bugün
- hindistan3
- fas6
- dünya7
- 2026 dünya kupası22
- futbol15
- düşün ki o bunu okuyor17
- japonya4
- guyana4
- karadeniz ağaçlarından yapılan kağıt2
- ekonomi3
- moğolistan2
- bosna hersek3
- velvet13
- yaşamak üzerine2
- cezayir2
- sözlük kızlarının vücutları15
- çekya3
- chp'li 17 belediye başkanının akp'ye geçmesi14
- ona bir şey söyle10
- bir insana inanmak2
- falıma bakmak isteyen var mı24
- avustralya2
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı6
- ingiliz şapkası takmıyor diye türkleri asmak10
- kadınları cinsel obje olarak gören erkek6
- gülüm diyen kız10
- arnavutluk2
- kuzenin içine boşalmak14
- yılmaz güney12
- hızlı para kazanmanın yolları4
- kolu kıllı kız3
- fakirin sevmesi hak mıdır6
- türk moğol kardeştir3
- her şeye saygı duyulması gerekir6
- üşengeçlikten 1 ay banyo yapmamak6
- dolandırılan insanların genel özellikleri9
- arap gibi giyinerek sevap kazandığını sanan tip10
- kafirlerin dünyaya kazandırdıkları8
- aşk her şeyi affeder mi4
- gün gelecek dün olacak5
- okullarda zorunlu din dersi meselesi5
- kılıçdaroğlu cemaati4
- eskiden sevilen kızı görünce gelen mide bulantısı4
- iveco daily3
- kemal kılıçdaroğlu18
- ahududu2
- belçika2
- meslek lisesi vs imam hatip lisesi7
- özbekistan3
- coğrafya2
ilk oynadığım bilgisayar oyunlarındandır. ilk oynadığımda ''Vavay be adamlar ne yapmışlar'' modunda oynadım. fakat sonra bire bir artık yüzlerin yapıldığını görünce teknolojinin ne kadar geliştiğini siz düşünün. bana başta o zamanlar çok popüler olan sanal bebek gibi gelmişti.
bazen parasızlıktan; yemek yedikten sonra buzdolabını satıp yatak aldıgım, uyandıktan sonra yatagı satıp buzdolabı aldıgım oyun.. he tabi arada da bunları satıp banyo klozet fln alıyodum, baloncukda banyoyu gorunce korkudan.. kirden ölebilir belki diyerek.. Sonra birsürü hileler cıktı falan; para gördü elim, plazma gördü evim.. ne günlerdi be.
rte'nin sürekli oynadığı oyundur.
ev tasarlamanın acayip zevkli olduğu oyun.
yine hilesiz oynadığınız zaman o küçüçük ev, azpara ile çalışan siminiz ve yine ufacık, dandik eşyalardan sonra gelişip, evi büyütmek, yeni eşyalar almak acayip zevklidir bu oyunda.
yine hilesiz oynadığınız zaman o küçüçük ev, azpara ile çalışan siminiz ve yine ufacık, dandik eşyalardan sonra gelişip, evi büyütmek, yeni eşyalar almak acayip zevklidir bu oyunda.
sim'inizi öldürmek için içinde bol bol seçenek barındıran oyun.
- sim'inizi havuza sokup, havuz merdivenlerini kaldırır ve sim'inizin yüze yüze yorgunluktan ölmesini sağlayabilirsiniz. sanırım yöntemlerden en temizi, en sessizi.
- sim'inizi boş bir odaya kapatıp oda kapısını kaldırır, sim'inizin her geçen gün kafadan bir tahtasının eksilmesini zevkle izleyebilirsiniz. can vermesi uzun zaman alır yalnız.
- salonunuza şömine ve kanepe koyup, geceleri sim'inizi burada yatırabilir, oda kapısını kaldırarak ölmesini daha da kolaylaştırabilirsiniz. böylece yangın çıktığında yanacak ilk şey sim'iniz olacaktır. ehe.
- ve ölümlerin en fenası, eceli ile ölme. bir kez başıma geldi efendim, daha da gelmedi. gelmesin zaten, evlerden ırak. başlarda "ana bu bildiğin öksürdü lan, ehe" diyip yeni bir şeyler görmenin keyfini yaşarken, her geçen gün artan öksürüğün, hapşırığın esasında ölüm tarihinin yaklaştığının habercisi olduğunu anlıyorsunuz bir süre sonra. ne yaparsanız yapın, ne kadar memnun ederseniz edin sim'izin kafası bir süre sonra yeşil olamıyor, sürekli kırmızı kırmızı dolaşıyor. ve bir gün, ansızın pat diye ruhunu teslim ediyor sim'iniz. ben ki, sim öldürme tekniklerini ağzından salyalar akıtarak zevkle anlatan bir psikopatım, yemin ediyorum içim burkuldu bu olaydan sonra. karısını kaybetmiş sim'imi de "sktir et hayatı" moduna sokup her gece evdeki küçük bardan bardak bardak punch içirtip alkolik ettirdim, konu komşunun karısına, bacısına sulandırttım. artık ne o tat alabiliyordu o'nsuz hayattan, ne ben.
belki de benim psikopatlıklar yapmamam, kadere karışmam için bir işaretti bu. kim bilir.
- sim'inizi havuza sokup, havuz merdivenlerini kaldırır ve sim'inizin yüze yüze yorgunluktan ölmesini sağlayabilirsiniz. sanırım yöntemlerden en temizi, en sessizi.
- sim'inizi boş bir odaya kapatıp oda kapısını kaldırır, sim'inizin her geçen gün kafadan bir tahtasının eksilmesini zevkle izleyebilirsiniz. can vermesi uzun zaman alır yalnız.
- salonunuza şömine ve kanepe koyup, geceleri sim'inizi burada yatırabilir, oda kapısını kaldırarak ölmesini daha da kolaylaştırabilirsiniz. böylece yangın çıktığında yanacak ilk şey sim'iniz olacaktır. ehe.
- ve ölümlerin en fenası, eceli ile ölme. bir kez başıma geldi efendim, daha da gelmedi. gelmesin zaten, evlerden ırak. başlarda "ana bu bildiğin öksürdü lan, ehe" diyip yeni bir şeyler görmenin keyfini yaşarken, her geçen gün artan öksürüğün, hapşırığın esasında ölüm tarihinin yaklaştığının habercisi olduğunu anlıyorsunuz bir süre sonra. ne yaparsanız yapın, ne kadar memnun ederseniz edin sim'izin kafası bir süre sonra yeşil olamıyor, sürekli kırmızı kırmızı dolaşıyor. ve bir gün, ansızın pat diye ruhunu teslim ediyor sim'iniz. ben ki, sim öldürme tekniklerini ağzından salyalar akıtarak zevkle anlatan bir psikopatım, yemin ediyorum içim burkuldu bu olaydan sonra. karısını kaybetmiş sim'imi de "sktir et hayatı" moduna sokup her gece evdeki küçük bardan bardak bardak punch içirtip alkolik ettirdim, konu komşunun karısına, bacısına sulandırttım. artık ne o tat alabiliyordu o'nsuz hayattan, ne ben.
belki de benim psikopatlıklar yapmamam, kadere karışmam için bir işaretti bu. kim bilir.
eklentisi the sims: livin' largeın yeniliklerinin korsan versiyonunda görülebilmesi için üzerine en az bir tane daha eklenti yüklenmesi gereken oyundu.
her yeni serisi ve zilyon tane eklenti paketini orijinal olarak almak için sabancı jr. olmak gereken oyundur.
1'deki telefon diyaloglarına bayıldığım oyun.
(bkz: kı manı sı nana)
(bkz: kı manı sı nana)
80 sonu 90 başı yazarların çocukluğunu geçirdiği oyunlardan biri.
hayal ettiginiz hayata sanal yollardan bilgisayar hiziyla kavusup ego tatmini yaptiginiz muhtesem oyundur.
ek paketlerini bile alamadığınızda intihara sürükleyen, hastalık derecesinde kendine bağlayan bir bilgiayar oyunu.
şimdilerde bihterin intihar sahnesini barındıran bilgisayar oyunu.
Kendimi tanrı gibi hissettiğim oyun bu ya. Yeminçim öyle hissediyorum.
(bkz: sims 3)
sosyal hizmetlerin çocuklarıma el koyduğu oyundur. Klozette suyla oynadığı için küçük yavrumu, ders çalışmadığı için büyüğünü aldılar. Ardından gözyaşlarına boğuldum ve teselliyi yeni yarattığım taş hatunda buldum.
birlikte büyüdüğüm oyun. candır.
evi bir mimar edasında döşeyip daha sonra rutine bağlayınca sıkıldığım oyun. mimarlarların kendini geliştirebileceği oyundur.
ortaokul,lise yıllarımın vakit öldürgeci..
hep sıkılıp ara versem de, sonra dayanamaz yeni eklentisini kurar yine başlardım..
(bkz: klapacius)
(bkz: motherlode)
hep sıkılıp ara versem de, sonra dayanamaz yeni eklentisini kurar yine başlardım..
(bkz: klapacius)
(bkz: motherlode)
bir zamanlar başında deliler gibi saatlerimi harcadığım, evler yaptığım, mimari yapılar oluşturmaya çalıştığım en iyi oyunlardan biridir.
tüm paketleri yüklendiğinde büyü ile oyunun çivisi çıkar.
evlendirme, boşandırma kolaylaşır.
evlendirme, boşandırma kolaylaşır.
günlerce peşinde koştuğum fakat tam anlamıyla toparlayıp keyfini süremediğim güzel bir simülasyondur. Çok fazla ek paketi ve eklentileri olduğundan takibi zordur. Fakat doruk noktasında verdiği hazı hiçbirşeye değişmem.
tahminen dokuz yaşlarında pc oyunları satan bi dükkana gidip "ben bebek bakmalı oyun istiyorum" dediğimde oyun satıcısının verdiği oyundur. hiç ilgisi olmadığını anladığımda büyümüştüm ama oyun da benimle bir büyüdü. 2'si çıktığında pc'miz eski olduğu için kaldırmıyordu. sonra sonra bi yolunu bulup yükledim ama o sonralara gelinceye kadar pc'yi kaç kere çökerttiğimin, kaç kere patlattığımın haddi hesabı yoktur. yine de doya doya oynayamadığım, içimde hep ukte olarak kalmış oyun.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar