bugün
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı25
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı14
- ölümden korkuyor musunuz24
- depresyon6
- morkstar3
- her biji amed8
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- sözlüğün canlandırılması için yapılması gerekenler7
- pazar gecesi sözlükte 900 online yazar olması5
- habire1219
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- uçan arabalar neden çıkmadı6
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı36
- turkanime tv3
- gecenin şarkısı11
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi15
- sokak köpeklerinin saldırısına uğramak3
- amedspor'un süper ligin lideri olması13
- amed sporlu bir kızı hoplatmak6
- türk düşmanı piçler9
- trabzonspor'un amedspor'u lider yapması5
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması7
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile10
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- yapay zeka şeytani görevlerin yüzde 97 sini yaptı2
- konuşmak istemiyorum4
- 0 0 719
- mekke antlaşması2
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- sıfır atık vakfı11
- hiç fuhuş yaptınız mı6
- sözlükteki sinsi köpekler8
- vedat muriqi5
- anın görüntüsü22
- sarışın kızlar4
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- claudian clouds33
- lilith fahişe mi sorunsalı3
- ne mutlu türküm diyene3
- borsa istanbul daki fon krizi7
- 20213
- evrene enerji gönderen müslüman9
- muhteşem yüzyıl3
- true ile sevişmek5
- cop318
- house of bijan2
- incir2
- meriç keskin3
nicolas cage'in oynadığı her role yakışan bir oyuncu olduğunu tekrar gösterdiği, ilginç diyalogların yaşandığı film. özellikle nicolas cage'in babasıyla girdiği diyaloglar görülmeye değer.
ayrıntılı bilgi:
http://www.imdb.com/title/tt0384680/
ayrıntılı bilgi:
http://www.imdb.com/title/tt0384680/
izlenmesi gereken filmlerden biri. nicholas cage yine oyunculuğunu sergilemiştir.
nicholas cage abimizin bahtsız bedeviyi içtenlikle canlandırdığı filmdir.
Basit macerasız bir insanın kendi iç dünyasında , ailesiyle ve temas ettiği her şeyle olan sürekli dibe giden hayatını anlatan çok özel bir film.Güzel film yapmak için illede çetrefilli senaryolara görsel efektlere gerek olmadığını gösterdiği gibi insanın tek başına nasılda bir dünya olduğunu gösteren bir film zannımca. Özellikle nicholas cagenin kendisinin bir fast food olduğu savını bulduğu sahne çok şahane idi...
nicolas ın babasının " hayatta kolay ve anlamlı olan hiçbirşey yoktur" dediği film, *
bağımsız bir film öğeleri taşısa da anlatım tarzı ve kurgusu itibariyle ana akım hollywood karakteri taşıyan sıradan bir film.
oyuncusuna bakılıp da alınan filmlerden. filmi alırken hiçbir fikrim yoktu ama, nicholas'ın hatırı vardı. ayrıca kapaktaki o sırtında ok ve yayla yürüdüğü poz gayet hoştu.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
canım sıkıldıkça izledigim kendimce 10 üzerinden 10 verdigim filmdir. belki belirli zamanlarda kendimi buldugum içindir. ava durumu sunan bir insanın hayatında olan çıkmazların karmaşaların çok güzel anlatıldıgı sakin sessiz güzel bir film. özellikle babası ile olan diyalogları çok ilginç. deve toynagı.
kayıp bir adamın kendiyle yüzleşmesinden ibaret bir filmdir fakat iç sesler bazen çok anlamlı şeyler yakalayabiliyor bu yüzden izlenebilir.
nicolas cage'in zirve yaptığı hüzün dolu bir dramdır.
sadece kızın sigara içmesine anlam veremediğim film. tamam, kız sigara içiyor iyi hoş da ne oldu içince? ne dave abimiz bir şey yaptı ne bir başkası. şaşırdık. bunun gibi birkaç şey dışında harika bir film fakat babasıyla arasında dave-robert ilişkisi olan bünyelere dokunabilir. ayrıca baştaki 'insanlara iyi davranmak istemiyorsan git bankada çalış' önerisini oldukça mantıklı buldum *.
'yetişkinlerin hayatında kolay şeyler yoktur. anlamı olan hiç bir şey kolay değildir' diyerek bir pulitzer de gönlümüzden kazandın robert!
fakat fırtınalı hayatlar nedir? hava durumcu falan da saçma ama daha iyi bir şeyler bulunsaymış keske.
'yetişkinlerin hayatında kolay şeyler yoktur. anlamı olan hiç bir şey kolay değildir' diyerek bir pulitzer de gönlümüzden kazandın robert!
fakat fırtınalı hayatlar nedir? hava durumcu falan da saçma ama daha iyi bir şeyler bulunsaymış keske.
ona deve toynağı diyorlar, deve toynağı sahnesi an itibariyle trt1 de oynayan 'hava durumu adam' filmi.
Neredeyse artık bizlerin bile benimsediği hatta kölesi olduğu bir yaşam biçiminin, farklı ve toplum eleştirisi yapılarak anlatılmış hali. Filmde ki adam sıradan bir hava sunucusu olsa da bizim gibi sıradan bir adam, belki de çoğumuz gibi her daim umutları olmuş ama başarısız bir adam. Karı-koca, baba-çocuk, çocuk-baba ilişkilerine dair ciddi duygu yoğunluğu olan ironik olaylara da güldüren bence ciddi ve yine bence yaşı ilerlemiş olanların daha çok sevip anlayacağı bir film.
Gündemdeki Haberler