bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı18
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- fon vurgunu43
- from gold'un bicepsleri10
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- kolye140
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- kokoreç6
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- kolpa insanlar6
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- anın görüntüsü21
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- özelden gelen saçma mesajlar12
- sergen yalçın10
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- clemence baptista13
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- carlsberg3
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- ismail kartal14
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- kim bu erzincanlı9
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- yarayı ateşle dağlamak2
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
ahmet altan ın en güzel kitablarından biri..içindeki ,
" yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben " satırlarıyla beni büyülemiş kitap.
" yanımda kimse olmadığından değil yalnızlığım, yalnız olduğumu söyleyebileceğim kimse olmadığı için yalnızım ben " satırlarıyla beni büyülemiş kitap.
ahmet altan'nın iddalı bir kitabı daha. kitapta bir yazar ve hayranı arasında gecen garip cinsel ilişki anlatılmaktadır. kitabı okurken Nedense hep yazar yerine ahmet altanı koymusumdur. Bu da bende kitabın gercek hayat hikayesinden bir kesit olduğu izlenimi yaratmıştır.
bitmesini istemediginiz, bir yandan da bitirmek icin can attiginiz, bitince de en yakinini kaybetmis caresiz bir insan gibi, yapayalniz, koltugunuzda kalakaldiginiz klasik ahmet altan saheserlerindendir.
vazgecilemeyen bir eski sevgiliyle, yeni bir sevgili arasinda gidip gelen bir 'yalniz'in oykusunu anlatmistir.
''en azginlarinin en agirbasli gorunenler oldugunu anlamistim o siralarda... ''
'' ...ve benim hayatta en son karsilasmak isteyecegim insan kendimdim, ama boyle bir oyundan da kacamiyordum... ''
''yorucu ama guclu bir iliskiydi bu, hayat boyu surecek bir hastalik gibiydi, yaslanmakta olan bir hasta gibi alismistim bu hastaliga ve artik ne kadar iyilesmek istedigimi de bilmiyordum.''
''daha sonralari, birbirlerini bir daha hic gormeyecek insanlarin garip bir onseziyle bir dosta veda etmek icin, kendilerinin bile farkinda olmadiklari bir caba gosterdiklerini anlayacaktim.''
''yanimda kimse olmadigindan degil yalnizligim, yalniz oldugumu soyleyebilecegim kimse olmadigi icin yalnizim.''
vazgecilemeyen bir eski sevgiliyle, yeni bir sevgili arasinda gidip gelen bir 'yalniz'in oykusunu anlatmistir.
''en azginlarinin en agirbasli gorunenler oldugunu anlamistim o siralarda... ''
'' ...ve benim hayatta en son karsilasmak isteyecegim insan kendimdim, ama boyle bir oyundan da kacamiyordum... ''
''yorucu ama guclu bir iliskiydi bu, hayat boyu surecek bir hastalik gibiydi, yaslanmakta olan bir hasta gibi alismistim bu hastaliga ve artik ne kadar iyilesmek istedigimi de bilmiyordum.''
''daha sonralari, birbirlerini bir daha hic gormeyecek insanlarin garip bir onseziyle bir dosta veda etmek icin, kendilerinin bile farkinda olmadiklari bir caba gosterdiklerini anlayacaktim.''
''yanimda kimse olmadigindan degil yalnizligim, yalniz oldugumu soyleyebilecegim kimse olmadigi icin yalnizim.''
kitaptan en sevdiğim satırlar:
"...benim ayrıldığım yerde sanki hayat yeniden başlıyor ve benim yeni gittiğim yerde her şey ölüyor..."
"insanların kendisini çırılçıplak görmeleri halinde korkacaklarını bildiğinden aşk böyle değişik kılıklarla dolaşıyordu herhalde ve ben şimdi şefkat duyarken aslında özlediğimi ve onu seviğimi hissediyordum..."
"bütün yaşadıklarımdan pişmanım ama bir daha yaşasam gene aynı şekilde yaşarım. pişman olmayacağım bir hayat yaşamk istemem..."
"mükemmel cinayetin ruhumuzun neresinde saklı olduğunu merak ediyordum, bence yazının ve aşkın tam yazında saklı..."
"...benim ayrıldığım yerde sanki hayat yeniden başlıyor ve benim yeni gittiğim yerde her şey ölüyor..."
"insanların kendisini çırılçıplak görmeleri halinde korkacaklarını bildiğinden aşk böyle değişik kılıklarla dolaşıyordu herhalde ve ben şimdi şefkat duyarken aslında özlediğimi ve onu seviğimi hissediyordum..."
"bütün yaşadıklarımdan pişmanım ama bir daha yaşasam gene aynı şekilde yaşarım. pişman olmayacağım bir hayat yaşamk istemem..."
"mükemmel cinayetin ruhumuzun neresinde saklı olduğunu merak ediyordum, bence yazının ve aşkın tam yazında saklı..."
körpecik beyinleri kötü etkileyecek masallardır. bildiğimiz masalların aksine bencilliği, sapıklığı falan öğütlüyor olabilirler mesela.
kadınları çok iyi tanıdığını zanneden ama sadece zannetmekle kalan bir adamın etrafında gelişen olayların birinci ağızdan anlatımı. ayrıca kitabın adı bir yazarın seks günlüğü şeklinde de değiştirilebilir. *
--spoiler--
aşk çaresizdir, çaresini bulduğunda artık aşk olmaz. *
--spoiler--
--spoiler--
aşk çaresizdir, çaresini bulduğunda artık aşk olmaz. *
--spoiler--
bazı cümleleri gerçekten çok güzeldir
"en korkunç gerçekler, söylenmeye değmeyecek kadar basit olan bildik gerçeklerdir."
"insanların en ilginç fikirleri aslında söylemeyip kendilerine sakladıkları fikirleridir, çocuklar ise hiçbir düşüncelerini kendilerine saklamazlar, hemen söylerler, onun için onlarla konuşurken daima ilginç birşeyler duyabilirsiniz"
"birdenbire farkettim ki, hayat sırlarla doluydu benim için. kalın duvarları, karanlık mahzenleri, karışık labirentleriyle, fethetmeye çalışırken nasıl olduğunu anlamadan kendisine tutsak düştüğüm, hayaletlerle dolu bir kaleydi hayat..."
"hepimiz kendimizde çözemediğimiz sırların ipucunu bir başkasında arıyorduk, birbirimiz için bir ayna gibiydik ama o aynada görüntüler çok bulanıktı"
"ruhum içinde birbirine benzemeyen birçok insanın yaşadığı kalabalık ve dağınık bir otel gibiydi"
"onun kendi güzelliğinden korktuğunu keşfettim; bütün erkekleri ona doğru çeken ve bütün kadınları kendisine düşman eden güzelliğini taşımakta zorlanıyordu. güzelliğini bir silah gibi kullanmasını sağlayacak fettanlığa sahip olmadığından güzellik onun için, nasıl kullanılacağını bilmediği ağır bir yük haline geliyordu. o da küçük bir kız gibi davranarak güzelliğini saklamaya, insanların dikkatini çekmemeye uğraşıyordu, ama o kadar güzeldi ki, bu çocuksuluk bile erkeklerin ona hayran olmasını engellemiyordu"
"çok doğal davranıyordu, çok açıksözlüydü, gereğinden fazla dürüsttü ve herşeyin belirsiz bütün ilişkilerin karmakarışık olduğu bu dünyada böyle dümdüz bir açıklık garip bir karmaşaya yol açıyordu. karmaşık bir dünyanın içinde birbirleriyle anlaşmaya çalışan insanların buldukları şifreler kızın konuşmalarına uymuyordu. kızın söylediği her açık ve dümdüz sözü sanki bir şifreymiş gibi algılayıp çözmeye çalışıyor ve çözemiyordunuz, çünkü şifresi yoktu, kız bütün insanların bildikleri şifreleri bilmiyordu."
"en korkunç gerçekler, söylenmeye değmeyecek kadar basit olan bildik gerçeklerdir."
"insanların en ilginç fikirleri aslında söylemeyip kendilerine sakladıkları fikirleridir, çocuklar ise hiçbir düşüncelerini kendilerine saklamazlar, hemen söylerler, onun için onlarla konuşurken daima ilginç birşeyler duyabilirsiniz"
"birdenbire farkettim ki, hayat sırlarla doluydu benim için. kalın duvarları, karanlık mahzenleri, karışık labirentleriyle, fethetmeye çalışırken nasıl olduğunu anlamadan kendisine tutsak düştüğüm, hayaletlerle dolu bir kaleydi hayat..."
"hepimiz kendimizde çözemediğimiz sırların ipucunu bir başkasında arıyorduk, birbirimiz için bir ayna gibiydik ama o aynada görüntüler çok bulanıktı"
"ruhum içinde birbirine benzemeyen birçok insanın yaşadığı kalabalık ve dağınık bir otel gibiydi"
"onun kendi güzelliğinden korktuğunu keşfettim; bütün erkekleri ona doğru çeken ve bütün kadınları kendisine düşman eden güzelliğini taşımakta zorlanıyordu. güzelliğini bir silah gibi kullanmasını sağlayacak fettanlığa sahip olmadığından güzellik onun için, nasıl kullanılacağını bilmediği ağır bir yük haline geliyordu. o da küçük bir kız gibi davranarak güzelliğini saklamaya, insanların dikkatini çekmemeye uğraşıyordu, ama o kadar güzeldi ki, bu çocuksuluk bile erkeklerin ona hayran olmasını engellemiyordu"
"çok doğal davranıyordu, çok açıksözlüydü, gereğinden fazla dürüsttü ve herşeyin belirsiz bütün ilişkilerin karmakarışık olduğu bu dünyada böyle dümdüz bir açıklık garip bir karmaşaya yol açıyordu. karmaşık bir dünyanın içinde birbirleriyle anlaşmaya çalışan insanların buldukları şifreler kızın konuşmalarına uymuyordu. kızın söylediği her açık ve dümdüz sözü sanki bir şifreymiş gibi algılayıp çözmeye çalışıyor ve çözemiyordunuz, çünkü şifresi yoktu, kız bütün insanların bildikleri şifreleri bilmiyordu."
Nilüferler ve insanlar arasında yaptığı benzetme takdire şayandır.
"Nilüferler...Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. Hayatta böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim, öyle solgun bir nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim, ne başka diyarlara kaçabildim, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim. Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı, onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başına yüzebileceğimi düşündüler, ben de yüzdüm, kederi, yalnızlığı, kirlenmeyiöğrendim ve hayata benzedim."
"Nilüferler...Yalnızca bu çiçekler, hep bir yerlere gidecekmiş gibi azade ve özgür oluyorlar ama küçük bir havuzun içinde bir yere gitmeden yaşıyorlardı. Hayatta böyle bir şeydi benim için; hep bir yerlere gidecekmiş gibi duran, yalnız ve bir yere gitmeyen bir çiçek. Bütün bir hayatın özeti buydu. Bende bir yere bağlanmadım ve bir yere gitmedim, öyle solgun bir nilüfer gibi bir havuzun içinde yalnız başıma durdum, köklerimi salamadım, ne olduğum yere sağlamca yerleştim, ne başka diyarlara kaçabildim, içinde durduğum havuzla birlikte kirlenip eskidim. Bana bakanlar, beni seyredenler, beni sevenler oldu ama kimse yakasına takmadı beni, kimse odasına koymadı, kimse beni sulayıp büyütmek için uğraşmadı, onlara ihtiyacım olmadığını, havuzumda tek başına yüzebileceğimi düşündüler, ben de yüzdüm, kederi, yalnızlığı, kirlenmeyiöğrendim ve hayata benzedim."
soluksuz okunan bir ahmet altan romanı. anlatılan hikayeden çok karakterlerin iç dünyasını merak etmenin gizli bir hazzını duyuruyor insana. ilk gençlik yıllarında okunursa, kadın-erkek ilişkileri açısından tam bi cevher. size yaklaşan her erkekte o karakteri görmeye de vesile. kısacası her anlamda iz bırakan bir roman.
kürk mantolu madonna' dan sonra en çok altını çizdiğim kitap olan şaheser. bitmesine üzüldüğüm tek kitap. en azından bi 5 sayfa daha fazla olsaydı ne olurdu sanki.
Ayrılıkların hüzünleriyle yemi birlikteliklerin neşesi birbirine karışıyor, aynı günde birkaç duyguyu bir-iki saat arayla yaşıyordum. Sürekli olarak bir duygudan bir başkasına atlamak, hiçbirini tam yaşamadan, hepsini şöyle bir hissedip geçmek beni yormaya başlamıştı. Hızla giden bir trenin penceresinden bakan biri gibi bir şeylerin değiştiğini görüyor, ama hiçbir görüntüyü tam olarak kavrayıp tadını çıkaramıyordum. Terk edilişin hüznünden kurtulmak için bedenim delice bir enerji harcıyor ve ben çılgınca oradan oraya koşturuyordum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar