bugün
- gocu22
- bu koyden olsam ne olacak18
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- şu an hissedilen duygu6
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- s'i l v'e r m'i s t7
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- 15 temmuz yalanı5
- çaylak yapın beni11
- sarı torba3
- soğan yiyen kız11
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- sarapci koala77
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- dinlerin yalan olması13
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- ama ben bipolarım10
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- geceye bir şiir bırak5
- 30 ağustos zafer bayramı19
- dünyanın en kötü hissi2
- damdan düşer gibi3
- safiyenin kocası faik5
- ay kavga var galiba6
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- trafikte sinirlenip bağırmak6
- bkono5
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- yalnızlık4
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- enayimiknatisii4
- gecenin şarkısı3
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak2
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- katatespizartmasi10
- sözlük kızları adam mıdır5
- sihirli annem izleyen erkek4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- kavga eden yazarlar5
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- istatistiklerin yenilenmemesi3
- türkiye savaşa girecek5
- sözlükte artı eksi dengesinin normal olmaması3
- yazım hataları4
insanlık tarihinin en barbar ve hüzünlü hikâyelerinden biri sarah’nın öyküsü. fransız ihtilali ile aynı yılda, 1789 yılında güney afrika’da dünyaya gelen sarah baartman (saartje baartman) ve başına gelen trajik olaylar insanlığın bir parçasının ne kadar da karanlık ve kötü olduğunu gözler önüne seriyor. onun ‘’suçu’’ bir güney afrika kabilesinde doğmak ve geniş kalçalara, büyük bir cinsel organa sahip olmak. ‘’keşfedilişi’’, avrupa’ya götürülüp sergilenişi ve akabinde öldükten sonra gelişen olaylara bakacağız. sarah, öldükten sonra dahi bedeninin sömürülmesinden kurtulamamış bir kadın. coğrafya ve anatominin kader olduğunun ispatı. popüler hale gelen bir söylemin de belirttiği gibi: ‘’insanlık dışı denilen olayların hepsi insanlar arasında geçiyor.’’
sarah baartman; 1789 yılında güney afrika’nın gamtoos nehri vadisinde dünyaya gelir. güney afrika’nın ilk yerli sakinleri olduğu düşünülen khoikhoi halkının alt grubu olan griqua kabilesindendir. sarah henüz iki yaşındayken annesini kaybeder. babası ise ingilizlerle hollandalıların koloni mücadelesi sırasında çıkan bir çatışmada hayatını kaybeder. willem cezar adlı bir siyahî tüccar onu alarak cope town’daki çiftliğinde köle olarak çalıştırmaya başlar.
çiftlikte bir köle olarak çalışan sarah baartman, bir ingiliz asker – hekim olan william dunlop tarafından fark edilir. sarah’ın çok geniş kalçaları, büyük ve sarkık bir cinsel organı vardır. asker – hekim william dunlop onu londra’ya götürüp sergilemeyi ve avrupa halkının da büyük ilgisini çekeceğini düşünür. dunlop, sarah’a çeşitli vaatlerde bulunur: ona tıbbî bir araştırma konusu olacağını, zengin ve ünlü biri olacağını vaat ederek sarah’ı kandırır.
bu vaatlere inanan sarah baartman dunlop ile beraber londra’ya doğru yola çıkar. çiftlikte kendisini bir köle olarak kullanan willem cezar ile bu ingiliz hekim – asker arasında ise bir sözleşme yapılır. ekim 1810 tarihli bu sözleşmeye göre sarah’nın ingiltere’de eğlence amaçlı sergilenmesine karar verilir. böylece sarah 20 – 21 yaşlarında londra’ya getirilir. ilk önce gerçekten de dunlop’un söylediği gibi bilimciler tarafından araştırma konusu olur; ancak çok geçmeden sirk hayvanlarıyla beraber sergilenme, halkın hakaret ve tacizlerine maruz kalma gibi trajik olayları yaşamaya başlar. sarah 1810 yılında londra piccadilly’de müze ve sirklerde sergilenir. avrupalıların ilgisini çeken vücudu, aslında kabilesinin bir özelliğidir. kabile kadınlarının kalça ve cinsel organları büyüktür. sarah’a tüm bedenini kaplayan dar bir kıyafet giydirilir, yüzü boyanır, takılar takılır ve dans ettirilir. izleyenlerin hakaret ve tacizleri eşliğinde sergilenen sarah 1810 ila 1814 yılları arasında londra’daki yaşamını bu şekilde geçirir.
sarah baartman, avrupa’da ‘’hottentot venüsü’’ adıyla meşhur olur. avrupalılar sarah’ın kabilesine ‘’hottentot’’ adını verirler. kendisi de geniş kalçaları ve cinsel organı nedeniyle şehvetin sembolü olan ‘’venüs’’e (afrodit) benzetilir. yani: ‘’hottentot venüsü’’ adına oyunlar, baladlar yazılır; karikatürler çizilir. ‘’the hottentot venus’’ ya da ‘’hatred to french women’’ adlı drama; avrupa’nın yerli algısıyla oynayan, ırkçı önyargıların ve cinsel fantezilerin olduğu bir oyundur.
1810 – 1814 arasındaki yılları londra’daki müze ve sirklerde sergilenerek geçiren sarah, 1814 yılında paris’teki bir vahşi hayvan bakıcısına satılır. reaux adındaki bu vahşi hayvan bakıcısı da sarah’ı aynı şekilde sergilemeye devam eder. bu arada sömürgeci dunlop ve yardımcılarına karşı imza kampanyaları başlar. ‘’işverenler’’ yargılanır ancak bundan hiçbir sonuç çıkmaz. dunlop, sarah’ın imzaladığını iddia ettiği bir belge hazırlar ve bu belgede sarah’nın kötü muamele görmediği yazılıdır. sarah maruz kaldığı aşağılanma ile başa çıkmak için yoğun bir şekilde alkol kullanır. 1814 ile beraber paris’te sergilenmeye başlayan sarah, para karşılığı beyaz erkeklere de satılır. bir gergedanın yanında, kafesin içinde sergilenir ve ‘’eğitmeninin’’ emrettiği şekilde oturup kalkar. 1815 yılında, alkolizm nedeniyle henüz 26 yaşındayken vefat eder.
sarah baartman otuz yaşına bile basamadan hayatını yitirdiğinde, ardında dünyanın bütün kötülüklerine ettiği tanıklığı bırakır. canlı bedeninden finansal fayda sağlanması yetmediği gibi ölü bedeninden de istifa edilir. ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden, napolyon’un cerrahı zoolog ve doğa yazarı george cuvier, üzerinde çalışmak için sarah’nın bedenini parçalar. beyni ve cinsel organı çıkarılarak paris’teki musee ı’homme’da sergilenmeye başlanır. geri kalan vücudunun da içi doldurularak o da aynı şekilde sergilenir. sarah baartman bugün birçok insan için; ırkçılığın ve siyah insanın metalaştırılmasının bir sembolüdür.
sarah baartman bu dünyadan kıymet görmeyerek, aşağılanıp hor görülerek, sapkın erkeklerin cinsel fantezilerine kurban olarak geçip gider. sergilendiği yıllarda onun vücudunu yorumlayan avrupalılar, kendi ırklarının üstünlüğüne dair makaleler dahi yazar. sarah’ın hiç değilse ölü bedeninin kendi topraklarına gömülmesi talepleri gündeme gelir. 1950’lerinde başında, güney afrika’nın yerli halkı ve sarah’ın da bir üyesi olduğu griquas kabilesi fransa’dan sarah’ın bedenini talep eder. işin trajikomik yanı şudur ki; 1850 fransız yasasına göre, fransız müzelerinde sergilenen tüm eserler fransa’ya aittir. talep bu nedenle geri çevrilir.
nelson mandela , güney afrika’daki 1994 seçimlerinin ardından devlet başkanı olur olmaz dönemin fransız cumhurbaşkanı françois mitterrand’ı güney afrika seyahati sırasında bu konuda aydınlatır. sarah’ın bedeninin iadesini talep eder; ancak konu açıklığa kavuşturulamaz. kabile kızlarını geri istemeye ve bunun adına protesto düzenlemeye başlar. 2000 yılında dışişleri bakanı alfred nzo ve kültür bakanı ben ngubane aracılığıyla aynı şey tekrar talep edilir ancak yine bir sonuç alınamaz.
yüzyıllara konu olan bu dehşet olayın ardından, sarah’ın bedeni 6 mart 2002’de güney afrika’ya getirilir. 9 ağustos 2002 yılında afrika’da resmî tatil olan kadınlar günü’nde doğe cope eyaletine, doğduğu topraklara gömülür.
sarah’nın hayatını içeren yapıtlardan biri orjinal adı vénus noire olan siyah venüs filmidir. abdellatif kechiche tarafından yönetilen film, pek çok ödülün sahibidir.
görsel
görsel
görsel
görsel
sarah baartman; 1789 yılında güney afrika’nın gamtoos nehri vadisinde dünyaya gelir. güney afrika’nın ilk yerli sakinleri olduğu düşünülen khoikhoi halkının alt grubu olan griqua kabilesindendir. sarah henüz iki yaşındayken annesini kaybeder. babası ise ingilizlerle hollandalıların koloni mücadelesi sırasında çıkan bir çatışmada hayatını kaybeder. willem cezar adlı bir siyahî tüccar onu alarak cope town’daki çiftliğinde köle olarak çalıştırmaya başlar.
çiftlikte bir köle olarak çalışan sarah baartman, bir ingiliz asker – hekim olan william dunlop tarafından fark edilir. sarah’ın çok geniş kalçaları, büyük ve sarkık bir cinsel organı vardır. asker – hekim william dunlop onu londra’ya götürüp sergilemeyi ve avrupa halkının da büyük ilgisini çekeceğini düşünür. dunlop, sarah’a çeşitli vaatlerde bulunur: ona tıbbî bir araştırma konusu olacağını, zengin ve ünlü biri olacağını vaat ederek sarah’ı kandırır.
bu vaatlere inanan sarah baartman dunlop ile beraber londra’ya doğru yola çıkar. çiftlikte kendisini bir köle olarak kullanan willem cezar ile bu ingiliz hekim – asker arasında ise bir sözleşme yapılır. ekim 1810 tarihli bu sözleşmeye göre sarah’nın ingiltere’de eğlence amaçlı sergilenmesine karar verilir. böylece sarah 20 – 21 yaşlarında londra’ya getirilir. ilk önce gerçekten de dunlop’un söylediği gibi bilimciler tarafından araştırma konusu olur; ancak çok geçmeden sirk hayvanlarıyla beraber sergilenme, halkın hakaret ve tacizlerine maruz kalma gibi trajik olayları yaşamaya başlar. sarah 1810 yılında londra piccadilly’de müze ve sirklerde sergilenir. avrupalıların ilgisini çeken vücudu, aslında kabilesinin bir özelliğidir. kabile kadınlarının kalça ve cinsel organları büyüktür. sarah’a tüm bedenini kaplayan dar bir kıyafet giydirilir, yüzü boyanır, takılar takılır ve dans ettirilir. izleyenlerin hakaret ve tacizleri eşliğinde sergilenen sarah 1810 ila 1814 yılları arasında londra’daki yaşamını bu şekilde geçirir.
sarah baartman, avrupa’da ‘’hottentot venüsü’’ adıyla meşhur olur. avrupalılar sarah’ın kabilesine ‘’hottentot’’ adını verirler. kendisi de geniş kalçaları ve cinsel organı nedeniyle şehvetin sembolü olan ‘’venüs’’e (afrodit) benzetilir. yani: ‘’hottentot venüsü’’ adına oyunlar, baladlar yazılır; karikatürler çizilir. ‘’the hottentot venus’’ ya da ‘’hatred to french women’’ adlı drama; avrupa’nın yerli algısıyla oynayan, ırkçı önyargıların ve cinsel fantezilerin olduğu bir oyundur.
1810 – 1814 arasındaki yılları londra’daki müze ve sirklerde sergilenerek geçiren sarah, 1814 yılında paris’teki bir vahşi hayvan bakıcısına satılır. reaux adındaki bu vahşi hayvan bakıcısı da sarah’ı aynı şekilde sergilemeye devam eder. bu arada sömürgeci dunlop ve yardımcılarına karşı imza kampanyaları başlar. ‘’işverenler’’ yargılanır ancak bundan hiçbir sonuç çıkmaz. dunlop, sarah’ın imzaladığını iddia ettiği bir belge hazırlar ve bu belgede sarah’nın kötü muamele görmediği yazılıdır. sarah maruz kaldığı aşağılanma ile başa çıkmak için yoğun bir şekilde alkol kullanır. 1814 ile beraber paris’te sergilenmeye başlayan sarah, para karşılığı beyaz erkeklere de satılır. bir gergedanın yanında, kafesin içinde sergilenir ve ‘’eğitmeninin’’ emrettiği şekilde oturup kalkar. 1815 yılında, alkolizm nedeniyle henüz 26 yaşındayken vefat eder.
sarah baartman otuz yaşına bile basamadan hayatını yitirdiğinde, ardında dünyanın bütün kötülüklerine ettiği tanıklığı bırakır. canlı bedeninden finansal fayda sağlanması yetmediği gibi ölü bedeninden de istifa edilir. ölümünün üzerinden 24 saat geçmeden, napolyon’un cerrahı zoolog ve doğa yazarı george cuvier, üzerinde çalışmak için sarah’nın bedenini parçalar. beyni ve cinsel organı çıkarılarak paris’teki musee ı’homme’da sergilenmeye başlanır. geri kalan vücudunun da içi doldurularak o da aynı şekilde sergilenir. sarah baartman bugün birçok insan için; ırkçılığın ve siyah insanın metalaştırılmasının bir sembolüdür.
sarah baartman bu dünyadan kıymet görmeyerek, aşağılanıp hor görülerek, sapkın erkeklerin cinsel fantezilerine kurban olarak geçip gider. sergilendiği yıllarda onun vücudunu yorumlayan avrupalılar, kendi ırklarının üstünlüğüne dair makaleler dahi yazar. sarah’ın hiç değilse ölü bedeninin kendi topraklarına gömülmesi talepleri gündeme gelir. 1950’lerinde başında, güney afrika’nın yerli halkı ve sarah’ın da bir üyesi olduğu griquas kabilesi fransa’dan sarah’ın bedenini talep eder. işin trajikomik yanı şudur ki; 1850 fransız yasasına göre, fransız müzelerinde sergilenen tüm eserler fransa’ya aittir. talep bu nedenle geri çevrilir.
nelson mandela , güney afrika’daki 1994 seçimlerinin ardından devlet başkanı olur olmaz dönemin fransız cumhurbaşkanı françois mitterrand’ı güney afrika seyahati sırasında bu konuda aydınlatır. sarah’ın bedeninin iadesini talep eder; ancak konu açıklığa kavuşturulamaz. kabile kızlarını geri istemeye ve bunun adına protesto düzenlemeye başlar. 2000 yılında dışişleri bakanı alfred nzo ve kültür bakanı ben ngubane aracılığıyla aynı şey tekrar talep edilir ancak yine bir sonuç alınamaz.
yüzyıllara konu olan bu dehşet olayın ardından, sarah’ın bedeni 6 mart 2002’de güney afrika’ya getirilir. 9 ağustos 2002 yılında afrika’da resmî tatil olan kadınlar günü’nde doğe cope eyaletine, doğduğu topraklara gömülür.
sarah’nın hayatını içeren yapıtlardan biri orjinal adı vénus noire olan siyah venüs filmidir. abdellatif kechiche tarafından yönetilen film, pek çok ödülün sahibidir.
görsel
görsel
görsel
görsel
Kalçası ve Vajinası Büyük Olduğu için Sirklerde Sergilenen afrikalı Talihsiz zenci kadın.
batılı beyaz adamın vicdanı budur işte.
batılı beyaz adamın vicdanı budur işte.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar