bugün
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi15
- hastalık havası7
- burna tuzlu su çekmek5
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- çin'e demokrasi gelsin9
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması7
- sözlüğün götü en güzel yazarı12
- gocu20
- karton toplarken şarampole yuvarlanmak5
- vajinanın iç sıcaklığı10
- truesuz sözlük5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- bastırılmış üzüntü4
- silikon memenin patlaması10
- duvardaki kafam kadar örümcek4
- fusya semsiyeli yabanci4
- kale3112'nin evinde yer yatağında kalmak2
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği11
- seni terkedeceğim2
- çok makyaj yapan kız vs doğal kız10
- açmanın üzerinde açma yazması4
- silikon meme gerçeğinin yerini tutar mı sorunsalı14
- iyi dostlar biriktirdim7
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- bayram namazı çıkışı3
- 200 bin lira borç verir misiniz3
- uzun süre ayakkabı içinde kalmış ayak2
- nervio23
- fiziği güzel sözlük kızları48
- sözlüğün namusunu kim temizleyecek sorunsalı5
- kasiyerin nakit mi kredi kartı mı diye sorması5
- rüyada tekrar tekrar böcek görmek3
- aşk karın doyurmaz diyen kız3
- karton toplarken yılan sokması3
- sözlük erkeklerinin kaşar olduğu gerçeği9
- ne dedin ne dedin sen4
- recep tayyip erdoğan27
- mgk'dan terörsüz türkiye bildirisi2
- kürt fıkraları6
- arkadaşlar sizce bu çanta nasıl8
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis16
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız10
- ertuğrul doğan3
- 20262
- s'i l v'e r m'i s t16
- rujlu kadınla öpüşmek4
- pandela5
- caz dinleyen erkek9
- yazarların akşama dair planları9
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması6
Bergman'dan "Utanç"
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
"Bazen her şey bir rüya gibi geliyor.benim gördüğüm bir rüya değil,rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası..Peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında" utanç " duyarsa ne olacak? " Eva'nın bu cümlesi bile beni etkilemeye yetmişti.Ingmer bergman ustanın bence en iyi filmi.Ayrıca bergman evamızla yani Liv Ullmann ile evlenmiştir.Fakat sonradan boşanması üzmüştür.Çünkü bence Liv beyaz perdenin en güzel kadınlarından birisidir.(Buralar gereksiz bilgi).
der untergang gibi kahramanlık, karizma; la vita e bella, piyanist, schindler's list gibi dramatizasyon etkileri yaratmaksızın, Savaşın yıkıcılığını olabildiğince, en doğal biçimde aktaran, adeta savaşın tanımı niteliğinde bergman filmi.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
bergman'ın savaş psikolojisini, savaşta bir çiftin ruhsal değişim sürecinin nasıl geliştiğini ele aldığı film.
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
Yeni yazar. Geldiği gibi gitmesi dileğiyle...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar