bugün
- kale3112 ifşa5
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata18
- kim jong'un bir türlü ölmemesi4
- cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi2
- ihvan'ın türkiye de yeni vakıf kurması3
- sabahları nefret edilen şeyler5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası17
- kolye140
- saçını topuz yapan erkek2
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı19
- ozan tufan'ın beşiktaş'a karşı gol geleneği2
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- tam her şey bitti derken hayatın yüzünüze gülmesi2
- güzellik göreceli değildir7
- sözlük yazarlarının salataları15
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi2
- bdsm ci kadın yazar12
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar9
- coskuyla sabunlanan pipi8
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı14
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- fon vurgunu32
- türkiye nin en büyük sorunu12
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- usualsuspects'in ayağı15
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler70
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız6
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- üşümek hiç ısınmamak4
- mandalinanın yanında ekmek yemek4
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- bira şişeden mi kutudan mı içilir sorunsalı4
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- yazarların hayattaki başarıları9
- salata bile yapamayan tip5
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- egzotikbirkul6
- spk başkanı mahmut sütcü'nün istifası4
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- iltica26
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı8
Gökyüzünün bazen açık ve güneşli olduğu, sonbahar günleri büyük bir coşkuyla yaşanır buralarda. Bunalımlı yaz günleri, kışın huzuruna dönüşmeden önce sarı bir şölen, bir köy düğünü havasında geçen günleri yaşatır. Güz, hazan ve bağ bozumu isimleriyle de çağrılan bir festivaldir, kışa mahkum dünyanın son gösterişli defilesidir. insanın aklına sonsuzmuş gibi gelen koyu mavi gökyüzü; altındaki her şeyi bir annenin şefkatiyle kucaklar sanki. Yeşil, sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi ve bunların belirli bir oranda karışımı olan tonlarda renklere sahip yapraklar dökülür yollara, banklara, dere kenarlarına ya da eski bir evin çatısına. Kayın, kestane, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, karaağaç, meşe ve kızılağaç yavaş yavaş çıkarır elbisesini.
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar