bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı74
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim26
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar13
- o 8 0 diyen biri vardı3
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik5
- 5 kasım 2026 meteoroloji uyarısı2
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir2
- arabada sakso4
- sözlükte kim kimle sevgili27
- abd ara seçimlerinin f35 ve caatsa'ya etkisi2
- fenerbahçeli yazarlar8
- israil'in gazze de çadıra hava saldırısı2
- nervio43
- febelilerin herşeyi abartması3
- terapi niteliğindeki şeyler8
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- iyi menemenin sırrı7
- sözlüğün en şık erkeği12
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- kadınların yaptığı en büyük hata9
- iyi memenin sırrı7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri7
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük11
- kale3112 ifşa8
- galatasaray taraftarı2
- almanca bilmek5
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok6
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- tarihin en kötü liverpollunu yenmek2
- siyah sütyen5
- arkadaşlar bi bakar mısınız9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- güzel bir kız nasıl tavlanır6
- passatı olan erkek6
- giresunlu kızlar6
- 8 haziran 2016 sözlükte yaşanan ifşa skandalı7
- muslettin amca14
- meme4
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı7
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı25
- aleksey batrakov27
- sözlük klasikleri12
- sözlük kürdü55
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız7
- anın görüntüsü32
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler5
- aşk9
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu8
- engineer288
- ese dezze8
ibni Abbas'tan rivayettir:
Salebe bin Hatib-il ensari, peygamberimiz zamanında mescide devam ederdi. Efendimiz O'na "Mescidin Güvercini" lakabını vermiş idi.
Daha sonraları aceleyle mescitten çıkmaya başladı. Bir gün Peygamberimiz:"Ya Salebe, Sana ne oluyor da münafıklar gibi aceleyle mescitten çıkıyorsun?" buyurdular.
Salebe:Öyle bir fakirlik içindeyim ki. şu üzerimde bulunan elbiseyi hanımımla birlikte giyiyoruz. ikimizin bir elbisesi var. Ben namazı kılar kılmaz hemen eve gidip elbiseyi O'na veriyorum ki, vakti geçmeden O da namazını eda edebilsin. Acelem bundandır. Bizim için Allah'a (c.c) dua et de bize mal versin. Fakirlikten kurtulalım deyince, Efendimiz:
"Sana yazık olur Yâ Salebe.Çünkü şükrünü edâ edebileceğin az mal, şükrünü edâ edemediğin çok maldan daha hayırlıdır" buyurdu.
Salebe yine:"Yâ Rasulûllah.Bizim için dua buyur da Cenabı Hak bize ihsanda bulunsun, dedi.
Cevaben:"Yâ Salebe,Sen Allah'ın(c.c) Rasûlü gibi olmak istemez misin? Nefsim kudret elinde olan Allah'a (c.c) yemin ederim ki altın ve gümüşle yüklü dağların benimle gelmelerini istesem, elbette benimle koşarlardı. Ama ben biliyorum ki. dünya ahirette nasibi olmayanların nasibidir." Salebe yine üsteledi:"Benim için dua buyur da Cenâb'ı Hak bize insanda bulunsun.Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a (c.c.) yemin ederim ki beni mal ile rızıklandırmasını Allah'tan (c.c) istersen,malımda hakkı olan hak sahiplerinin hakkını mutlaka ödeyeceğiın.
Bunun üzerine Rasûli Ekrem (s.a.v.) üç defa:"Yâ Rab! Sen Salebe'ye ihsan eyle" buyurdu.
Sonra Mevlâ Salebe'ye mal ihsan etti. Salebe bir miktar koyun edindi. Koyunları birden bire çoğaldılar. Hatta Medine sokakları dar geldiğinden, koyunları Medîne vadisine indirdi. Böylece Rasulûllah (s.a.v.) ile ancak öğle ve ikindi namazlarını edâ edebiliyor, diğerlerine iştirak edemiyordu.
Koyunlar biraz daha artınca Medine vadisi de almadı.
Böylece sürülerini başka vadilere götürmek zorunda kaldı. Böylece ne cemeate gelebildi, ne de Cuma Namazına. Mescidi Nebevî'den tamamen uzak kaldı.
Rasülullah (s.a.v) bir gün Salebe yi sordu. Ashabı Kiram:
"Yâ Rasûlullah, Salebe'nin koyunları o kadar çoğaldı ki, koyunlarını vadiler almadığı için o da uzak vadilere çıkmıştır" dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz:"Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Daha sonraları Zekâtla ilgili şu âyet geldi:
"Onların mallarından bir zekât al ki, onunla kendilerini temize çıkarmış, mallarına da bereket kazandırmış olasın."(Tevbe, 103)
Efendimiz memurlar görevlendirdi. Salebe'ye uğradılar.ondan da zekât istediler.
Salebe tahsildarlara:
"Sizin bu istediğiniz ancak bir haraç veya haracın bir benzeridir. Siz gidin de ben iyice bir düşüneyim" dedi.
Bunun üzerine Salebe'nin içine düşmüş olduğu korkunç durumu belirten mealdeki âyetler nazil oldu:
"Onlardan (münafıklardan) kimi de, eğer Allah (c.c) lüluf ve kereminden ihsan ederse mutlaka zekâtını vereceğiz ve gerçekten sâlih kimselerden olacağız diye Allah'a (c.c.) and içtiler.
(Fakat) Allah (c.c) onlara lütfundan (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler".(Tevbe, 75,76)
Bu iki tahsildar geri dönünce daha ağızlarını açıp durumu anlatmadan Peygamberimiz (s.a.v.) iki defa: "Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Hz. Ömer (r.a) derhal bineğine binerek Salebe'nin yanına giderek O'na:
"Yazıklar olsun Yâ Salebe,Helak oldun.
Senin hakkında korkunç bir âyet nazil oldu" dediğinde, Salebe hemen zekâtı ile birlikle Peygamberimize (s.a.v) geldi.
Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:
"Cenabı Hak senden zekâtı kabul etmememi emretti".
Bunun üzerine Salebe basma toprak saçmaya başladı.
Rasülullah (sav) hayatında O' nun zekâtını kabul etmedi.
irtihalinden sonra, Salebe zekâtını Hz. Ebu Bekir'e (r.a) getirdi. O da kabul etmedi.
Sonra Hz. Ömer'in (r.a) hilafetinde tekrar gelirdi, o da kabul etmedi.
Ve Hz. Osman'ın (r.a) halifeliği zamanında helak olup gitti.
Salebe bin Hatib-il ensari, peygamberimiz zamanında mescide devam ederdi. Efendimiz O'na "Mescidin Güvercini" lakabını vermiş idi.
Daha sonraları aceleyle mescitten çıkmaya başladı. Bir gün Peygamberimiz:"Ya Salebe, Sana ne oluyor da münafıklar gibi aceleyle mescitten çıkıyorsun?" buyurdular.
Salebe:Öyle bir fakirlik içindeyim ki. şu üzerimde bulunan elbiseyi hanımımla birlikte giyiyoruz. ikimizin bir elbisesi var. Ben namazı kılar kılmaz hemen eve gidip elbiseyi O'na veriyorum ki, vakti geçmeden O da namazını eda edebilsin. Acelem bundandır. Bizim için Allah'a (c.c) dua et de bize mal versin. Fakirlikten kurtulalım deyince, Efendimiz:
"Sana yazık olur Yâ Salebe.Çünkü şükrünü edâ edebileceğin az mal, şükrünü edâ edemediğin çok maldan daha hayırlıdır" buyurdu.
Salebe yine:"Yâ Rasulûllah.Bizim için dua buyur da Cenabı Hak bize ihsanda bulunsun, dedi.
Cevaben:"Yâ Salebe,Sen Allah'ın(c.c) Rasûlü gibi olmak istemez misin? Nefsim kudret elinde olan Allah'a (c.c) yemin ederim ki altın ve gümüşle yüklü dağların benimle gelmelerini istesem, elbette benimle koşarlardı. Ama ben biliyorum ki. dünya ahirette nasibi olmayanların nasibidir." Salebe yine üsteledi:"Benim için dua buyur da Cenâb'ı Hak bize insanda bulunsun.Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a (c.c.) yemin ederim ki beni mal ile rızıklandırmasını Allah'tan (c.c) istersen,malımda hakkı olan hak sahiplerinin hakkını mutlaka ödeyeceğiın.
Bunun üzerine Rasûli Ekrem (s.a.v.) üç defa:"Yâ Rab! Sen Salebe'ye ihsan eyle" buyurdu.
Sonra Mevlâ Salebe'ye mal ihsan etti. Salebe bir miktar koyun edindi. Koyunları birden bire çoğaldılar. Hatta Medine sokakları dar geldiğinden, koyunları Medîne vadisine indirdi. Böylece Rasulûllah (s.a.v.) ile ancak öğle ve ikindi namazlarını edâ edebiliyor, diğerlerine iştirak edemiyordu.
Koyunlar biraz daha artınca Medine vadisi de almadı.
Böylece sürülerini başka vadilere götürmek zorunda kaldı. Böylece ne cemeate gelebildi, ne de Cuma Namazına. Mescidi Nebevî'den tamamen uzak kaldı.
Rasülullah (s.a.v) bir gün Salebe yi sordu. Ashabı Kiram:
"Yâ Rasûlullah, Salebe'nin koyunları o kadar çoğaldı ki, koyunlarını vadiler almadığı için o da uzak vadilere çıkmıştır" dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz:"Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Daha sonraları Zekâtla ilgili şu âyet geldi:
"Onların mallarından bir zekât al ki, onunla kendilerini temize çıkarmış, mallarına da bereket kazandırmış olasın."(Tevbe, 103)
Efendimiz memurlar görevlendirdi. Salebe'ye uğradılar.ondan da zekât istediler.
Salebe tahsildarlara:
"Sizin bu istediğiniz ancak bir haraç veya haracın bir benzeridir. Siz gidin de ben iyice bir düşüneyim" dedi.
Bunun üzerine Salebe'nin içine düşmüş olduğu korkunç durumu belirten mealdeki âyetler nazil oldu:
"Onlardan (münafıklardan) kimi de, eğer Allah (c.c) lüluf ve kereminden ihsan ederse mutlaka zekâtını vereceğiz ve gerçekten sâlih kimselerden olacağız diye Allah'a (c.c.) and içtiler.
(Fakat) Allah (c.c) onlara lütfundan (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler".(Tevbe, 75,76)
Bu iki tahsildar geri dönünce daha ağızlarını açıp durumu anlatmadan Peygamberimiz (s.a.v.) iki defa: "Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Hz. Ömer (r.a) derhal bineğine binerek Salebe'nin yanına giderek O'na:
"Yazıklar olsun Yâ Salebe,Helak oldun.
Senin hakkında korkunç bir âyet nazil oldu" dediğinde, Salebe hemen zekâtı ile birlikle Peygamberimize (s.a.v) geldi.
Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:
"Cenabı Hak senden zekâtı kabul etmememi emretti".
Bunun üzerine Salebe basma toprak saçmaya başladı.
Rasülullah (sav) hayatında O' nun zekâtını kabul etmedi.
irtihalinden sonra, Salebe zekâtını Hz. Ebu Bekir'e (r.a) getirdi. O da kabul etmedi.
Sonra Hz. Ömer'in (r.a) hilafetinde tekrar gelirdi, o da kabul etmedi.
Ve Hz. Osman'ın (r.a) halifeliği zamanında helak olup gitti.
allah, bizleri dünya malına meyletmekten korusun inşallah.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar