bugün
- borsa istanbul20
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- iltica23
- fon vurgunu54
- yulaf lapası vs tost8
- kaçak çay4
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası4
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi13
- küçük memeli5
- berat albayrak'a iftira atılması11
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- ekmek için ekmeleddin7
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- from gold from dust34
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- cilt kanseri aşısında yüzde 42 başarı3
- gocu nerede gocu5
- sucuklu çekirdek3
- kürt dizilerinin tutmaması11
- küçük memeli kızların yaşama amacı4
- hayırlı cumalar2
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati6
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır6
- köylülük7
- 1 gün diyetteyim4
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç4
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- deli6
- vagperestler2
- en iyi çakmak markası8
- onurlu insanlar da var2
- komünist terör örgütleri2
- sabahları sevilen şeyler4
- üçkağıtçının kralısın moderatör2
- hulk gerçek mi6
- yüksek enflasyon5
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- vurdurmaya meyilli araba5
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- queen ravenna ifşası15
oyuncusuna bakılıp da alınan filmlerden. filmi alırken hiçbir fikrim yoktu ama, nicholas'ın hatırı vardı. ayrıca kapaktaki o sırtında ok ve yayla yürüdüğü poz gayet hoştu.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
aslında sinema sanatına ilgi duyan ve amerikan sinemasına karşı da milyonlarca kötü örneğe rağmen ön yargılı yaklaşmayan bir izleyici olarak nicholas cage'in bir kaç yıl öncesine kadar pek kanımın ısındığı oyunculardan olmadığını söyleyebilirim rahatlıkla.
ama işte zamanla bu yargı değişti, burakın hoşlanmamayı, adamımı ilgiyle takip eder oldum.
gelelim filme. açıkçası çok fazla bir senaryo ya da kurgu ustalığı, ya da temaya ilişkin öyle cazibeli bir yan yok. üstelik filmin ilk yarım küsür saati son derece sıkıcı. arada defalarca filmi durdurup bir iki şarkı dinlediğimi bir iki mail attığımı dahi söyleyebilirim.
ama biraz sabrederseniz, barındırdığı tüm klişelere rağmen film ilk 45 dakikadan sonra bir ivme kazanmaya başlıyor.
filmde hava durumu sunucusunu oynayan cage'e sokakta fırlatılan hazır yiyecek nesneleri, ya da okçuluk ile ilgili metaforlar biraz kafa yorulduğunda insanı manalı manalı gülümsetebiliyor, ancak nicholas dışında filmin seyretmeye değer öyle ahım şahım bir yanı yok.
üstelik sanırım yönetmen kendisiyle öyle barışık bir halde çekmiş ki bu filmi, bir kaç hollywood tarzı aforizma açılımı vb. ayrıntı dışında filmi sanki sadece eline biraz para tutuşturulmuş, al bunu çek denmiş, o da çekmiş gibi bir hissiyat uyandırdı bende nacizane.
10 üzerinden dört buçuktan 5 ile sınıfı geçer diyorum, yada belki de bu notu yanımdaki bardakta duran kırmızı şarap veriyor.
denk gelirse bir göz atın yine de.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar