bugün
- etnik köken20
- evde kalmış 30 yaşında kız17
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- sözlük kürdü4
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler12
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif10
- en iyi çizgi filmler9
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü4
- karıya gitmek3
- kürt böreğiyle gelen aydınlanma2
- hangi ülke de doğmak isterdin14
- dünyadaki en kolay meslek7
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam3
- karton toplayan çocuk5
- sözlükteki zengin yazarlar9
- tavuk döner 1 lira yanında ayran bedava4
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- zengin olmak3
- hangi yazara aşıksınız6
- omnitrixe sahip olmak3
- moralinizi bozmak istemem ama yarın pazartesi2
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn5
- 9mm'nin deviremeyeceği adam yoktur4
- flörtte algoritma ve cesaret katsayısı2
- sokakta sürü halinde gezen erkekler5
- sözlükte kim kime yürüyor5
- amedspor22
- müzik haram mıdır7
- ben çocuğuma bir hot wheels alamayacak mıyım4
- bir bela geliyor6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- fenerbahçe16
- anın görüntüsü26
- kasımpaşa 2 beşiktaş 24
- robert greene2
- from gold from dust9
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- ermenisiz kafkasya4
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek6
- evrimsel psikolojinin aşk açıklamaları3
- olgun kadınlardan hoşlanan erkek2
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- asgari ücret4
- hareket edebilen canlılar2
- inönü'nün devlet başkanlığına daha uygun olması2
- çare ismail kartal4
(bkz: sabo)
SABO: "Biz sakiniz, çok iyiyiz. Kanımızın son damlasına kadar çatışacağız."
EDA'NIN SESi: "Tankınızla, topunuzla gelin korkaklar." (Yine küfürler ve verilen cevaplar...)
(Silah sesleri çok sıklaştı...)
SABO: "12 Temmuz'da Malatya dağlarında yoldaşlarımız nasıl gittilerse ölüme, biz de öyle gidiyoruz. Hamiyetler, Olcaylar gibi. KADIN YOLDAŞLARIMIZA SESLENMEK iSTiYORUM..."
06.45: (Artık telefona sık gelemiyorlar. Telefona sürünerek geliyor. Daha sonra bacağından yaralanıyor. Yaklaşık bir saat aradan sonra, arada halka sesleniyorlar. Sesler net değil, uzaktan geliyor...)
SABO: "Kapıyı bombayla açmak için hazırlık yapıyorlar. Telefon kapının yanında olduğu için gelemiyoruz. Artık arkaya çekiliyoruz... Giriyorlar..."
(Son telefon. )
SABO: "ELLERiMiZDE SiLAHLARIMIZ, DiLiMiZDE SLOGANLARIMIZLA KUCAKLIYORUZ ÖLÜMÜ...TÜM YOLDAŞLARIMA SELAMIMI iLETMENi iSTiYORUM. HOŞÇAKALIN...
(Çok yoğun silah sesleri duyuluyor...)
07.25: (Telefon kesildi...)
Devrimci direnişine yakışan bir şekilde duru ve sakin bir sesle söyledi bunları Sabo ölümü kucaklarken. 17 Nisan 1992 tarihinde Çiftehavuzlar'daki destansı direnişi tarihe yazarken 3 can tereddüt etmeden kanlarının son damlasına kadar savaştılar. Düşmanı hiç beklemediği anda kızıl bayraklarıyla karşılarken kadınlar yeni bir devrimci kadının simgesi oldular.
Sabahat Karataş 1953 yılında Mardin'in Nusaybin ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Nusaybin bir sınır köyüydü. Çatışmanın bitmediği, silahların susmadığı bir dünyaya açmıştı aslında Sabo gözlerini. Dilin yasaklandığı, kültürün ceset kanlarıyla boğulmaya çalışıldığı bir coğrafyadan 1970 yılında üniversite eğitimi için istanbul'a geldi. Reformist çizgiyi reddedip silahlı mücadeleye evrilen devrimci hareketin bir sempatizanı olan Sabo THKP- C'yi tanımaya, öğrenmeye çalışıyordu. 12 Mart '71 cuntasının ardından halkın üzerindeki karanlığı yok etmek için var gücüyle çalışmaya başladı. Bir yandan iYÖKD (istanbul Yüksek Öğrenim Kültür Derneği) içinde gençlik çalışması yürütüyor diğer yandan fabrikalarda işçi olarak halka devrimci düşünceyi aşılamaya çalışıyordu. Tüm bunları yaparken çağdaşlarının bugünden bakınca fark edemediği düşünülen bir noktayı fark etti Sabo: Kadınlar içinde bulundukları düzenin bir sonucu olan erkek egemenliği yüzünden politik önderler haline gelemiyordu. Kadınların örgütlenmesi için özellikle uğraşıp düşüncelerini ısrarla tekrarlayan Sabo arkadaşlarıyla birlikte DKD (Devrimci Kadın Derneği)'ni kurdular.
1980 askeri faşist darbesinin ardından büyük darbeler alan Parti Cephe örgütsel varlığını sürdürememe tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yoldaşları tutsaktı ve örgütün varlığını sürdürmek görevi Sabo'ya düşüyordu. inancın, kararlığın sesiyle daha önce bu kadar üst düzey bir yöneticilik deneyimi olmamasına rağmen şöyle dedi Sabo: "Kaygınız olmasın. Başaracağım." Dağılmış ilişkilerin, maddi olanaksızların ortasında yol gösteren, yoldaşlarını toparlayan Sabo oldu.
Sabo'da bütünleşen devrimci kişilik yeni bir militan kadın simgesiydi. Devrim için savaşıyor, devrim için yaşıyordu Sabo. Çiftehavuzlar'daki destansı direnişte de düşmanın saldırısı karşısında sakin bir sesle kararlığını ortaya koyması bu yüzdendir. "Kanımızın son damlasına kadar savaşacağız." derken koca bir tarihi bir adım ileriye götürdüğünün bilincinde olmasındadır onun adanmışlığı. Düşmanın suratına bir tokat gibi vurmayı becerebilmesi bunun bir savaş, kendisinin de bu savaşın önder bir militanı olduğunu bilmesindendir. Çatışma sırasında pencereden dalgalandırdıkları sosyalizm bayrağı ölümün yenilgi değil zafer olduğunun göstergesi olmuştur. Panzerlere, silahlara, yüzlerce katile karşı 3 devrimcinin yüreklerini ortaya koyduğu yerde halkın üzerine sinmiş yılgınlığın üzerinde dalgalanmıştır o bayrak. Sabolardan Şengüllere Sibellere, Denizlerden Mahirlere ibolara Orhanlara taşınıyor sosyalizmin bayrağı. Kazanılacak bir dünya var; onun için savaşıyor komünistler!
EDA'NIN SESi: "Tankınızla, topunuzla gelin korkaklar." (Yine küfürler ve verilen cevaplar...)
(Silah sesleri çok sıklaştı...)
SABO: "12 Temmuz'da Malatya dağlarında yoldaşlarımız nasıl gittilerse ölüme, biz de öyle gidiyoruz. Hamiyetler, Olcaylar gibi. KADIN YOLDAŞLARIMIZA SESLENMEK iSTiYORUM..."
06.45: (Artık telefona sık gelemiyorlar. Telefona sürünerek geliyor. Daha sonra bacağından yaralanıyor. Yaklaşık bir saat aradan sonra, arada halka sesleniyorlar. Sesler net değil, uzaktan geliyor...)
SABO: "Kapıyı bombayla açmak için hazırlık yapıyorlar. Telefon kapının yanında olduğu için gelemiyoruz. Artık arkaya çekiliyoruz... Giriyorlar..."
(Son telefon. )
SABO: "ELLERiMiZDE SiLAHLARIMIZ, DiLiMiZDE SLOGANLARIMIZLA KUCAKLIYORUZ ÖLÜMÜ...TÜM YOLDAŞLARIMA SELAMIMI iLETMENi iSTiYORUM. HOŞÇAKALIN...
(Çok yoğun silah sesleri duyuluyor...)
07.25: (Telefon kesildi...)
Devrimci direnişine yakışan bir şekilde duru ve sakin bir sesle söyledi bunları Sabo ölümü kucaklarken. 17 Nisan 1992 tarihinde Çiftehavuzlar'daki destansı direnişi tarihe yazarken 3 can tereddüt etmeden kanlarının son damlasına kadar savaştılar. Düşmanı hiç beklemediği anda kızıl bayraklarıyla karşılarken kadınlar yeni bir devrimci kadının simgesi oldular.
Sabahat Karataş 1953 yılında Mardin'in Nusaybin ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Nusaybin bir sınır köyüydü. Çatışmanın bitmediği, silahların susmadığı bir dünyaya açmıştı aslında Sabo gözlerini. Dilin yasaklandığı, kültürün ceset kanlarıyla boğulmaya çalışıldığı bir coğrafyadan 1970 yılında üniversite eğitimi için istanbul'a geldi. Reformist çizgiyi reddedip silahlı mücadeleye evrilen devrimci hareketin bir sempatizanı olan Sabo THKP- C'yi tanımaya, öğrenmeye çalışıyordu. 12 Mart '71 cuntasının ardından halkın üzerindeki karanlığı yok etmek için var gücüyle çalışmaya başladı. Bir yandan iYÖKD (istanbul Yüksek Öğrenim Kültür Derneği) içinde gençlik çalışması yürütüyor diğer yandan fabrikalarda işçi olarak halka devrimci düşünceyi aşılamaya çalışıyordu. Tüm bunları yaparken çağdaşlarının bugünden bakınca fark edemediği düşünülen bir noktayı fark etti Sabo: Kadınlar içinde bulundukları düzenin bir sonucu olan erkek egemenliği yüzünden politik önderler haline gelemiyordu. Kadınların örgütlenmesi için özellikle uğraşıp düşüncelerini ısrarla tekrarlayan Sabo arkadaşlarıyla birlikte DKD (Devrimci Kadın Derneği)'ni kurdular.
1980 askeri faşist darbesinin ardından büyük darbeler alan Parti Cephe örgütsel varlığını sürdürememe tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Yoldaşları tutsaktı ve örgütün varlığını sürdürmek görevi Sabo'ya düşüyordu. inancın, kararlığın sesiyle daha önce bu kadar üst düzey bir yöneticilik deneyimi olmamasına rağmen şöyle dedi Sabo: "Kaygınız olmasın. Başaracağım." Dağılmış ilişkilerin, maddi olanaksızların ortasında yol gösteren, yoldaşlarını toparlayan Sabo oldu.
Sabo'da bütünleşen devrimci kişilik yeni bir militan kadın simgesiydi. Devrim için savaşıyor, devrim için yaşıyordu Sabo. Çiftehavuzlar'daki destansı direnişte de düşmanın saldırısı karşısında sakin bir sesle kararlığını ortaya koyması bu yüzdendir. "Kanımızın son damlasına kadar savaşacağız." derken koca bir tarihi bir adım ileriye götürdüğünün bilincinde olmasındadır onun adanmışlığı. Düşmanın suratına bir tokat gibi vurmayı becerebilmesi bunun bir savaş, kendisinin de bu savaşın önder bir militanı olduğunu bilmesindendir. Çatışma sırasında pencereden dalgalandırdıkları sosyalizm bayrağı ölümün yenilgi değil zafer olduğunun göstergesi olmuştur. Panzerlere, silahlara, yüzlerce katile karşı 3 devrimcinin yüreklerini ortaya koyduğu yerde halkın üzerine sinmiş yılgınlığın üzerinde dalgalanmıştır o bayrak. Sabolardan Şengüllere Sibellere, Denizlerden Mahirlere ibolara Orhanlara taşınıyor sosyalizmin bayrağı. Kazanılacak bir dünya var; onun için savaşıyor komünistler!
(bkz: istanbul şafakları)
Dursun Karataş tarafından ölüme terk edilmiş terörist.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar