bugün
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi25
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke16
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği26
- babanın 60 yaşından sonra spora başlaması9
- günün şiiri13
- erkekler pipilerini birbirlerine gösteriyor mu10
- kardeş7
- sevişmek istediğiniz yazarlar7
- vurduranlar klübü5
- ali congun2
- cehennem korkusu12
- sevişilen en ilginç yer6
- deniz göktaş26
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam15
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- kimsenin seni sen olduğun için sevmediği gerçeği2
- bik bik abla vs vurduranlar4
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak9
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu12
- milliyet gazetesi onun arabası var şarkısı reklamı4
- penisden kot pantolunun belli olması3
- biraderikos6
- yarın mala vuracak olmak3
- dine hakaretin ifade özgürlüğü olup olmadığı2
- hayat hiç kolaylaşmayacak mı beyler6
- ölü balık eli7
- ömründe hiç büyük musibetle imtihan edilmemiş tip2
- geliyorum diyen kız5
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği4
- ezan sesinden rahatsız olmak6
- sözlükte flörtleşmek22
- kalçasına kelebek dövmesi yaptıran erkek4
- mesajlara geç cevap veren kız5
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları10
- pandela44
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- kötülüğe kötülükle karşılık vermek6
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- hardcore ne demek sorunsalı7
- 3 temmuz 2026 avustralya mısır maçı5
- yunus emrenin sik gibi şair olması4
- karışık kızartma6
- cuckold4
- çok çişi gelen insan9
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin6
- ne kadar süreden beri mast yapmıyorsun5
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi7
- arkadaşlar bir şey soracağım7
- tulumba tatlısı8
mahallemizin en güzel kızıydı.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
90 ların başıydı teknoloji yeni yeni hayatımıza girmeye başlamıştı. yüz yılın en soğuk kışları, yaz yaşanmıyordu. toprak sahalar vardı hafta sonları mahalle maçları oynanırdı kızların tezahüratları eşliğinde, s7v7n da gelirdi maçlarımızı izlemeye, ben sol açık olurdum. her güzel ortadan sonra ona bakardım alkışlıyor mu diye. en büyük gayem kendimi beğendirmek, ondan takdir kazanmaktı.
mahalleye geleli 2 ay olmuştu sadece, üst katımızdaki namık abiler taşındıktan 1 hafta sonra s7v7nlar geldiler. eşyalarını taşımada bile yardım etmiştim, sıcak kanlı bir insanım babası beni çok sevmişti. hanım bu çocuğu bizim kıza bile alalım demişlerdi. çok sevinmiştim beee ama uzun sürmedi umutlarım s7v7n ile odasında başbaşa kaldığımız zaman yıkıldı.
ben elimdeki koliyi bırakırken yere iç gıcıklayıcı sesi duyuldu ''siz gerçekten çok fakir misiniz?'' ne diyeceğimi bilemedim, bizim paramız yok gülcan mı desem diye düşündüm, adı gülcan mı amk. ağzımdan çıkan tek kelime ''peki'' oldu. başımı öne eğip çıktım odadan. mahallede konuşulanlardan anladığım kadarı ile babasının işleri kötü gitmiş mallarına haciz koyulmuş, o yüzden kısa bir süreliğine bizim mahallemize gelmişler.
daha sonraları da karşılaştık remziye ile. ama yüzüme bir kere bile bakmadı. o güne kadar; ben bakkaldan ekmek almış eve dönerken apartmanın kapısında remziye ile birisi tartışıyordu, kan beynime sıçradı benim. adamın remziye'nin kolunu büktüğünü görünce, adımlarımı hızlandırdım. çocuğu kolundan yakaladım, şaşıkınlıkla bana bakarken kafayı vurdum çocuğa, elini burnuna götürdü sanırım burnu kırılmıştı, çok bağırıyordu. ben remziye'yi kolundan tutup yukarı çıkardım asansörde bana olaydan bahsetti biraz, o heyecanlı heyecanlı anlatırken içimin yağları eridi. o çocuk rahatsız ediyormuş esas kızımızı, peşini bırakmıyormuş. benim gelmeme çok memnun olmuş, teşekür etmek için öpmeye niyetlenmişti ki asansörün kapısı açıldı. indi acele bir şekilde asansörden.
ertesi gün kapı çaldı, ben mutfaktaydım. kapıyı açtım, ayıcıklı pijaması ile remziye vardı kapının eşiğinde.
brad evde canım çok sıkıldı, odama gelip benle oynamak ister misin dedi?
"hep hep" diye garip bir ses çıkardım.
annem arkamda ağzı kulaklarında, komşu kızına bakıyordu, buyrun içeride dedi.
yok teşekkür ederim, bu halde gelmeyim. "hadi gitsene pogo" diye arkamdan itti annem beni.
odasında çıktığımızda komşu kızı bana hayallerinden bahsetmeye başladı, ünlü birisi ile evlenmek istediğinden, paris'te yaşamak istediğinden falan bahsetti. ben de anlatayım diye düşündüm, benim hallerim bisiklet almak vardı. sustum dinledim sadece. artık çok samimi arkadaş sayılırdık her gün buluşup mahallede geziyorduk. bizi konuşuyordu bütün mahalle, çok hoşuma gidiyordu bizi sevgili gibi görmeleri.
mahalle maçlarımızın asla kaçırmıyordu, o günde gelmişti maçımıza. biz golleri atarken sevinci görülmeye değerdi, maçtan sonra beni beklediğini fark ettim yanına gittim. ''senle konuşmamız lazım pogo'' dediğinde kötü bir şey olduğunu fark etmiştim.
taşınacaklarını anlattı, mallarının üstündeki hacizler kalkmış, eski evlerine gideceklermiş. zaten bu da son görüşmemiz oldu, hemen ertesi gün zengin hayatına geri döndü remziye'm, benim de elim şeyimde* kalakaldım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar