bugün
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması4
- devletin bekası3
- acı gerçekler16
- güne başlarken3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı7
- rte denince akla gelen seyler3
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- sabah alarm çaldığı anda hissedilenler2
- kale3112'deki kale hangi kale10
- arda güler7
- buz gibi bira8
- demir çelik5
- cedidacer3
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- sözlükte flört etmemek9
- en iyi pizza içeriği10
- en lezzetli balık24
- sabahları nefret edilen şeyler8
- sözlük kızlarının küfürbaz olması6
- bursa6
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- sıcak şarap4
- karşı cinsteki en itici özellik16
- ecevit denince akla gelen şeyler2
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- 0 0 714
- köy9
- arkadaşlar lütfen4
- gece vardiyası3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- anın görüntüsü22
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi4
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- gece tostu4
- en enayi huyunuz4
- gammazlar göreve8
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- paradox interactive3
- sözlükte aile kurmak8
- şi ve trump'ın ticaret anlaşması2
- hünkar beğendi vs alinazik9
- babybombshell2
- ağlamak7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği37
- motorla kaza yapan kadın7
- zendaya4
- true nickli yazar24
anatole france nin en çok bilinen romanlarından biridir. yazarın bu eseri 1890 da çıkmıştır.
Bedensel haz ve zevklerden vazgeçmek insanı mutlu eder mi, ona manevi huzur verir mi? sorusunu arayan, nobel ödüllü yazara ait kitap.
thais helene nin farklı bir çağda ve zamanda ortaya çıkan yüzüdür.
keşiş paphnuce u dinden imandan çıkaran hafif meşrep kadındır roman'da.
keşiş paphnuce u dinden imandan çıkaran hafif meşrep kadındır roman'da.
"Memphis piramitleri tanyeri ağardığında pembe kozalaklar gibi görünürler. Oysa güneş battığı zaman, tutuşan gökyüzü üstünde kara üçgenlere benzerler. Ama onların gerçek varlıklarının özünü kim kavrayabilir?"
"Nesnelerin ancak bir kısmını görebilen insan için kötü, kötüdür. Ama her şeyi bilen, gören Tanrı için kötü, iyidir. Çirkinlik şüphesiz, güzel değildir; ama her şey güzel olsaydı, güzel olmazdı."
Ayrıca şu bölümüyle de beni hayran bırakmıştır :
--spoiler--
Bir kısmında, Paphnuce rüyasında bir 'Silsile Sfenksi'nin kendisini diyar diyar dolaştırıp kayalık ve kızgın küllerle kaplı bir yere götürdüğünü görür :
"
Uçurumun kıyısından eğilip bakan Paphnuce, toprağın bağrından fışkıran alevden bir ırmak gördü. iblisler, kurşuni mor bir ışık eşliğinde ruhlara işkence ediyorlardı... Onca işkenceye katlanan ruhların durgun bir görünümleri vardı. Elinde kral değneği, alnında bez bir şeritle, Homeros'un ruhu gözlerini boşluğa dikmiş, şarkılar söylüyordu. Küçük yeşil iblisler, dudaklarını, boğazını kızgın demirlerle dağlıyordu bu ruhun. Ama Homeros'un ruhu şarkısını kesmiyordu. Az ötede, başında tek tük saçları ağarmış, kabak kafalı, yaşlı Anaxagore, elinde bir pergel, tozların üzerine şekiller çiziyordu. Bir iblis bilgenin düşünmesine engel olmaksızın, usulca kulağına kızgın yağ döküyordu... Bir köşede oturan yaşlı Timocles, başını hayır der gibi sallıyordu. Bir uçurum meleği, gözlerinin altında alevler gezdiriyor, ama Timocles ne meleğe ne de alevlere aldırıyordu...
Bu kez küllü mersin ağaçlarının altında alnı çiçeklerle bezenmiş Nicias'ı Miletli Aspasie ile tartışırken gördü. Yüzlerindeki narin anlatıma bakılırsa aşktan ve felsefeden sözediyorlardı. Üzerlerine yağan ateş yağmuru, serin çiy taneleriydi sanki ve ayakları alevli toprağa, otlara basar gibi rahatça basıyordu.
Bunu gören keşiş Paphnuce çılgınca bir öfkeye kapıldı. Sfenkse doğru döndü, ancak hayvan orada yoktu. Şimdi yüzü peçeli bir kadın duruyordu yerinde. Ve şunları söyledi keşişe : 'Bak da gör, Tanrı'ya bağlı olmayanların sonu bu işte. Şimdi onlar, onları yeryüzünde aldatan iblislerin cehenneminde yaşıyorlar. içine düştükleri bataktan ölüm bile kurtaramadı onları. Tanrı'ya kavuşmak için elbette ki ölmek yetmez. Gerçeği yeryüzünde öğrenemeyenler ölünce hiç öğrenemezler.Bu saldırgan iblisler ölümsüz adaleti yerine getiriyorlar. Ama ruhlar, ne görebiliyor ne de duyabiliyorlar iblisleri. Bütün gerçeklere yabancılar, işkence çektiklerini bile bilmiyorlar. Tanrı bile artık onları ızdırap çekmeye zorlayamaz.'
'Tanrı her şeyi yapabilir,' dedi rahip.
'Tanrı'nın saçmalıklarla alışverişi yoktur,' diye yanıtladı peçeli kadın. 'Onları zamanında aydınlatmak gerekirdi, ancak o zaman cezaya hak kazanırlar, gerçeği zamanında bilebilirlerdi. Tanrı'nın seçkin yaratıklarından olurlardı böylece.'
"
--spoiler--
Paphnuce bunun iblislerden gelen, yanıltıcı bir rüya olduğu kanaatine varıyor**
"Nesnelerin ancak bir kısmını görebilen insan için kötü, kötüdür. Ama her şeyi bilen, gören Tanrı için kötü, iyidir. Çirkinlik şüphesiz, güzel değildir; ama her şey güzel olsaydı, güzel olmazdı."
Ayrıca şu bölümüyle de beni hayran bırakmıştır :
--spoiler--
Bir kısmında, Paphnuce rüyasında bir 'Silsile Sfenksi'nin kendisini diyar diyar dolaştırıp kayalık ve kızgın küllerle kaplı bir yere götürdüğünü görür :
"
Uçurumun kıyısından eğilip bakan Paphnuce, toprağın bağrından fışkıran alevden bir ırmak gördü. iblisler, kurşuni mor bir ışık eşliğinde ruhlara işkence ediyorlardı... Onca işkenceye katlanan ruhların durgun bir görünümleri vardı. Elinde kral değneği, alnında bez bir şeritle, Homeros'un ruhu gözlerini boşluğa dikmiş, şarkılar söylüyordu. Küçük yeşil iblisler, dudaklarını, boğazını kızgın demirlerle dağlıyordu bu ruhun. Ama Homeros'un ruhu şarkısını kesmiyordu. Az ötede, başında tek tük saçları ağarmış, kabak kafalı, yaşlı Anaxagore, elinde bir pergel, tozların üzerine şekiller çiziyordu. Bir iblis bilgenin düşünmesine engel olmaksızın, usulca kulağına kızgın yağ döküyordu... Bir köşede oturan yaşlı Timocles, başını hayır der gibi sallıyordu. Bir uçurum meleği, gözlerinin altında alevler gezdiriyor, ama Timocles ne meleğe ne de alevlere aldırıyordu...
Bu kez küllü mersin ağaçlarının altında alnı çiçeklerle bezenmiş Nicias'ı Miletli Aspasie ile tartışırken gördü. Yüzlerindeki narin anlatıma bakılırsa aşktan ve felsefeden sözediyorlardı. Üzerlerine yağan ateş yağmuru, serin çiy taneleriydi sanki ve ayakları alevli toprağa, otlara basar gibi rahatça basıyordu.
Bunu gören keşiş Paphnuce çılgınca bir öfkeye kapıldı. Sfenkse doğru döndü, ancak hayvan orada yoktu. Şimdi yüzü peçeli bir kadın duruyordu yerinde. Ve şunları söyledi keşişe : 'Bak da gör, Tanrı'ya bağlı olmayanların sonu bu işte. Şimdi onlar, onları yeryüzünde aldatan iblislerin cehenneminde yaşıyorlar. içine düştükleri bataktan ölüm bile kurtaramadı onları. Tanrı'ya kavuşmak için elbette ki ölmek yetmez. Gerçeği yeryüzünde öğrenemeyenler ölünce hiç öğrenemezler.Bu saldırgan iblisler ölümsüz adaleti yerine getiriyorlar. Ama ruhlar, ne görebiliyor ne de duyabiliyorlar iblisleri. Bütün gerçeklere yabancılar, işkence çektiklerini bile bilmiyorlar. Tanrı bile artık onları ızdırap çekmeye zorlayamaz.'
'Tanrı her şeyi yapabilir,' dedi rahip.
'Tanrı'nın saçmalıklarla alışverişi yoktur,' diye yanıtladı peçeli kadın. 'Onları zamanında aydınlatmak gerekirdi, ancak o zaman cezaya hak kazanırlar, gerçeği zamanında bilebilirlerdi. Tanrı'nın seçkin yaratıklarından olurlardı böylece.'
"
--spoiler--
Paphnuce bunun iblislerden gelen, yanıltıcı bir rüya olduğu kanaatine varıyor**
olay iskenderiye ve çevresinde geçmektedir romanda. felsefi ve inançla alakalı sorgulamalarla bezeli akıcı bir kurgusu vardır eserin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar