bugün
- sinek as'ın sözlüğe vedası22
- metamfetamin4
- pazar gecesi son huzurlu uyku6
- aç uyumak10
- sevgi vs aşk9
- betray me6
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- gece gece kokoreç gömmek7
- nervio'nun ateist ve ayakçı erkekle evlenmesi6
- jose mourinho götün yiyorsa çıkar arda yı2
- ayağı şiir kokan kadın5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- ilhan irem dinleyen erkek6
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum10
- ben bu yazıyı sana yazdım2
- bir günde 1500 kalori almak4
- hamile fotoğrafı5
- sandalet ayak bikinisidir4
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar9
- geçmişe götüren şarkılar5
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak10
- beyoğlu4
- çin9
- çok mutsuzum sözlük2
- salçalı makarna10
- sözlük gammazları2
- açlıktan bayılmak4
- sözlük yazarlarının gördüğü ünlüler10
- silamınnn aleyykiiiimmm genşşlerr6
- yarın sabah işe gidecek olmak5
- evrende hareket nasıl oluyor5
- kocasakal'ın istanbul barosu başkanlığı3
- hikaye tabanlı oyun vs online oyun2
- emevileri güzelleyen türk3
- özerhisar ayran2
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek16
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak21
- rojin hevin berivan rojda gülizar rojbin gülistan5
- evli kadına bin lira verip ilişkiye girmek7
- sevgilinin ayağından sigara içmek2
- ümit kocasakal4
- fırında tavuk4
- kuranda israel suresi var2
- terliksi hayvan'a hallenen ayak fetişisti2
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın15
- hareket edebilen canlılar4
- yaşlıların folklifte portif demesi7
- balık yanına en yakışan çorba9
- ayak paça çorbası2
- fluoksetin hidroklorur2
sayısız kitabın, şaşırtıcı derecede uygun fiyatlarla raflardan göz kırptığı mekan. özellikle yeni basım kitapları etiket yarısı fiyatlarda satarak insana mutluluk veren, okuyucular için cennet diye tabir edilebilecek yer. hele ki dükkanın sahibi sahaf, ticaret mantığından ziyade zevkle bu işi yapan biriyse gönül rahatlığıyla elde ikram edilen kahveyle, kitap kokuları içe çekilerek saatler geçirilebilecek, her girişte bi kaç kitap almadan çıkılması mümkün olmayan, paranızın son demlerini harcatan ama garip bir huzur veren, yüzde tebessüm belirten kitapçıdır. dev ansiklopedi dir.
Gittiğim zaman en çok huzur bulduğum mekanlardan birisidir. beyazıt ve kadıköy'dekiler hariç hiçbir sahafçı kâr etme gibi bir kaygı içine düşmemiş ve mütevazi tavırlarıyla gelen misafirleri el üstünde tutmaktan çekinmemişlerdir. gittiğinizde sohbetin kralını yapmakla beraber sahafçınızın çayını içer, marjinal ne kadar hususlar varsa hepsini konuşursunuz. Bu kadar ikram, güleryüz ve sohbet ettikten sonra da bir kitap almadan olmaz tabiiki. yoksa o çok nazik sahafçı ağabeyimiz, siz kapıdan çıktıktan sonra sülalenizi sıradan geçiren bir türe tahavvül edebilir... zaten cildli kitaplar hariç pek pahalı kitapları olmayan bu mütevazi abilerimizin dükkanlarının kapanmaması için en her gelmeye en azından bir kitap almak en makulüdür... zaten her gittiğinizde dikkatinizi celb edecek şeyler karşınıza muhakkak çıkacaktır.
saman kağıdının farklı lezzetteki kokusunun buram buram koktuğu kitap dükkanı.
haftada en az birkere ugradigim,kitaplara dokunmayi sevdigim,kokusunu begendigim,en sevdigim kitaplar hep burada dedigim yer,aliskanligim.
(bkz: beyoğlu sahaf festivali)
hem sahaf kardeşim için hem sahaf gerçeğine merhaba,
uludağlı sahaf kardeşimle tanışmadım, sahaf arkadaşımdır.
istanbul üniversitesi merkez bina yanı çınar altında çay içer sohbet ederdik bazı.
işimiz yoksa üniversitede fabrikada, uzatırdık sohbetleri çınar altında.
çınar deyip geçme, çınar çınardı hani.
gövdesi muazzam, gölgesi kifayetkar.
çınarın gölgesi sahafın taşlı kapısına uzanırdı.
içeri girerdik bazı, kokusundan geçtim kitapları harikaydı.
eskinin de eskisi, mazi.
o zamanlar meteliksizdik.
ama gözlerimiz vardı hakiki,
dürterdik yanımızdakini bak kerim sadi.
cemil meriç daha yeniydi,
düşmemişti sahafa,
ama diyalekti hafızalarımızda.
nazımın ilk taranta babusunu görmüştüm rafta,
mahzun ama çığlık.
ne zaman çıktık sahaftan
orası sizin maceranız
çocuklar.
uludağlı sahaf kardeşimle tanışmadım, sahaf arkadaşımdır.
istanbul üniversitesi merkez bina yanı çınar altında çay içer sohbet ederdik bazı.
işimiz yoksa üniversitede fabrikada, uzatırdık sohbetleri çınar altında.
çınar deyip geçme, çınar çınardı hani.
gövdesi muazzam, gölgesi kifayetkar.
çınarın gölgesi sahafın taşlı kapısına uzanırdı.
içeri girerdik bazı, kokusundan geçtim kitapları harikaydı.
eskinin de eskisi, mazi.
o zamanlar meteliksizdik.
ama gözlerimiz vardı hakiki,
dürterdik yanımızdakini bak kerim sadi.
cemil meriç daha yeniydi,
düşmemişti sahafa,
ama diyalekti hafızalarımızda.
nazımın ilk taranta babusunu görmüştüm rafta,
mahzun ama çığlık.
ne zaman çıktık sahaftan
orası sizin maceranız
çocuklar.
kafa dağıtma ve stres atma yeridir. şahane bir kokusu vardır muntazaman.
bir çoğunda artık korsan görmek beni üzüyor.çok sararmış diye köşeye atılıyor kitaplar alıcılar tarafından.sonra o sahtelere yöneliniyor.
girdiğim zaman çıkasım gelmeyen, kendine has bir kokuları olan, bazen arkadan gelen süper kalsiklerle kendimi bale yaparken bulduğum kutsal bilgi kaynaklarıdır. içerisi bir yığın yeniden okunmayı bekleyen kitaplarla doludur. üyelik yapanları da vardır. "al bu kitabı, geri getir 1 tl ye yenisi al" diyenleri vardır.
*
*
(bkz: parfümü yapılası kokular)
parası kısıtlı öğrenci milletinin kitap ihtiyacını karşılayan ,eski yada ikinci el kitap bulunabilen,kitapların değiş tokuş edilebildiği yerdir.
Antalya'da Sahaflar Sokağı denilen yerde bolca bulunan,mis gibi eski kitap kokusuyla insanın başını döndüren,o an aklınızda olmayan fakat bir zamanlar yana yakıla aradığınız kitapları size bulduran cennet...
o kadar seviyorum ki kendisiyle evlenmelere doyamıyorum.
- evliliğe inanmıyorum ama bir güç var!!
- evliliğe inanmıyorum ama bir güç var!!
"esqe ni dem u dewran tiya
roştiyam tiya tariye dina de
dendare tiyo ez tore mıneto
meymana xızıria to ospara
hewnem de fetelina
gula tu boa gula usariya
serem de çerexina"
roştiyam tiya tariye dina de
dendare tiyo ez tore mıneto
meymana xızıria to ospara
hewnem de fetelina
gula tu boa gula usariya
serem de çerexina"
kendisine nazan öncel'den anlat arkadaşım şarkısını armağan etmek isterim;
"biz iki arkadaş
dertleşmeye geldik
dünya kadar dert var
halletmemiz gerek
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir ateş yakıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir deniz seriver
üstüne bir gemi koyuver
yelkeni şöyle bir acıver
maksat gönlümüz doysun
anlat arkadasım
derdini söyle
dert biriktirilmez
paylaşalım seninle
senin derdin benimdir
bu mesele derindir
cebimdekinin hepsi
derdin buysa senindir
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir meze yapıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir resim asıver
içine bir bizi ciziver
üstüne bol acı katıver
maksat gönlümüz olsun."
"biz iki arkadaş
dertleşmeye geldik
dünya kadar dert var
halletmemiz gerek
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir ateş yakıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir deniz seriver
üstüne bir gemi koyuver
yelkeni şöyle bir acıver
maksat gönlümüz doysun
anlat arkadasım
derdini söyle
dert biriktirilmez
paylaşalım seninle
senin derdin benimdir
bu mesele derindir
cebimdekinin hepsi
derdin buysa senindir
hey garson
suraya bir masa kuruver
ortaya bir büyük acıver
yanına bir meze yapıver
maksat gözümüz doysun
suraya bir resim asıver
içine bir bizi ciziver
üstüne bol acı katıver
maksat gönlümüz olsun."
çok iyi bir yazar.
daha fazla özenip, zaman ayırsa çok daha şahane yazılar yazacak eminim.
daha fazla özenip, zaman ayırsa çok daha şahane yazılar yazacak eminim.
senin gibi düşünen yazar arkadaşların olduğunu bilmek güzel.
bana bunu düşündüren sahaf'a teşekkürler...
bana bunu düşündüren sahaf'a teşekkürler...
acizane sahaf olarak ikinci el hüzünler alır satarım..
küçük bir kapıya girişle başlar her şey.o küçük görünümlü yere giridiğinizde buram buram eski kitap kokar ve almak istediğiniz kitaplar dışında büssürü kitap almaya iter sizi.hiç bulamayacağınız kitapları bulursunuz hele bir de sahaf amcanız size çay ısmarlayıp muhabbete koyulursanız tadından yenmez.zaman geçer ananız arayınca anlarsınız akşam olduğunu.işte kendinizi kaptırıp gideceğiniz en güzel mekan hem bünyeye zararlı hiç bir şey yok.
"Bir sahafla eski kitap satıcısı arasında önemli fark vardır. Gerçek bir sahaf kitaplara sadece ticari olarak yaklaşmaz. Eski kitap satıcısı kitabın içeriğini ilk sırada dikkate almayabilir. Çok satılan her kitap onun malzemesidir. Kuşkusuz onlar da çok önemli bir iş yapıyorlar; ama bir sahaf kitabı, hem cilt, hem baskı, hem de içerik bakımından değerlendirir. Gerçek bir sahafın alıp sattığı kitapla ilgili ayrıntılı bilgisinin olması gerekir. Sahaflık her şeyden önce bibliyografya bilgisi gerektiriyor. Siz gelen müşterinin araştırma yaptığı konuyla ilgili bilgi sahibi değilseniz, ona ne önereceksiniz?" *
beğenmediği yazıları eksileyen, beğendiklerini de artılayan yazardır. sözlük bu hakkı her yazara tanıyor. bıyıklı ya da bıyıksız ayrımı yapılmıyor, prens mi prenses mi ayrımı ise hiç yapılmıyor. sözlük gördüğüm kadarıyla cinsiyetçi de değil.
seri eksilenecek kadar ırkçı, cinsiyetçi, faşist değilseniz korkacak bir durum yok.
zekice yapılmış, hakarete varmayan her türlü espiriyi anlayacak kapasitededir.
düzeyli eleştriye açıktır, tartışmaktan kaçınmaz.
seri eksilenecek kadar ırkçı, cinsiyetçi, faşist değilseniz korkacak bir durum yok.
zekice yapılmış, hakarete varmayan her türlü espiriyi anlayacak kapasitededir.
düzeyli eleştriye açıktır, tartışmaktan kaçınmaz.
seri eksileme yöntemiyle çalışan yazar.
entry ve nick uyumu'na güzel örnekler veren beşinci nesil yazar.
yavaş yavaş kaybolmaya başlayan meslek. yeni nesil biz yetmelerin teknolojiye bağlı olmamız, daimi müşterileri olan yaşını başını almış amcalarında teker teker göçmesi sonucu bir dönem kapanacak gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar