/80
sesi bana hırlamayı anımsatan sanatçı(!).
şahsen bana soracak olursanız avrupa'da olsa sokaklarda şarkı söyletmezler kendisine.
kalbim egede kaldı sarkısına bayıldıgım turk muziginin eskimeyen divası. izmirlidir hemserimdir.
dünkü röportajı için:

http://cumhuriyet.com.tr/?hn=258286
doğum günü kutlu olsun kişisi.
duygusal şarkılar mimarı.
o bir yengeç!
(bkz: kınalı kuzum)
'unuttun mu beni' adlı şarkısını kaç kere dinleseniz de bıkmazsınız.
dün gece harbiye açık havada terör konusunda verdiği "ayar"la alkışları ak sütü kadar hak eden kişi.
unuttun mu beni ile yine döktüren kalın dudaklarına kurban olunası sanatçı. dünü, bugünü ve yarınıyla bir marka.
dün gece harbiye de siyasetcilere haykiran yüce insan. iyi ki varsin.
16 temmuz cumartesi cemil topuzluda 3 saatlik performansla göz doldurmuş, gönülleri fethetmiş hatun.
bir takım lombaklar tarafından sindirilemeyen kalın bünye.
evet güzel besteleri var. sesi de bazı şarkılarda çok güzel.
mesela bir şarkı dilinize dolanıyor, o şarkıyı dinlemek için açıyorsunuz, içiniz bayılıyor. uykum geliyor, başım ağrıyor şahsen. istisna şarkılar hariç (işte biz o gün tüeneceğiz, firuze) iğrenç ve baş ağrıtıcı bir sesi var.
duyarlı filan da değildir, o şaheser besteciliğini mavi marmara saldırısında kullanmamıştır. çıkıp tek bir söz dahi edip protesto etmemiştir ölen vatandaşlarımızı.

referandum'a evet diyeceğini açıklayacak kadar da iktidar yalakasıdır ayrıca.
hayır siyasi görüşü yüzünden kimseyi suçlayamam. o onun tercihidir, ama bunu kalkıp medyatik bir şekilde gündeme gelmeye çalışması iktidar yalakalığıdır bence.
iğrenç bir kadın sezen aksu.
son dönem politik mevzularda fazlasıyla adı geçen sanatçı. en son taner öngür ve rahmi saltuk'tan ayar yemişti. fakat sezen aksu'nun ben ne şekilde olursa olsun ayrımcılığa karşı ötekileştirmeye karşı tavır takınıp bu politik arenaya katıldığını düşünmekteyim. sanatçı duyarlılığı gibi bir tavrın içselleştirilmesini de zorunlu bulmamaktayım. belki de katılmasına gerek yoktu bilemeyeceğim. yalnız dikkate değer bir şey var: şu referandum sürecinde evet demesini anlayabiliyorum da ( çünkü eveti sadece iktidar yanlıları savunmadı)fakat iktidar partisinin boy boy resimlerinin altında sezen aksu'da evet diyor olgusu tuhaf gözüktü gözüme hep. kafama takılmış ki yazıyorum.
ben bunu orhan gencebay'ın bir magazin programda çıkıp jüri üyelik yapmasından daha vahim gördüm kendimce. biraz karizma yitimi sanki! evet veya hayır'dan öte bir şey bu. partiyle anılmak! boy boy akp posterlerinin altında olmak! gerek var mıydı yoktu gibi sanki.
ha şunu düşündüyse yorum da kalmıyor aslında: halk akp'ye iktidar partisine yakın. benim de yakın olmam bana bir şey kaybettirmez tam tersi daha çok kazanırım halkın gözünde daha çok sevilirim.
mantık maalesef bu gibiydi. konuşmadan bilememek! lakin karizma yitimi olduğunu düşünmek. ve vazgeçmemek bundan!
kişiliği hakkında herkesin yorum yapma hakkı olan sanatçı.

lakin bu kadın şarkı yazıyor ya. yazıyor abi. söylüyor da. ötesi yok.
bu kadın neyin kafasını yaşıyor çok merak ediyorum, bir insan bu kadar mı bizimle aynı şeyleri yaşar, hadi aynı şeyleri yaşıyoruz ben niye yazamıyorum peki, yani bu kadın normal değil, bir insan bu sözleri nerden bulur? ''zehir akmadan, yürek yıkanmıyor''

harbiyedeki konserinde insanlar ayakta alkışladılar kendisini, bırakmak istemediler. bırakmak istemedik minik serçeyi o kadar minik ki ben bu kadar dev bir minik görmedim.
referandum öncesi muktedirlerin tarkan'ı uyuşturucudan içeri
atmasıyla, "tarkan'ı bile içeri attık ona göre" şantajını hemen
kavrayıp "evet" propagandası yaparak kendini kurtaran kişi.
son albümüyle hala iş yapabileceğini gösteren şarkıcı. unuttun mu beni bu senenin en başarılı slowlarından biri sayılabilir.
her insanı bir şekilde kalbinden vurup ağlatan kadın. sen çok yaşa sezen. sen olmazsan olmazdı.
aşık olunca şarkıları gönlü avutma konusunda eşsiz bir işlev gören insan.
(bkz: kasığından öptüm)
bence kesinlikle masonlarla bir bağlantısı olan kadındır, yoksa bu kadar yeteneksiz bir kişi nasıl olur da ünlü olabilir diye kendime devamlı soruyorum. kendisinin yorumladığı şarkıları çoğu vatandaşımız daha iyi yorumluyor.
unuttun mu beni şarkısıyla kendisini yine ortaya çıkaran büyük sanatçı.
--spoiler--
fatma sezen yıldırım 13 temmuz 1954'te denizli sarayköy’de dünyaya geldi. annesi fen öğretmeni şehriban hanım, babası matematik öğretmeni sami bey‘dir. 3 yaşına kadar doğduğu yerde yaşadı. 3 yaşında izmir’e, yıllar sonra ‘kalbim ege’de kaldı‘ diyeceği yere taşındılar.

sezen daha küçücük bir çocukken bile herkesin ilgisini çekmeye çalışıyordu. evlenirken çocuklarını disiplinli yetiştirmeyi düşünen sami bey ve şehriban hanım, sezen’e karşı her zaman mesafeli durmuşlar ve belki de sevgilerini gösterememişlerdi. ailesi ne kadar disiplinli yetiştirmek istese de çok yaramaz bir çocukluk geçirmişti ve adı ‘cüce bela‘ya çıkmıştı sezen’in. hergün konak-köprü troleybüsünde şarkı söylemesi, haftada bir kez saçının rengini değiştirmesi, sık sık intihara kalkışması dikkat çekmek için ne kadar çaba sarf ettiğinin en büyük ispatları sanırım. sezen’in dediğine göre ilgi çekmek için bir şey yapamazsa durduk yere düşüp bayılırmış. küçükken dansöz olmak istediğini söyleyen sezen, bu olayla ilgili ‘allah babama acıdı da şarkıcı oldum.‘ diyor.

büyüme çağında birçok sanat dalına ilgi duyan sezen resim, tiyatro, dans dersleri aldı. küçükken pencereden dışarıya şarkı söyleyen minik kız, lisede kendini iyice müziğe verdi. 1970 yılında ‘hafta sonu‘ dergisinin açtığı ‘altın ses‘ yarışmasında 6. oldu. sezen aklında müzik olmasına rağmen 1973 yılında ege üniversitesi ziraat fakültesi‘ne girdi. üniversite kantinini konser salonu gibi kullanan sezen üniversiteden ikinci sınıfta ayrılıp izmir radyosu sanatçılarının ders verdiği izmir radyosu sanatçılar derneği‘ne girerek yıllarca herkesi peşinde sürükleyen, binlerce dizesi, binlerce melodisi olan kendi çizgisini çizmeye başladı.

sezen 1974 yılında bir plak şirketine 3 şarkılık bir bandını gönderdi. sesi beğenilen sezen, yeşil giresunlu tarafından plak yapmak için istanbul’a çağrıldı. 1974‘ün kasım ayında ali engin aksu ile evlenen sezen bir hafta sonra ise kalkıp istanbul’a gelerek plak çalışmasına başladı.

1975'e girerken piyasaya çıkan ilk 45 liğinin adı ‘haydi şansım‘dı. plak hemen hemen hiç satmadı. yabancı bir şarkıdan alınan besteye söz yazılmıştı ve sonuç tam anlamıyla fiyaskoydu. bu plaktan küçük bir not daha; plak sezen aksu‘ya sorulmadan sezen seley adına çıkarılmıştı. kimbilir belki de daha iyi olmuştu. yıllar sonra marka olacak bir isim hemen hemen hiç satmayan bir plakla beraber anılmayacaktı. 1975 yılında sezen aksu ikinci 45 liği ‘yaşanmamış yıllar/kusura bakma‘yı çıkardı. bu parçalar sezen’indi ve plak satışları hiç de fena değildi. sezen aksu üçüncü 45 liği ‘olmaz olsun/vurdumduymaz‘ı 1976 yılında çıkardı. plak 45 likler listesinde haftalarca bir numarada kaldı. bu iki plak sezen aksu‘nun başlangıcı sayılabilir. 1976 yılında, yıllar sonra idol olacak, şarkıları dillerden düşmeyecek bir sezen aksu vardı artık.

genç sanatçı, 1976 yılında ilk sahne çalışmasına başladı. 1976 yılında ‘bebek belediye gazinosu‘nda sahne alıyordu. 1977 yılında ’allahaısmarladık/kaç yıl geçti aradan‘, ‘kaybolan yıllar/neye yarar‘ 45 likleri ve ilk 33 lüğü olan ‘allahaısmarladık‘ piyasaya çıktı. allahaısmarladık albümü piyasada tükendikten sonra uzun yıllar bu albüm basılmadı. 2007 yılında s&n müzik tarafından plak kayıtları temizlenerek cd olarak ‘kaybolmayan yıllar’ın bir parçası olarak yeniden müzik marketlerde yerini aldı.

allahaısmarladık’tan bir dörtlük;
yıllar yılı seviştik de neden mutlu olmadık.
aşkımıza aşk değil yıllarca yalan kattık.
sana son bir sözüm var,
o da ‘allahaısmarladık’
1978 yılında hurşid yenigün‘ün iki bestesine söz yazan sezen ‘gölge etme/aşk‘ 45 liğini yaptı.

1978 yılında ‘serçe‘ çift lp olarak piyasaya çıktı. sezen bugünkü müzik lüksünü elde edebilmek için 1979 yılını da çok dolu geçirdi. bu yıl ‘ilk gün gibi/yalancı‘ ve ‘allahaşkına/sensiz içime sinmiyor‘ 45 likleri piyasaya çıktı. aynı yıl sezen kendini sinemada da gösterdi. sezen’in ilk filmi ‘minik serçe‘ bir atıf yılmaz filmiydi. başrollerini bulut aras‘la paylaştılar. bir yıldız doğarken, başka bir yıldızın sönüşünü anlatan bu film o dönemde beğeni toplamasına karşın günümüzde klasik türk sineması diye adlandırdığımız sınıfa giriyor. bu filmi senelerce sezen de seyretmemiş olacak ki 1999 yılında okan bayülgen‘in programında (zaga) filmi seyredince kendisi de haline çok gülmüştü. yine aynı programda sezen filmde hiç öpüşmediğini o sahnelerin klasik hilelerden biri olduğunu da açıklamadan geçmemişti. 1980 yılında ‘sevgilerimle‘ albümü piyasaya çıktı.

1981 sezen aksu için çok özel bir yıldı. müzik, tiyatro ve özel yaşamı çok renkliydi. ‘ağlamak güzeldir‘ albümü bu yıl piyasaya çıktı. bu yılın sonunda ise adı önce ‘sezen aksu show‘ olarak düşünülen fakat ‘sezen aksu aile gazinosu‘ adı koyulan müzikal için çalışmalar yaptı. ama sezen aksu show yıllar sonra karşımıza kanal 6‘da çıktı. sezen 10 temmuz 1981‘de beşiktaş evlendirme dairesi‘nde sinan özer ile evlendi. 11 kasım 1981'de ise mithat can dünyaya geldi, sezen artık anneydi. sezen hayatının erkeğini bulmuştu. o günlerde bir dergiye yaptığı açıklamada ‘beni ocak’a kadar rahatsız etmeyin‘ diyordu çiçeği burnunda anne. ama sezen bu, sanatsız yapamazdı, yapamadı da. aralık ayında ‘sezen aksu aile gazinosu‘ için çalışmaya başladı.

1982 yılında şan müzikholü‘nde ‘sezen aksu aile gazinosu‘ gösterime girdi. adile naşit, şener şen, ayşen gruda, altan erbulak ile aynı sahneyi paylaşan sezen, sahnede 7 tipi canlandırdı. yıl 1982… sezen aksu, hayranları ve türk klasikleri için çok özel bir yıl. sezen ilk bu yıl ‘acelen ne bekle firuze‘ dedi. ‘firuze‘ bu yıl piyasaya çıktı. bu yıllarda ‘firuze‘ dillerden düşmüyordu ama o zamanlar kimse bilmiyordu sezen‘in 2 yıl sonra ‘sen ağlama‘yı ve 1991'de ‘gülümse‘yi çıkarıp da türk müziğine en büyük klasikleri kazandıracağını. tabii her şeyin bir sırası vardı. 1982 yılında ‘sezen aksu‘ dönemin popüler dergisi ‘hey‘ tarafından ‘yılın kadın sarkıcısı‘ seçildi. 1983 yılında ‘hey‘ingeleneksel oskar konseri‘ne de yılın kadın şarkıcısı olarak katıldı sezen.

1983 yılında sezen aksu‘nun, türkiye’nin nihayet 2003 yılında yüzünü güldüren eurovision macerası başladı. söz ve müziği ali kocatepe‘ye ait ‘heyamola‘ parçasını ali kocatepe ve coşkun demir ile birlikte seslendirdi. 3 yıl arka arkaya yaşanacak ve yıllar sonra da vokalistiişın karaca‘nın yaşayacağı klasik bir tablo ilk bu yıl yaşandı. türkiye finaline kalan bu parça yurtdışında ülkemizi temsil etme hakkını elde edemedi. 1983 yılında ‘heyamola‘ parçasının 45 liği ‘hey dergisi‘ tarafından yılın plağı seçildi. 1983 yılına ait son bir not; sezen aksu oğlunun babası sinan özer‘den bu yıl boşandı.

1984 yılında sezen’in eurovision macerası devam etti. sezen bu yıl ’halay‘, ‘1945‘ ve ‘merhaba ümit‘ adlı parçalarla türkiye finaline kaldı. ilk olarak ‘merhaba ümit‘i bırakan sezen türkiye finalinde ‘halay‘ ve ‘1945‘i seslendirmeye karar verdi. türkiye finali olmadan iki hafta önce türkiye’ye gelen yabancı bir dostu sezen‘e sadece ‘1945‘i seslendirmesini önerdi. ‘1945‘in sözlerinin tüm dünyayla ilgili olduğunu düşünen sezen bu parçanın yurtdışında da ülkemizi daha iyi temsil edeceğini düşünerek ‘halay‘dan vazgeçti. türkiye finalinde ‘1945‘i seslendiren sezen aksu‘dan herkes birincilik bekliyordu. ama sonuç hiç de iç açıcı değildi. sahnede kıyafetiyle prenseslere benzeyen sezen aksu aranjman yüzünden tabiri yerindeyse güme gitmişti.

sezen 1984 yılında eurovision’da şanssızdı ama albüm için aynı şey söylenemezdi. bu yıl ‘sen ağlama‘ piyasaya çıktı. şarkılar trt’nin denetiminden geçemediği için ilk başlarda televizyonda seslendirememişti sezen şarkılarını. trt 1985‘in başından itibaren sezen‘in parçalarını yayınlamaya başladı ve olağanüstü bir ilgi gördü albüm. haftalarca listelerde kalan bu albümün 56. haftasında sezen aksu albümün bu kadar listelerde kalmasıyla ilgili hey dergisi‘ne yaptığı açıklamada ‘bekliyordum ama bu kadarını değil… ne yalan söyleyeyim, 1 yılı aşkın sürece listelerde kalacağımı sanmıyordum. tüm müzikseverlere candan, gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.‘ diyordu.

1985 yılında sezen eurovision’da yine türkiye finaline kaldı. bu kez parçanın adı ‘küçük bir aşk masalı‘ydı. sözleri sezen‘e ait olan bu parçayı sezen aksu ve özdemir erdoğan birlikte seslendirdi. ama sonuç değişmedi. bu yıl da sezen yurtdışında ülkemizi temsil edemedi. 1985 yılında ‘bin yıl önce, bin yıl sonra‘ isimli müzikal için hazırlandı sezen. 1986yılının ilk haftasından itibaren gösterime girdi ‘bin yıl önce, bin yıl sonra‘. şan müzikholü‘nde kapalı gişe oynayan bu müzikal dönemin dünyasını ve türkiye’sini ti’ye alıyordu. sahnede büyük beğeni toplayan sezen, sahneyi şener şen, ilyas salman,ayşen gruda gibi ustalarla paylaştı.

sezen 1988 yılında ‘sezen aksu’88‘i çıkardı. bu albüm sezen aksu plakları arasında özeldir. çünkü ‘sezen aksu’88‘ plak formatında çıkan son sezen aksu albümü‘dür. 1989 yılında ‘sezen aksu söylüyor‘ albümüyle karşımıza çıktı. son iki albümüyle birlikte artık sezen aksu türk müziği için yeri dolmaz bir efsaneydi. daha devamı da vardı…
onyedi dergisinin ocak 86 sayısında okuyucu anketinde açık farkla sezen‘in 1985'in en büyük kadın şarkıcısı seçildiği yazıyordu. o yıllarda belki öyle gözüküyordu. ama geride bıraktığı hitleri 2000'li yıllarda görünce sezen‘in 80'lerin en büyük kadın sanatçısı olduğunu anlıyoruz.

sezen aksu ile birlikte 80‘lerde firuze, ikinci bahar, sen ağlama, geri dön, tükeneceğiz, git…,beni unutma, değer mi?, sarışınım, geçer, gidiyorum, belalım, bırak beni, şinanay, son bakış hit olmuştu. sezen aksu söylüyordu, 90'larda da söylemeye devam edecekti.

1990‘larda sezen aksu‘nun müzikseverlere çok sürprizi vardı. öncelikle prodüktör tarafını gösterdi bize. alışılmış starlar dışında ilk defa yeni biri çıkıyordu piyasaya, sezen aksu’nun vokalisti aşkın nur yengi… aşkın nur yengi ‘sevgiliye‘ albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı. albüm sezen aksu prodüksiyonuydu ve bir milyona yakın tiraj elde etti.

1990 yılında sezen aksu beyaz perdede karşımıza çıktı. yönetmenliğiniyavuz özkan‘ın yaptığı ‘büyük yalnızlık‘ta sezen aksu, ferhan şensoy‘la kamera karşısındaydı. film 1990 yılında altın portakal film festivali‘nde en iyi görüntü dalında ödül aldı. filmin müziklerini onno tunç yapmıştı. onno tunç bestesi olan ‘uçurtma bayramları‘ da enstrumantal olarak bu filmde bulunmakta. yıllar geçtikçe eski haliyle eğlenmeyi seven sezen, bu filml
© copyright 2005 - 2026