bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz19
- yazarların işlediği günahlar8
- amedspor31
- günlük tutmak5
- yazarların fotoğrafları10
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi6
- psikoloğun incinmişsin demesi4
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- fon vurgunu5
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- durduk yere tribe girmek5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- aleksey batrakov29
- gecenin şarkısı6
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- kadın tır şoförleri6
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- bu ne hal yahu9
- kar soğuğu6
- şimdi ne yapsam acaba7
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- cumartesi gecesi6
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- zaman makinesi planı3
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- yarma şeftali7
- kanal 7 gelin dizisi5
- profdrekremculfa3
- akşama ne yemek yapsam10
- xiaomi 17 pro max4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- manken gibi kadınla evlenmek5
- kim milyoner olmak ister5
- ağıza alınca rahatlatan şeyler9
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- the merich'in mutfağına konuk olmak7
(bkz: suskunlar)
"sus, kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?"
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?"
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha...
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra,
yağıyor yeşil
en uzak, o adsız ve kmselersiz,
o yitik yıldızda duyuyor musun?
bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil
önce bendim diyor ve sonra benim.
ölümsüz, güzel ve çetin.
ezgisidir dolaşan bütün evreni,
bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
canımı, tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun,
sarıyor yeşil
rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su,
ağlıyor yeşil
yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
susmuş bütün namlular.
susmuş dağ,
susmuş deniz.
dünya mışıl mışıl,
uykular derin.
yılan su getirir yavru serçeye,
kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş,
memeleri bereketli ve serin
sağıyor yeşil
aydın yarı gecede,
neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
ve sezarsa, bir ad yıkıntılarda.
ama hançer taşı sanki,
koca kartaca.
hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne,
bak nasıl alıyor yiğit
binlerce yıl da sonra
alıyor yeşil
vurur dağın doruğundan
atmacanın çalkara,
yalın gölgesi
kuş vurmaz, tavşan almaz
ama aç, azgın
köpek balıklarıydı parçaladığı
bak, tiber saygılı, suskun
bak nilüfer dizisi zinciri
bunlar bukağısı, kolbağlarıdır.
cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi
ve ilk gerillası spartacus'un
susuyor yeşil
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra
seni, kaburgamın altın parçası
seni, dişlerinde elma kokusu,
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum...
mısra çekiyorum, haberin olsun
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu
derimizin altında o ölüm namussuzu
ve ahmed'in işi ilk reasgidiyor
ilktir dost elinin hançersizliği,
ağlıyor yeşil
duymasın, ölürüm ha...
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra,
yağıyor yeşil
en uzak, o adsız ve kmselersiz,
o yitik yıldızda duyuyor musun?
bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil
önce bendim diyor ve sonra benim.
ölümsüz, güzel ve çetin.
ezgisidir dolaşan bütün evreni,
bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
canımı, tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun,
sarıyor yeşil
rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su,
ağlıyor yeşil
yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
susmuş bütün namlular.
susmuş dağ,
susmuş deniz.
dünya mışıl mışıl,
uykular derin.
yılan su getirir yavru serçeye,
kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş,
memeleri bereketli ve serin
sağıyor yeşil
aydın yarı gecede,
neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
ve sezarsa, bir ad yıkıntılarda.
ama hançer taşı sanki,
koca kartaca.
hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne,
bak nasıl alıyor yiğit
binlerce yıl da sonra
alıyor yeşil
vurur dağın doruğundan
atmacanın çalkara,
yalın gölgesi
kuş vurmaz, tavşan almaz
ama aç, azgın
köpek balıklarıydı parçaladığı
bak, tiber saygılı, suskun
bak nilüfer dizisi zinciri
bunlar bukağısı, kolbağlarıdır.
cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi
ve ilk gerillası spartacus'un
susuyor yeşil
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra
seni, kaburgamın altın parçası
seni, dişlerinde elma kokusu,
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum...
mısra çekiyorum, haberin olsun
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu
derimizin altında o ölüm namussuzu
ve ahmed'in işi ilk reasgidiyor
ilktir dost elinin hançersizliği,
ağlıyor yeşil
orjinalde bir ahmed arif şiiri olan ve pek çok ahmed arif şiiri gibi bestelenmiş, şarkı olmuş ve bestelenen pek çok ahmed arif şiiri gibi ahmet kaya yarafından seslendirilmiştir.
bilmezler, nasıl aradık birbirimizi
bilmezler, nasıl sevdik birbirimizi
iki yitik hasret
iki parça can
sus, kimseler duymasın
duymasın, ölürem ha
aymışam, yarı gecede
seni bulmuşam sonra
yağar bir yağmur sonra
yağıyor, yeşil yeşil...
der.
bilmezler, nasıl aradık birbirimizi
bilmezler, nasıl sevdik birbirimizi
iki yitik hasret
iki parça can
sus, kimseler duymasın
duymasın, ölürem ha
aymışam, yarı gecede
seni bulmuşam sonra
yağar bir yağmur sonra
yağıyor, yeşil yeşil...
der.
mesela suriye toprağında karışıklık çıkartanlara, suriye'ye savaş ilan etmeye kalkanlara karşılık verememek ve onları izlemek suskunluktur.
sonunuz kötü olacak, vahdettinler bu toprakta tutunamadı koçlar.
abd taşeronlarını bu ülke sindiremedi.
malınıza güvenmeyin, malı çok olanın canı çok yanar.
sonunuz kötü olacak, vahdettinler bu toprakta tutunamadı koçlar.
abd taşeronlarını bu ülke sindiremedi.
malınıza güvenmeyin, malı çok olanın canı çok yanar.
ahmed arifin insanı derininden vuran şiiridir.
"sus,
kimseler duymasın.
duymasın ölürüm ha.
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra...
yağıyor yeşil."
"sus,
kimseler duymasın.
duymasın ölürüm ha.
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra...
yağıyor yeşil."
kıvılcım ural'ın ilk albümünden bir şarkıdır. tatlı, naif şarkıları vardır kendisinin ve bu da onlardan biridir.
ne ülkeler gördüm ve alevden saç örgüm ama yok senin gibi yok.
ne ülkeler gördüm ve alevden saç örgüm ama yok senin gibi yok.
zamaninda geceleri dışari çıkıp alırdım sigaramı açardım ahmed arifin sesinden siiri içip içip hüzünlenirdim
sus, kimseler duymasın
duymasın ölürem ha
aymışam yarı gecede
seni bulmuşam sonra...
bir daha hangi ana doğurur bizi
sus, kimseler duymasın
duymasın ölürem ha
aymışam yarı gecede
seni bulmuşam sonra...
bir daha hangi ana doğurur bizi
Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tavşan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartakus'un.
Susuyor yeşil.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun.
Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o olüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.
zamanında bu şiirle ne saatlerim geçti ...
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tavşan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartakus'un.
Susuyor yeşil.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun.
Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o olüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.
zamanında bu şiirle ne saatlerim geçti ...
Korkaktır. Kendinden acısından korkar.
ahmet arif'in kalbimizde yara açtığı şiiridir. ahmet kaya, sesi ve notaları ile bu yaraya tuz serper.
"rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım rüya zindan"
gerçekten de her şey uykudan uyanır gibi bitecek mi? geride kalanları bir kabus görmenin verdiği vehimle gülerek sırtımızdan atabilecek miyiz?
"nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram"
hep aynı şeyleri dönüp dolaşıp yaşayan insanın küçücük kaderi bir taraftan nasıl upuzun gelir? yürürken farkında olmadığımız yollar arkaya bakınca nasıl da uzar gider?
"bilmezler nasıl sevdik birbirimizi, bilmezler nasıl aradık"
insan neden karşındaki kişiyi tam buldum derken elinden kaçırır, suyun mermerden akıp gitmesi gibi?
bu sorulara en güzeli susmak. suskun olmak. sessizliğin bir büyüsü var. ve umarım çok uzak bir yerde elden kaçanların bir telafisi vardır.
"rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım rüya zindan"
gerçekten de her şey uykudan uyanır gibi bitecek mi? geride kalanları bir kabus görmenin verdiği vehimle gülerek sırtımızdan atabilecek miyiz?
"nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram"
hep aynı şeyleri dönüp dolaşıp yaşayan insanın küçücük kaderi bir taraftan nasıl upuzun gelir? yürürken farkında olmadığımız yollar arkaya bakınca nasıl da uzar gider?
"bilmezler nasıl sevdik birbirimizi, bilmezler nasıl aradık"
insan neden karşındaki kişiyi tam buldum derken elinden kaçırır, suyun mermerden akıp gitmesi gibi?
bu sorulara en güzeli susmak. suskun olmak. sessizliğin bir büyüsü var. ve umarım çok uzak bir yerde elden kaçanların bir telafisi vardır.
Bazı zamanlar yeterli cevap olan bazı zamanlar için ise cevap için yetmeyen eylemdir susmak. Bazen asaletten bazen bilgisizlikten kaynaklanır. ama en iyi konuşarak kendinizi ifade edebilirsiniz.
bir şiir beni ancak bu kadar iyi tarif edebilir diye düşünüyorum. ahmed arif'in insanın yüreğine nasıl dokunacağını bildiğinin çok iyi bir örneği. şiir müthiş imgelerle dolu. ayrıca ahmet kaya bu şiiri besteleyip çok güzel yorumlamıştır.
Rüya, bütün çektigimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
Rüya, bütün çektigimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
Ahmed Arif'in söylenmesi gereken her şeyi "suskun" bir şekilde ifade ettiği harika şiiridir.
Ahmet kaya'nın bestesiyle, saza her vuruşuyla yüreğinize nota nota, hece hece işlenir.
"Rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram.
Sus kimseler duymasın, duymasın ölürem ha!
Aymışam yarı gecede, seni bulmuşam sonra."
Ahmet kaya'nın bestesiyle, saza her vuruşuyla yüreğinize nota nota, hece hece işlenir.
"Rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram.
Sus kimseler duymasın, duymasın ölürem ha!
Aymışam yarı gecede, seni bulmuşam sonra."
Bir dizide bir rol vardı adam hiç konuşmazdı. Sadece gelir giderdi. Herkesin merak ederdi o adam neden susmuş. Ozaman biraz saçma bulmuştum o karakteri ama şimdi anlıyorum. Bazen insan hiç konuşmak istemiyor. Çünkü birşey olmayacağını biliyor.
seksenler dizisinde vardı bi tane. Hatta bi replik vardı. susmuş niye susmuş.
"Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram."
Şarkıya uyarlanmış hali de son derece mükemmel olan Ahmed Arif'e ait çok sevdiğim şiir.
Bir mısra boyu maceram."
Şarkıya uyarlanmış hali de son derece mükemmel olan Ahmed Arif'e ait çok sevdiğim şiir.
öyle güzel öyle samimi öyle dobra bir şiirdir ki sanırım bu kadar yürekten olanı yazılmamıştır.
"Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik...
iki yitik hasret, iki parça can.
sus! kimseler duymasın.
duymasın, ölürem ha!
aymışam yarı gecede,
seni bulmuşam sonra."
"Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik...
iki yitik hasret, iki parça can.
sus! kimseler duymasın.
duymasın, ölürem ha!
aymışam yarı gecede,
seni bulmuşam sonra."
sessiz, sakin, kendi halinde, pek konuşmayan, konuşkan olmayan.
Suskun, değerini bilmediği ve yüzünü silmediğine son kez baktı. suskun saatler için bisküvi falan lazım olur diye çıktı devrandan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com