bugün
- kedi9
- en iyi antidepresan13
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi7
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek7
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi14
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi7
- milli takımı destekleme zorunluğu5
- naber lan it diye mesaj atan sevgili8
- uzun samsun3
- babanın ölmesi7
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak3
- milli futbolcuların sigara içtiği iddiası5
- lgs 20263
- neden yalnızsın5
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler4
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap2
- 13 haziran2
- sokrates'in soru sorarak günü kurtarması3
- özşen madencilik işçilerinin direnişi10
- true denilen yazar18
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek15
- uludağ sözlük bitmiş4
- yahudi madalyası almış gürcü5
- erkeksii bayan buse6
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- diyanetin abd'deki villaları15
- sözlükte başlayan aşklar4
- chp'nin hali ne olacak53
- 30 il için sarı kodlu uyarı2
- zengin kaltakları4
- zaman baba bey biraderin bey birader olması3
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- barış yarkadaş7
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- şanzıman ustalarının aylık 200k para kazanması2
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- naber lan göt diye mesaj atan kız2
- mor semsiyeli yabanci16
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- çalışma saatleri2
- başka sözlükler heves uludağ bir tutkudur4
- başlık düzeltmesi yapamama sorunu2
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar7
- playstation3
- yılan4
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler16
- anın görüntüsü19
- insanlığa katkısı olmayan üniversite mezunu4
- iğrenç bulup ama genede bağımlılık şeyler2
Neden ulus-devlet?
Irak'ta anayasa tartismalari, bizde Kürt meselesi tartismasi ve tabii tüm dünyada olan bitenler, bizi bir kez daha 'ulus-devlet' konusunu enine boyuna düsünmeye davet ediyor. Birileri diyor ki, ulus-devlet zaten makbul bir siyasal birim degildi, hem artik dünya degisiyor, eski kavramlara yapisip kalmayalim. Digerleri de diyor ki, Irak''ti, Kürt meselesiydi derken bizi yeniden bölüp parçalayacaklar, aman alet olmayalim. Isi kör dövüsüne sardirmanin âlemi yok, gelin serinkanli düsünelim. Neydi, ulus-devletin zaten makbul bir kategori olmadigi görüsünün temelinde yatan itiraz? Suydu: Ulus-devlet tanimi geregi kültürel, dinsel, etnik farkliliklari görmezden gelir, tekil bir kimligi dayatir, gerekirse bunu otoriter tedbirlerle yapar, dayatmaci bir toplum anlayisini yerlestirir ve hayata geçirir. Neydi çare olarak düsünülen? Ulus-devlet yapisinin, farkliliklari dikkate alan, bunlara saygi duyan biçimde, esnemesi, yani demokratiklesmesi. Bunun tercümesi: bir ülkede yasayan insanlarin farkliliklarina ragmen, dayatmalarla karsilasmadan ve fakat baris içinde birlikte yasamasinin yolunu bulmak demek. Yoksa herkesin farkliliklarin pesinden her türlü maceraya atilip, birlikte degil, yine ayri ayri, ama bu sefer daha küçük birimler halinde yasayacak formüller pesinde kosmasi degil. Peki, ne zarari var daha küçük birimler halinde yasamak pesinde kosmanin? Daha açik konusalim, Türkiye''nin bölünme ihtimaline neden karsiyiz? Sadece Anayasa bunu öngördügü için mi? Bunun baska izahi ve ikna ediciligi yok mu? Bence var, olmali. Ben, demokratiklesmis ulus-devletin savunulmasindan, kerhen degil, cani gönülden savunulmasindan yanayim. Zira, toplumlarin un ufak olup, küçülmesinin hiçbir derde deva olmadigini düsünüyorum. Birakin ulus-devletlerin ufalanmasini, ulus-devlet asilacaksa bunun tüm dünyada sinirlarin ortadan kalkacagi, tüm insanlarin baris içinde yasamanin yolunu bulmak yönünde bir gelisme ile mümkün ve muteber oldugunu düsünüyorum. Dünya, insanlik, siyaset bu ufukta bulusmadikça, mevcut ulus-devletlerin parçalanmasinin, itibar edilcek tarafi, hiçbir anlami yok. Ama itibar edilecek bir anlami yok, yoksa bu yönde gidisin izah edilmesi son derece kolay. Bakin, dünya degisiyor, ama arzu ettigimiz yönde degil, devletler her yerde otoritelerini kaybediyor, eriyor falan degiller. Küresel kapitalizmin merkez ülkelerinde, her sey yerli yerinde duruyor ve bunlar dünyanin geri kalanini rahatça, hiçbir engelle karsilasmadan, talan edebilmek için güçten kuvvetten düsürmeye çalisiyor. Bu çabanin önünde durulmazsa, her bölgede ve öncelikle bizim yasadigimiz bölgede insanlar irk, mezhep, kültürlerine sarilip, birbirini bogazlama noktasina gelecekler. Irak'ta geldiler. Birinci büyük emperyalist dalga, milliyetçilikle böldü, parçaladi, yüzyillarca birlikte yasayanlari birbirine kirdirdi. Ulus-devletin savunuculuguna soyunanlar, bunu ulus-devletin zaaflarini dikkate almadiklari ölçüde, otoriterlikte israr etmenin ötesine getiremiyorlar, bu tavra, insani açidan katilmak mümkün degil. Dahasi, ulus-devletin bu çerçevede savunusu kaba milliyetçiligi kiskirttigi ölçüde, çok karsi çiktigini iddia ettigi emperyalizmin siradan bir aleti olmanin ötesine gidemez, gidemiyor. Diger taraftan, demokratiklesmede israrimizin anlamini ve hedefini netlestirme konusunda düsecegimiz zaafin bedelinin, yine emperyal hegemonya mücadelesinin siradan bir tasiyicisi olmanin ötesine gidemeyecegini iyice kavramamiz gerekiyor. Son olarak, tüm bunlari Kürt meselesi konusundaki çabalarimiza karsi olusan tepkileri hafifletmek için söylemedigimi, bugüne kadar yazdiklarimi okuyan herkes fark edebilir. Tam tersine, demokratiklesmeden bahseden herkesi vatan haini, isbirlikçi diye yaftalayan otoriter zihniyet ve söylemler karsisinda hiçbir sekilde pisilmamasi gerektigini düsünüyorum. Bu nedenle, kimsenin bu dili kullanmak haddi degil diye daha önce de yazdim. Tekrar ediyorum, bu ülkeyi sevmek, bu ülkede yasayanlar adina kaygi duymak kimsenin tekelinde degil, konusulacaksa adam gibi konusulur, yoksa adaba aykiri bir dil kullananlara söyledikleri aynen iade edilir.
nuray mert
Irak'ta anayasa tartismalari, bizde Kürt meselesi tartismasi ve tabii tüm dünyada olan bitenler, bizi bir kez daha 'ulus-devlet' konusunu enine boyuna düsünmeye davet ediyor. Birileri diyor ki, ulus-devlet zaten makbul bir siyasal birim degildi, hem artik dünya degisiyor, eski kavramlara yapisip kalmayalim. Digerleri de diyor ki, Irak''ti, Kürt meselesiydi derken bizi yeniden bölüp parçalayacaklar, aman alet olmayalim. Isi kör dövüsüne sardirmanin âlemi yok, gelin serinkanli düsünelim. Neydi, ulus-devletin zaten makbul bir kategori olmadigi görüsünün temelinde yatan itiraz? Suydu: Ulus-devlet tanimi geregi kültürel, dinsel, etnik farkliliklari görmezden gelir, tekil bir kimligi dayatir, gerekirse bunu otoriter tedbirlerle yapar, dayatmaci bir toplum anlayisini yerlestirir ve hayata geçirir. Neydi çare olarak düsünülen? Ulus-devlet yapisinin, farkliliklari dikkate alan, bunlara saygi duyan biçimde, esnemesi, yani demokratiklesmesi. Bunun tercümesi: bir ülkede yasayan insanlarin farkliliklarina ragmen, dayatmalarla karsilasmadan ve fakat baris içinde birlikte yasamasinin yolunu bulmak demek. Yoksa herkesin farkliliklarin pesinden her türlü maceraya atilip, birlikte degil, yine ayri ayri, ama bu sefer daha küçük birimler halinde yasayacak formüller pesinde kosmasi degil. Peki, ne zarari var daha küçük birimler halinde yasamak pesinde kosmanin? Daha açik konusalim, Türkiye''nin bölünme ihtimaline neden karsiyiz? Sadece Anayasa bunu öngördügü için mi? Bunun baska izahi ve ikna ediciligi yok mu? Bence var, olmali. Ben, demokratiklesmis ulus-devletin savunulmasindan, kerhen degil, cani gönülden savunulmasindan yanayim. Zira, toplumlarin un ufak olup, küçülmesinin hiçbir derde deva olmadigini düsünüyorum. Birakin ulus-devletlerin ufalanmasini, ulus-devlet asilacaksa bunun tüm dünyada sinirlarin ortadan kalkacagi, tüm insanlarin baris içinde yasamanin yolunu bulmak yönünde bir gelisme ile mümkün ve muteber oldugunu düsünüyorum. Dünya, insanlik, siyaset bu ufukta bulusmadikça, mevcut ulus-devletlerin parçalanmasinin, itibar edilcek tarafi, hiçbir anlami yok. Ama itibar edilecek bir anlami yok, yoksa bu yönde gidisin izah edilmesi son derece kolay. Bakin, dünya degisiyor, ama arzu ettigimiz yönde degil, devletler her yerde otoritelerini kaybediyor, eriyor falan degiller. Küresel kapitalizmin merkez ülkelerinde, her sey yerli yerinde duruyor ve bunlar dünyanin geri kalanini rahatça, hiçbir engelle karsilasmadan, talan edebilmek için güçten kuvvetten düsürmeye çalisiyor. Bu çabanin önünde durulmazsa, her bölgede ve öncelikle bizim yasadigimiz bölgede insanlar irk, mezhep, kültürlerine sarilip, birbirini bogazlama noktasina gelecekler. Irak'ta geldiler. Birinci büyük emperyalist dalga, milliyetçilikle böldü, parçaladi, yüzyillarca birlikte yasayanlari birbirine kirdirdi. Ulus-devletin savunuculuguna soyunanlar, bunu ulus-devletin zaaflarini dikkate almadiklari ölçüde, otoriterlikte israr etmenin ötesine getiremiyorlar, bu tavra, insani açidan katilmak mümkün degil. Dahasi, ulus-devletin bu çerçevede savunusu kaba milliyetçiligi kiskirttigi ölçüde, çok karsi çiktigini iddia ettigi emperyalizmin siradan bir aleti olmanin ötesine gidemez, gidemiyor. Diger taraftan, demokratiklesmede israrimizin anlamini ve hedefini netlestirme konusunda düsecegimiz zaafin bedelinin, yine emperyal hegemonya mücadelesinin siradan bir tasiyicisi olmanin ötesine gidemeyecegini iyice kavramamiz gerekiyor. Son olarak, tüm bunlari Kürt meselesi konusundaki çabalarimiza karsi olusan tepkileri hafifletmek için söylemedigimi, bugüne kadar yazdiklarimi okuyan herkes fark edebilir. Tam tersine, demokratiklesmeden bahseden herkesi vatan haini, isbirlikçi diye yaftalayan otoriter zihniyet ve söylemler karsisinda hiçbir sekilde pisilmamasi gerektigini düsünüyorum. Bu nedenle, kimsenin bu dili kullanmak haddi degil diye daha önce de yazdim. Tekrar ediyorum, bu ülkeyi sevmek, bu ülkede yasayanlar adina kaygi duymak kimsenin tekelinde degil, konusulacaksa adam gibi konusulur, yoksa adaba aykiri bir dil kullananlara söyledikleri aynen iade edilir.
nuray mert
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar