bugün
- türklerin başarılı olduğu konular8
- kürtlerin başarılı olduğu konular7
- yazarların sıkıldıklarında yaptıkları şeyler4
- bekir bozdağ4
- 60 kilo üzeri kızlar sözlükten çıksın8
- tevratta anlatılan ensest ilişki13
- yunanlıların başarılı olduğu konular3
- yazarların başarılı olduğu konular2
- ellerim bos gonlum hos neyin kafasını yaşıyor4
- fatma betül sayan kaya37
- google hizmetlerini kullanan yahudi sevici vex4
- tavuk şiş4
- arapların iyi olduğu konular4
- seni bir daha ne zaman görebilirim mesajına cevap2
- ispanyolların başarılı olduğu konular4
- menemen2
- pazar günü saat 17 00 ten sonra nereye gidilir2
- gandalf2
- hamsili cilt kremi8
- s'i l v'e r m'i s t'in mutfağına konuk olmak7
- karıcığım mini etek sana çok yakışıyor2
- yemek yapmayı bilen yazarlar bakabilir mi7
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler3
- israil de özelleştirilen f35 adir ler3
- sözlükte kimsenin kalmadığını hissetmek2
- italyanların başarılı olduğu konular4
- akp seçmeni12
- yahudilerin en iyi olduğu konu teknoloji3
- tayvanın iyi olduğu konular3
- zorba arkadaşlar4
- rize de kar yağması2
- roboski3
- ellerim bos gonlum hos vs vexillarius the slayer2
- bahtı değil iştahı açık olan kız4
- sobayla konuşan adama dahi demek3
- ebemin iyi olduğu konu2
- yahudilerin en iyi olduğu konular3
- ağrı kesici kullanamamak3
- plaza kadınları3
- fransızların başarılı olduğu konular2
- hicr suresi2
- akp li kadınlar3
- moğolların başarılı olduğu konular2
- tanrının iyi olduğu konular2
- israil lobisi neden bu kadar çok güçlü2
- endonezyanın başarılı olduğu konular2
- ağlamak istemek ama ağlayamamak2
- intel'in israil tesisleri2
- erkek olmasaydın seninle olurdum diyen yazar2
- sabahları nefret edilen şeyler8
mahallemizin en güzel kızıydı.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar