bugün
- nervionun merak ettiği yazar14
- en merak ettiğin ulu yazarı22
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- bu sözlükte beni herkes tanır7
- sinirli kadını sakinleştirmek13
- ciguli vs velvet7
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması7
- yalnizca deli yalnizca sair21
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- arkadaşlar bakar mısınız21
- sünnetten akılda kalanlar5
- atatürkün bilimden en uzak sözü3
- katatespizartmasi17
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek5
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı11
- kadın erkek ilişkisindeki en önemli şey3
- türkiye çağ atlarken chp ne yapıyordu3
- kitap okurken ağlamak8
- ton balığını kim yiyor sorunsalı8
- devlettapar2
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak16
- kitap okurken ağlayan erkek5
- burak demirbilek5
- yazarların en son kravat taktığı tarih2
- özlem tekin5
- uzun ve ince sigara içmeye alışmak5
- önder apo2
- rüyada zehra güneş'e sarılmak5
- nervio21
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der7
- şeyh olup milleti söğüşleme işi2
- pkklı anaları3
- iran da 120 çocuğun öldüğü okul saldırısı7
- telefonun başında çaresiz beklediniz mi5
- hmm diye mesaj yazan türk kızı5
- evlenip boşanmış erkeklerin değerinin düşmesi9
- insan olmaya ceyrek kala7
- atatürk'ün sözleri bilimle çelişirse ne yaparsınız3
- mucize beklemeyen insan3
- üsküdar da martıya eziyet6
- ömer yıldırım3
- odyssey6
- melissa vargas2
- eski bir şarkıyla travmaları hatırlamak4
- sözlük yazarlarının bitki çayları2
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar3
- atatürk peygamber mi sorunsalı2
- şehre inen domuzları besleyen kadın6
- merkür retrosu3
- bakar mısınız dedikten sonra kimsenin bakmaması4
ulkemizde birey uzerine baski olusturmak gibi nitelikleri de wardir.
insanlar kalabalığı.
daha acı olan bir mevzudan bahsetmek istiyorum; bir toplumda tarihi, sosyal, bilimsel veriler yerine kendini bilmez, mahalle ağızlı herifler konuşuyorsa, dokümanlar yerine hakaretler uçuşuyorsa,
bir ülkenin televizyonlarında ilber ortaylı yerine rasim ozan kütahyalı, emin çölaşan gibi insanlar çıkıyorsa,
bir ülkenin mizah, bilim dergileri yerine magazin dergileri revaçtaysa,
bir ülkenin sosyal medyasında felsefe yerine porno konuşuluyorsa,
bir ülkedeki futbol takımı, o ülkenin sosyopolitik konumundan daha çok tartışılıyorsa,
emin olun ki, o ülkenin daha çok alacak yolu var demektir. bugün, hükümeti destekleyen de desteklemeyen de hükümeti beğenmiyor, bu realist tavırla baktığımızda sırıtan bir gerçek. ama şu kafa yapısındaki bir toplum, en fazla ne yapabilir diye düşünmeden edemiyor insan.
daha acı olan bir mevzudan bahsetmek istiyorum; bir toplumda tarihi, sosyal, bilimsel veriler yerine kendini bilmez, mahalle ağızlı herifler konuşuyorsa, dokümanlar yerine hakaretler uçuşuyorsa,
bir ülkenin televizyonlarında ilber ortaylı yerine rasim ozan kütahyalı, emin çölaşan gibi insanlar çıkıyorsa,
bir ülkenin mizah, bilim dergileri yerine magazin dergileri revaçtaysa,
bir ülkenin sosyal medyasında felsefe yerine porno konuşuluyorsa,
bir ülkedeki futbol takımı, o ülkenin sosyopolitik konumundan daha çok tartışılıyorsa,
emin olun ki, o ülkenin daha çok alacak yolu var demektir. bugün, hükümeti destekleyen de desteklemeyen de hükümeti beğenmiyor, bu realist tavırla baktığımızda sırıtan bir gerçek. ama şu kafa yapısındaki bir toplum, en fazla ne yapabilir diye düşünmeden edemiyor insan.
ihtiyaçtan doğan bir şey. insan tek başına yaşayamaz. belirli konularda birbirine ihtiyaç duyarlar. böylece bir araya gelirler.yapı büyüdükçe yeni ihtiyaçlar doğar.platon'un devletinde basit manada toplum nasıl meydana gelir izah edilir.
Belli bir bölge içinde birbirleri ile etkileşime geçen ve bir kültürü paylaşan insan topluluğu.
Başka bir görüşe göre ise;
farklı kültür ve sınıflardan gelen bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu kamusal düzen.
Başka bir görüşe göre ise;
farklı kültür ve sınıflardan gelen bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu kamusal düzen.
Sürekli konuşan. Herkesi eleştiren bir grup. Nedir bu toplumdan çektiğimiz.
"insanî değerler bakımından düşük düzeyde olan bireyler ve toplumlar, başkalarından ne koparabilecekleri, bu açıdan yüksek düzeyde olanlar ise başkalarına ne verebilecekleri üzerinde yoğunlaşırlar. insanlık tarihindeki çekişmelerin ve geliştirilen sosyal düzenlerin özü de bu iki noktadan bağımsız değildir."
''Sağırlaşmış bir toplumun içinde yaşıyoruz. Toplumu sağırlaştıran devasa bir sistem var karşımızda: çirkin, kirli, çürümüş, kokan, gürültülü bir sistem. Sistemin gürültüsü içinde sağırlaşma, sağırlaşmanın ‘dokunma’yı dışlayan yapısında yalnızlaşma…''
Yaşasın antisosyallik.
Toplum bir amaç uğruna, bir değer uğruna, bir inanç uğruna biraraya gelmiş fikirler, insanlardır. Çünkü biz her insanın bir fikir olduğunu biliriz ama iyi ama kötü ama düzelmek için zamanını bekleyen yaşam.
Bugün görüldüğü üzere her düşüncenin her fikrin serbest olduğu yer değildir toplum özgürlüğünün benim yaşamıma kötü bir müdahalesi olmayıp o zaman inanç serbestisinden bahsedebileceğimiz şeydir. Yani küresellikten uzakta ama aynı zamanda yalnızlıktan uzakta yalın bir haldir.
Bugün görüldüğü üzere her düşüncenin her fikrin serbest olduğu yer değildir toplum özgürlüğünün benim yaşamıma kötü bir müdahalesi olmayıp o zaman inanç serbestisinden bahsedebileceğimiz şeydir. Yani küresellikten uzakta ama aynı zamanda yalnızlıktan uzakta yalın bir haldir.
bireylerin bir arada kalabilmek için uğruna öldürdükleri heves topluluğudur.
sıkıntılı bir terim.
insanlardan oluşmasına rağmen insanların en büyük düşmanıdır aynı zamanda. sizi yapmak istemediğiniz şeyleri yapmaya zorlar mesela. ne kadar samimiyetsiz olduğun önemli değildir. bunları da nezaket kurallarına dayandırır.
mesela tanıdığın bir insanla karşılaştıysan, toplum o insana sen her ne kadar onun sikinde olmasan da hal-hatır sormasını söyler. size ise ne kadar kötü durumda olursanız olun; iyi olduğunuzu söylemenizi.
kısacası toplum denilen illet insanlar topluluğu olmasına rağmen; yarattığı olgular ile insanları birbirinden olabildiğince uzaklaştıran, yine aynı insanları maskeler takıp olmadıkları kişiler haline bürünmeye zorlayan aptal bir olgudan başka birşey değildir.
insanlardan oluşmasına rağmen insanların en büyük düşmanıdır aynı zamanda. sizi yapmak istemediğiniz şeyleri yapmaya zorlar mesela. ne kadar samimiyetsiz olduğun önemli değildir. bunları da nezaket kurallarına dayandırır.
mesela tanıdığın bir insanla karşılaştıysan, toplum o insana sen her ne kadar onun sikinde olmasan da hal-hatır sormasını söyler. size ise ne kadar kötü durumda olursanız olun; iyi olduğunuzu söylemenizi.
kısacası toplum denilen illet insanlar topluluğu olmasına rağmen; yarattığı olgular ile insanları birbirinden olabildiğince uzaklaştıran, yine aynı insanları maskeler takıp olmadıkları kişiler haline bürünmeye zorlayan aptal bir olgudan başka birşey değildir.
Benimkini bulamıyorum.
insanı seri katil yapabilir mi, merak ettiğim topluluk.
Baskıcı ve yapmacık kavram. Toplum güya ahlak ister. Bireyse ahlaksız olur. Evet.
insan"ın var ettiği ve içinde varolduğu(zaruri) oluşum. Salt bir kavram olarak tanımlanamaz ikiside, bağıl kavramlardır. Asıl şaşırtıcı olan Rasyonalist, Metafiziki, Dini, bilimsel, etik, ahlak, yasalar, ekonomi vb. Çoğu ögenin kökeni toplumu oluşturur, besler. hepsinin kendinden önce yüklendiği bir görev gibidir şu; bu öğretiler ister sistematik olsun, ister kümülatif toplumu "bir arada tutma" eğilimini gerçekleştirir. Hepsinin verdiği hizmet anti-anarşizmdir. Daha özet ve basitiyle "sürü" devam etmeli, önümüze çıkan her tehdit, bizi yok etmek isteyen her amaç bertaraf edilmelidir, motivasyonuyla ilerler. Hatta ve hatta bizim soyumuzun sonunu getirecek tehlikeyi "biz" bile arz etsek bu unsur ortadan kaldırılmalıdır. ilk primattan.. marsa koloni kurma projelerine.. uzanan insandır, toplumdur, sürüdür, açlıktır.
fuck the society.
her bireyin bağlı olduğu en doğal kurum.
birey kendini değiştirmeden toplumu değiştiremez, toplum değişmediği sürece ise değiştirdiği tek şey kendisi olabilir, bu da kendini değiştirmeyenler üzerinde bir baskı oluşturacaktır.
birey, kendini değiştirdikten sonra, toplumu değiştirmek için çabalamak zorundadır, aksi halde gerici bir toplumda ilerici bir birey olmak, insanı yorar..
hem de çok fazla.
birey kendini değiştirmeden toplumu değiştiremez, toplum değişmediği sürece ise değiştirdiği tek şey kendisi olabilir, bu da kendini değiştirmeyenler üzerinde bir baskı oluşturacaktır.
birey, kendini değiştirdikten sonra, toplumu değiştirmek için çabalamak zorundadır, aksi halde gerici bir toplumda ilerici bir birey olmak, insanı yorar..
hem de çok fazla.
uzak durmak lazım problem çıkabilir.
görmezden gelme yetisini insana kazandıran mekanizma. sosyal doğduk, sosyal kalmak zorundayız, ölüm sıyıracak bizi bu ahlaklı çıplaklıktan. sosyallik, insanın içgüdüsel irinidir. toplum vebadır, vebaldir. neyin, niye? bilmiyorum.
Toplum ve benim hayata bakış açımız aynı değil. Toplumun önemsediği şeyler bana önem olarak çok fazla gelmiyor ve benim önemsediğim şeyler ise toplum için önem teşkil etmiyor. Bir türlü frekansı yakalayamadık.
asla cinayet işlemeyen psikopat insanların oluşturduğu yığındır. kitledir. kütledir.
cidden eskisi gibi değil. eskisi gibi dediğim şundan 10 sene öncesi hatta 5 sene öncesi gibi bile değil. ne arkadaşlık kaldı doğru düzgün ne komşuluk ne başka bir şey. eskiden yine bi nebze insanların şerefi onuru vardı amk şimdi herkes ibnelik peşinde. biz de mecbur buna göre oynuyoruz oyunu napalım amk? her türlü meslek grubu daha da götleşti 3 kuruş para görenin götü başı ayrı oynuyor 1 kuruş fazla kazancam diye he aç olduğundan da değil.
insan doğası varlığını korumak üzerinde güdülüdür. Bu bir haktır. Hiç kimse ve otorite bireyden kendi varlığını feda etmesini bekleyemez. Doğa durumunda herkes eşittir. Eşit olması zihinsel ve fiziki açıdan değil bir başkasını öldürme açısından öyledir. Söz konusu durumsa fiziki olarak çok güçlü birini çelimsiz bir kişi uyku esnasında öldürebilir. Bu eşitlik insan varlığı için tehlikelidir. insan doğası gereği bencildir. Her zaman kendi varlığının çıkarını düşünür. Hatta iyi niyetle karşılıksız yaptığı bir eylem dahi çıkarcadır. Örneğin bir insana yardım ederken hissettiği yardımsever olma duygusu veya bir hayvanı ya da bebeği severken ki şefkat duygusu birer içsel tatmindir. Bu bağlamda anne-baba, yurttaş, hayvansever olmak, vegan olmak gibi hayata dair tüm detaylar çıkara dayanır.
Kendi varlığını korumak için her türlü davranışın çekinmeden sergileyen insan doğası, doğa durumunda tehlikelidir. Varlığını korumak dışında bazılarının diğerlerinden daha üstün olmak istemesi, şöhret istemesi ve herkesin herkese karşı tehtid durumunda olması sosyal savaşa neden olur. Birbirimizi doğa durumunda olan tehlikeden korumak sözleşmeyle mümkün olur. Bireyler diğer herkes kadar doğa durumundaki haklarından vazgeçmesiyle birlikte bir otoriteye devretmesiyle gerçekleşir. Sözleşme aydınlanmış öz çıkarın gereğidir. Aksi halde bu durum bir sosyal savaş halidir. insanın sözleşmeyle haklarından vazgeçmesi antikağ düşünürleri gibi toplum hayvanı olmalarından değil ben sevgisinden kaynaklanır. Sözleşme ve dolayısıyla devlet ortaya koyduğu kanunlarıyla insanı insandan doğa durumu hallerinden korur, insan varlığını güvence altına alır. insan bu yüzden barışçıl olmak durumundadır.
Hobbes'a göre en iyi yönetim şekli monarşidir. Yasama, yürütme ve yargı tek bir otoritede toplanmalıdır çünkü insan doğası gereği bencildir ve bir kişinin çıkarlarını gözetmesi bir grubun çıkarını gözetmesinden daha az zararlıdır. Tanrı dışında monarkı kimse sorgulayamaz. Monark sadece vatandaşların varlığını tehlikeye attığı durumda protesto edilebilir. Spinoza için ise en iyi yönetim biçimi demokrasidir. Demokrasi ile yönetilen ve kurumlarca denetlenen yönetim mutlak iyidir.
Toplum olmanın temelinde insanın kendi varlığını koruması, öz çıkarı, ben sevgisi, gücünü arttırma arzusu ve aydınlanmış öz çıkarı yatar ve bu eşit şekilde vazgeçilen hakların bir otoriteye devredilmesiyle gerçekleşir.
Hobbes ve spinoza'dan hareketle.
Kendi varlığını korumak için her türlü davranışın çekinmeden sergileyen insan doğası, doğa durumunda tehlikelidir. Varlığını korumak dışında bazılarının diğerlerinden daha üstün olmak istemesi, şöhret istemesi ve herkesin herkese karşı tehtid durumunda olması sosyal savaşa neden olur. Birbirimizi doğa durumunda olan tehlikeden korumak sözleşmeyle mümkün olur. Bireyler diğer herkes kadar doğa durumundaki haklarından vazgeçmesiyle birlikte bir otoriteye devretmesiyle gerçekleşir. Sözleşme aydınlanmış öz çıkarın gereğidir. Aksi halde bu durum bir sosyal savaş halidir. insanın sözleşmeyle haklarından vazgeçmesi antikağ düşünürleri gibi toplum hayvanı olmalarından değil ben sevgisinden kaynaklanır. Sözleşme ve dolayısıyla devlet ortaya koyduğu kanunlarıyla insanı insandan doğa durumu hallerinden korur, insan varlığını güvence altına alır. insan bu yüzden barışçıl olmak durumundadır.
Hobbes'a göre en iyi yönetim şekli monarşidir. Yasama, yürütme ve yargı tek bir otoritede toplanmalıdır çünkü insan doğası gereği bencildir ve bir kişinin çıkarlarını gözetmesi bir grubun çıkarını gözetmesinden daha az zararlıdır. Tanrı dışında monarkı kimse sorgulayamaz. Monark sadece vatandaşların varlığını tehlikeye attığı durumda protesto edilebilir. Spinoza için ise en iyi yönetim biçimi demokrasidir. Demokrasi ile yönetilen ve kurumlarca denetlenen yönetim mutlak iyidir.
Toplum olmanın temelinde insanın kendi varlığını koruması, öz çıkarı, ben sevgisi, gücünü arttırma arzusu ve aydınlanmış öz çıkarı yatar ve bu eşit şekilde vazgeçilen hakların bir otoriteye devredilmesiyle gerçekleşir.
Hobbes ve spinoza'dan hareketle.
yazılı olan ya da olmayan kurallar bütününü uygulayan insan sürüsüne denir. insanların birçoğu bu kuralları baştan kabul eder ya da zamanla kabullenir. işte ben bu kabullenişten tiksiniyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar