakıyorum. 'şimdi ben sana ne desem...' 'hangi birini anlatsam' 'sokaklarda dilenen suriyeli ailelere yardımcı olmak için biraz çabaladığımızda, işin altından ne pislikler çıktığına şahit olup, artık kime yardım edeceğimizi şaşırır hale geldiğimizi mi anlatsam...' '
'insanların duygulara, ki iyi duygulara, tecavüz etmek için türlü türlü kılıklara girmek için nasıl da büyük bir çaba içerisinde olduklarını mı anlatsam?'
'bilmem ki, ben sana ne anlatsam güzel çocuğum'
'sana baktığımda, ruhunu ve bedenini bekleyen onlarca tehlikenin birgün gerçekleşeceği ihtimalini ( ki oldukça yüksek bir ihtimal) düşünüp de, çaresizliğin çıldırtıcılığını yaşadığımı mı anlatsam'
'şimdiden bedeninde ve ruhunda dolaşan pis ellerin, bununla asla yetinmeyip, herbir zerreni iğfal etmek için fırsat koladığını mı anlatsam'
bilmem ki, ben sana ne anlatsam...
yavrucağım, böyle gelmiş; böyle gitmez inşallah.
asla vazgeçmeyip de beni mecbur bıraktığın sadakaları toplamaktan ve seni saran kötülüklerin çemberinden kurtulursun inşallah.
--spoiler--
acı çekemeyecek kadar ötelenmiş varlığınla acı çektiriyorsun.
--spoiler--
van'ın meşhur (ama gerçekten meşur) cumhuriyet (ya da mecburiyet) caddesinde dolaştığınız vakit; gündüz ya da gece farketmez, ansızın önünüzde bitebilecek esmer tenli çocuklar...
küçük ama soğuktan katılaşmış ellerinde sıkıca tuttukları bozuk paraları ve kış aylarının mont altında üşüten soğuğunda ince ve hırpani elbiseleriye bizim, yani insanlığımızın acı meyveleri...
çocuklarımız...
kimlikleri, pasaportları, tenleri, dilleri farklı olsa da, bizim evlatlarımız...
çelimsiz insanlığımızın bittiği yerden itibaren türemeye başlayan ayıplı gerçekliğimiz...
şairin dediği gibi:
--spoiler--
ne çok acı var
--spoiler--
hakikaten, ne çok acı var.
heryerde, istisnasız heryerde var.
tıpkı van'da olduğu gibi...
yapılabilecek pek birşey olmadığını düşünmenin acısı ve utancıyla, başımı eğip de yanlarından geçip gittiğim birçok seferde, çelimsiz kolları ve kirden kararmış elleriyle içlerinden birisi; ekseriyetle, sarıya çalan kumral saçlı bir kız çocuğu, koluma girip de kendi lisanı ve şivesiyle bana birşeyler mırıldandığında, ona vereceğim paranın onu sokağa bağlamak demek olduğunu düşünüp tepkisiz kalırdım. kaşlar ve gözlerin yardımıyla ona olumsuz bir mukabelede bulunduğumu ifade etmeye çalışırdım. fakat, küçük ama hayatın erken dönem ayazı altında bir yetişkinden daha fazla hırçınlaşmış bu kız çocuğuna, tercihimi bir türlü kabullendiremez (anlatamaz değil/beni anlıyordu) ve onun ısrarlı tacizine maruz kalırdım.
içinde allah ve inşallah gibi kelimelerin geçtiği, başarabildiği kadar takınmaya çalıştığı acı dolu yapay bir ifade ile ( acı çekmiyor, çünkü acı duyacak lükse sahip değil, acıya karşı duyarsız. bunu kendisi de biliyor) işte böyle bir ifade ile istenilen sadakanın sıkı takipçiliğini yapıyor bu kız çocuğu/bu çocuklar.
koluma girmiş, sürekli birşeyler mırıldanarak, sık sık elimi/kolumu öperek ve olumsuz karşılığımı kabullenmeyerek cadde boyunca benimle yürüdükleri çok olmuştur. caddenin bir başından neredeyse öteki başına kadar... onları, farkında olmayarak verdikleri sadakalarla sokaklara bağlayan insanlardan olmak istemiyorum. her akşam, kendilerini dilencilik için sokaklara yollayan ailelerine eliboş gitmelerini istiyorum. ailelerin ya da çetelerin bu çocuklardan ümidi kesmelerini istiyorum. bunun da yeter kadar çözüm olmadığını bilip, fakat daha fazlasını yapacak dayanışmayı toplumdan alamamanın çaresizliği ile en azından bu kadarını becerebileyim diye düşünüyorum. tutup boynuna sarılmak istediğim, ellerinden tutup, huzurlu bir çatı altında rehabilite edilmelerini ve yetiştirilmelerini istediğim bu çocuklara ancak soğuk bir mukabelede bulunmanın kötü ruh hali ile onları geri çevirmeye çalışıyorum.
fakat ne mümkün...
o denli öpüyor ki ellerimi, insanlığımdan utanıyorum. o denli sıkı tutuyor ki kollarımı, düşüncelerimi unutuyorum. duruyorum. gözlerine bakıyorum. 'şimdi ben sana ne desem...' 'hangi birini anlatsam' 'sokaklarda dilenen suriyeli ailelere yardımcı olmak için biraz çabaladığımızda, işin altından ne pislikler çıktığına şahit olup, artık kime yardım edeceğimizi şaşırır hale geldiğimizi mi anlatsam...' '
'insanların duygulara, ki iyi duygulara, tecavüz etmek için türlü türlü kılıklara girmek için nasıl da büyük bir çaba içerisinde olduklarını mı anlatsam?'
'bilmem ki, ben sana ne anlatsam güzel çocuğum'
'sana baktığımda, ruhunu ve bedenini bekleyen onlarca tehlikenin birgün gerçekleşeceği ihtimalini ( ki oldukça yüksek bir ihtimal) düşünüp de, çaresizliğin çıldırtıcılığını yaşadığımı mı anlatsam'
'şimdiden bedeninde ve ruhunda dolaşan pis ellerin, bununla asla yetinmeyip, herbir zerreni iğfal etmek için fırsat koladığını mı anlatsam'
bilmem ki, ben sana ne anlatsam...
yavrucağım, böyle gelmiş; böyle gitmez inşallah.
asla vazgeçmeyip de beni mecbur bıraktığın sadakaları toplamaktan ve seni saran kötülüklerin çemberinden kurtulursun inşallah.
--spoiler--
acı çekemeyecek kadar ötelenmiş varlığınla acı çektiriyorsun.
--spoiler--
Van da arac kullanabiliyorsaniz, dunyanin her yerinde rahatca kullanirsiniz... yayasi da saygisiz soforude. Yollar zaten allaha emanet. 30 derecelik bayirin 40 derece yatay egimi olmasi da aracinizla akrobasi yapmaniza neden oluyor.
Van da luks arac cok. Ancak bahsettigim spor arac degil jeep tarzi arabalar. Cok teknik bilgim olmadigindan detay yazamiyorum. Akaryakit cogunlukla kacak bu nedenle yuruyus mesafelerine bile araclari ile cikiyorlar. Havayi temizleyen ormanlari da yok. Muthis bir hava kirliligine neden oluyor bu araclar. Tabi ki komur ile isinmayida eklersek aksam saatlerinde nefes almak neredeyse imkansiz.
Buyuk sehirde yuruyerek rahatlikla gidecegin yere ohaaaa cok uzak yurunmez diyorlar. Misal heykelden altiparmaga yurumek bir vanli icin iskence.
Van da luks arac cok. Ancak bahsettigim spor arac degil jeep tarzi arabalar. Cok teknik bilgim olmadigindan detay yazamiyorum. Akaryakit cogunlukla kacak bu nedenle yuruyus mesafelerine bile araclari ile cikiyorlar. Havayi temizleyen ormanlari da yok. Muthis bir hava kirliligine neden oluyor bu araclar. Tabi ki komur ile isinmayida eklersek aksam saatlerinde nefes almak neredeyse imkansiz.
Buyuk sehirde yuruyerek rahatlikla gidecegin yere ohaaaa cok uzak yurunmez diyorlar. Misal heykelden altiparmaga yurumek bir vanli icin iskence.
Trafiğinde kaza yapmadan araç kullanabilen şoförlerin uzay mekiği de kullanabileceğini, trafiğe girip sağ salim evine dönebilen yayaların da ip üstünde cambazlık yapabilecegini düşündüğüm berbat trafiğe sahip şehirdir.
Not: tanımda mübalağa olabilir, lakin yersiz bir abartı değildir.
Not: tanımda mübalağa olabilir, lakin yersiz bir abartı değildir.
gereksiz mi gereksiz hiç bir sosyal aktivitesi bulunmayan il adı altında köy gibi mağara.
Nüfusunun yüzde 90 ı terorist olan tehlikeli insanları barındıran memleket.
Tel örgü çekilip atom bombası atılmalı.
Tel örgü çekilip atom bombası atılmalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar