bugün
- queen feristah15
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- ölümden korkuyor musunuz11
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- hafızayı sildirmek6
- işiniz gücünüz yok mu11
- bir bela geliyor29
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- sözlükten korkmak5
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- gocu43
- fusya semsiyeli yabanci20
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- zalbert ramstein4
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- bir kadından hoşlanmak2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- ben basit bir insanım2
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- nervio12
- uludağ itiraf15
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- uludağ sözlük evreni8
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- apo'nun villası11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- erkekler neden evlenmek ister15
- 195 kaslı pilot14
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- seninleyken kendim olabiliyorum2
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- pandela2
- heyt bea gocu mu5
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- 7 aydır konuşulan kızın true çıkması3
- hasan atilla uğur14
- willem dafoe3
suc ve ceza romanında geçen, yavşak bir zengindir; kafasına sıktığı kurşunla intihar eder. raskolnikov bu adamdan "svidrigaylov piçi" diye bahseder.
fi tarihinde huruf vermiş ukteyi, kimdir? demiş bir de utanmadan. aha budur.
fi tarihinde huruf vermiş ukteyi, kimdir? demiş bir de utanmadan. aha budur.
(bkz: #26772295)
dunya'yı gerçek aşkla seven adam.
--spoiler--
razumihin'i ne yapacaksınız ? ne yararı olabilir size ? ben de seviyorum sizi... sonsuz bir aşkla seviyorum hem. izin verin eteğinizin ucunu öpeyim ! izin verin ! eteğinizin hışırtısı bile deli ediyor beni ! söyleyin, ne isterseniz yapacağım. her dediğinizi yapacağım. olmayacak bir şey söyleyin, onu da yapacağım, neye inanırsanız, ben de ona inanacağım. istediğiniz her şeyi, her şeyi yapacağım ! öyle bakmayın bana, öyle bakmayın. bu bakışınızın beni deli ettiğini biliyor musunuz ?
Sayıklar gibiydi, sanki birden başına vurmuşlar da bir şeyler olmuştu.
Dunya yerinden fırlayıp kapıya atıldı; bir yandan kapıyı yumruklarken, bir yandan da kapının
Ötesinden yardım istercesine:
"Açın! Açın!" diye bağırmaya başladı.
Svidrigaylov da ayağa kalktı; kendine gelmişti. Hâlâ titreyen dudaklarına hain ve alaycı bir
gülümseme yerleşmişti. Alçak sesle ve kesik kesik konuşarak:
"Evde kimse yok" dedi. "Evsahibi kadın sokağa çıktı... Böyle bağırarak boş yere kendinizi
heyecanlandırıyorsunuz..."
Dunya acı bir ifade ile "Anahtar nerede? çabuk aç şu kapıyı, hemen, şimdi, aşağılık herif!"
--spoiler--
--spoiler--
Dunya yalvarırcasına:
"Bırak beni!" dedi.
Svidrigaylov titredi, bu senli seslenişte deminkilere benzemeyen bir şeyler vardı.
"Sevmiyor musun beni?" diye sordu Svidrigaylov usulca.
Dunya başını olumsuz anlamda salladı.
Svidrigaylov umutsuzluk içinde fısıldadı:
"Ve... sevemezsin de? Hiçbir zaman?"
"Hiçbir zaman..." diye fısıldadı Dunya.
Svidrigaylov'un ruhunda bir an süren sessiz ama korkunç bir çatışma oldu. Anlatılması zor bir
bakışla bakıyordu Dunya'ya. Birden elini belinden çekti, döndü, hızla pencereye doğru
yürüdü, arkası Dunya'ya dönük orda durmaya başladı.
Bir an ikisi de öylece durdular.
"işte anahtar" dedi Svidrigaylov. Elini paltosunun sol cebine sokup çıkardığı anahtarı, dönüp
geriye bakmadan arkasındaki masaya bıraktı. "Alın ve hemen gidin ''
Israrla pencereden bakıyordu.
"çabuk! çabuk!" diye tekrarladı Svidrigayov, hälä arkası dönüktü. Yalnız, "çabuk"
sözcüğünde korkunç bir şeyler tınlıyordu
Dunya bunu anlamıştı, anahtarı kaptığı gibi kapıya atıldı, kendini dışarı attı.
--spoiler--
--spoiler--
Svidrigaylov üç dakika kadar daha pencerenin önünde durdu, sonra ağır ağır döndü, çevresine
bakındı ve yavaşça elini alnına götürdü. Yüzü tuhaf bir gülümsemeyle çarpılmıştı, zavallı,
hüzün dolu, cılız bir gülümsemeydi bu; umutsuzluğun gülümsemesi...
--spoiler--
--spoiler--
svidrigaylov x caddesine saptı, yangın kulesi buradaydı.
itfaiye binasının kocaman kapısı önünde, üzerinde gri bir asker kaputu, basında achilles miğferi, sırtını kapıya dayamış ufak tefek bir adam duruyordu.
uykulu gözlerle yan yan kendine doğru gelen svidrigaylov'a baktı. yüzünde, bütün yahudi ırkında buruk bir iz bırakan yüz yıllık hırçınca bir keder vardı. svidrigaylov ve achilles, konuşmadan, bir süre birbirlerini süzdüler. sarhoş da olmadığı halde, bir adamın kendinden üç adım ötede durup hiç konuşmadan yüzüne bakıp durması, sonunda achilles'e aykırı geldi. yerinden kıpırdamadan:
"hey, siz" diye seslendi, "ne arıyor burada?"
"bir şey aramıyorum, kardeş! merhaba!"
"burada olmaz."
"ben, kardeş, yabancı bir diyara gidiyorum."
"yabancı diyar?"
"yabancı diyar ya. amerika."
"amerika?"
svidrigaylov cebinden revolveri çıkardı, horozunu kaldırdı.
achilles kaşlarını kaldırarak: "ama bu saka (şaka) burda olmas!"
"neden olmaz?"
"olmas da ondan."
"hiç farketmez be kardeş! iyi bir yer burası. sorarlarsa, amerika'ya gitti dersin."
namluyu sağ şakağına dayadı. gözbebekleri gitgide büyüyen achilles yerinden kımıldadı.
"burda olmaz! burda olmaz!"
svidrigaylov tetiği çekti.
--spoiler--
--spoiler--
razumihin'i ne yapacaksınız ? ne yararı olabilir size ? ben de seviyorum sizi... sonsuz bir aşkla seviyorum hem. izin verin eteğinizin ucunu öpeyim ! izin verin ! eteğinizin hışırtısı bile deli ediyor beni ! söyleyin, ne isterseniz yapacağım. her dediğinizi yapacağım. olmayacak bir şey söyleyin, onu da yapacağım, neye inanırsanız, ben de ona inanacağım. istediğiniz her şeyi, her şeyi yapacağım ! öyle bakmayın bana, öyle bakmayın. bu bakışınızın beni deli ettiğini biliyor musunuz ?
Sayıklar gibiydi, sanki birden başına vurmuşlar da bir şeyler olmuştu.
Dunya yerinden fırlayıp kapıya atıldı; bir yandan kapıyı yumruklarken, bir yandan da kapının
Ötesinden yardım istercesine:
"Açın! Açın!" diye bağırmaya başladı.
Svidrigaylov da ayağa kalktı; kendine gelmişti. Hâlâ titreyen dudaklarına hain ve alaycı bir
gülümseme yerleşmişti. Alçak sesle ve kesik kesik konuşarak:
"Evde kimse yok" dedi. "Evsahibi kadın sokağa çıktı... Böyle bağırarak boş yere kendinizi
heyecanlandırıyorsunuz..."
Dunya acı bir ifade ile "Anahtar nerede? çabuk aç şu kapıyı, hemen, şimdi, aşağılık herif!"
--spoiler--
--spoiler--
Dunya yalvarırcasına:
"Bırak beni!" dedi.
Svidrigaylov titredi, bu senli seslenişte deminkilere benzemeyen bir şeyler vardı.
"Sevmiyor musun beni?" diye sordu Svidrigaylov usulca.
Dunya başını olumsuz anlamda salladı.
Svidrigaylov umutsuzluk içinde fısıldadı:
"Ve... sevemezsin de? Hiçbir zaman?"
"Hiçbir zaman..." diye fısıldadı Dunya.
Svidrigaylov'un ruhunda bir an süren sessiz ama korkunç bir çatışma oldu. Anlatılması zor bir
bakışla bakıyordu Dunya'ya. Birden elini belinden çekti, döndü, hızla pencereye doğru
yürüdü, arkası Dunya'ya dönük orda durmaya başladı.
Bir an ikisi de öylece durdular.
"işte anahtar" dedi Svidrigaylov. Elini paltosunun sol cebine sokup çıkardığı anahtarı, dönüp
geriye bakmadan arkasındaki masaya bıraktı. "Alın ve hemen gidin ''
Israrla pencereden bakıyordu.
"çabuk! çabuk!" diye tekrarladı Svidrigayov, hälä arkası dönüktü. Yalnız, "çabuk"
sözcüğünde korkunç bir şeyler tınlıyordu
Dunya bunu anlamıştı, anahtarı kaptığı gibi kapıya atıldı, kendini dışarı attı.
--spoiler--
--spoiler--
Svidrigaylov üç dakika kadar daha pencerenin önünde durdu, sonra ağır ağır döndü, çevresine
bakındı ve yavaşça elini alnına götürdü. Yüzü tuhaf bir gülümsemeyle çarpılmıştı, zavallı,
hüzün dolu, cılız bir gülümsemeydi bu; umutsuzluğun gülümsemesi...
--spoiler--
--spoiler--
svidrigaylov x caddesine saptı, yangın kulesi buradaydı.
itfaiye binasının kocaman kapısı önünde, üzerinde gri bir asker kaputu, basında achilles miğferi, sırtını kapıya dayamış ufak tefek bir adam duruyordu.
uykulu gözlerle yan yan kendine doğru gelen svidrigaylov'a baktı. yüzünde, bütün yahudi ırkında buruk bir iz bırakan yüz yıllık hırçınca bir keder vardı. svidrigaylov ve achilles, konuşmadan, bir süre birbirlerini süzdüler. sarhoş da olmadığı halde, bir adamın kendinden üç adım ötede durup hiç konuşmadan yüzüne bakıp durması, sonunda achilles'e aykırı geldi. yerinden kıpırdamadan:
"hey, siz" diye seslendi, "ne arıyor burada?"
"bir şey aramıyorum, kardeş! merhaba!"
"burada olmaz."
"ben, kardeş, yabancı bir diyara gidiyorum."
"yabancı diyar?"
"yabancı diyar ya. amerika."
"amerika?"
svidrigaylov cebinden revolveri çıkardı, horozunu kaldırdı.
achilles kaşlarını kaldırarak: "ama bu saka (şaka) burda olmas!"
"neden olmaz?"
"olmas da ondan."
"hiç farketmez be kardeş! iyi bir yer burası. sorarlarsa, amerika'ya gitti dersin."
namluyu sağ şakağına dayadı. gözbebekleri gitgide büyüyen achilles yerinden kımıldadı.
"burda olmaz! burda olmaz!"
svidrigaylov tetiği çekti.
--spoiler--
suç ve ceza'nın son demlerine yaklaşılırken raskolnikov'dan bayağı rol çalan ve de yazar tarafından şaşırtıcı bir derinlikle işlenmiş ilginç (yer yer oldukça piç) bir roman karakteri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar