bugün
- alexander nübel6
- iyi menemenin sırrı17
- sözlüğün yeni tasarımı13
- sigara içmek8
- muslettin amca23
- gece gelen açlık5
- insanlık nasıl geliştirilebilir5
- fatma betül sayan kaya8
- yeraltı varlıkları7
- sözlüğe ne oldu5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- arkadaşlar uyudunuz mu3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- memeliler kaça ayrılır3
- mehmet şimşek5
- kendimi intihar edeceğim3
- pankek8
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- fransız arabaları2
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- aşk bir yemek olsaydı8
- gülden karaböcek2
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- michael myers3
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- üniversite yıllarını özlemek4
- hangi yemek nerede yenir4
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri8
- ucanpembekoala4
- anın görüntüsü25
- caligula'nın korkusu5
- 5 kasım 2026 mehmet şimşek açıklaması2
- dingiringi ringi ringi dingiringi ringi ringi3
- şaka maka 7 yıllık yazar olmak3
- gülşen in memeleri14
- kum dökmek4
- hayatın anlamı ne3
- karpuzcu libos panda2
- mısır ekmeği2
- recep tayyip erdoğan2
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız4
- gece yolculuğu2
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi2
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
ilk başta biraz karışık gibi gözükse de, atmosferi ve gerilimiyle sizi içine çekiyor. Özellikle o kara film havası ve siyah beyaz çekimler, tam anlamıyla nostaljik bir deneyim sunuyor. Orson Welles'in harika performansı, filmin en unutulmaz anlarını yaratıyor. Zaten o meşhur trambolin sahnesi, bir klasik haline gelmiş durumda. Film ilerledikçe, karakterlerin derinliklerine indikçe ve gizemli üçüncü adamın kim olduğunu öğrendikçe, olaylar bir kat daha ilginçleşiyor. Filmi izlerken bir yanda büyüleniyor, bir yanda da bu tarzda bir gerilim filminden ne kadar keyif alabileceğinizi fark ediyorsunuz. Gerçekten sinemanın altın çağının en önemli örneklerinden biri.
--spoiler--
italya'da otuz yıl boyunca Borgialar döneminde savaş, terör, cinayet ve kan döküldü, ama Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Rönesans'ı ürettiler. isviçre'de kardeşlik, beş yüz yıl demokrasi ve barış vardı, peki ne ürettiler? Kuyruğu saati.
--spoiler--
--spoiler--
italya'da otuz yıl boyunca Borgialar döneminde savaş, terör, cinayet ve kan döküldü, ama Michelangelo, Leonardo da Vinci ve Rönesans'ı ürettiler. isviçre'de kardeşlik, beş yüz yıl demokrasi ve barış vardı, peki ne ürettiler? Kuyruğu saati.
--spoiler--
bu filmin başrol oyuncusu Joseph Cottendir. lakin Orson Welles çok az görünmesine rağmen daha ön plana çıkar. işte öyle bir adamdır .
Tadında bir film noir. Ancak senaryosu o kadar etkili kullanılamamış. Çok fazla açıklar var, hemen yakalayabiliyorsunuz. Sürükleyici birşey ortaya çıkmamış. Bir sonra ki sahneyi seyirci çok rahat kafasında oynatabilir. Hal böyle olunca bu durum benim canımı biraz da olsa sıktı. Biraz zorlayıcı ve ufkumun genişleyebileceği bir senaryo bekliyordum. Bunların aksine filmin avantajları çok fazla. En büyük avantajı ışık ve kamera kullanımı. Adeta şehirle iç içe geçiyorsunuz. Bu da büyük bir avantaj teşkil ediyor tabii.
Özellikle dönme dolap sahnesi çok yaratıcı. Orada geçen diyaloglarla içinde bulundukları ortamla alakalı. Filmin sonuna doğru olan sahnelerde tam bir doğa harikasıydı bana göre. Kapalı bir mekan ancak bu şekilde harika kullanılabilirdi.
Son birşey daha var. Karakterler nedense bana çok silik geldi. Hiçbirinden almak istediğimi tam olarak olamadım. Filmi izlemelisiniz.. Cezbedici bir film noir örneğidir.
Özellikle dönme dolap sahnesi çok yaratıcı. Orada geçen diyaloglarla içinde bulundukları ortamla alakalı. Filmin sonuna doğru olan sahnelerde tam bir doğa harikasıydı bana göre. Kapalı bir mekan ancak bu şekilde harika kullanılabilirdi.
Son birşey daha var. Karakterler nedense bana çok silik geldi. Hiçbirinden almak istediğimi tam olarak olamadım. Filmi izlemelisiniz.. Cezbedici bir film noir örneğidir.
gün itibarıyla imdb top 250' de 62. sıradadır. imdb puanı 8.4/10.
yamulmuyorsam bülent ecevit'i anlatan bu isimde bir kitap vardı.
ikinci adamdan sonra gelen adamdır.
(bkz: third wheel)
(bkz: atilla ilhan)
(bkz: üçüncü şahsın şiiri)
gözlerin gözlerime değince, felaketim olurdu, ağlardım...
(bkz: üçüncü şahsın şiiri)
gözlerin gözlerime değince, felaketim olurdu, ağlardım...
graham greene ' in bir kitabı. Kitabın kahramanı Holly adında western romanları yazarak hayatını kazanan alkolik bir adam . Bu adama eski bir arkadaşı olan Harry bir iş teklifi ile geliyor fakat geldiği gün öldürülüyor . Bunu haber alan Holly araştırmaları neticesinde tehlikeli bir dünyanın kapısını aralıyor ve olaylar başlıyor...
ne yazık ki filmin sürprizini bildiğimden başından sonuna kadar yaylanarak izledim. benim için sadece son dönemde ilgi duyduğum bir türün* bir örneği gibi geldi. hatta, bazı klasik ögelerin** bulunmayışı beklentilerimi yıkmıştı. sonra bu yılgınlıkla görüntülere odaklanayım dedim ve hayatımda gördüğüm en güzel görüntü yönetmenliğine şahit oldum. (sonradan öğrendim ki oscar almış zaten görüntü yönetmeni)
derken filmin sonuna geldik. dilerseniz bir spoiler vereyim.
--spoiler--
filmin sonunda "esas oğlan" ve "eski dost esas kötü adam"* karşılaşır. komiserin sesini duyarız "onu gördüğün yerde hakla martins!". orson abimiz tam mazgallara tutunmuş dışarı çıkmaya çabalamaktadır.
sonra bir el silah sesi duyarız ve görüntü kararır.
şimdi tahmin yürütmeye başlarız, klişeleşmiş mutlu sona o kadar alışmışızdır ki benim aklımdan ilk geçen son: "eski arkadaşı olduğu için kötü adamı öldüremez, silahı boşa sıkar. ve kötü adamın eski manitasına sarılarak mutlu yarınlara koşar" oldu. sonra mezarlık sahnesi belirince "allah allah kendini mi vurdu lan bu adam" dedim. farkındaysanız en olası olanı düşünmek dahi istemiyorum. çünkü yıllardır izlediğim tüm filmlerde filmin sonunda bi egzantiriklik olur bi şekilde kimsenin kalbi kırılmadan adam kıza kavuşur diye bellemişim. oysa film en olası olanı yaptı.
--spoiler--
derken filmin sonuna geldik. dilerseniz bir spoiler vereyim.
--spoiler--
filmin sonunda "esas oğlan" ve "eski dost esas kötü adam"* karşılaşır. komiserin sesini duyarız "onu gördüğün yerde hakla martins!". orson abimiz tam mazgallara tutunmuş dışarı çıkmaya çabalamaktadır.
sonra bir el silah sesi duyarız ve görüntü kararır.
şimdi tahmin yürütmeye başlarız, klişeleşmiş mutlu sona o kadar alışmışızdır ki benim aklımdan ilk geçen son: "eski arkadaşı olduğu için kötü adamı öldüremez, silahı boşa sıkar. ve kötü adamın eski manitasına sarılarak mutlu yarınlara koşar" oldu. sonra mezarlık sahnesi belirince "allah allah kendini mi vurdu lan bu adam" dedim. farkındaysanız en olası olanı düşünmek dahi istemiyorum. çünkü yıllardır izlediğim tüm filmlerde filmin sonunda bi egzantiriklik olur bi şekilde kimsenin kalbi kırılmadan adam kıza kavuşur diye bellemişim. oysa film en olası olanı yaptı.
--spoiler--
kullanılan müziğin ilginç bir hikayeye sahip olduğu film. film ekibi bir akşam gittikleri barda hintli müzisyen anton karas'ın sitarıyla çaldığı şarkıdan çok etkilenirler ve onunla hemen orada bir anlaşma yaparlar. o efsane müzik de bu şekilde filme katılmış olur.
(bkz: üçüncü adam)
1949 tarihli bir film-noir klasiği.carol reed'in yönettiği filmde joseph cotten, orson welles ve alida valli döktürürler.hintli müzisyen anton karas'ın müzikleri de şahanedir.
ışık-gölge oyunları, alan derinliği, çarpık açılar ve filmin tamamına sinmiş bir melankoli.mutlaka izlenmeli...
ışık-gölge oyunları, alan derinliği, çarpık açılar ve filmin tamamına sinmiş bir melankoli.mutlaka izlenmeli...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar