bugün
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz12
- götten bacaklı erkek4
- bu saatte uyanan insanın amacı4
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet7
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı8
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- güne bir şiir bırak3
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- supangle ve puding in farkları3
- sarapci koala65
- habire1221
- kısa ve vurucu yazmak6
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- gün tabağı6
- apo piçtir piç kalacak8
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- ellerim bos gonlum hos29
- filenin sultanları yarı finalde8
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- arif kocabıyık16
- bir bela geliyor8
- silver ile evlenecek erkek52
- deniz gül6
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- lahmacun9
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- devlet bahçeli8
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- insan olmaya ceyrek kala15
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- saraca096
- ben sizin anonim11
- skoda fabia alınır mı5
- silvermist9
- duş alıp uyumak2
Gökyüzünün bazen açık ve güneşli olduğu, sonbahar günleri büyük bir coşkuyla yaşanır buralarda. Bunalımlı yaz günleri, kışın huzuruna dönüşmeden önce sarı bir şölen, bir köy düğünü havasında geçen günleri yaşatır. Güz, hazan ve bağ bozumu isimleriyle de çağrılan bir festivaldir, kışa mahkum dünyanın son gösterişli defilesidir. insanın aklına sonsuzmuş gibi gelen koyu mavi gökyüzü; altındaki her şeyi bir annenin şefkatiyle kucaklar sanki. Yeşil, sarı, turuncu, kırmızı, kahverengi ve bunların belirli bir oranda karışımı olan tonlarda renklere sahip yapraklar dökülür yollara, banklara, dere kenarlarına ya da eski bir evin çatısına. Kayın, kestane, gürgen, ıhlamur, akçaağaç, karaağaç, meşe ve kızılağaç yavaş yavaş çıkarır elbisesini.
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Renk dağılımları da çeşitlilik gösterir. Bazen belirli bir ton yoğunlaşır, bazen de karmakarışık olur her renk. Çayırlar yamaçları çepeçevre kuşatmıştır fakat onların da ilkbahardaki gençlikleri kalmamıştır. Bazı küçük ağaçlar sanki sıkıntılardan kurtulmak için, daha huzurlu olmak için çoktan yapraklarını dökmüştür bile.
Büyük metropollerin, şehirlerin hatta kasabaların tüm gürültüsünden, pis havasından ve kurşun rengi dünyasından oldukça iyi gizlenmiş bir yerde, kadınlar, erkekler, çocuklar, inekler, köpekler, kediler, kuşlar, ismini bildiğim ve bilmediğim tüm böcekler, kelebekler, diğer yaşayan, hisseden, hayatta olan, nefes alan, ılık havayı tüm hücrelerine kadar soluyan her canlı varlık, yağmurun tozunu sindirdiği toprak yollar, şuursuz taşlar, musluğu damlatan beyaz badanalı tüm hayır çeşmeleri, çocukluğumda yüzdüğüm ve şimdi üzerine daha keskin gölgeler düşmeye başlayan dereler ; nasıl bir umut, hoşnutluk, memnunluk, minnet ve dinginlikle karşılar değişimi. Sevinç kokar hava, içinde bulunduğu tüm boşluktan tam anlamıyla hoşnut olur her zerre.
Tüm bunlara uzak, sınırlı idrak ve anlayışa sahip birçok insana önemli dersler verir aslında sessizce. Çoğu insan için hüzündür bu, bazıları içinse yalnızlık, bazıları; insanların da dökülen yapraklar gibi olduğunu düşünür, bazıları rengi değişen gökyüzünü ve soğuyan havayı yaşlanmak gibi algılar, bazıları için ölüme yaklaşmaktır, hayatın gücenmesidir, umutsuzluk ve üzüntüdür. Bazıları için kaybolan yıllar, geçip giden gençlik, uzakta kalan neşeli ve güzel günler, heyecan ve coşkuyla şu dünyaya kafa tutulan zamanların anıları pişmanlık duygusuyla birleşip manevi kaynaklı ıstıraplara dönüşür, mevcut durumda dünya yaşamının kaçınılmaz bir ögesi haline gelir.
Özellikle öğleden sonraları yola çıkmak gerekir. Çünkü bu mevsimde günün en güzel zamanı; olanca cömertliği ve gücüyle güneşin insanı ısıtmaya çalıştığı bu saatlerdir. Patikalardan yürüyerek toprak yollara, sonra oradan ağaçların arasına ve doğruca ormanların her yerini görebilen büyük meydanlara ulaştırır gün bizi.
Biten günle, aydınlık, karanlığa, sarı, yeşil, turuncu, kahverengi yapraklar ve koyu mavi gökyüzü siyaha döner. incecik, zarif ve güzel görüntüler kaybolur. Işık yok olur. Günün coşkulu gürültüsü sessizliğe, derin bir uykuya döner. Kuşlar da susar. Dere, dağdan aldığı suyu çoktan denize boşaltmıştır...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar