bugün
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar11
- akrabaların içindeki en zengin insan15
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- akplilerin akp yi hiç eleştirmemesi4
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- halk tv'ye kayyum atanması4
- yeni parti'nin halk tv protestosu9
- ithal kürtler4
- ankara abisi iyilik derneği9
- nişanlı biriyle öpüşmek5
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru7
- ketum olmayan erkek3
- enayimiknatisii25
- yağmurlu havada beyaz pantolon giyen insan3
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- yağmurdan nefret etmeye başlamak4
- açık ilişki7
- sözlükte heyecanlanmak2
- moğolların araplara saldırma nedeni14
- husiler'in balistik füze geliştirmesi2
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- laptopun su çekmesi6
- tutuklandı kayyum atandı gözaltına alındı5
- eski ilişkilerinden bahseden insan2
- nervionun beni reddetmesi4
- 14 ekim 202610
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması3
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar3
- sözlükteki seks tarikatı10
- birisi bakarken işeyememek9
- seks neden ayıptır11
- yazılımcıların ilk buluşmada kod konuşması3
- tavukların pişmesi4
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- komünizm geldiğinde villalarda kim oturacak5
- 007 dayı12
- dün gece intihar eden sözlük yazarı13
- israilin husilere karşı suudilere katılması11
- yogartiksen17
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- alpay4
- arı alerjisi3
- tarih çalışmak6
- carlsberg biranın fiyat tutarsızlığı3
- aliyev hükümetine başörtüsü protestoları4
- arkadaşlar hepinizden nefret ediyorum11
- dede nine isimleri7
- uzaylılarda üreme nasıl gerçekleşiyor5
atilla Atalay'ın içinde "seslerim", "yaşar baba", "geliş gidiş", "öpücük balığı" ve "fabrıga" isminde 5 kısa öyküsünün de yer aldığı (fabrıga yazarın öz yaşamından uyarlamadır) kitaba ismini veren karakter.
sıdıka ile ilgili ne yazsam diye epey düşündüm. ne yazsam az kalacak, neresinden alıntılasam geriye kalan kısma haksızlık olacak. öyle bir kitap bu. okurken bir sayfada kahkahalarla gülerken, hemen öbür sayfada gözlerin doluveriyor. o sayfayı da çevirince bir bakmışsın bütün dünyanın dengesiz terazisinin yükleriyle dolmuşsun. her anlamda özgürken, küçücük odasında küçücük defteri ve bir kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan Sıdıka kadar olamamışsın. ıslıkla bir türkü çalmayı bile beceremiyorsun mesela...
dizisi de güzeldi elbette; ama kitabın kendisine ulaşıp okuduğunuz zaman ne anlatmak istediğimi daha iyi anlarsınız. minnacık bir kitap bu kadar sarsıcı olabilir mi? bir ev kızının gözünden bütün dünya elekten geçirilebilir mi? bir insan bir kitabın içinden çıkıp gelip karşındaki koltuğa oturup seninle konuşabilir mi? olmuş işte.
Sıdıka'nın günlüğünden:
"sevgili günlük, bugün sana zlata'nın günlüğü'ndekiler kadar acıklı ve tuhaf bi olay yazmak durumundayım. bugün yine babamdan dayak yedim. hem de mazhar fuat özkan yüzünden. aslında yekta Güngör özden yüzünden yedim. annem adamcağızın ismini yanlış fitnelemiş de... düzeltmeye kalkışmadım. iş iyice karışabilir; mazhar, fuat, özkan, yekta, Güngör ve özden olmak üzere altı kişilik dayak yiyebilirdim..."
ben bunu alıntıladım; ama dediğim gibi geri kalan her bölüm her sıdıka hikayesi burada paylaşmak, benimle aynı hisleri yaşamanızı sağlamak istediğim kadar özel...
bir de rahmetli engin Bilginer'in sıdıka için yazdığı o muhteşem köşe yazısının giriş kısmı:
"hep onu düşünüyorum. köyün tepelik bir yerinden denize bakarak hep onu düşlüyorum. sıdıka şimdi burada olsa diyorum. Sıdıka'ya duyduğum aşk, sanki Aksaray'ın en büyük yangını.
onu tanıdığım bütün diğer kadınlardan ayrı tutuyorum. onun gibi kadınların da var olabileceğini düşünmek beni yaman heyecanlandırıyor. kimseleri sevemez oldum, telefonlardan kaçar oldum. güneşin parıltısı, denizin mavisi, ağaçların gölgesi artık beni ilgilendirmiyor. hani neredeyse bu güzelim yerleri bırakıp yeniden istanbul'a, o ürkütücü kaosa geri döneceğim. varsa yoksa sıdıka!"
ya. Sıdıka'nın aşıkları var. bedeni evde mahsur olsa da, kendi deyimiyle "el alem aya giderken kendisi cam önünde oturacak teknolojiye sahip değilken daha", yüreği tabiata, hayata; beyni öğrenmeye anlamaya apaçık olduğu için...
sıdıka ile ilgili ne yazsam diye epey düşündüm. ne yazsam az kalacak, neresinden alıntılasam geriye kalan kısma haksızlık olacak. öyle bir kitap bu. okurken bir sayfada kahkahalarla gülerken, hemen öbür sayfada gözlerin doluveriyor. o sayfayı da çevirince bir bakmışsın bütün dünyanın dengesiz terazisinin yükleriyle dolmuşsun. her anlamda özgürken, küçücük odasında küçücük defteri ve bir kaleminden başka hiçbir şeyi olmayan Sıdıka kadar olamamışsın. ıslıkla bir türkü çalmayı bile beceremiyorsun mesela...
dizisi de güzeldi elbette; ama kitabın kendisine ulaşıp okuduğunuz zaman ne anlatmak istediğimi daha iyi anlarsınız. minnacık bir kitap bu kadar sarsıcı olabilir mi? bir ev kızının gözünden bütün dünya elekten geçirilebilir mi? bir insan bir kitabın içinden çıkıp gelip karşındaki koltuğa oturup seninle konuşabilir mi? olmuş işte.
Sıdıka'nın günlüğünden:
"sevgili günlük, bugün sana zlata'nın günlüğü'ndekiler kadar acıklı ve tuhaf bi olay yazmak durumundayım. bugün yine babamdan dayak yedim. hem de mazhar fuat özkan yüzünden. aslında yekta Güngör özden yüzünden yedim. annem adamcağızın ismini yanlış fitnelemiş de... düzeltmeye kalkışmadım. iş iyice karışabilir; mazhar, fuat, özkan, yekta, Güngör ve özden olmak üzere altı kişilik dayak yiyebilirdim..."
ben bunu alıntıladım; ama dediğim gibi geri kalan her bölüm her sıdıka hikayesi burada paylaşmak, benimle aynı hisleri yaşamanızı sağlamak istediğim kadar özel...
bir de rahmetli engin Bilginer'in sıdıka için yazdığı o muhteşem köşe yazısının giriş kısmı:
"hep onu düşünüyorum. köyün tepelik bir yerinden denize bakarak hep onu düşlüyorum. sıdıka şimdi burada olsa diyorum. Sıdıka'ya duyduğum aşk, sanki Aksaray'ın en büyük yangını.
onu tanıdığım bütün diğer kadınlardan ayrı tutuyorum. onun gibi kadınların da var olabileceğini düşünmek beni yaman heyecanlandırıyor. kimseleri sevemez oldum, telefonlardan kaçar oldum. güneşin parıltısı, denizin mavisi, ağaçların gölgesi artık beni ilgilendirmiyor. hani neredeyse bu güzelim yerleri bırakıp yeniden istanbul'a, o ürkütücü kaosa geri döneceğim. varsa yoksa sıdıka!"
ya. Sıdıka'nın aşıkları var. bedeni evde mahsur olsa da, kendi deyimiyle "el alem aya giderken kendisi cam önünde oturacak teknolojiye sahip değilken daha", yüreği tabiata, hayata; beyni öğrenmeye anlamaya apaçık olduğu için...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar