bugün
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- moğolların araplara saldırma nedeni14
- akrabaların içindeki en zengin insan11
- 14 ekim 202610
- açık ilişki6
- laptopun su çekmesi6
- enayimiknatisii25
- aliyev hükümetine başörtüsü protestoları4
- birisi bakarken işeyememek9
- sözlükteki seks tarikatı10
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- galatasaray'ın şampiyonlar ligi nde varoş durması3
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı85
- komünizm geldiğinde villalarda kim oturacak4
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- israilin husilere karşı suudilere katılması11
- sözlüğü dayılar bastı5
- yabancı borsadan nasıl bankaya transfer oluyor5
- 007 dayı12
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- yogartiksen17
- tavukların pişmesi2
- dede nine isimleri7
- yeni parti'nin halk tv protestosu5
- yamal'ın lemina'ya verdiği ayar2
- seks neden ayıptır10
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- esra'yı aç esra'yı2
- yavıdi siyonis ateyiz2
- donuzlamanın harika olması2
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- altın fiyatlarındaki sert düşüş4
- arı alerjisi2
- israil'in husileri bombalaması3
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- naruto dayı seni seviyorum8
- yoğurt yapmanın püf noktaları7
- piç kelimesinden haz duyan sözlük kaşarı3
- dem terör partisi22
- araba aydarken aniden yola fırlayan kedi4
- 007'nin ilk 20 dk gol yemezsek iyi yorumu8
- diktatör erdoğan18
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru3
- deve sidiği içen piç8
- akp iktidarı13
- erkek yazarların doğum günlerinin kutlanmaması9
- arkadaşlar linçlemeyecekseniz sizce ben8
- selena dizisi aslı karakteri2
olsa yine izlerim dediğim dizidir.
hatırlanınca insanın içinde sıcacık hisler uyandıran, yine olsa yine izlerdim dedirten unutulmaz diziler arasındadır. o ev kızı sıdıkanın entel, bilgiç konuşmaları, eli terlikli anası, despot klasik babası ve tabiki sevgili abisi samim. bir de sıdıkaya aşık bir adam vardı adını hatırlayamadığım. o zamanlarki aklımda sıdıkya'yı izlerken en büyük hayalim ev halkı uyuduktan sonra bir kara kaplı defterle baş başa kalmaktı.
(bkz: sıdıka nın günlüğü)
(bkz: sıdıka nın günlüğü)
samim saka ve zekeriya saka gibi efsane 2 karakter yaratmış dizi.
sıdıka: kız anne dışarı çıkıp kardan adam yapsak?
anne: koca gelinlik kızsın, komşunun gözü önünde yapılmaz öyle! 'içi adam çekiyor' derler.
gibi repliklerle yarmış cağnım 90'lar dizisidir. her karakteri ayrı ayrı oldukça orjinaldir. yayınlandığı dönemdeki en güzel işlerden biridir.
arada sırada internetten izleyip nostalji yapmak lazım, güzel oluyor.
anne: koca gelinlik kızsın, komşunun gözü önünde yapılmaz öyle! 'içi adam çekiyor' derler.
gibi repliklerle yarmış cağnım 90'lar dizisidir. her karakteri ayrı ayrı oldukça orjinaldir. yayınlandığı dönemdeki en güzel işlerden biridir.
arada sırada internetten izleyip nostalji yapmak lazım, güzel oluyor.
Bir zamanların efsanevi dizisidir, olsa da tekrar izlesek dedirtir.
tekrar izlemeye değer bir dizi...çok komikti.
atilla Atalay'ın içinde "seslerim", "yaşar baba", "geliş gidiş", "öpücük balığı" ve "fabrıga" isminde 5 kısa öyküsünün de yer aldığı (fabrıga yazarın öz yaşamından uyarlamadır) kitaba ismini veren karakter.
sıdıka ile ilgili ne yazsam diye epey düşündüm. ne yazsam az kalacak, neresinden alıntılasam geriye kalan kısma haksızlık olacak. öyle bir kitap bu. okurken bir sayfada kahkahalarla gülerken, hemen öbür sayfada gözlerin doluveriyor. o sayfayı da çevirince bir bakmışsın bütün dünyanın dengesiz terazisinin yükleriyle dolmuşsun. her anlamda özgürken, küçücük odasında küçücük defteri ve bir kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan Sıdıka kadar olamamışsın. ıslıkla bir türkü çalmayı bile beceremiyorsun mesela...
dizisi de güzeldi elbette; ama kitabın kendisine ulaşıp okuduğunuz zaman ne anlatmak istediğimi daha iyi anlarsınız. minnacık bir kitap bu kadar sarsıcı olabilir mi? bir ev kızının gözünden bütün dünya elekten geçirilebilir mi? bir insan bir kitabın içinden çıkıp gelip karşındaki koltuğa oturup seninle konuşabilir mi? olmuş işte.
Sıdıka'nın günlüğünden:
"sevgili günlük, bugün sana zlata'nın günlüğü'ndekiler kadar acıklı ve tuhaf bi olay yazmak durumundayım. bugün yine babamdan dayak yedim. hem de mazhar fuat özkan yüzünden. aslında yekta Güngör özden yüzünden yedim. annem adamcağızın ismini yanlış fitnelemiş de... düzeltmeye kalkışmadım. iş iyice karışabilir; mazhar, fuat, özkan, yekta, Güngör ve özden olmak üzere altı kişilik dayak yiyebilirdim..."
ben bunu alıntıladım; ama dediğim gibi geri kalan her bölüm her sıdıka hikayesi burada paylaşmak, benimle aynı hisleri yaşamanızı sağlamak istediğim kadar özel...
bir de rahmetli engin Bilginer'in sıdıka için yazdığı o muhteşem köşe yazısının giriş kısmı:
"hep onu düşünüyorum. köyün tepelik bir yerinden denize bakarak hep onu düşlüyorum. sıdıka şimdi burada olsa diyorum. Sıdıka'ya duyduğum aşk, sanki Aksaray'ın en büyük yangını.
onu tanıdığım bütün diğer kadınlardan ayrı tutuyorum. onun gibi kadınların da var olabileceğini düşünmek beni yaman heyecanlandırıyor. kimseleri sevemez oldum, telefonlardan kaçar oldum. güneşin parıltısı, denizin mavisi, ağaçların gölgesi artık beni ilgilendirmiyor. hani neredeyse bu güzelim yerleri bırakıp yeniden istanbul'a, o ürkütücü kaosa geri döneceğim. varsa yoksa sıdıka!"
ya. Sıdıka'nın aşıkları var. bedeni evde mahsur olsa da, kendi deyimiyle "el alem aya giderken kendisi cam önünde oturacak teknolojiye sahip değilken daha", yüreği tabiata, hayata; beyni öğrenmeye anlamaya apaçık olduğu için...
sıdıka ile ilgili ne yazsam diye epey düşündüm. ne yazsam az kalacak, neresinden alıntılasam geriye kalan kısma haksızlık olacak. öyle bir kitap bu. okurken bir sayfada kahkahalarla gülerken, hemen öbür sayfada gözlerin doluveriyor. o sayfayı da çevirince bir bakmışsın bütün dünyanın dengesiz terazisinin yükleriyle dolmuşsun. her anlamda özgürken, küçücük odasında küçücük defteri ve bir kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan Sıdıka kadar olamamışsın. ıslıkla bir türkü çalmayı bile beceremiyorsun mesela...
dizisi de güzeldi elbette; ama kitabın kendisine ulaşıp okuduğunuz zaman ne anlatmak istediğimi daha iyi anlarsınız. minnacık bir kitap bu kadar sarsıcı olabilir mi? bir ev kızının gözünden bütün dünya elekten geçirilebilir mi? bir insan bir kitabın içinden çıkıp gelip karşındaki koltuğa oturup seninle konuşabilir mi? olmuş işte.
Sıdıka'nın günlüğünden:
"sevgili günlük, bugün sana zlata'nın günlüğü'ndekiler kadar acıklı ve tuhaf bi olay yazmak durumundayım. bugün yine babamdan dayak yedim. hem de mazhar fuat özkan yüzünden. aslında yekta Güngör özden yüzünden yedim. annem adamcağızın ismini yanlış fitnelemiş de... düzeltmeye kalkışmadım. iş iyice karışabilir; mazhar, fuat, özkan, yekta, Güngör ve özden olmak üzere altı kişilik dayak yiyebilirdim..."
ben bunu alıntıladım; ama dediğim gibi geri kalan her bölüm her sıdıka hikayesi burada paylaşmak, benimle aynı hisleri yaşamanızı sağlamak istediğim kadar özel...
bir de rahmetli engin Bilginer'in sıdıka için yazdığı o muhteşem köşe yazısının giriş kısmı:
"hep onu düşünüyorum. köyün tepelik bir yerinden denize bakarak hep onu düşlüyorum. sıdıka şimdi burada olsa diyorum. Sıdıka'ya duyduğum aşk, sanki Aksaray'ın en büyük yangını.
onu tanıdığım bütün diğer kadınlardan ayrı tutuyorum. onun gibi kadınların da var olabileceğini düşünmek beni yaman heyecanlandırıyor. kimseleri sevemez oldum, telefonlardan kaçar oldum. güneşin parıltısı, denizin mavisi, ağaçların gölgesi artık beni ilgilendirmiyor. hani neredeyse bu güzelim yerleri bırakıp yeniden istanbul'a, o ürkütücü kaosa geri döneceğim. varsa yoksa sıdıka!"
ya. Sıdıka'nın aşıkları var. bedeni evde mahsur olsa da, kendi deyimiyle "el alem aya giderken kendisi cam önünde oturacak teknolojiye sahip değilken daha", yüreği tabiata, hayata; beyni öğrenmeye anlamaya apaçık olduğu için...
belki de jeneriğindendir bilmiyorum ama her sahnesi hareketli bir karikatürmüş gibi geliyor bana.
bu açıdan benim için bu kadar yerinin farklı olmasının sebebi budur.
karakterler zaten efsane. efsane fakat bizden olduğu için efsane. şimdi klişe olacak ama hepimizin içinde veya hayatının içinde en az bir adet sıdıka, bir adet safiye, bir adet zekeriya, bir adet samim vardır. yok diyemezsiniz.
türk televizyon tarihinin en iyi dizilerinden biri olduğu da su götürmüyor.
böyle entryleri replikle tamamlamazsak olmaz.
safiye kilo vermek adına satın aldığı, bandrollü jimnastik cdsini evdeki iki erkekten saklamaktadır. saklamaktadır ki cd karanlık işlere kurban gitmesin.
zekeriya ile safiye küçük bir tartışma yaşar, safiye odayı sıdıka ile birlikte terk eder. samim ile zekeriya başbaşa kalır.
- hakketen baba ya, senin moralin pek bir bozuk bugün. şşşt, baba. bu annemin jimnastik cdsi var ya, onun yerini keşfetmiş bulunmaktayım ha. hazır annemle sıdıka yokken, o cdyi koyup bir moral düzeltici yayın yapsak, ha baba?
- lan, kadınlar ayrı, erkekler ayrı bozuldu bu içine tükürdüğüm dünyasında ya.
*şamar*
sen şimdi,
*şamar*
babayla,
*şamar*
utanmadan,
*şamar*
baldır,
*şamar*
bacak mı seyredecen lan? babanın yanında utanmıyon mu? ha?
*şamar*
utanmıyon mu?
nereye koymuş cdyi?
bu açıdan benim için bu kadar yerinin farklı olmasının sebebi budur.
karakterler zaten efsane. efsane fakat bizden olduğu için efsane. şimdi klişe olacak ama hepimizin içinde veya hayatının içinde en az bir adet sıdıka, bir adet safiye, bir adet zekeriya, bir adet samim vardır. yok diyemezsiniz.
türk televizyon tarihinin en iyi dizilerinden biri olduğu da su götürmüyor.
böyle entryleri replikle tamamlamazsak olmaz.
safiye kilo vermek adına satın aldığı, bandrollü jimnastik cdsini evdeki iki erkekten saklamaktadır. saklamaktadır ki cd karanlık işlere kurban gitmesin.
zekeriya ile safiye küçük bir tartışma yaşar, safiye odayı sıdıka ile birlikte terk eder. samim ile zekeriya başbaşa kalır.
- hakketen baba ya, senin moralin pek bir bozuk bugün. şşşt, baba. bu annemin jimnastik cdsi var ya, onun yerini keşfetmiş bulunmaktayım ha. hazır annemle sıdıka yokken, o cdyi koyup bir moral düzeltici yayın yapsak, ha baba?
- lan, kadınlar ayrı, erkekler ayrı bozuldu bu içine tükürdüğüm dünyasında ya.
*şamar*
sen şimdi,
*şamar*
babayla,
*şamar*
utanmadan,
*şamar*
baldır,
*şamar*
bacak mı seyredecen lan? babanın yanında utanmıyon mu? ha?
*şamar*
utanmıyon mu?
nereye koymuş cdyi?
bütün günü ablamla geçirdiğim günleri hatırlatan, çok şahane komedi dizisi. o zamanlar diziler gibi her şey daha güzeldi. elli yaşında hissediyorum sözlük
yılmaz erdoğan'ın bir demet tiyatro'yu yayından kalkmasından kurtarırken aparttığı öykü.
gariptir ilk yayınladığında reyting almadığı için yayından kaldırıldı ardından tekrarları rekor kırınca yeniden yayına konuldu lakin yine izlenmedi. çünkü tekarlarının oynatıldığı saatte değil yanlış saatte oynatıldı.
gariptir ilk yayınladığında reyting almadığı için yayından kaldırıldı ardından tekrarları rekor kırınca yeniden yayına konuldu lakin yine izlenmedi. çünkü tekarlarının oynatıldığı saatte değil yanlış saatte oynatıldı.
"Küçükken bitmeye yaklaşsa da sıdıka günlüğüne yazı yazsa diye beklenen, ağır sosyal eleştiri içeren, jenerik müziği de atilla atalay'ın elinden çıkmış tv dizisi"nden de ötesidir. Sıdıka ve abisi samim'in ilişkisi ben ve abimi, sıdıka'nın merakını sürekli örseleyen annesi ise annemi yansıtırdı bana tv denen aynadan.
Atilla atalay'ı, onun mizah anlayışını sevenler için ekstra kıymetlidir hem.
Atilla atalay'ı, onun mizah anlayışını sevenler için ekstra kıymetlidir hem.
Özlenendir lan bu dizi. o zamanlar mı dizi mi bilemem ama özlenendir.
Suan yayinlanan sikimsonik, avrupa ozentisi, aptal diziler toptan kalksada bu sekilde başyapıtlar keske tekrar yayinlansa her kanalda.
Suan yayinlanan sikimsonik, avrupa ozentisi, aptal diziler toptan kalksada bu sekilde başyapıtlar keske tekrar yayinlansa her kanalda.
Skodanın türkçeleştirmesi.
Babaannelerin Vazgeçilmez Falcısı.
türkiye'de yapılmış güzel dizilerden biridir. evet.
Hala izlemeye devam ediyorum desem ve anne kız ilişkisini şimdiler de daha iyi anlıyoruz.
işlediği konular ve tipler hala güncel.
ne yazık ki mekanlar ve eşyalar tırt olmuş. mesela bahçeli ev. mesela sürgülü açılır kapanır çubuk kepenk.
ne yazık ki mekanlar ve eşyalar tırt olmuş. mesela bahçeli ev. mesela sürgülü açılır kapanır çubuk kepenk.
90 li yıllardaki hali daha güzel olan 2000 li yıllardaki bölümleri bile nostaljik olmuştur. Hey gidi günler.
samim di demi la abisi. o zamanlar hiç yadırgamazdık o halleri şimdi garip geliyor. sanki başka bi yerde ve zamanda büyüdün ipne diye kızıyorum kendime.
hayatı çözmüş, fazlasıyla zeki, duyarlı bir kızın tuhaf ve ortalama ailesiyle geçen ev hapsini anlatan diziydi. senaryosu emsallerine göre 90'lı yılların çok üstündeydi. bugün bile bu kalitede bir dizi yok. ama şöyle bir gerçek var ki;
hala birsürü sıdıka var.
hala birsürü sıdıka var.
introsunu hayranlıkla izlediğim, izlemelere doyamadığım türk dizisi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar