bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- yoran insanların ortak özellikleri6
- coca cola zero gerçekten zararlı mı10
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları2
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- türkiye de çalışmak3
- basit bir insan olmak4
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin8
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- gece denize girmek20
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- film izlerken sevişmek2
- yeni parti51
- almanya7
- manifest grubu vs tarkan16
- hikayeyi devam ettir52
- özel hayat2
- mehdiye inanıyor musunuz10
- içi ve dışı farklı olan insan7
- 30 temmuz 20262
- danimarka5
- islam düşmanlarına bir soru9
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak4
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey3
- luks araba almak6
- sibel can3
- nickten isim tahmini yapmak72
- bir insanın arkasından konuşmak6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- z kuşağı3
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- sözlük kızlarının kekleri11
- eren kaşıkçı6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
- dolunayı seyretmek4
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- gelecek partisi4
- çorumda konser için müzik grubu öner7
Kahve sarı tonlarını sevmem çünkü renk sevmem ama sonbahar fikri güzel biliyorsunuz işte ayrılık melankoli.
sen ne güzel mevsimsin böyle,
sessizce duruyorsun karşımda.
konuşmak dertleşmek isteyen,
bir insan gibi.
ama bir o kadar ketum,
bir o kadar sessiz...
Dökülen sarı yaprakların,
yılların acıları sanki,
hem içimi acıtıp,
hem ruhuma işliyor.
hüzün tadında,
garip bir mutluluk bu.
ne delicesine üzüyor,
ne de mutluluktan mest ediyor.
sonbahar,
sen ne güzel mevsimsin böyle...
sessizce duruyorsun karşımda.
konuşmak dertleşmek isteyen,
bir insan gibi.
ama bir o kadar ketum,
bir o kadar sessiz...
Dökülen sarı yaprakların,
yılların acıları sanki,
hem içimi acıtıp,
hem ruhuma işliyor.
hüzün tadında,
garip bir mutluluk bu.
ne delicesine üzüyor,
ne de mutluluktan mest ediyor.
sonbahar,
sen ne güzel mevsimsin böyle...
mevsimi gelince, hava soğuk ve yağmurlu iken izlemesi güzel olan film.
normal şartlar da yağmurlu ve hafif soğuk geçen ama bu sene teğet geçen mevsim.
Sade, abartısız fakat bir o kadar da etkileyici ve kartpostallık sahneleri olan 2008 yapımı bir özcan alper filmidir aynı zamanda.
görsel
“Her daim düşleri peşinde koşan
sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına...”
görsel
“Her daim düşleri peşinde koşan
sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına...”
benim memleketimde sadece yaz ve kış olduğu için hasret kaldığım mevsim. daha da önemlisi çizme giyme geri sayımına başladığım mevsim.
Geldi gönlümün efendisi, hayatımın anlamı, yaşama sevincim...
Gece evi ısıtmaya gerek olmadan yorganla uyursun, dışarı çıkınca üstüne ince bir ceket alırsın ve hiç terlemezsin. Arada yağmur yağar, hafif bir rüzgar eser... bir mevsimden daha ne isteyebilirim ki?
Gece evi ısıtmaya gerek olmadan yorganla uyursun, dışarı çıkınca üstüne ince bir ceket alırsın ve hiç terlemezsin. Arada yağmur yağar, hafif bir rüzgar eser... bir mevsimden daha ne isteyebilirim ki?
dışarı çıkıp gezmenin en çok keyif verdiği mevsimdir benim için.
mevsimlerin olgunu hayat gibi yaşlılıktan bir önceki evreyi temsil eder. kurumuş sarı yapraklarla yolları süslerken yağan yağmurlar eşlik eder. ince ince hissettirir kışı. bir sahilde oturup çay içmeli hırçın dalgaları izlerken. ıssız sokaklarda dolaşırken geçen o anı yaşamalı. bu hayat bir daha verilmeyecek. kıymetini bilmeli.
Bir türlü Antalya’ya gelemeyen mevsim.
Derdi nedir bu sonbaharın?
Neden soldurur gülleri?
Nerden bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri?...
Dinlerken kendimi bulduğum parçanın ismidir.
https://youtu.be/ymJz_IIVRyg
Mevsim olarak da sevdiğim ve doğduğum mevsimdir.
Neden soldurur gülleri?
Nerden bulur bu insanlar ben mutsuzken gülünecek şeyleri?...
Dinlerken kendimi bulduğum parçanın ismidir.
https://youtu.be/ymJz_IIVRyg
Mevsim olarak da sevdiğim ve doğduğum mevsimdir.
iki gözümün çiçeği, güz güzelim hoş geldin sonunda gelebildin.
21 eylül de kuzey yarım küre de resmi olarak başlayacak mevsimdir.
Mevsimler kaydı galiba hala yaz. Evet.
hüzün mevsimi.
ülkede mutlu olan kimse olmadığı için herkesin favorisi.
ülkede mutlu olan kimse olmadığı için herkesin favorisi.
en sevdiğim mevsim ne güzel.
benim lügatımda som bahardır. sarı yapraklar, altın falan.
Gökyüzünün bazen açık ve güneşli olduğu, sonbahar günleri büyük bir coşkuyla yaşanır buralarda. Bunalımlı yaz günleri, kışın huzuruna dönüşmeden önce sarı bir şölen, bir köy düğünü havasında geçen günleri yaşatır. Güz, hazan ve bağ bozumu isimleriyle de çağrılan bir festivaldir, kışa mahkum dünyanın son gösterişli defilesidir. insanın aklına sonsuzmuş gibi gelen koyu mavi gökyüzü; altındaki her şeyi bir annenin şefkatiyle kucaklar sanki. Yeşil, sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi ve bunların belirli bir oranda karışımı olan tonlarda renklere sahip yapraklar dökülür yollara, banklara, dere kenarlarına ya da eski bir evin çatısına. Kayın, kestane, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, karaağaç, meşe ve kızılağaç yavaş yavaş çıkarır elbisesini.
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Hazan (hüzün) mevsimi.
(resim:#1)
Ömürden bir yaz, daha bitti,
Elimde, hüzünlü bir sonbahar var şimdi,
Söyleyebildiklerim bitti,
Söyleyemediklerim dökülür belki,
Şimdi ömrün hazan mevsiminde,
Sonbahar yaprakları misali…
Mustafa Murat Güngör
19.10.2015
Keman taksimi nefis. tuğçe pala.
https://youtu.be/JbMuUJkqaKM
Bu da emel sayından gelsin.
https://youtu.be/t7m6OaGgabw
(resim:#1)
Ömürden bir yaz, daha bitti,
Elimde, hüzünlü bir sonbahar var şimdi,
Söyleyebildiklerim bitti,
Söyleyemediklerim dökülür belki,
Şimdi ömrün hazan mevsiminde,
Sonbahar yaprakları misali…
Mustafa Murat Güngör
19.10.2015
Keman taksimi nefis. tuğçe pala.
https://youtu.be/JbMuUJkqaKM
Bu da emel sayından gelsin.
https://youtu.be/t7m6OaGgabw
Ölüp yok olma hissinin kuvvetlendiren mevsimdir.
Bir sonbahaar kadar yalnız bir kış kadar savunmasız ya da ilkbaharsan yolun sonundaysan..
sona yaklaşıldığının emaresi...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar