bugün

/14
"birdenbire sen!
sessizce
güvenli ama hüzünlü
hüzünlüyse de güvenli" *
Senin gibi biri değildi hayalimdeki, 'sen'din...
sen ki; zihnimdeki 'ben'.
--spoiler--
kaybolsam
ardından gün dursa
sen doğsan
--spoiler--
Sen

Sen umutların sonu
Gerçeğin kendisi
Sen varlığın sebebi
Cesaretin bedeli

Sen sensizliğin
Sen yanlızlığın
Sen aşkın
Ta kendisi....
ikinci tekil şahıs,
kişi zamiri,
ben olmayan.

ben olmayan, ama aslında en az benim kadar "ben" olan,
hiç görmediğim, ama yıllardır tanıyor gibi hisettiğim,
bi' kez bile gözlerine bile bakmadan gözlerindeki sıcaklığı fark ettiğim,
..

hayatımda öyle bir yer edinmişsin ki "sen", seni düşünürken buluyorum bazen kendimi.
biliyorum sende de var aynı durum ama tıpkı dediğin gibi ikimiz de farklı yolları çizmişiz çoktan.

ne kadar çizilirse çizilsin yollar "sen", "ben" olmaktan; "ben" de "sen" olmaktan vazgeçmeyeceğiz, biliyorum.
ikinci tekil şahıs..
nefis bülent ortaçgil albümü.
göktan' ın şahane bir şarkısı.
bu sabah pencerene bak
bu koca şehri sana bıraktım bu dizeleri söylerkenki ses tonu bile yeterli şarkıyı dinlemek için.
birçok şeyin sebebi...*
başlarda çok kızdığım hatta zaman zaman nefret ettiğim. travma sebebim. herkesle kıyasladığım her kıyaslayışımda daha kötü kalpli bir canlının daha yeryüzünde olamayacağına karar verdiğim,sen...

üzen, kıran, ağlatan,sen...

ama garip bir şekilde her düştüğümde kaldıran yine sen.

aylar önce gecenin bir yarısında karşıma çıkıp bana aşk konusunda cesaret veren, ben sana sadece mutsuzluk getirdim belki o farklıdır diyen. üzdüğün anlar için gözlerime bakıp defalarca sessizce özür dileyen, sen.

git ve sakın gittiğin için pişman olma diyen, sen.
insanları, hayatı öğreten, öğrettiklerimi sakın unutma tamam mı, tamam mı dedim diye bir çocuk gibi tembihleyen yine sen. giderken unutacağını biliyorum deyip gülümseyen sen.

hayatımdaki dönüm noktası olan ameliyatımda her an arayan soran, vefalı sen. her aradığında sana söylediğim kötü sözler için utanan ben ve bunları asla hatırlamayan sen. sonrasında da öncesinde de sen geleceğin en tatlı annelerinden biri olacaksın bunu sakın unutma deyip beni bir kez daha ağlatan sen.

bugün aylar sonra bir anda aynı asansörde yanımda buluverdiğim sen.işin bitince bi kahve içelim mi haızr beykoz dayız diyen,sen...
kaç milyonluk şehir bir daha asla denk gelemeyiz diye düşünürdüm hep. açıklayamadığım bir şey bu. adı tesadüf mü? olamaz değil mi. her anıma bu kadar yetişmen tesadüf olamaz.

sanki sen her seferinde hissediyorsun bir şeylerin yolunda gitmediğini ve söylediğin iki üç cümleyle hayatıma bir büyü yapıp gidiyorsun. ve ben bütün gece tesadüf sadece tesadüf diyorum.

öyle bir aşk sonrasında öyle bir nefret ve şimdi böyle tuhaf bir dostluk. inanma sen benim söylediklerime seviyorum ben seni, nefret etmiyorum kırılmışlığımdandı o söylediklerim. sen az rastlanır insanlardansın.

herkes "o" olsa bile sen hep "sen"sin.

hep ol tamam mı? ben git dersem bile kal. en kötü anımda hep çık karşıma sihirli cümlelerini söyle. çünkü yeniden kurduğum hayatımın mimarı sensin,sen... *
(bkz: benimdir)
bir şarkısın sen
güller içinde mırıldanan
vefasızların yüreğini okşayan
dertlerini bir bir unutturan

bir şarkısın sen
tükenen umutlara derman olan
bir şarkısın sen
acıların, hüzünlerin yerini alan

bir şarkısın sen
yaşadıkça okunacak
kem gözlerden uzak
hüzünleri tarihe gömecek.
benden bir harf ötedeki ikinci şahıs, tekil.

sizin samimi hali aynı zamanda.
japonca 1000.
nazım hikmet in en baba şiiridir,

en güzel günlerimin üç melun adamı var.
ben sokakta rastlasam bile tanımayayım diye
en güzel günlerimin bu üç melun adamını,
yer yer tırnaklarımla kazıdım hatıralarımın camını.

en güzel günlerimin üç melun adamı var
biri sensin
biri o
biri ötekisi.
düşmanımdır ikisi,
sana gelince,
sen;
yazıyorsun, okuyorum.
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum.
ne yazık,
ne kadar beraber geçmiş günlerimiz var.
senin,
ve benim
en güzel günlerimiz.
kalbimin kanıyla götüreceğim ebediyete ben o günleri.
sana gelince,
sen;
o günleri - kendi oğluyla yatan, kızlarının körpe etini satan bir ana gibi-
satıyorsun!
günde on kaat, bir çift rugan pabuç,
rahat bir döşek,
üçyüz papellik rahat için!

en güzel günlerimin üç melun adamı var,
biri sensin,
biri o
biri ötekisi.
düşmanımdır ikisi.
sana gelince,
sen;
ne ben sezarım
ne sen brütüssün,
artık ne ben sana kızarım,
ne de zatın bana küssün.
artık seninle biz,
düşman bile değiliz.
*
Bu aralar ellerim hep üşür benim. Doktor 'kansızlık' der, ben 'sensizlik' derim .
e. c.
bir umuttun, bir misillemeydin yalnızlığa...

cemal süreya
sen sen sen giderkeennn, benn benn ben kalırkeenn...
Sen benim ördüğüm deli bir kördüğüm
Baldan zehir gibi canıma sürdüğüm...
beni üzmek için kendini zorlayan sen.
cartel ile ferman akgül'ün düetidir. http://www.youtube.com/watch?v=EmdLZ7xJ_qk
uzaklaştıkça kendinizi de yitirdiğiniz şey olabiliyor, onu hissedemediğiniz her an, kayboluyorsunuz, kafanız duman duman, ne ötesi ne berisi, sahi nerdeydik biz, ne oldu, şimdi ne hissediyosun, hafızanı kaybetmiş olamazsın ya, ya yalancısın, sen sen değilsin, ya delisin, ben kendimi kandırdım, ya da ben çıkmaz bir kuyudayım, ışıksız.
sen, ben olmayan. ama hep ben sandığım, benden. şimdi ben değilsin de sen bile değilsin. sen olabilsen mucizevi mi olurdu bilmem, fakat keşke "o" olmasaydın. sen, bir zamanların beni, bu üçüncülük az oldu sana, bana çok oldu bu benlik tek başıma.
benden öte biryerde teğet olduğum...
Nazım Hikmet'in en sevdiğim şiiri.

Sana gelince...
Ne ben Sezarım,
Ne de sen Brütüssün...
Ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
Artık seninle biz,
düşman bile değiliz...
© copyright 2005 - 2026