bugün
- çirkin kaslı erkek vs yakışıklı cılız erkek6
- kafasına havan mermisi yiyen teröristler3
- apo orospu çocuğu değildir demek5
- sevgilinin sensiz de mutlu olmasını ister misin4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı24
- porno seyrederken kıyametin gerçekleşmesi2
- akp yeni parti'nin lacivertidir3
- yenilgisiz tek şampiyon4
- porno yıldızlarını alfabetik sırayla sayan kız2
- game of thrones taki kerhaneci4
- en gıcık olunan şoför tipleri13
- dinci ve müslüman kavramları8
- anne pizzası10
- melih meriç2
- şakirtlerin özgün müzik dinlemesi2
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci15
- zorunlu eğitim11
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz11
- makyaj yapmadan dışarı çıkan türk kızı2
- sebahattin şirin9
- temel reis3
- yar deyince kalem elden neden düşer2
- sözlük kızı ile iletişim kurmak10
- cedidacer2
- fenerbahçe15
- atın zenginlik göstergesi olması2
- hiçbir kadının sevgisine ihtiyaç duymayan erkek5
- gecenin şiiri2
- putin türkmüş11
- osuruktan şiirler41
- trileçe7
- giysi fiyatlarının uçması8
- popkek yiyen erkeğin namusu5
- nervio hamferdi12
- günün sözü5
- motoru olan kaslı çocuk3
- gecenin şarkısı2
- sporcu motorcu müzisyen uzun boylu olmayan erkek3
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- şoförün yan koltuğu2
- nevşehir merkezli sahte mehdi operasyonu4
- türk vatandaşları türktür9
- çerkesler2
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- pkk övücülerinin hadlerini fazla fazla aşması2
- sözlükteki kankacı yazarlar2
- true'nin acile kaldırılması9
- true'nin libidosu neden yüksek7
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
tebessüm edip bin pişman olan yazar.
bakkala gidiyorum diye çıktı, gidiş o gidiş.
(bkz: #15459565) en güzel cevabı başkanımızın gülüşüyle vermiş fenerbahçeli yazar. ayarcıdır kendisi.
malum maç sonrası ortalarda olmayan yazar.
hocam ses ver merak ettik yahu.
hocam ses ver merak ettik yahu.
hoşsohbet ve samimi insan. tanıdığıma memnun olduklarım arasında...
delikanlı adam. kefil olunası kişilik.
bu başlığa gelip bir daha delikanlı adamdır esprisi yapan yazarların, iki dünyada iki yakası bir araya gelmesin. hayatları boyunca ah desinler, oh demesinler. *
hakkında bu kadar entry girilince delikanlı sandığım yazar.
lan beni de benzettiniz kendinize.
özür dilerim kardeş ama napayım, delikanlının biri kuyuya taş atmış 40 pembe tolga çıkaramamış.
biraz da bilgi içeriğiyle süsleyeliiim.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Delikanl%C4%B1m
biraz ifşa...
görsel
inşallah kızdır amaan delikanlıdır işte.*
lan beni de benzettiniz kendinize.
özür dilerim kardeş ama napayım, delikanlının biri kuyuya taş atmış 40 pembe tolga çıkaramamış.
biraz da bilgi içeriğiyle süsleyeliiim.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Delikanl%C4%B1m
biraz ifşa...
görsel
inşallah kızdır amaan delikanlıdır işte.*
hakında bu kadar entry girilince kız sandıgım yazar. degilmiş. delikanlı olmasımı? sikimde bile degil.
(#16027127) çok ileri görüşlü bir yazar.
Hayal gücü tavan yapmış, gerçekle hayal arasındaki ince çizgide yürüyen, bir gün kıçının üstüne düşecek olan yazardır.
Çok yakışıklı, kibar, düşünceli, nazik, sempatik, espritüel ama benim tipim olmayan zeki adamdır. *
Her gün habeleşmesek öleceğizdir, seviyoruz efenim, ne yapalım!
Tek ortak noktamız, aynı pogo olan yazar.
(bkz: benim o)
Çok yakışıklı, kibar, düşünceli, nazik, sempatik, espritüel ama benim tipim olmayan zeki adamdır. *
Her gün habeleşmesek öleceğizdir, seviyoruz efenim, ne yapalım!
Tek ortak noktamız, aynı pogo olan yazar.
(bkz: benim o)
(bkz: windows s7v7n)
mahallemizin en güzel kızıydı.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
bildiğiniz hınzır. herşeye verilecek cevabı olan uslanmaz bir geveze o. yazdığı tamamen kurgusal hikayelerle hayal gücünün genişliğini gözler önüne seren, iyi kalpli, pozitif arkadaşıma komserinden sevgiler... delikanlılığın kitabı yazılsa...
gerçekten yağuşuklu, karizmatik aynı zamanda bulutların arasından insanı aşağıya yuvarlar gibi hissettiren* delikanlıdır. o kadar delikanlıdır ki....
tamam sustum*
tamam sustum*
niye benim böyle bir erkeem yok, neden böyle delüğanlılar bana meşaj atmaz dedirtebilir. delikanlı işte nolcak.
Ogle yemeklerinde 50 kaada lahmacun yiyen yazar.
delikanlı yazardır.
ha unutmadan not: her sabah kapımdan geçen gezici overlok arabası onunmuş.
ayrıca not: ergenmiş nik altına yazınca anladım.
ha unutmadan not: her sabah kapımdan geçen gezici overlok arabası onunmuş.
ayrıca not: ergenmiş nik altına yazınca anladım.
doğum günü böcüğü olmasına saatler kalan yazar.
(bkz: nickaltı coşturmak)
--spoiler--
ilk ben tebrikleyeyim dedim
--spoiler--
(bkz: nickaltı coşturmak)
--spoiler--
ilk ben tebrikleyeyim dedim
--spoiler--
nice senelere yazarıdır.
doğum gününden hemen önce kafa izni alması herkesleri yasa boğmuştur.
iyi ki doğmuşsun sayın yazar.
doğum gününden hemen önce kafa izni alması herkesleri yasa boğmuştur.
iyi ki doğmuşsun sayın yazar.
bir msn şifresidir.
iyi ki doğdun, iyi ki varsın. nice yaşlara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar