bugün
- 17 dosyam var diye hava atan tip4
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması5
- evlenmekten korkmak4
- seks yapmayı zevkli sanmak8
- avrupalı kadınların hızlı çökmesi6
- ela rumeysa cebeci3
- sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı9
- haluğun üçüncü çocuğu istemesi3
- amcığın tadını unutmak3
- herkes uyudu mu4
- sevgiliyi bağırtmak4
- sabah olmuş2
- kova burcu erkeği2
- sevgiliyle ilk sevişme3
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme3
- flörtün strapon hediye etmesi6
- ekşi sözlük14
- a milli takım da psikolog sorunu2
- tai lung24
- kırmızı noktalı film4
- ilk otuzbir6
- salma hayek seksiliği8
- 1 temmuz 2026 ingiltere demokratik kongo maçı11
- ctrlx6
- fusya semsiyeli yabanci10
- sevişmeden önce saygı duruşunda bulunmak5
- yazarların dünya kupasında desteklediği takım11
- akrabalarımı yükseltmek inancım gereğidir17
- sevgiliyi 1 yıllığına kiralamak7
- pandela28
- spor yapmayan erkek13
- 2026 dünya kupası36
- güvenilir2
- porno arşivini silmeden intihar etmek4
- ctrlx benimle evlenir misin5
- güneş sistemi nde kaç gezegen var6
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi13
- kazak erkekleri5
- ece naz'ın ölümünde 3 arkadaşının tutuklanması2
- babam hiç dövmezdi insanı11
- aktrollerin ibb davasını takip etmeyi bırakması22
- filistin in ermeni soykırımını tanıması39
- gerdek namazı3
- futbol29
- şaka mı yapıyor ciddi mi anlaşılmayan insan5
- musa mı haklıydı firavun mu5
- kankanın dekoltesine bakmamak5
- gerizekalı yazarlar zirvesi13
- gürsel tekin7
- yengeç burcu erkekleri ölsün kampanyası14
Bergman'dan "Utanç"
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
Ustanın bu filminde esas karakterler her zamanki gibi "sanatçı", ama bu sefer kendi maneviyatlarındaki sıkıntı değil dile getirilen. Anlatılan ve esas başroldeki şey, "savaş". iki sanatçının inziva hâlinde bile kaçamadıkları bir iç savaş var ve bunun baş karakterler üzerindeki yıkıcı etkisi anlatılıyor.
Kurdun Zamanı(Vargtimmen) filmindeki kadro korunuyor. Yani yazıp yöneten Ingmar Bergman, görüntü yönetmeni yine Sven Nykvist, mekan aynı ada, başrollerde yine Max von Sydow ve Liv Ullmann var -Gunnar Björnstrand'ı da eklemek gerek-, ve dönem de aynı dönem.
Yaban çileklerine yine gönderme var.
Baştan sona doğru, karakterlerin yaşadığı değişim güzel bir şekilde anlatılıyor. Savaşın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan her zamanki gibi hazmı zor bir Bergman filmi.
"Bazen her şey bir rüya gibi geliyor.benim gördüğüm bir rüya değil,rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası..Peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında" utanç " duyarsa ne olacak? " Eva'nın bu cümlesi bile beni etkilemeye yetmişti.Ingmer bergman ustanın bence en iyi filmi.Ayrıca bergman evamızla yani Liv Ullmann ile evlenmiştir.Fakat sonradan boşanması üzmüştür.Çünkü bence Liv beyaz perdenin en güzel kadınlarından birisidir.(Buralar gereksiz bilgi).
der untergang gibi kahramanlık, karizma; la vita e bella, piyanist, schindler's list gibi dramatizasyon etkileri yaratmaksızın, Savaşın yıkıcılığını olabildiğince, en doğal biçimde aktaran, adeta savaşın tanımı niteliğinde bergman filmi.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
Diğerlerinin güzelliğini ve başarısını yadsıyor değilim ama 2. Dünya savaşı'na dair tek bir film izlenecekse izlenmesi gereken fikrimce budur.
bergman'ın savaş psikolojisini, savaşta bir çiftin ruhsal değişim sürecinin nasıl geliştiğini ele aldığı film.
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
yaşama içgüdüsünün savaş esnasında dışavurumu, insanın bu yaşama içgüdüsü uğruna neler yapabileceği fazlasıyla yıkıcı bir biçimde gözler önüne serilir filmde. max von sydow'un canlandırdığı "jan" karakterinde bunu görebilmek fazlasıyla mümkün. öte yandan yine bir liv ullmann harikuladeliği. bu kadın kadar yüz ifadesiyle, bakışlarla duygu anlatımını bu denli etkileyici biçimde yapabilen pek az oyuncu vardır.
ve filmde harikulade güzellikte kareler vardır.
görsel
görsel
ve filmde geçen "bazen her şey bir rüya gibi geliyor. benim gördüğüm bir rüya değil, rol almak zorunda olduğum bir başkasının rüyası.. peki bizi rüyasında gören kişi uyandığında "utanç" duyarsa ne olacak?" repliği, savaşın en güzel anlatımlarından birisidir belki de.
görsel
görsel
görsel
ve film şu sözlerle son bulur:
"bir rüya gördüm. çok güzel bir sokakta yürüyordum ve yolun bir yanında yüksek kemer ve sütunları olan beyaz evler vardı. diğer yanda ise gölgeler içinde bir park vardı. sokağın yakınında yeşeren ağaçların altında da koyu yeşil renkte bir dere akmaktaydı. ve sonra yüksek bir duvarın yanına geldim, üstü güllerle kaplanmıştı. ve sonra bir uçak geldi ve bütün gülleri ateşe verdi. çok güzel olduğu için o kadar da korkunç değildi. sudaki yansımaları seyrettim. ve güllerin nasıl yandığını gördüm. ve kollarımda küçük bir çocuk vardı. kızımızdı. bana sıkıca sarıldı ve yanağıma değen dudaklarını hissettim. ve tüm bu zaman boyunca birisinin söylemiş olduğu bir şeyi hatırlamam gerektiği aklımdaydı. ama ne olduğunu unutmuştum."
ve ekran kararır, eva'nın acıyı ve çaresizliği buram buram hissettiren bakışlarıyla.
görsel
Yeni yazar. Geldiği gibi gitmesi dileğiyle...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar