bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı52
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- ispanya17
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- futbol13
- dünya18
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- lionel messi8
- ben geldim ayağa kalkın3
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- gideceğin yer değilken otobüsten inmek2
- resim hocaları3
- ev şarabı2
- messi uzaylı abi2
- ispanya milli futbol takımı6
- donald trump5
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- ciguli kral3
- marc cucurella5
- arjantin milli futbol takımı6
- şehir kurma oyunları5
- le cola'nın 67 tl olması4
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- ispanyanın 2026 dünya kupasını kazanması2
- nico williams2
- 20 temmuz 20262
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- tefeciden borç almak4
- aylık 467 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- goooolll gooooolllll gooolllllll2
- memduh bashgan2
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- kemal kılıçdaroğlu7
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- velvet9
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- sapık7
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- eve dönmek2
- allah varsa beni milli yapsın7
Bergman'dan "Utanç"
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
"Bazen her şey bir rüya gibi geliyor.benim gördüğüm bir rüya değil,rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası..Peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında" utanç " duyarsa ne olacak? " Eva'nın bu cümlesi bile beni etkilemeye yetmişti.Ingmer bergman ustanın bence en iyi filmi.Ayrıca bergman evamızla yani Liv Ullmann ile evlenmiştir.Fakat sonradan boşanması üzmüştür.Çünkü bence Liv beyaz perdenin en güzel kadınlarından birisidir.(Buralar gereksiz bilgi).
der untergang gibi kahramanlık, karizma; la vita e bella, piyanist, schindler's list gibi dramatizasyon etkileri yaratmaksızın, Savaşın yıkıcılığını olabildiğince, en doğal biçimde aktaran, adeta savaşın tanımı niteliğinde bergman filmi.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
bergman'ın savaş psikolojisini, savaşta bir çiftin ruhsal değişim sürecinin nasıl geliştiğini ele aldığı film.
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
Yeni yazar. Geldiği gibi gitmesi dileğiyle...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar