bugün
- elalem ne der4
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay9
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- yüz yaşından büyük binada yaşamak2
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- yeni parti tüzüğü2
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- doğuda yaşayan yazarlar5
- 26000 entry2
- stres yönetimi6
- mekke ortak savunma anlaşması2
- spiderman mi döver batman mi2
- stres2
- taksici muhabbeti2
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi3
- scooter'a 6 kişi binmek2
- sözlüğü 3 kelime ile anlatın2
- kuran ı kerim meali7
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- petrol3
- josh hartnett2
- kadın kıyafeti giydirilip şantaj yapılan adam2
- gulmekicinyaratilmis11
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı2
- askerlik2
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- rüşvet5
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- okulda itaat2
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- free ceuta2
- erotik şarkılar2
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- kylie minogue5
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- gocu6
- true koş4
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- din3
- tinder3
- don kişot2
asıl adı Timaeus olan m.ö. 360 yıllarında Platon tarafından yazılmış diyalog şeklindeki ünlü eserdir. filozofun en karanlık, anlaşılması en güç eseri olmakla beraber ilk ve ortaçağ düşünüşü üzerine en çok tesir eden eseri olmuştur. Timaios sadece ilimlerden, hem de en ciddi ilimlerden bahsetmektedir. Bunun
içindir ki bu eser bütün bilgilerin genel bir sentezini meydana getirmek için büyük gayretler sarf
etmiş olan bütün Ortaçağın bilim adamları tarafından bir örnek olarak ele alınmıştır. evreni ve nedenlerini mantık yoluyla irdelemeye çalışıp, aynı zamanda atlantis'ten de bahsetmiştir bu kitabında. ayrıca element sözcüğünün ilk kullanıldığı eserdir.
görsel
bu eserde bahsedilen atlantis.
içindir ki bu eser bütün bilgilerin genel bir sentezini meydana getirmek için büyük gayretler sarf
etmiş olan bütün Ortaçağın bilim adamları tarafından bir örnek olarak ele alınmıştır. evreni ve nedenlerini mantık yoluyla irdelemeye çalışıp, aynı zamanda atlantis'ten de bahsetmiştir bu kitabında. ayrıca element sözcüğünün ilk kullanıldığı eserdir.
görsel
bu eserde bahsedilen atlantis.
şimdi efendim çok ilginç bir kitaptır bu. diyalog klasik sorular ile başlar;
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar