bugün
- 1 saatte 10 bira içmek15
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey9
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek12
- velvet vs nervio19
- sözlük kızlarının kombinleri19
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- otomobile ek vergi5
- kadınların efendi erkek yerine katil tercihi4
- hırt4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması12
- sevilince şımaran kızlar4
- ingilterede çocuklar açlıktan silgi yiyor5
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması7
- velvet12
- teröriste o da insan demek4
- nervio11
- üniversite tercih edeceklere tavsiyeler3
- pahalılığın çaresi3
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- yazık oldu yarınlara4
- ivrindi kuzu2
- vurgun yemek4
- slavko vincic15
- kitap alıntıları5
- özgünlüğün faydasız olması5
- otokar2
- türkiyeden siktirolup gitmek2
- arıcılara ek vergi2
- üniversite tercih rehberi2
- üniversite tercih2
- hastane kuyrukları2
- bostancı kadıköy dolmuşu2
- ağlayan bebeğe hey her şey yoluna girecek demek2
- 9 ağustos 2026 bodrumspor bursaspor maçı2
- tatlı krizim geldi2
- pele'nin messi den iyi olması2
- beşiktaş'ın gümbür gümbür geldiği gerçeği3
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek6
- bana yalan söylediler3
- true hanın gazabı9
- chp'ye oy vermiş yazarlar4
- enişte senin dobloyu naptın sattınız mı4
- ben sana vurgunum3
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması8
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali15
- günün iddaa kuponu5
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması12
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- tememda kenka nalaka10
- cinni uyanış2
Kibir, gurur gibilerin tuzla buz olduğu an.
mehmet akif ersoy'un "Babanzade Ahmed Naim'e" ithaf ettiği şiir.
Şuhûdundan cüdâdır, çok zamanlar var ki, îmânım;
Bu vahdet-zâra - gûyâ! - geldim amma bin peşîmânım:
Huzûr imkânı yok dünyâyı etmiş cezben istîlâ;
Ne hüsrandır, ilâhî, ma'bedim, çepçevre, vâveylâ!
Derinlikler, kovuklar, kuytular, şellâleler, yarlar,
Bulutlar, yıldırımlar, çöller, enginler, sular, karlar,
Güneşler, gölgeler, aylar, şafaklar... Hepsi çığlıkta;
Gelir tarrâkalar çaktıkça ecrâmın karanlıkta!
Sabâ dağlarda Sûr üfler, coşar vâdîde bin mahşer;
Denizler yükselir, seller döner, taşlar semâ' eyler.
Ufuklar çalkanır, kaynar ziyâ girdâbı göklerde;
Asırlar devrilir. Çamlar, çınarlar, çırpınır yerde.
Bütün zerrâtı sun'un bir müebbed neşveden serhoş;
Sağım serhoş, solum serhoş, ilâhî, ben ne yapsam boş!
Ömürlerdir, gözüm yollarda, hâlâ beklerim, hâlâ,
Şuhûd imkânı yok coştukça hilkatten bu vâveylâ.
Hayır! Bir başka rûh esmiş ki, akşam, sermediyyette:
Uyandım, fecre baktım, titriyor par par meşiyyette.
O coşkun na'ralar bî-tâb; o taşkın zerreler mahmûr;
O tûfanlardan ancak terliyor, maşrıkta tek bir nûr.
O gömgök kubbe, Sînâ-rengi tutmuş, bir avuç toprak:
Işıklar püskürürken, şimdi haşyetlerle müstağrak!
O ecrâm, ah o gözler öyle fânîler ki Mevlâ'da,
Dönüp bir kerre olsun bakmıyorlar artık eb'âda.
Denizler, dalgalar, dağlar, ağaçlar, gölgeler dalgın...
ilâhî! Üıperen tek gölge yok bağrında âfâkın.
Sabâ durgun, sular durgun, gölün durgun hayâlinde,
Ne ma'nîdâr o gökler, kudretin bir vahyi hâlinde!
Bu vahdet-zâra dün baktım: Ne meyhâneydi cûşâcûş!
Bugün rindânı gördüm: Başka bir peymâneden bî-hûş.
Bütün dünyâ serilmiş sunduğun vahdet şarâbından;
Ben'im mest olmıyan meczûbun, Allah'ım, benim meydan!
Bırak, hâsir kalan seyrinde mi'râcım devâm etsin;
Rükû'um yerde titrerken, huşû'um Arş'ı titretsin!
ilâhî! Serserî bir damlanım, yetmez mi hüsrânım?
Bırak taşsın da coştursun şu vahdet-zârı îmânım.
Bırak hilkatte hiç ses yok bırak meczûbunun feryâd...
Bırak tehlîlim artık dalgalansın, herçi-bâd-âbâd!
Kıyılmaz lâkin, Allah'ım, bu gaşyolmuş yatan vecde...
Bırak, "hilkat"le olsun varlığım yek-pâre bir secde!
http://tr.yenisehir.wikia.../Tart%C4%B1%C5%9Fma:Secde
Şuhûdundan cüdâdır, çok zamanlar var ki, îmânım;
Bu vahdet-zâra - gûyâ! - geldim amma bin peşîmânım:
Huzûr imkânı yok dünyâyı etmiş cezben istîlâ;
Ne hüsrandır, ilâhî, ma'bedim, çepçevre, vâveylâ!
Derinlikler, kovuklar, kuytular, şellâleler, yarlar,
Bulutlar, yıldırımlar, çöller, enginler, sular, karlar,
Güneşler, gölgeler, aylar, şafaklar... Hepsi çığlıkta;
Gelir tarrâkalar çaktıkça ecrâmın karanlıkta!
Sabâ dağlarda Sûr üfler, coşar vâdîde bin mahşer;
Denizler yükselir, seller döner, taşlar semâ' eyler.
Ufuklar çalkanır, kaynar ziyâ girdâbı göklerde;
Asırlar devrilir. Çamlar, çınarlar, çırpınır yerde.
Bütün zerrâtı sun'un bir müebbed neşveden serhoş;
Sağım serhoş, solum serhoş, ilâhî, ben ne yapsam boş!
Ömürlerdir, gözüm yollarda, hâlâ beklerim, hâlâ,
Şuhûd imkânı yok coştukça hilkatten bu vâveylâ.
Hayır! Bir başka rûh esmiş ki, akşam, sermediyyette:
Uyandım, fecre baktım, titriyor par par meşiyyette.
O coşkun na'ralar bî-tâb; o taşkın zerreler mahmûr;
O tûfanlardan ancak terliyor, maşrıkta tek bir nûr.
O gömgök kubbe, Sînâ-rengi tutmuş, bir avuç toprak:
Işıklar püskürürken, şimdi haşyetlerle müstağrak!
O ecrâm, ah o gözler öyle fânîler ki Mevlâ'da,
Dönüp bir kerre olsun bakmıyorlar artık eb'âda.
Denizler, dalgalar, dağlar, ağaçlar, gölgeler dalgın...
ilâhî! Üıperen tek gölge yok bağrında âfâkın.
Sabâ durgun, sular durgun, gölün durgun hayâlinde,
Ne ma'nîdâr o gökler, kudretin bir vahyi hâlinde!
Bu vahdet-zâra dün baktım: Ne meyhâneydi cûşâcûş!
Bugün rindânı gördüm: Başka bir peymâneden bî-hûş.
Bütün dünyâ serilmiş sunduğun vahdet şarâbından;
Ben'im mest olmıyan meczûbun, Allah'ım, benim meydan!
Bırak, hâsir kalan seyrinde mi'râcım devâm etsin;
Rükû'um yerde titrerken, huşû'um Arş'ı titretsin!
ilâhî! Serserî bir damlanım, yetmez mi hüsrânım?
Bırak taşsın da coştursun şu vahdet-zârı îmânım.
Bırak hilkatte hiç ses yok bırak meczûbunun feryâd...
Bırak tehlîlim artık dalgalansın, herçi-bâd-âbâd!
Kıyılmaz lâkin, Allah'ım, bu gaşyolmuş yatan vecde...
Bırak, "hilkat"le olsun varlığım yek-pâre bir secde!
http://tr.yenisehir.wikia.../Tart%C4%B1%C5%9Fma:Secde
varlığına atılan imzadır. varlığa attığın imza. varlığımızı bulduğumuz yer.
bütün dünyadan çevirip azalarımızı, ''dur!'' deyip her şeye, ''sevgili!'' dediğimiz yer.
baş tacı edildiğimiz yegane yerdir secde. baş tacı ettiğimiz ve edildiğimiz.
sevgiliyle buluşulan en güzel yer. güzelliğini fısıldadığımız, bize kendisini en yakın kıldığı yer.
öylesine mütevazi...
bu da 'minik' görünüşlü, kocaman bir secde *
görsel
bütün dünyadan çevirip azalarımızı, ''dur!'' deyip her şeye, ''sevgili!'' dediğimiz yer.
baş tacı edildiğimiz yegane yerdir secde. baş tacı ettiğimiz ve edildiğimiz.
sevgiliyle buluşulan en güzel yer. güzelliğini fısıldadığımız, bize kendisini en yakın kıldığı yer.
öylesine mütevazi...
bu da 'minik' görünüşlü, kocaman bir secde *
görsel
Yüce Rabbimiz Allah'ın Huzuruna Ulaşmaktır.
Kulun, yaradanına en yakın olduğu andır... Mekandır... Sözdür... Duaların kabul olduğu en yüce mertebedir. Teslimiyettir. Masumiyettir. mahcubiyettir... Aidiyettir...
yaradan' a en yakın olduğumuz an. namazın zirve noktası. allah' a taptığımızın adeta fiili göstergesi. bide secde yaptığımızın farkında olup huşu içinde secdeye varırsak, işte o zaman secdenin hazzına varabiliriz.
gözlerim uzağa bakamaz artık,
hülyalar gerçeğin çok ötesinde.
senin sevdalınım ben, yak beni artık
kalbim son kez atsın secde yerinde.
hülyalar gerçeğin çok ötesinde.
senin sevdalınım ben, yak beni artık
kalbim son kez atsın secde yerinde.
mescidlerde ya da camilerde namaz kılanları izlemek özellikle yaptığım eylemlerden biridir. yalan yanlış secde ve rüku yapanları genellikle uyarmaya çalışırım. hatta çalıştığım yerdeki mesciddeki ilan tahtasına tadil i erkan la alakalı hadisler yazarım ki, uyaramadığım insanlar hadisi okusun da, dikkat etsin namazına. gel gör ki, adam alışmış, aynen devam ediyor tavuğun yem yemesi misali başını yere koyup kaldırmaya. halbuki kulun allah'a en yakın olduğu an secde. uzat uzatabildiğin kadar. kıymetini bilmek gerek.
Sadece Allah CC için yapıldığında huzur bulunur. Kulun Allah'a cc en yakın olduğu andır.
Rab ile buluşma. Hamd olsun. Evet.
Rab ile buluşma.
Kibri alıp uzaklara götüren eylem.
Huzur istiyorsan, huzuru veren rabb'ine secde et.
"Secde de namazın bir rüknü olduğundan farzdır. Namaz kılan kimse, rükûdan sonra secdeye varır. Rükûdan doğrulduktan sonra yere kapanarak iki dizi üzerinde ellerine dayanarak alnını ve bumunu (yüzünü) iki eli arasında yere veya yere bitişik bir şey üzerine koyar. Yüce Allah'a tazimde bulunur. Bu şekilde secde, her rekatta ikişer defa arka arkaya yapılır."
ömer nasuhi bilmen: büyük islam ilmihali
ömer nasuhi bilmen: büyük islam ilmihali
Arapça yere kapanarak tapınma.
Kulun Allah'a en yakın olduğu haldir.
Rabbe en yakın olunan an. O an insan allah a yakın olduğunu kalbi ile hisseder. Günahları ve sevaplarıyla.
her secdede 3, 5 veya 7 defa "süphane rabbiyel ala" denir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar