bugün
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı8
- recete4
- otobüste açamadığı camı kıran erkek12
- namazın amacı12
- ismail kartal16
- sözlüğün en masum yazarları24
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın2
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- kadın bacağı paylaşan mehdi7
- sana değer'i aç sana değer i2
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek2
- adana dürüm vs adana porsiyon9
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi7
- sözlüğün en kültürlü yazarı6
- telefonu bırakmak isteyip asla bırakamamak3
- arkadaşlar ben çalışmak istemiyorum5
- kavanozda gizlenen biyolojik saatli bomba2
- niye uyandık sözlük5
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i24
- gebze yi gebze yapan şeyler6
- chp'nin 103 yılı reklamı5
- elif cansu eda zehra ilkin hande derya vargas gizo2
- bütün eziklerin 80 ler paylaşımı yapması15
- istiklal mahkemeleri kurup fetöcüleri asmak5
- adnan selçuk mızraklı3
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan2
- komünistlerin tatar sürgünü4
- bir kız amının reklamını yapmadan ne kadar dayanır2
- ahlak abartılmış balon bir kavramdır6
- mao zedong'un serçe katliamı2
- uyudun mu11
- meftune2
- serhat kılıç25
- yagmurcu7
- şönt baca3
- manifestten hangi kızla sevişirdin16
- queen ravenna ve cinleri14
- kobra murat2
- ey insan7
- at eti yemek5
- kafasında konuşan sesi uzaylı zannetmek8
- şeffaf ayakkabı9
- seksenler4
- mesleğinizi söyleyince muhatap olduğunuz sorular12
- zeynep sude oktay2
- tulumba tatlısı6
- spora başladım5
- hayattan beklentiler7
- tavuğun neden kanatları var11
nicolas cage'in oynadığı her role yakışan bir oyuncu olduğunu tekrar gösterdiği, ilginç diyalogların yaşandığı film. özellikle nicolas cage'in babasıyla girdiği diyaloglar görülmeye değer.
ayrıntılı bilgi:
http://www.imdb.com/title/tt0384680/
ayrıntılı bilgi:
http://www.imdb.com/title/tt0384680/
izlenmesi gereken filmlerden biri. nicholas cage yine oyunculuğunu sergilemiştir.
nicholas cage abimizin bahtsız bedeviyi içtenlikle canlandırdığı filmdir.
Basit macerasız bir insanın kendi iç dünyasında , ailesiyle ve temas ettiği her şeyle olan sürekli dibe giden hayatını anlatan çok özel bir film.Güzel film yapmak için illede çetrefilli senaryolara görsel efektlere gerek olmadığını gösterdiği gibi insanın tek başına nasılda bir dünya olduğunu gösteren bir film zannımca. Özellikle nicholas cagenin kendisinin bir fast food olduğu savını bulduğu sahne çok şahane idi...
nicolas ın babasının " hayatta kolay ve anlamlı olan hiçbirşey yoktur" dediği film, *
bağımsız bir film öğeleri taşısa da anlatım tarzı ve kurgusu itibariyle ana akım hollywood karakteri taşıyan sıradan bir film.
oyuncusuna bakılıp da alınan filmlerden. filmi alırken hiçbir fikrim yoktu ama, nicholas'ın hatırı vardı. ayrıca kapaktaki o sırtında ok ve yayla yürüdüğü poz gayet hoştu.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
canım sıkıldıkça izledigim kendimce 10 üzerinden 10 verdigim filmdir. belki belirli zamanlarda kendimi buldugum içindir. ava durumu sunan bir insanın hayatında olan çıkmazların karmaşaların çok güzel anlatıldıgı sakin sessiz güzel bir film. özellikle babası ile olan diyalogları çok ilginç. deve toynagı.
kayıp bir adamın kendiyle yüzleşmesinden ibaret bir filmdir fakat iç sesler bazen çok anlamlı şeyler yakalayabiliyor bu yüzden izlenebilir.
nicolas cage'in zirve yaptığı hüzün dolu bir dramdır.
sadece kızın sigara içmesine anlam veremediğim film. tamam, kız sigara içiyor iyi hoş da ne oldu içince? ne dave abimiz bir şey yaptı ne bir başkası. şaşırdık. bunun gibi birkaç şey dışında harika bir film fakat babasıyla arasında dave-robert ilişkisi olan bünyelere dokunabilir. ayrıca baştaki 'insanlara iyi davranmak istemiyorsan git bankada çalış' önerisini oldukça mantıklı buldum *.
'yetişkinlerin hayatında kolay şeyler yoktur. anlamı olan hiç bir şey kolay değildir' diyerek bir pulitzer de gönlümüzden kazandın robert!
fakat fırtınalı hayatlar nedir? hava durumcu falan da saçma ama daha iyi bir şeyler bulunsaymış keske.
'yetişkinlerin hayatında kolay şeyler yoktur. anlamı olan hiç bir şey kolay değildir' diyerek bir pulitzer de gönlümüzden kazandın robert!
fakat fırtınalı hayatlar nedir? hava durumcu falan da saçma ama daha iyi bir şeyler bulunsaymış keske.
ona deve toynağı diyorlar, deve toynağı sahnesi an itibariyle trt1 de oynayan 'hava durumu adam' filmi.
Neredeyse artık bizlerin bile benimsediği hatta kölesi olduğu bir yaşam biçiminin, farklı ve toplum eleştirisi yapılarak anlatılmış hali. Filmde ki adam sıradan bir hava sunucusu olsa da bizim gibi sıradan bir adam, belki de çoğumuz gibi her daim umutları olmuş ama başarısız bir adam. Karı-koca, baba-çocuk, çocuk-baba ilişkilerine dair ciddi duygu yoğunluğu olan ironik olaylara da güldüren bence ciddi ve yine bence yaşı ilerlemiş olanların daha çok sevip anlayacağı bir film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar