bugün
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat6
- herkesten nefret etmek4
- mansur yavaş9
- islam yekpare biçimde doğru mu sahiden3
- en son neye çok üzüldünüz12
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya3
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- cem yılmaza gülenler sözlük3
- gocu32
- true yaşıyor mu6
- arkadaşlar ben ayrılmak istiyorum3
- israil seviciliği5
- mamudo gurban niye doğdun9
- nuh ve ibrahimle yapılan antlaşma6
- kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz2
- feministlerin cevaplayamadığı soru7
- yehova şahitleri5
- başkent istanbul olsun11
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- allah ı görmek3
- ibrahim'in allah'ı elestirmesi4
- her şeyin çözümü var demek4
- tablet mi pc mi telefon mu4
- kadının en güzel olduğu yaş3
- hoca2
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- true nickli yazar23
- yahudilerin mesih seviciliği3
- 34 yaşına kadar eline erkek eli değmemiş erkek2
- queen ravennanın cinleri5
- ak parti2
- inci sözlük4
- yan tuvalette sesli osurarak sıçan insan2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- hiçbir şeyi bilmeden hayvan gibi yasamak3
- mansur yavaş'ın chp den ayrılması6
- kürtlerin aslında iyi olduğu gerçeği4
- nasıl nude istenir4
- piyasanın en ağır sigarası4
- amedspor6
- göksel in memeleri3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- truelaşmak5
- türklerin tartışma kültürü2
- eskiyen gocuğu çöpe atmak2
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin6
- insanların sizden uzak durması5
- uludağ sözlük premium hesabı3
(bkz: suskunlar)
"sus, kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?"
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu.
bir daha hangi ana doğurur bizi?"
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha...
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra,
yağıyor yeşil
en uzak, o adsız ve kmselersiz,
o yitik yıldızda duyuyor musun?
bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil
önce bendim diyor ve sonra benim.
ölümsüz, güzel ve çetin.
ezgisidir dolaşan bütün evreni,
bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
canımı, tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun,
sarıyor yeşil
rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su,
ağlıyor yeşil
yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
susmuş bütün namlular.
susmuş dağ,
susmuş deniz.
dünya mışıl mışıl,
uykular derin.
yılan su getirir yavru serçeye,
kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş,
memeleri bereketli ve serin
sağıyor yeşil
aydın yarı gecede,
neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
ve sezarsa, bir ad yıkıntılarda.
ama hançer taşı sanki,
koca kartaca.
hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne,
bak nasıl alıyor yiğit
binlerce yıl da sonra
alıyor yeşil
vurur dağın doruğundan
atmacanın çalkara,
yalın gölgesi
kuş vurmaz, tavşan almaz
ama aç, azgın
köpek balıklarıydı parçaladığı
bak, tiber saygılı, suskun
bak nilüfer dizisi zinciri
bunlar bukağısı, kolbağlarıdır.
cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi
ve ilk gerillası spartacus'un
susuyor yeşil
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra
seni, kaburgamın altın parçası
seni, dişlerinde elma kokusu,
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum...
mısra çekiyorum, haberin olsun
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu
derimizin altında o ölüm namussuzu
ve ahmed'in işi ilk reasgidiyor
ilktir dost elinin hançersizliği,
ağlıyor yeşil
duymasın, ölürüm ha...
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra,
yağıyor yeşil
en uzak, o adsız ve kmselersiz,
o yitik yıldızda duyuyor musun?
bir stradivarius inler kendi kendine,
yayı, reçinesi, köprüsü yeşil
önce bendim diyor ve sonra benim.
ölümsüz, güzel ve çetin.
ezgisidir dolaşan bütün evreni,
bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
canımı, tüylerimi sarmada şimdi
kendi rüzgarıyla vurgun,
sarıyor yeşil
rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su,
ağlıyor yeşil
yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
susmuş bütün namlular.
susmuş dağ,
susmuş deniz.
dünya mışıl mışıl,
uykular derin.
yılan su getirir yavru serçeye,
kısır kadın, maviş bir kız doğurmuş,
memeleri bereketli ve serin
sağıyor yeşil
aydın yarı gecede,
neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
ve sezarsa, bir ad yıkıntılarda.
ama hançer taşı sanki,
koca kartaca.
hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne,
bak nasıl alıyor yiğit
binlerce yıl da sonra
alıyor yeşil
vurur dağın doruğundan
atmacanın çalkara,
yalın gölgesi
kuş vurmaz, tavşan almaz
ama aç, azgın
köpek balıklarıydı parçaladığı
bak, tiber saygılı, suskun
bak nilüfer dizisi zinciri
bunlar bukağısı, kolbağlarıdır.
cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi
ve ilk gerillası spartacus'un
susuyor yeşil
sus, kimseler duymasın.
duymasın, ölürüm ha
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra
seni, kaburgamın altın parçası
seni, dişlerinde elma kokusu,
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum...
mısra çekiyorum, haberin olsun
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu
derimizin altında o ölüm namussuzu
ve ahmed'in işi ilk reasgidiyor
ilktir dost elinin hançersizliği,
ağlıyor yeşil
orjinalde bir ahmed arif şiiri olan ve pek çok ahmed arif şiiri gibi bestelenmiş, şarkı olmuş ve bestelenen pek çok ahmed arif şiiri gibi ahmet kaya yarafından seslendirilmiştir.
bilmezler, nasıl aradık birbirimizi
bilmezler, nasıl sevdik birbirimizi
iki yitik hasret
iki parça can
sus, kimseler duymasın
duymasın, ölürem ha
aymışam, yarı gecede
seni bulmuşam sonra
yağar bir yağmur sonra
yağıyor, yeşil yeşil...
der.
bilmezler, nasıl aradık birbirimizi
bilmezler, nasıl sevdik birbirimizi
iki yitik hasret
iki parça can
sus, kimseler duymasın
duymasın, ölürem ha
aymışam, yarı gecede
seni bulmuşam sonra
yağar bir yağmur sonra
yağıyor, yeşil yeşil...
der.
mesela suriye toprağında karışıklık çıkartanlara, suriye'ye savaş ilan etmeye kalkanlara karşılık verememek ve onları izlemek suskunluktur.
sonunuz kötü olacak, vahdettinler bu toprakta tutunamadı koçlar.
abd taşeronlarını bu ülke sindiremedi.
malınıza güvenmeyin, malı çok olanın canı çok yanar.
sonunuz kötü olacak, vahdettinler bu toprakta tutunamadı koçlar.
abd taşeronlarını bu ülke sindiremedi.
malınıza güvenmeyin, malı çok olanın canı çok yanar.
ahmed arifin insanı derininden vuran şiiridir.
"sus,
kimseler duymasın.
duymasın ölürüm ha.
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra...
yağıyor yeşil."
"sus,
kimseler duymasın.
duymasın ölürüm ha.
aydım yarı gecede
yeşil bir yağmur sonra...
yağıyor yeşil."
kıvılcım ural'ın ilk albümünden bir şarkıdır. tatlı, naif şarkıları vardır kendisinin ve bu da onlardan biridir.
ne ülkeler gördüm ve alevden saç örgüm ama yok senin gibi yok.
ne ülkeler gördüm ve alevden saç örgüm ama yok senin gibi yok.
zamaninda geceleri dışari çıkıp alırdım sigaramı açardım ahmed arifin sesinden siiri içip içip hüzünlenirdim
sus, kimseler duymasın
duymasın ölürem ha
aymışam yarı gecede
seni bulmuşam sonra...
bir daha hangi ana doğurur bizi
sus, kimseler duymasın
duymasın ölürem ha
aymışam yarı gecede
seni bulmuşam sonra...
bir daha hangi ana doğurur bizi
Sus, kimseler duymasın.
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tavşan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartakus'un.
Susuyor yeşil.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun.
Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o olüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.
zamanında bu şiirle ne saatlerim geçti ...
Duymasın ölürüm ha.
Aydım yarı gecede
Yeşil bir yağmur sonra...
Yağıyor yeşil.
En uzak, o adsız ve kimselersiz,
O yitik yıldızda duyuyor musun?
Bir stradivarius inler kendi kendine,
Yayı, reçinesi, köprüsü yeşil.
Önce bendim diyor ve sonra benim...
Ölümsüz, güzel ve çetin.
Ezgisidir dolaşan bütün evreni,
Bilinen, bilinmeyen ıssızlıkları.
Canımı, tüylerimi sarmada şimdi
Kendi rüzgarıyla vurgun...
Sarıyor yeşil.
Rüya, bütün çektigimiz.
Rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram...
Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
Bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
Çatladı yüreği çakmaktaşının,
Ağıyor gök kuşaklarının serinliğinde
Çağlardır boğulmuş bir su...
Ağıyor yeşil.
Yivlerinde yeşil güller fışkırmış,
Susmuş bütün namlular...
Susmuş dağ,
Susmuş deniz.
Dünya mışıl-mışıl,
Uykular derin,
Yılan su getirir yavru serçeye,
Kısır kadin, maviş bir kız doğurmuş,
Memeleri bereketli ve serin...
Sağıyor yeşil.
Aydım yarı gecede,
Neron, çocuk kitaplarında çirkin bir surat,
Ve Sezarsa, bir ad, yıkıntılarda.
Ama hançer taşı sanki
Koca Kartaca!
Hani, kibrit suyu vermişlerdi üstüne
Bak nasıl alıyor, yigit,
Binlerce yıl da sonra
Alıyor yesil.
Vurur dağın doruğundan
Atmacamın çalkara,
Yalın gölgesi.
Kuş vurmaz, tavşan almaz,
Ama aç, azgın
Köpek balıklarıydı parçaladığı
Bak, Tiber saygılı, suskun.
Bak nilüfer dizisi zinciri.
Bunlar bukağısı, kolbağlarıdır,
Cihanın ilk umudu, ilk sevgilisi,
Ve ilk gerillası Spartakus'un.
Susuyor yeşil.
Sus, kimseler duymasın,
Duymasın, ölürüm ha.
Aymışam yarı gece,
Seni bulmuşam sonra.
Seni, kaburgamın altın parçası.
Seni, dişlerinde elma kokusu.
Bir daha hangi ana doğurur bizi?
Ruhum...
Mısra çekiyorum, haberin olsun.
Çarşılarin en küçük meyhanesi bu,
Saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
Derimizin altında o olüm namussuzu...
Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği...
Ağlıyor yeşil.
zamanında bu şiirle ne saatlerim geçti ...
Korkaktır. Kendinden acısından korkar.
ahmet arif'in kalbimizde yara açtığı şiiridir. ahmet kaya, sesi ve notaları ile bu yaraya tuz serper.
"rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım rüya zindan"
gerçekten de her şey uykudan uyanır gibi bitecek mi? geride kalanları bir kabus görmenin verdiği vehimle gülerek sırtımızdan atabilecek miyiz?
"nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram"
hep aynı şeyleri dönüp dolaşıp yaşayan insanın küçücük kaderi bir taraftan nasıl upuzun gelir? yürürken farkında olmadığımız yollar arkaya bakınca nasıl da uzar gider?
"bilmezler nasıl sevdik birbirimizi, bilmezler nasıl aradık"
insan neden karşındaki kişiyi tam buldum derken elinden kaçırır, suyun mermerden akıp gitmesi gibi?
bu sorulara en güzeli susmak. suskun olmak. sessizliğin bir büyüsü var. ve umarım çok uzak bir yerde elden kaçanların bir telafisi vardır.
"rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım rüya zindan"
gerçekten de her şey uykudan uyanır gibi bitecek mi? geride kalanları bir kabus görmenin verdiği vehimle gülerek sırtımızdan atabilecek miyiz?
"nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram"
hep aynı şeyleri dönüp dolaşıp yaşayan insanın küçücük kaderi bir taraftan nasıl upuzun gelir? yürürken farkında olmadığımız yollar arkaya bakınca nasıl da uzar gider?
"bilmezler nasıl sevdik birbirimizi, bilmezler nasıl aradık"
insan neden karşındaki kişiyi tam buldum derken elinden kaçırır, suyun mermerden akıp gitmesi gibi?
bu sorulara en güzeli susmak. suskun olmak. sessizliğin bir büyüsü var. ve umarım çok uzak bir yerde elden kaçanların bir telafisi vardır.
Bazı zamanlar yeterli cevap olan bazı zamanlar için ise cevap için yetmeyen eylemdir susmak. Bazen asaletten bazen bilgisizlikten kaynaklanır. ama en iyi konuşarak kendinizi ifade edebilirsiniz.
bir şiir beni ancak bu kadar iyi tarif edebilir diye düşünüyorum. ahmed arif'in insanın yüreğine nasıl dokunacağını bildiğinin çok iyi bir örneği. şiir müthiş imgelerle dolu. ayrıca ahmet kaya bu şiiri besteleyip çok güzel yorumlamıştır.
Rüya, bütün çektigimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
Rüya, bütün çektigimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram...
Ahmed Arif'in söylenmesi gereken her şeyi "suskun" bir şekilde ifade ettiği harika şiiridir.
Ahmet kaya'nın bestesiyle, saza her vuruşuyla yüreğinize nota nota, hece hece işlenir.
"Rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram.
Sus kimseler duymasın, duymasın ölürem ha!
Aymışam yarı gecede, seni bulmuşam sonra."
Ahmet kaya'nın bestesiyle, saza her vuruşuyla yüreğinize nota nota, hece hece işlenir.
"Rüya bütün çektiğimiz, rüya kahrım, rüya zindan.
Nasıl da yılları buldu bir mısra boyu maceram.
Sus kimseler duymasın, duymasın ölürem ha!
Aymışam yarı gecede, seni bulmuşam sonra."
Bir dizide bir rol vardı adam hiç konuşmazdı. Sadece gelir giderdi. Herkesin merak ederdi o adam neden susmuş. Ozaman biraz saçma bulmuştum o karakteri ama şimdi anlıyorum. Bazen insan hiç konuşmak istemiyor. Çünkü birşey olmayacağını biliyor.
seksenler dizisinde vardı bi tane. Hatta bi replik vardı. susmuş niye susmuş.
"Nasıl da yılları buldu,
Bir mısra boyu maceram."
Şarkıya uyarlanmış hali de son derece mükemmel olan Ahmed Arif'e ait çok sevdiğim şiir.
Bir mısra boyu maceram."
Şarkıya uyarlanmış hali de son derece mükemmel olan Ahmed Arif'e ait çok sevdiğim şiir.
öyle güzel öyle samimi öyle dobra bir şiirdir ki sanırım bu kadar yürekten olanı yazılmamıştır.
"Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik...
iki yitik hasret, iki parça can.
sus! kimseler duymasın.
duymasın, ölürem ha!
aymışam yarı gecede,
seni bulmuşam sonra."
"Bilmezler nasıl aradık birbirimizi
bilmezler nasıl sevdik...
iki yitik hasret, iki parça can.
sus! kimseler duymasın.
duymasın, ölürem ha!
aymışam yarı gecede,
seni bulmuşam sonra."
sessiz, sakin, kendi halinde, pek konuşmayan, konuşkan olmayan.
Suskun, değerini bilmediği ve yüzünü silmediğine son kez baktı. suskun saatler için bisküvi falan lazım olur diye çıktı devrandan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar