bugün
- sözlük kızlarının vücutları15
- gülüm diyen kız6
- uludağ sözlük ailesi ısparta turu5
- ameliyat olmak6
- kuzenin içine boşalmak12
- velvet7
- yılmaz güney10
- otopsiraporlari4
- falıma bakmak isteyen var mı24
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı5
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak6
- ne yapıyorsunuz yakışıklı ve güzel dostlarım10
- fakirin sevmesi hak mıdır3
- hapşırırken aynı anda osurmak9
- mr erectothales2
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip9
- anın görüntüsü16
- kemal kılıçdaroğlu17
- başkan4
- dolandırılan insanların genel özellikleri6
- rahmi koç5
- evde mum bulundurmak6
- ozan güven vs sermiyan midyat vs fırat tanış4
- bir scottish fold sahibi olmadan ölüp gitmek8
- namaz takkesi4
- sade soda erkeği vs meyveli soda erkeği7
- çorapla uyuyan insanların sosyopat olması7
- sırrı süreyya önder4
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi6
- eril erkek meslekleri6
- soğuk bulgur pilavı yerken ağlayarak 31 çekmek6
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi9
- 2026 dünya kupası19
- utku gümrükçü6
- winona ryder3
- futbol12
- 23 haziran 2026 portekiz özbekistan maçı13
- bu akşam rakı içecek olmam2
- birader yazar olmak4
- macaristan da sulyok'un görevden alınması2
- özel okul öğretmenleri açlık grevinde11
- yengeyi götürmek3
- göğüs dekoltesi olan erkek7
- erkek erkeğe açık oylaşmak11
- ioçk kızmış beyler4
- gulmekicinyaratilmis4
- metrobüs kliması4
- yaz aşkı bulamamak7
- aldım kabul ettim9
- aylık 307 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
Neden ulus-devlet?
Irak'ta anayasa tartismalari, bizde Kürt meselesi tartismasi ve tabii tüm dünyada olan bitenler, bizi bir kez daha 'ulus-devlet' konusunu enine boyuna düsünmeye davet ediyor. Birileri diyor ki, ulus-devlet zaten makbul bir siyasal birim degildi, hem artik dünya degisiyor, eski kavramlara yapisip kalmayalim. Digerleri de diyor ki, Irak''ti, Kürt meselesiydi derken bizi yeniden bölüp parçalayacaklar, aman alet olmayalim. Isi kör dövüsüne sardirmanin âlemi yok, gelin serinkanli düsünelim. Neydi, ulus-devletin zaten makbul bir kategori olmadigi görüsünün temelinde yatan itiraz? Suydu: Ulus-devlet tanimi geregi kültürel, dinsel, etnik farkliliklari görmezden gelir, tekil bir kimligi dayatir, gerekirse bunu otoriter tedbirlerle yapar, dayatmaci bir toplum anlayisini yerlestirir ve hayata geçirir. Neydi çare olarak düsünülen? Ulus-devlet yapisinin, farkliliklari dikkate alan, bunlara saygi duyan biçimde, esnemesi, yani demokratiklesmesi. Bunun tercümesi: bir ülkede yasayan insanlarin farkliliklarina ragmen, dayatmalarla karsilasmadan ve fakat baris içinde birlikte yasamasinin yolunu bulmak demek. Yoksa herkesin farkliliklarin pesinden her türlü maceraya atilip, birlikte degil, yine ayri ayri, ama bu sefer daha küçük birimler halinde yasayacak formüller pesinde kosmasi degil. Peki, ne zarari var daha küçük birimler halinde yasamak pesinde kosmanin? Daha açik konusalim, Türkiye''nin bölünme ihtimaline neden karsiyiz? Sadece Anayasa bunu öngördügü için mi? Bunun baska izahi ve ikna ediciligi yok mu? Bence var, olmali. Ben, demokratiklesmis ulus-devletin savunulmasindan, kerhen degil, cani gönülden savunulmasindan yanayim. Zira, toplumlarin un ufak olup, küçülmesinin hiçbir derde deva olmadigini düsünüyorum. Birakin ulus-devletlerin ufalanmasini, ulus-devlet asilacaksa bunun tüm dünyada sinirlarin ortadan kalkacagi, tüm insanlarin baris içinde yasamanin yolunu bulmak yönünde bir gelisme ile mümkün ve muteber oldugunu düsünüyorum. Dünya, insanlik, siyaset bu ufukta bulusmadikça, mevcut ulus-devletlerin parçalanmasinin, itibar edilcek tarafi, hiçbir anlami yok. Ama itibar edilecek bir anlami yok, yoksa bu yönde gidisin izah edilmesi son derece kolay. Bakin, dünya degisiyor, ama arzu ettigimiz yönde degil, devletler her yerde otoritelerini kaybediyor, eriyor falan degiller. Küresel kapitalizmin merkez ülkelerinde, her sey yerli yerinde duruyor ve bunlar dünyanin geri kalanini rahatça, hiçbir engelle karsilasmadan, talan edebilmek için güçten kuvvetten düsürmeye çalisiyor. Bu çabanin önünde durulmazsa, her bölgede ve öncelikle bizim yasadigimiz bölgede insanlar irk, mezhep, kültürlerine sarilip, birbirini bogazlama noktasina gelecekler. Irak'ta geldiler. Birinci büyük emperyalist dalga, milliyetçilikle böldü, parçaladi, yüzyillarca birlikte yasayanlari birbirine kirdirdi. Ulus-devletin savunuculuguna soyunanlar, bunu ulus-devletin zaaflarini dikkate almadiklari ölçüde, otoriterlikte israr etmenin ötesine getiremiyorlar, bu tavra, insani açidan katilmak mümkün degil. Dahasi, ulus-devletin bu çerçevede savunusu kaba milliyetçiligi kiskirttigi ölçüde, çok karsi çiktigini iddia ettigi emperyalizmin siradan bir aleti olmanin ötesine gidemez, gidemiyor. Diger taraftan, demokratiklesmede israrimizin anlamini ve hedefini netlestirme konusunda düsecegimiz zaafin bedelinin, yine emperyal hegemonya mücadelesinin siradan bir tasiyicisi olmanin ötesine gidemeyecegini iyice kavramamiz gerekiyor. Son olarak, tüm bunlari Kürt meselesi konusundaki çabalarimiza karsi olusan tepkileri hafifletmek için söylemedigimi, bugüne kadar yazdiklarimi okuyan herkes fark edebilir. Tam tersine, demokratiklesmeden bahseden herkesi vatan haini, isbirlikçi diye yaftalayan otoriter zihniyet ve söylemler karsisinda hiçbir sekilde pisilmamasi gerektigini düsünüyorum. Bu nedenle, kimsenin bu dili kullanmak haddi degil diye daha önce de yazdim. Tekrar ediyorum, bu ülkeyi sevmek, bu ülkede yasayanlar adina kaygi duymak kimsenin tekelinde degil, konusulacaksa adam gibi konusulur, yoksa adaba aykiri bir dil kullananlara söyledikleri aynen iade edilir.
nuray mert
Irak'ta anayasa tartismalari, bizde Kürt meselesi tartismasi ve tabii tüm dünyada olan bitenler, bizi bir kez daha 'ulus-devlet' konusunu enine boyuna düsünmeye davet ediyor. Birileri diyor ki, ulus-devlet zaten makbul bir siyasal birim degildi, hem artik dünya degisiyor, eski kavramlara yapisip kalmayalim. Digerleri de diyor ki, Irak''ti, Kürt meselesiydi derken bizi yeniden bölüp parçalayacaklar, aman alet olmayalim. Isi kör dövüsüne sardirmanin âlemi yok, gelin serinkanli düsünelim. Neydi, ulus-devletin zaten makbul bir kategori olmadigi görüsünün temelinde yatan itiraz? Suydu: Ulus-devlet tanimi geregi kültürel, dinsel, etnik farkliliklari görmezden gelir, tekil bir kimligi dayatir, gerekirse bunu otoriter tedbirlerle yapar, dayatmaci bir toplum anlayisini yerlestirir ve hayata geçirir. Neydi çare olarak düsünülen? Ulus-devlet yapisinin, farkliliklari dikkate alan, bunlara saygi duyan biçimde, esnemesi, yani demokratiklesmesi. Bunun tercümesi: bir ülkede yasayan insanlarin farkliliklarina ragmen, dayatmalarla karsilasmadan ve fakat baris içinde birlikte yasamasinin yolunu bulmak demek. Yoksa herkesin farkliliklarin pesinden her türlü maceraya atilip, birlikte degil, yine ayri ayri, ama bu sefer daha küçük birimler halinde yasayacak formüller pesinde kosmasi degil. Peki, ne zarari var daha küçük birimler halinde yasamak pesinde kosmanin? Daha açik konusalim, Türkiye''nin bölünme ihtimaline neden karsiyiz? Sadece Anayasa bunu öngördügü için mi? Bunun baska izahi ve ikna ediciligi yok mu? Bence var, olmali. Ben, demokratiklesmis ulus-devletin savunulmasindan, kerhen degil, cani gönülden savunulmasindan yanayim. Zira, toplumlarin un ufak olup, küçülmesinin hiçbir derde deva olmadigini düsünüyorum. Birakin ulus-devletlerin ufalanmasini, ulus-devlet asilacaksa bunun tüm dünyada sinirlarin ortadan kalkacagi, tüm insanlarin baris içinde yasamanin yolunu bulmak yönünde bir gelisme ile mümkün ve muteber oldugunu düsünüyorum. Dünya, insanlik, siyaset bu ufukta bulusmadikça, mevcut ulus-devletlerin parçalanmasinin, itibar edilcek tarafi, hiçbir anlami yok. Ama itibar edilecek bir anlami yok, yoksa bu yönde gidisin izah edilmesi son derece kolay. Bakin, dünya degisiyor, ama arzu ettigimiz yönde degil, devletler her yerde otoritelerini kaybediyor, eriyor falan degiller. Küresel kapitalizmin merkez ülkelerinde, her sey yerli yerinde duruyor ve bunlar dünyanin geri kalanini rahatça, hiçbir engelle karsilasmadan, talan edebilmek için güçten kuvvetten düsürmeye çalisiyor. Bu çabanin önünde durulmazsa, her bölgede ve öncelikle bizim yasadigimiz bölgede insanlar irk, mezhep, kültürlerine sarilip, birbirini bogazlama noktasina gelecekler. Irak'ta geldiler. Birinci büyük emperyalist dalga, milliyetçilikle böldü, parçaladi, yüzyillarca birlikte yasayanlari birbirine kirdirdi. Ulus-devletin savunuculuguna soyunanlar, bunu ulus-devletin zaaflarini dikkate almadiklari ölçüde, otoriterlikte israr etmenin ötesine getiremiyorlar, bu tavra, insani açidan katilmak mümkün degil. Dahasi, ulus-devletin bu çerçevede savunusu kaba milliyetçiligi kiskirttigi ölçüde, çok karsi çiktigini iddia ettigi emperyalizmin siradan bir aleti olmanin ötesine gidemez, gidemiyor. Diger taraftan, demokratiklesmede israrimizin anlamini ve hedefini netlestirme konusunda düsecegimiz zaafin bedelinin, yine emperyal hegemonya mücadelesinin siradan bir tasiyicisi olmanin ötesine gidemeyecegini iyice kavramamiz gerekiyor. Son olarak, tüm bunlari Kürt meselesi konusundaki çabalarimiza karsi olusan tepkileri hafifletmek için söylemedigimi, bugüne kadar yazdiklarimi okuyan herkes fark edebilir. Tam tersine, demokratiklesmeden bahseden herkesi vatan haini, isbirlikçi diye yaftalayan otoriter zihniyet ve söylemler karsisinda hiçbir sekilde pisilmamasi gerektigini düsünüyorum. Bu nedenle, kimsenin bu dili kullanmak haddi degil diye daha önce de yazdim. Tekrar ediyorum, bu ülkeyi sevmek, bu ülkede yasayanlar adina kaygi duymak kimsenin tekelinde degil, konusulacaksa adam gibi konusulur, yoksa adaba aykiri bir dil kullananlara söyledikleri aynen iade edilir.
nuray mert
Kimilerinin, artık sonunun geldiğine inandıkları oluşum. Ancak küreselleşme ile birlikte ulus-devletlerin de aslında daha fazla önem kazandığının görülmesi gerekmektedir. Acaba Almanya mı? ingiltere mi? Amerika mı? ulus devlet olmaktan vazgeçmektedirler. Bunların hepsi,tek bir şemsiyenin altında kenetlenmiş, birlik ve beraberliklerini devam ettirme arzusu içerisindedirler. Yani batı dışı toplumlara söyledikleri birçok şeyde olduğu gibi, ulus devletin sonu geldi de bir palavradır.
Fransiz devrimiyle ortaya cikan kavramdir. Feodal yonetimden kapitalizme gecis surecini ifade eder. Ezberletilen tanim olarak, belirli sınırlar içerisinde baskın etno dini iradenin politikalarıyla bir araya getirilmiş ve meşruiyetini yarattığı tektipleştirilmiş ulusun egemenliği iradesine dayandıran kurumsallaşmış etno-sentrik baskıcı güç tekelidir. Ayrica (bkz: etnosentrizm).
yazarların filazof edasıyla tanımlamaya çalıştığı ama batırdığı kavramdır.
ulan komedi gibi. fransız ihtilaliyle çıkmış yok kapitalizm.
milattan önce bile varolan (o zamandaki ulus anlayışı biraz daha farklıydı)** ve fransız ihtilaliyle adı konmuş kavramdır.
bu aklı evveller herkes kendine 'insan' diyordu sonra fransız ihtilali oldu şimşekler çaktı herkes kendine 'türk, alman, japon' demeye başladı falan da sanar gerçi.
boşver azizim gidin kitap okuyun burada saçma şeylerle kafanızı doldurmaktan yeğdir.
ulan komedi gibi. fransız ihtilaliyle çıkmış yok kapitalizm.
milattan önce bile varolan (o zamandaki ulus anlayışı biraz daha farklıydı)** ve fransız ihtilaliyle adı konmuş kavramdır.
bu aklı evveller herkes kendine 'insan' diyordu sonra fransız ihtilali oldu şimşekler çaktı herkes kendine 'türk, alman, japon' demeye başladı falan da sanar gerçi.
boşver azizim gidin kitap okuyun burada saçma şeylerle kafanızı doldurmaktan yeğdir.
fransız ihtilaliyle ortaya çıkan milliyetçilik akımının bir getirisidir.
ulus devlet, asimilasyon politikasının diğer adıdır.
bir halka zorla, olmadığı halde türküm dedirtmenin diğer adıdır.
kapitalizm devrilmedikçe aşılamayacak bir kavramdır.
ulus devlet, asimilasyon politikasının diğer adıdır.
bir halka zorla, olmadığı halde türküm dedirtmenin diğer adıdır.
kapitalizm devrilmedikçe aşılamayacak bir kavramdır.
belli coğrafi sınırlar içindeki toplulukların, her biri küçük bir devletçik olan kabilelerden, krallıklardan merkezi bir ikidara geçerek güçlü bir devlet ve toplum olmak için zorunlu birlikteliğinin diğer adı. italya ve almanya'nin birliklerini sağladıktan sonra nasıl hızlı bir şekilde gelişip güçlendikleri tarihten verilecek iki örnektir.
marksist açıdan, ulus devletin ulusal burjuvazinin kendi pazarını oluşturmak ve yönetme gereksiniminden doğduğu söylenmiştir. ancak, bu tanım, çin gibi marksist ulus devletlerin doğuşunu öngörmediği için yetersiz kalmıştır.
çağımızda ulus devlet, emperyalizmin hedefinde olan bir kavramdır. emperyalizm, dini esaslara dayalı, kabileler, aşiretler birliği zayıf devletler gibi kendisine direnemeyen, satın alınması kolay yerel yöneticiler üreten rejimlerin varlığını tercih eder. amaçlarına aykırı gördüğü ulus devletler emperyalizm için tehdittir.
coğrafyamızda 1990 yıllarının başından itibaren başlayan bop projesi bu amaca hizmet etmektedir. yerel işbirlikçiler olmazsa, bu proje uygulanamazdı. bop eşbaşkanı olduğunu övünerek itiraf edenlerin neye hizmet ettikleri çok açık bir gerçek.
marksist açıdan, ulus devletin ulusal burjuvazinin kendi pazarını oluşturmak ve yönetme gereksiniminden doğduğu söylenmiştir. ancak, bu tanım, çin gibi marksist ulus devletlerin doğuşunu öngörmediği için yetersiz kalmıştır.
çağımızda ulus devlet, emperyalizmin hedefinde olan bir kavramdır. emperyalizm, dini esaslara dayalı, kabileler, aşiretler birliği zayıf devletler gibi kendisine direnemeyen, satın alınması kolay yerel yöneticiler üreten rejimlerin varlığını tercih eder. amaçlarına aykırı gördüğü ulus devletler emperyalizm için tehdittir.
coğrafyamızda 1990 yıllarının başından itibaren başlayan bop projesi bu amaca hizmet etmektedir. yerel işbirlikçiler olmazsa, bu proje uygulanamazdı. bop eşbaşkanı olduğunu övünerek itiraf edenlerin neye hizmet ettikleri çok açık bir gerçek.
Yapay bir unsurdur,Fransız devrimi sonrası kapitalizmin dünyaya yayılma aşamasında;her coğrafi bölgede oluşturalacak olan pazarlar ile kültürel ve sosyolojik olarak altı doldurulmaya çalışılmış bir kavram,ulus kavramı.Ulus kavramına bağlı olarak da yaratılan pazar için onu hegomonyasına alacak bir iktidar boşluğu ortaya çıkıyor.Böylece Ulus devlet denen kavram ortaya tarih de yer alıyor.Burjuvazinin dünyaya armağan ettiği bir kavramdır,ulus devlet.
ulus devlet demek milliyetçilik demektir, aşırı milliyetçilik faşizmdir neden sonuç ilişkisiyle ortaya koyarsak durumu solcuların ulus devleti savunması anti rasyoneldir.
globalci aşıkların nefret ettiği kavramdır.
nedir bu globallik? dediğinizde, konuyla ilgili herkesin az-çok bildiği sözleri papağan gibi tekrarlarlar.
ulan yavrum, sen isteme ben istemeyim türkiye gibi bir ülke zaten kendiliğinden globaldir.böyle derin bir tarihe sahip, genç bir tüketim nüfusuna sahip ülke en globaldir zaten.
ulus devlet; dil, eğitim, kültür ve toprak olarak bölünmek istemiyoruzun kısa tarifidir.
ulus devlete (üniter yapı) karşı olanlar bilerek yada bilmeyerek bölücüdürler.
sen hem globalizmi yani evrenselliği, bütüncülüğü savun hem de kendi ülkeni bütün olarak görmek isteme.
ayrıca gelişmiş ülkeler son yıllarda ulus devlet ilkelerine sarılmaya başladılar.sayısız örnekleri var, şimdilik kısa keseyim, şunu ekleyim;
tahsil cehaleti bitirmiyor, eşşeklik baki...
nedir bu globallik? dediğinizde, konuyla ilgili herkesin az-çok bildiği sözleri papağan gibi tekrarlarlar.
ulan yavrum, sen isteme ben istemeyim türkiye gibi bir ülke zaten kendiliğinden globaldir.böyle derin bir tarihe sahip, genç bir tüketim nüfusuna sahip ülke en globaldir zaten.
ulus devlet; dil, eğitim, kültür ve toprak olarak bölünmek istemiyoruzun kısa tarifidir.
ulus devlete (üniter yapı) karşı olanlar bilerek yada bilmeyerek bölücüdürler.
sen hem globalizmi yani evrenselliği, bütüncülüğü savun hem de kendi ülkeni bütün olarak görmek isteme.
ayrıca gelişmiş ülkeler son yıllarda ulus devlet ilkelerine sarılmaya başladılar.sayısız örnekleri var, şimdilik kısa keseyim, şunu ekleyim;
tahsil cehaleti bitirmiyor, eşşeklik baki...
türk insanına yakısmayan hadise, bir aga çocugunun, girip maaşlı işçi/ memur olarak çalışması ve çekirdek aileye mahkum olması gibi. 2000 yıl dünyaya ayar vermiş, bu sürenin büyük kısmında dünya imparatorlugu şeklinde, dünyayı yönetmiş, bugün dillerden düşmayan batı kavramı, osmanlının batısı anlamında ve tüm hristiyan yani haçlı ları ifade eden bir cümleyi, kendimize hedef koymamız gibi bir sacmalık ancak 3. dünya ülkelerdinde gündeme gelir.
Küreselleşmeyle birlikte düşeceği söylenen lakin ne hikmetse tüm dünyada yükselen devlet anlayışı.
ulus moğolcadan ithal ettiğimiz bir kelimedir. türk tarihinde ulus diye bir kavram yoktur. Ulus devlet olayında göz önünde bulundurulan bir sanal toplum var, öyle bir toplum yok aslında. Gerçek olmadığı şuradan belli, bizim bir tip bütünlüğümüz yok. Sokağa çıktığımızda binlerce çeşit tip bulunur Türk adı altında.
herhangi bir devletin yönetim ve halk kesiminin birlik ve beraberliğinin sağlanması için ortak bir değer olması lazım. nedir bu değerler dil, din, ırk veya ortak ideoloji. ulus devletler geriliyor sözü tamamen bir yalandır. bu sözleri sarf eden ülkelere bakınız; fransa, abd, ingiltere, almanya. fransanın bir akım başlatıp sonra içine sıçarak birçok halka soykırım ve katliam girişimlerinde bulunduğunu hepimiz biliyoruz. cezayir, tunus, fas ve ruanda bu ülkeler arasındadır. abdnin yıllarca siyahi vatandaşlara yaptıklarıda malum (bkz: klu klux klan). e hani özgürlük ülkesi amk. adamları köle olarak al ve devlet kuruluşundan yüz yıla yakın bir süre sonra köle olmadıklarına dair kanun hükmünü yasaya anca koy.ingiltereye bakalım. bugün dünyada en çok konuşulan dilin ingilizce olmasının sebebi açık ve net bir şekilde ortadadır ve milliyetçiliğin kralıdır. avusturalya, hindistan, arabistan, ırak ve amerikanın ilk yerleşimlerinde yaşanan katliamı ve milliyetçiliği ingilizlerde görebiliriz. bugün ingilterede hala kral vardır ve kral papa ile birlikte hareket eder. almanyaya gelirsek hitler'den bahsetmemize gerek bile yoktur sanırım. kendisi milliyetçi değil ırkçılığın ağa babasıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi halkı kendi değerlerini hiç bir zaman beğenemediği için biz bugün avrupalı'ların söz hükümü altındayız. avrupada papa, krallık ve haclı zihniyeti hala devam ederken biz avrupayı kendimize demokrasi ve özgürlük ibaresi olarak örnek alıyoruz. bakıyoruz gençliğe aralarında atatürk diyen fatih sultan mehmet diyen atilla han diyen yok. ha pardon atatürk diyen var onlarda atatürk'ü peygamber yaparak maf etmişler ata'nın şanını şerefini. gençlikte sürekli che, karl marx, gibi isimler geziyor. hep yabancı ülkelerin bize kabul ettirdikleri insanlar. bakıyorsunuz komünizmi bulan kapitalizmi bulan küresel sermayeyi bulan hep yahudiler.
yabancı ülkelerin bizim için değerli olabilecek insanları yok mudur? tabiki var. ama gençlerimizden malcolm x'i okuyan kim var yada şeyh şamili. adam kendi insanını bilmiyorki.
ulus devlet anlayışımız devam etseydi bugün çok farklı olabilirdi. çünkü güçlü devletler güçlerini hep millet ve din ortaklığının getirdiği beraberlikten almışlardır. biz hala marx okuyup ateist olalım che okuyup devrimci olalım.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi halkı kendi değerlerini hiç bir zaman beğenemediği için biz bugün avrupalı'ların söz hükümü altındayız. avrupada papa, krallık ve haclı zihniyeti hala devam ederken biz avrupayı kendimize demokrasi ve özgürlük ibaresi olarak örnek alıyoruz. bakıyoruz gençliğe aralarında atatürk diyen fatih sultan mehmet diyen atilla han diyen yok. ha pardon atatürk diyen var onlarda atatürk'ü peygamber yaparak maf etmişler ata'nın şanını şerefini. gençlikte sürekli che, karl marx, gibi isimler geziyor. hep yabancı ülkelerin bize kabul ettirdikleri insanlar. bakıyorsunuz komünizmi bulan kapitalizmi bulan küresel sermayeyi bulan hep yahudiler.
yabancı ülkelerin bizim için değerli olabilecek insanları yok mudur? tabiki var. ama gençlerimizden malcolm x'i okuyan kim var yada şeyh şamili. adam kendi insanını bilmiyorki.
ulus devlet anlayışımız devam etseydi bugün çok farklı olabilirdi. çünkü güçlü devletler güçlerini hep millet ve din ortaklığının getirdiği beraberlikten almışlardır. biz hala marx okuyup ateist olalım che okuyup devrimci olalım.
dünyada yaşayan, yaşamını sürdüren hiçbir ulusun, ırkın bugüne kadar resmen ve cidden karşı çıkmadığı, karşı çıkmasının zaten saçma olduğu aksine bir ulus devlet kurmak adına başka bir ulusla veya bir otoriter irade ile savaştığı gerçeğini görmezden gelen eblehlerin bok atmaya çalıştığı devlet türü.
tabii ki komünistler, sosyalistler, liberaller ve benzerleri bu devlete karşıdır, zira bunlar ırk-ulus gibi kavramları hastalıklı ve bir an önce yok edilmesi gereken birer kavramlar olarak gördüğü için mazur görmek gerek. ama unutmamak gerekir ki dünyada bugüne kadar kurulan devletlerin çok büyük bir kısmı uluslar-ırklar tarafından kurulmuş ve yönetilmiştir, liberal veya komünistler tarafından değil.
kaldı ki geçmişte ve bugün dünyada sorun yaşayan ülkelere bakacak olursanız ya bir ulus eksikliğinden ya da başka ulusları görmezden geldiğinden sıkıntı yaşadıklarını görürüz. misal yugoslavya, dünyada yugoslav diye bir ırk-ulus yoktur, hırvat-boşnak-sırp-arnavutları birleştirmeye çalıştırmanın başarısız bir örneğidir yugoslavya örneği. başka bir örnek ise ırak'tır. ıraklı diye bir kavramdan ulus temelinden bahsedemeyiz, kürt-türkmen-arapların bir arada yaşaması gereken bir devlettir ırak ve günümüzde gelişmelere bakılacak olursa bu birbirinden farklı etnik gruplar kendi söz haklarının peşine düşmüştür. diğer bir örnek ise çin'dir. yakın zamanda olmasa bile ilerleyen yıllarda yıkılacak bir devlettir çin halk cumhuriyeti, çünkü çin-çinli diye bir ırk-ulus yoktur, bir hanedan soyundan - han ulusu, hanedanlığı- gelenler ile diğer hanedan soyundan gelenlerin, başka etnik gruplarla zorla ve baskıyla birleşmesinin ürünü bir devlettir çin.
türkiye durumu ise tabii ki farklı, türk diye bir ırk, bir ulus vardır. dolayısıyla türklerin ulus devlet konusunda bir sıkıntı yaşaması, bundan rahatsızlık duyması mümkün değildir. ama teorik ve mantıksal olarak türkiye'de yaşayan diğer etnik grupların bu devlet yapısından rahatsız olması gayet normal ve mantıklıdır.
son olarak türkiye'de ki gelişmeleri bu açıklamaya bağlayacak olursak, türkiye'de yaşayan kürt kökenli yurttaşların büyük bir çoğunluğunun sadece kürtlerin yaşadığı ve sadece kürtlerin yönettiği bir kürdistana karşı olduğunu söylemek aptallıktır. bu 'kürtlerin sadece küçük bir kısmı, azınlığı pkk yanlısı' demek kadar aptalcadır. çünkü pkk ne kadar sol-sosyalist-komünist söylemlerde bulunmuş olsa dahi kürtler için ulus devlete giden yolun başlangıcıdır. bu noktada solcu-sosyalistlerin ciddi bir biçimde düşünmesi gerekmektedir. zira sol-solcu değerler herhangibir ırkın yeni bir ulus yaratma çabası sonucunda bağımsız bir devlet kurmasıyla sonuçlanacak bir girişimin goygoycusu olamaz, olmamalı.
bugünlerde mustafa kemal'e 'bir ulus yaratmak' adına çemkiren kişilerin günümüz dünyasında 'bir kürt ulusu yaratma' peşinde koşan kişileri görmezden gelmesi komiktir. komünist olan, olduğu iddia edilen usta yönetmen yılmaz güney bile vakti zamanında 'bir kürt ulusu yaratmak' adı altında yabancı bir gazeteciye bir röportaj vermiştir, dinlemek lazımdır, ondan sonra götün el veriyorsa yılmaz güney ve benzerlerine de çemkirmek lazımdır.
tabii ki komünistler, sosyalistler, liberaller ve benzerleri bu devlete karşıdır, zira bunlar ırk-ulus gibi kavramları hastalıklı ve bir an önce yok edilmesi gereken birer kavramlar olarak gördüğü için mazur görmek gerek. ama unutmamak gerekir ki dünyada bugüne kadar kurulan devletlerin çok büyük bir kısmı uluslar-ırklar tarafından kurulmuş ve yönetilmiştir, liberal veya komünistler tarafından değil.
kaldı ki geçmişte ve bugün dünyada sorun yaşayan ülkelere bakacak olursanız ya bir ulus eksikliğinden ya da başka ulusları görmezden geldiğinden sıkıntı yaşadıklarını görürüz. misal yugoslavya, dünyada yugoslav diye bir ırk-ulus yoktur, hırvat-boşnak-sırp-arnavutları birleştirmeye çalıştırmanın başarısız bir örneğidir yugoslavya örneği. başka bir örnek ise ırak'tır. ıraklı diye bir kavramdan ulus temelinden bahsedemeyiz, kürt-türkmen-arapların bir arada yaşaması gereken bir devlettir ırak ve günümüzde gelişmelere bakılacak olursa bu birbirinden farklı etnik gruplar kendi söz haklarının peşine düşmüştür. diğer bir örnek ise çin'dir. yakın zamanda olmasa bile ilerleyen yıllarda yıkılacak bir devlettir çin halk cumhuriyeti, çünkü çin-çinli diye bir ırk-ulus yoktur, bir hanedan soyundan - han ulusu, hanedanlığı- gelenler ile diğer hanedan soyundan gelenlerin, başka etnik gruplarla zorla ve baskıyla birleşmesinin ürünü bir devlettir çin.
türkiye durumu ise tabii ki farklı, türk diye bir ırk, bir ulus vardır. dolayısıyla türklerin ulus devlet konusunda bir sıkıntı yaşaması, bundan rahatsızlık duyması mümkün değildir. ama teorik ve mantıksal olarak türkiye'de yaşayan diğer etnik grupların bu devlet yapısından rahatsız olması gayet normal ve mantıklıdır.
son olarak türkiye'de ki gelişmeleri bu açıklamaya bağlayacak olursak, türkiye'de yaşayan kürt kökenli yurttaşların büyük bir çoğunluğunun sadece kürtlerin yaşadığı ve sadece kürtlerin yönettiği bir kürdistana karşı olduğunu söylemek aptallıktır. bu 'kürtlerin sadece küçük bir kısmı, azınlığı pkk yanlısı' demek kadar aptalcadır. çünkü pkk ne kadar sol-sosyalist-komünist söylemlerde bulunmuş olsa dahi kürtler için ulus devlete giden yolun başlangıcıdır. bu noktada solcu-sosyalistlerin ciddi bir biçimde düşünmesi gerekmektedir. zira sol-solcu değerler herhangibir ırkın yeni bir ulus yaratma çabası sonucunda bağımsız bir devlet kurmasıyla sonuçlanacak bir girişimin goygoycusu olamaz, olmamalı.
bugünlerde mustafa kemal'e 'bir ulus yaratmak' adına çemkiren kişilerin günümüz dünyasında 'bir kürt ulusu yaratma' peşinde koşan kişileri görmezden gelmesi komiktir. komünist olan, olduğu iddia edilen usta yönetmen yılmaz güney bile vakti zamanında 'bir kürt ulusu yaratmak' adı altında yabancı bir gazeteciye bir röportaj vermiştir, dinlemek lazımdır, ondan sonra götün el veriyorsa yılmaz güney ve benzerlerine de çemkirmek lazımdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar