bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- gülşen in memeleri8
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması4
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak3
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- ben geldim naneler4
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- travestiden dayak yemek3
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- hüseyin aktepe2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan3
- tinto brass7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- hamlet'in mezarlık sahnesi2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- cungarya çölü2
- kocaeli3
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- sobaları hazırlayın7
- eoka'nın amacı4
- terapi niteliğindeki şeyler13
- emre belözoğlu9
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- reha muhtar vs erol köse2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- müslüman2
- sizin derdiniz islam2
- sözlükte kim kimle sevgili27
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- bim vs a1012
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- kişisel gelişim kitapları2
- türklerin özellikleri5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- nervio43
- miss universe 20265
- mika kase3
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- o 8 0 diyen biri vardı5
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- begüm polat2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- müge anlı2
ibni Abbas'tan rivayettir:
Salebe bin Hatib-il ensari, peygamberimiz zamanında mescide devam ederdi. Efendimiz O'na "Mescidin Güvercini" lakabını vermiş idi.
Daha sonraları aceleyle mescitten çıkmaya başladı. Bir gün Peygamberimiz:"Ya Salebe, Sana ne oluyor da münafıklar gibi aceleyle mescitten çıkıyorsun?" buyurdular.
Salebe:Öyle bir fakirlik içindeyim ki. şu üzerimde bulunan elbiseyi hanımımla birlikte giyiyoruz. ikimizin bir elbisesi var. Ben namazı kılar kılmaz hemen eve gidip elbiseyi O'na veriyorum ki, vakti geçmeden O da namazını eda edebilsin. Acelem bundandır. Bizim için Allah'a (c.c) dua et de bize mal versin. Fakirlikten kurtulalım deyince, Efendimiz:
"Sana yazık olur Yâ Salebe.Çünkü şükrünü edâ edebileceğin az mal, şükrünü edâ edemediğin çok maldan daha hayırlıdır" buyurdu.
Salebe yine:"Yâ Rasulûllah.Bizim için dua buyur da Cenabı Hak bize ihsanda bulunsun, dedi.
Cevaben:"Yâ Salebe,Sen Allah'ın(c.c) Rasûlü gibi olmak istemez misin? Nefsim kudret elinde olan Allah'a (c.c) yemin ederim ki altın ve gümüşle yüklü dağların benimle gelmelerini istesem, elbette benimle koşarlardı. Ama ben biliyorum ki. dünya ahirette nasibi olmayanların nasibidir." Salebe yine üsteledi:"Benim için dua buyur da Cenâb'ı Hak bize insanda bulunsun.Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a (c.c.) yemin ederim ki beni mal ile rızıklandırmasını Allah'tan (c.c) istersen,malımda hakkı olan hak sahiplerinin hakkını mutlaka ödeyeceğiın.
Bunun üzerine Rasûli Ekrem (s.a.v.) üç defa:"Yâ Rab! Sen Salebe'ye ihsan eyle" buyurdu.
Sonra Mevlâ Salebe'ye mal ihsan etti. Salebe bir miktar koyun edindi. Koyunları birden bire çoğaldılar. Hatta Medine sokakları dar geldiğinden, koyunları Medîne vadisine indirdi. Böylece Rasulûllah (s.a.v.) ile ancak öğle ve ikindi namazlarını edâ edebiliyor, diğerlerine iştirak edemiyordu.
Koyunlar biraz daha artınca Medine vadisi de almadı.
Böylece sürülerini başka vadilere götürmek zorunda kaldı. Böylece ne cemeate gelebildi, ne de Cuma Namazına. Mescidi Nebevî'den tamamen uzak kaldı.
Rasülullah (s.a.v) bir gün Salebe yi sordu. Ashabı Kiram:
"Yâ Rasûlullah, Salebe'nin koyunları o kadar çoğaldı ki, koyunlarını vadiler almadığı için o da uzak vadilere çıkmıştır" dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz:"Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Daha sonraları Zekâtla ilgili şu âyet geldi:
"Onların mallarından bir zekât al ki, onunla kendilerini temize çıkarmış, mallarına da bereket kazandırmış olasın."(Tevbe, 103)
Efendimiz memurlar görevlendirdi. Salebe'ye uğradılar.ondan da zekât istediler.
Salebe tahsildarlara:
"Sizin bu istediğiniz ancak bir haraç veya haracın bir benzeridir. Siz gidin de ben iyice bir düşüneyim" dedi.
Bunun üzerine Salebe'nin içine düşmüş olduğu korkunç durumu belirten mealdeki âyetler nazil oldu:
"Onlardan (münafıklardan) kimi de, eğer Allah (c.c) lüluf ve kereminden ihsan ederse mutlaka zekâtını vereceğiz ve gerçekten sâlih kimselerden olacağız diye Allah'a (c.c.) and içtiler.
(Fakat) Allah (c.c) onlara lütfundan (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler".(Tevbe, 75,76)
Bu iki tahsildar geri dönünce daha ağızlarını açıp durumu anlatmadan Peygamberimiz (s.a.v.) iki defa: "Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Hz. Ömer (r.a) derhal bineğine binerek Salebe'nin yanına giderek O'na:
"Yazıklar olsun Yâ Salebe,Helak oldun.
Senin hakkında korkunç bir âyet nazil oldu" dediğinde, Salebe hemen zekâtı ile birlikle Peygamberimize (s.a.v) geldi.
Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:
"Cenabı Hak senden zekâtı kabul etmememi emretti".
Bunun üzerine Salebe basma toprak saçmaya başladı.
Rasülullah (sav) hayatında O' nun zekâtını kabul etmedi.
irtihalinden sonra, Salebe zekâtını Hz. Ebu Bekir'e (r.a) getirdi. O da kabul etmedi.
Sonra Hz. Ömer'in (r.a) hilafetinde tekrar gelirdi, o da kabul etmedi.
Ve Hz. Osman'ın (r.a) halifeliği zamanında helak olup gitti.
Salebe bin Hatib-il ensari, peygamberimiz zamanında mescide devam ederdi. Efendimiz O'na "Mescidin Güvercini" lakabını vermiş idi.
Daha sonraları aceleyle mescitten çıkmaya başladı. Bir gün Peygamberimiz:"Ya Salebe, Sana ne oluyor da münafıklar gibi aceleyle mescitten çıkıyorsun?" buyurdular.
Salebe:Öyle bir fakirlik içindeyim ki. şu üzerimde bulunan elbiseyi hanımımla birlikte giyiyoruz. ikimizin bir elbisesi var. Ben namazı kılar kılmaz hemen eve gidip elbiseyi O'na veriyorum ki, vakti geçmeden O da namazını eda edebilsin. Acelem bundandır. Bizim için Allah'a (c.c) dua et de bize mal versin. Fakirlikten kurtulalım deyince, Efendimiz:
"Sana yazık olur Yâ Salebe.Çünkü şükrünü edâ edebileceğin az mal, şükrünü edâ edemediğin çok maldan daha hayırlıdır" buyurdu.
Salebe yine:"Yâ Rasulûllah.Bizim için dua buyur da Cenabı Hak bize ihsanda bulunsun, dedi.
Cevaben:"Yâ Salebe,Sen Allah'ın(c.c) Rasûlü gibi olmak istemez misin? Nefsim kudret elinde olan Allah'a (c.c) yemin ederim ki altın ve gümüşle yüklü dağların benimle gelmelerini istesem, elbette benimle koşarlardı. Ama ben biliyorum ki. dünya ahirette nasibi olmayanların nasibidir." Salebe yine üsteledi:"Benim için dua buyur da Cenâb'ı Hak bize insanda bulunsun.Seni hak peygamber olarak gönderen Allah'a (c.c.) yemin ederim ki beni mal ile rızıklandırmasını Allah'tan (c.c) istersen,malımda hakkı olan hak sahiplerinin hakkını mutlaka ödeyeceğiın.
Bunun üzerine Rasûli Ekrem (s.a.v.) üç defa:"Yâ Rab! Sen Salebe'ye ihsan eyle" buyurdu.
Sonra Mevlâ Salebe'ye mal ihsan etti. Salebe bir miktar koyun edindi. Koyunları birden bire çoğaldılar. Hatta Medine sokakları dar geldiğinden, koyunları Medîne vadisine indirdi. Böylece Rasulûllah (s.a.v.) ile ancak öğle ve ikindi namazlarını edâ edebiliyor, diğerlerine iştirak edemiyordu.
Koyunlar biraz daha artınca Medine vadisi de almadı.
Böylece sürülerini başka vadilere götürmek zorunda kaldı. Böylece ne cemeate gelebildi, ne de Cuma Namazına. Mescidi Nebevî'den tamamen uzak kaldı.
Rasülullah (s.a.v) bir gün Salebe yi sordu. Ashabı Kiram:
"Yâ Rasûlullah, Salebe'nin koyunları o kadar çoğaldı ki, koyunlarını vadiler almadığı için o da uzak vadilere çıkmıştır" dediler.Bunun üzerine Peygamberimiz:"Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Daha sonraları Zekâtla ilgili şu âyet geldi:
"Onların mallarından bir zekât al ki, onunla kendilerini temize çıkarmış, mallarına da bereket kazandırmış olasın."(Tevbe, 103)
Efendimiz memurlar görevlendirdi. Salebe'ye uğradılar.ondan da zekât istediler.
Salebe tahsildarlara:
"Sizin bu istediğiniz ancak bir haraç veya haracın bir benzeridir. Siz gidin de ben iyice bir düşüneyim" dedi.
Bunun üzerine Salebe'nin içine düşmüş olduğu korkunç durumu belirten mealdeki âyetler nazil oldu:
"Onlardan (münafıklardan) kimi de, eğer Allah (c.c) lüluf ve kereminden ihsan ederse mutlaka zekâtını vereceğiz ve gerçekten sâlih kimselerden olacağız diye Allah'a (c.c.) and içtiler.
(Fakat) Allah (c.c) onlara lütfundan (zenginlik) verince, onda cimrilik edip (Allah'ın emrinden) yüz çevirerek sözlerinden döndüler".(Tevbe, 75,76)
Bu iki tahsildar geri dönünce daha ağızlarını açıp durumu anlatmadan Peygamberimiz (s.a.v.) iki defa: "Yazık Salebe'ye, çok yazık" buyurdular.
Hz. Ömer (r.a) derhal bineğine binerek Salebe'nin yanına giderek O'na:
"Yazıklar olsun Yâ Salebe,Helak oldun.
Senin hakkında korkunç bir âyet nazil oldu" dediğinde, Salebe hemen zekâtı ile birlikle Peygamberimize (s.a.v) geldi.
Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki:
"Cenabı Hak senden zekâtı kabul etmememi emretti".
Bunun üzerine Salebe basma toprak saçmaya başladı.
Rasülullah (sav) hayatında O' nun zekâtını kabul etmedi.
irtihalinden sonra, Salebe zekâtını Hz. Ebu Bekir'e (r.a) getirdi. O da kabul etmedi.
Sonra Hz. Ömer'in (r.a) hilafetinde tekrar gelirdi, o da kabul etmedi.
Ve Hz. Osman'ın (r.a) halifeliği zamanında helak olup gitti.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar