bugün
- tai lung vs gocu23
- true nickli yazar19
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği39
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- analı avratlı sözlük kavgaları7
- sözlüğün embesillerle dolu olması7
- ecevit döneminin kepazeliği5
- tuvaletin evin dışında olması3
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- kürtler asimile edilmelidir11
- habire1226
- apocalypse tank3
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- bottega3
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- patso3
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması5
- epoxis4
- lale belkıs3
- kavga bitti hadi yatağa3
- mod gelince civciv sürüsü gibi dağılmak3
- nicki 4 harfli olanların tehlikeli olması3
- sözlüktekiler kaç yaşında8
- et döner dürüm9
- kanal avrupa2
- tinder algoritması2
- gammazlık3
- miiletin annesi namus değil mi3
- blendax mavisi2
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor21
- karton bardakta kola cips2
- diego dur allah ını seversen zaten ortalık karışık2
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
- eazy e2
- sözlükteki kemaliklerin birbirlerine dalaşması2
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar5
- sarı poşet kudurtması13
- evliliği ayakta tutan güçler13
- manisada okul saldırısı17
- s'i l v'e r m'i s t2
- kızlar bakar mısınız3
- dinde kabul edemediğiniz şeyler2
- bitanem diyen kova burcu erkeği3
- sözlüğü sallayacak itiraf4
- kanal 32
- arkadaşlar ben feykime geçiyorum3
- ekşi sözlük7
şimdi efendim çok ilginç bir kitaptır bu. diyalog klasik sorular ile başlar;
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
bütün evren ezelden beri var mıydı? bir başlangıcı oldu mu? yoksa doğmuş bir başlangıcı olmuş mudur? doğmuştur çünkü gözle görülür ve elle turulur haldedir. yani bu tip şeyleri ben duyumsayabildiğim için bu tip şeyleri doğmuş olarak yani evreni doğmuş olarak kabul ediyorum. bununla birlikte doğan şeylerin bir neden üzre doğduklarını belirtir platon.
bununla birlikte şu soruları da ortaya koyar;
bu evrenin yapıcısı onu iki örnekten hangisine göre yapmıştır/inşa etmiştir. her zaman aynı kalana göre mi? yoksa doğmuş olana göre mi? bunun da cevabını kendiisi verir. yapıcısı yada ustası. lütfi ay'ın fransızca'dan çevirdiği eski çeviri de hiç demurgos adı geçmez, bunun yerine yapıcı yada yaratıcı adı altında kelimeler ile ikame edilmiştir. halbuki bunların karşılığı demurgos'tur. yani marangoz olan ve paradeigmata'ya göre evrene şekil veren yani onu yaratmayan tanrıdır. antik yunan'ın bu tanrısı yaratıcı bir tanrı değildir. yapıcı inşa edici bir tanrıdır. ideaların paradeigmatalarına[ilksiz örneklerine] göre bakarak bu evreni inşa eder. platon ifade edildiği gibi ilksiz örneklere bakarak tanrının evreni şekillendirdiğini söyler. bu meydana getirmeye ise evrenin güzel ve tanrının iyi olması şartını öne sürer. yani bu evren güzel ve tanrı iyise, bu evren ilksiz örneklerden meydana getirilmiştir. buna ilaveten evreni doğmuş olan şeylerin en güzeli yapıcısını da en yetkini olduğunu belirtir. yani her zaman aynı kalan örneğe göre evreni meydana getirmiştir.
neden olarak ise yaratan[şekillendiren] iyi idi iyi olanda da hiçbir şeye karşı hırs uyanmaz şeklinde belirtir. hırs duymadığından da her şeyin elden geldiğince kendisine benzemesini istedi. yani her şeyin iyi ve düzenli olmasını istedi. temellendirmenin ana noktası ise hiçbir zaman zekası olan bir bütünden, daha güzel zekasız bir bütün çıkmaz.[elimde ing. ya da fr. çeviri olmadığı için hali ile burada gerçekten zeka[] mı? yoksa akıl[logos] mı? dediğini açıkçası bilmiyorum].
buna ilaveten evrenin neye(hangi canlı varlığa] benzetilerek yaratıldığına girişir. buna istinaden evrenin teker teker ve cins cins bütün öteki varlıkları içine alan benzetildiğini ifade etmiştir. çünkü tanrı dünyayı mümkün olduğu kadar kavranabilen varlıkların en güzeline en kusursuzuna benzetmek istediğinden tüm canlı varlıkları içine alan bir şey yaratmıştır. şimdi efendim görüleceği gibi tanrı kavrananlar dünyasındaki ideaya bakarak evreni meydana getiriyor[şekillendiriyor]. bununla birlikte şöyle devam eder; "mademki bir örneğe göre yapılmıştır o zaman birtek gök var demektir". çünkü bütün kavrananları içine alan bir örnek hiç bir zaman başka bir örnek ile bağdaşmaz.[bunu ise platon'un idealarının parmenides'in "bir"ine benzediklerini söylemek ile temellendirebiliriz]
eğer bunun tersini kabul edersek, yani başka bir örnek olduğunu bu sefer bu ikisinden başka olan ve onları parça olarak içine alan bir başka örnek gerekirdi. işte bu noktada platon aristoteles'in tritos antropos adı verdiği kavram ile karşılaşır. şimdi bunu açalım. ne demek, şimdi efendim bu şfade ettiğimiz varlıklar ya ideanın bütününden ya da parçasından pay alır. eğer parçadan pay alırsa[meteksis], o ideadan pay alan şey ortadan kalktığında idea da ortadan kalkacaktır. eğer bütünden pay alırsa idealar gerçeğin[burada aletheia yani hakikatin karşılığı olarak kullandım] bir taklidi[mimeesis] olacaktir. bu durumda platon bize nimesis durumunu anlatıyor. yani; şimdi bir gök ideası kabul edelim bir de onun taklidi olan "gök" kabul edelim. eğer o gök ideası bir başka ideanın benzeri ise o da birbaşka ideanın bütününden pay almış demektir. bu durumda ilk etapta ele aldığımız gök ideası ve onun taklidi vasıtasıyla meydana getirilen gök hali ile bunları kapsayan bir üçüncü gök ideasından pay almış demektir. bu da sonsuza kadar gidebilir. bundan dolayı demurgos evreni ne çift ne çok sayıda yaratmıştır. sadece bir tane evren[paradeigmata olarak] yaratmıştır.
şekil olarak da tanrı evrene en mükemmel ve kusursuz şekli verdiryani her yerde merkezden aynı uzaklıkta olan küre şekli. bunun da izleri parmenides'in "bir"inin şekli ile aynı olduğu söylenebilir.
bu diyalog ile ilgili özellikle bir ve idealar konusu "parmenides" diyaloğunda derinden derine incelenecektir. lakin bu diyaloğu iyi irdelemek lazımdır. yoksa ciddi anlamda motoru yakabilirsiniz..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar