bugün
- kamal3
- istanbul da mide küçültme sonrası şüpheli ölüm2
- pazar günü aktiviteleri3
- dinciler2
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- bedelini ödeyen yazarlar17
- filistin37
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- pazar sabahı2
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- sözlükte kız taklidi yapmak16
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- ten uyumu vs kafa uyumu4
- antipanik'e bir şey söyle22
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- silvermist'e iki şey söyle20
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan2
- arkadaşlar ne yesek8
- seksten önce dua etmek10
- özelden şeftalisini atan yazar14
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- tarhana çorbası12
- israil'i allah cezalandıracak9
- alttaki yazara bir şey söyle24
- nöbetteyim sözlük4
- sözlük kızlarının kombinleri15
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- israil3
- parcalandim toparlanamiyorum323
- sözlük kızlarının tantunici7
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- dua3
- güzelsen koy resmini görelim6
- sapık şarkı sözleri9
- ucan tekme atan hipopotam47
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- redbull5
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- porno entelektüelliği8
- adana lezzet festivali5
- bu kalp seni unutur mu5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- hayat yaşamaya değer mi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
fransiz göstergebilimci.camera lucida kitabi son kitabidir.otomobil kazasinda hayata goz yummustur. *
Yapıtlarıyla, konuşmalarıyla, Collége de France'taki dersleriyle,
yönettiği toplu çalışmalarla, çektirdiği fotoğraflarla,
yazdığı önsöz ve sunuş yazılarıyla, bir filmde oynadığı
çok kısa Thackeray rolüyle, annesine olan tutkusuyla,
çok sevdiği Saint-Sulpice meydanındaki gezintileriyle,
giyimiyle, çok yönlü duyarlı ve sevecen yaklaşımıyla, ses tonuyla,
başka dile çevrilmesi nerdeyse olanaksız anlatımıyla,
hem öncü hem de klasik oluşuyla, yabancı dillere ve
yabancı yazarlara kapalılığıyla, sürekli dönüşüm geçiren
düşünce çizgisiyle, yazı ve dil tutkusuyla, ve de
ölümüyle son otuz yılın yazarlarını, bilim adamlarını,
sinemacılarını, tiyatrocularını, şarkıcılarını, yayıncılarını ve
okurlarını derinden etkilemiş benzersiz biridir Roland Barthes.*
yönettiği toplu çalışmalarla, çektirdiği fotoğraflarla,
yazdığı önsöz ve sunuş yazılarıyla, bir filmde oynadığı
çok kısa Thackeray rolüyle, annesine olan tutkusuyla,
çok sevdiği Saint-Sulpice meydanındaki gezintileriyle,
giyimiyle, çok yönlü duyarlı ve sevecen yaklaşımıyla, ses tonuyla,
başka dile çevrilmesi nerdeyse olanaksız anlatımıyla,
hem öncü hem de klasik oluşuyla, yabancı dillere ve
yabancı yazarlara kapalılığıyla, sürekli dönüşüm geçiren
düşünce çizgisiyle, yazı ve dil tutkusuyla, ve de
ölümüyle son otuz yılın yazarlarını, bilim adamlarını,
sinemacılarını, tiyatrocularını, şarkıcılarını, yayıncılarını ve
okurlarını derinden etkilemiş benzersiz biridir Roland Barthes.*
yazmanla yazar arasındaki ince/kalın çizgiyi çizen muhterem.
(bkz: göstergebilimci) imiş efenim kendisi!! gösteriyormuş yani muntazaman!! bir de sağlam kaynaklardan ibne olduğu kulağıma çalındı!! neyi gösteriyor acaba allah allah!! olsun nemelazım sakınmak gerek hahaha, gitsin başka yerde göstersin!!
edit: göstergebilimciye tıkladım (bkz: go and fuck yourself) çıktı hahahaa!!
edit: göstergebilimciye tıkladım (bkz: go and fuck yourself) çıktı hahahaa!!
yazının metne uzanan öyküsünü bu süreçte devinimini en iyi kaleme alan bilimadamı.
göstergebilimsel serüven, camera lucida, yazının sıfır derecesi adlı kitapları türkçeye çevrilmiştir. müellifin ölümü (death of author)adlı yazısı günümüz sanat yapıtlarının okunmasında çığır açıcı bir niteliktedir.
ben bu adamı nasıl bu kadar geç tanıdım, 4 senelik felsefe lisansı ne kadar eksikmiş onun metinleri olmadan. yapısöküm, yorumbilim, anlambilim, göstergebilim, metinlerarasılık kavramlarından hem çok şey bulabilirsiniz onun metinlerinde hem de neredeyse hiçbir şey. öyle bir yazar ki.. yazdığının, yazar olduğunun, bu yazma işinin, yazarlık ediminin okur için, herhangi bir okur için nasıl yönlendirici, dayatıcı ve bir bakıma totaliter olduğunun öyle farkında ki.. işte bu yüzden her ne kadar kuramsal olsa da yazdıkları, sözü kestirip atmaktan, düşünceye noktaya koymaktan o kadar korktuğu belli ki metinlerinde. düşüncelerini, görüşlerini burada oturup yazmak olanaksız. ama düşünsel açıdan inanılmaz benzerlikler gösterdiği bir türk yazar var. ısrarla (bkz: bilge karasu).
semiyoloji, Writing Degree Zero vb. konularla dört bir yanımızı sarmış, üniversitede kendisini anlayabilmek için epey çabaladığımız üstat.
mazbut bir eşcinseldir ayrıca.
roland barthes'ın okurken altını çizdiğim kimi düşünceleri için:
http://dultepe.blogspot.c...sn-fotograflar-ya-da.html
http://dultepe.blogspot.c...sn-fotograflar-ya-da.html
kendisinin yeni citroen için yaptığı yorumu biri çıkıp da şahin ve doğan slx için yaparsa işte o zaman bir barthes yetişmiştir diyeceğim;
"şimdiye değin üstün araba daha çok güçlü hayvan söylenseline bağlanıyordu, burada hem daha tinsel hem daha nesnel; üstelik kimi yenilikçilik ödünlerine karşın(boş direksiyon gibi) daha evsel olmuş, çağdaş ev sanatlarımızda bulduğumuz araçsallığın yüceltilmesi eğilimine daha çok uymuş: gösterge tablosu bir fabrika santralinden çok çağdaş bir mutfak tezgahına benziyor: donuk dalgalı sacdan ince kapaklar, ak yuvarlak uçlu küçük kapaklar, çok yalın ışıklı göstergeler, hatta nikel kaplamaların belirsizliği..."
sığırın eşeğin yediği samandan yapılan anadol'un güçlü hayvan söylenseline nasıl bağlanacağı ya da çok yalan ışıklı göstergelerin nasıl yorumlanacağı merak konusu.
"şimdiye değin üstün araba daha çok güçlü hayvan söylenseline bağlanıyordu, burada hem daha tinsel hem daha nesnel; üstelik kimi yenilikçilik ödünlerine karşın(boş direksiyon gibi) daha evsel olmuş, çağdaş ev sanatlarımızda bulduğumuz araçsallığın yüceltilmesi eğilimine daha çok uymuş: gösterge tablosu bir fabrika santralinden çok çağdaş bir mutfak tezgahına benziyor: donuk dalgalı sacdan ince kapaklar, ak yuvarlak uçlu küçük kapaklar, çok yalın ışıklı göstergeler, hatta nikel kaplamaların belirsizliği..."
sığırın eşeğin yediği samandan yapılan anadol'un güçlü hayvan söylenseline nasıl bağlanacağı ya da çok yalan ışıklı göstergelerin nasıl yorumlanacağı merak konusu.
1915*1980 yılları arasında yasamıs olan (bkz: semiologist), göstergebilimci.
göstergebilimini kültürel eleştiri aracı olarak kullanmıstır. uzmanı olduğu alanlar film, fotoğraf, moda ve pazarlamada kullanılan dil ve bunların kültürel bir olgu yönünden irdelenmesidir.
göstergebilimi (bkz: semiology)sign yani işaretlerin dilbilime dayalı sekilde calısıldıgı bilimdalıdır.
Semiotics ise işaretlerin mantıga dayalı olarak calısıldıgı bilim dalıdır.
Barthes'a gore fotoğraf, kodu olmayan (bkz: code) bir mesajdır.
göstergebilimini kültürel eleştiri aracı olarak kullanmıstır. uzmanı olduğu alanlar film, fotoğraf, moda ve pazarlamada kullanılan dil ve bunların kültürel bir olgu yönünden irdelenmesidir.
göstergebilimi (bkz: semiology)sign yani işaretlerin dilbilime dayalı sekilde calısıldıgı bilimdalıdır.
Semiotics ise işaretlerin mantıga dayalı olarak calısıldıgı bilim dalıdır.
Barthes'a gore fotoğraf, kodu olmayan (bkz: code) bir mesajdır.
"Yaşam küçük yalnızlık darbelerinden oluşur." demiştir...
Camera lucida gibi her fotoğrafçının cep kitapçığı olan bir kitap yazmıştır.
Fotoğrafı ve dili okumaya çalışmanın imkansızılığını belirginleştiren okumaya çalışma çatışmasının fısıldadığı şeyin sanatın döngüsünden ve hiçselliginden farklı birşeyler olduğunu düşündüren, zevk duyuran kuramcı.
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan! Budalalığa, bayağılığa,gurura, kibar çevre düşkünlüğüne, ulusallığa, normalliğe, karşı korunurum burada. Her şeye karşın soluğunu, havalanmasını, tek sözcükle tüm anlamsallığını kavadığım "bilinmeyen" dil, ben yer değiştirdikçe, çevremde hafif bir baş dönmesi oluşturur, yalnız benim için gerçekleşen, yapay boşluğa sürükler beni: her türlü dolu anlamdan sıyrılmış durumda, "ara yerde" yaşarım "
(bkz: Göstergeler imparatorluğu)
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan! Budalalığa, bayağılığa,gurura, kibar çevre düşkünlüğüne, ulusallığa, normalliğe, karşı korunurum burada. Her şeye karşın soluğunu, havalanmasını, tek sözcükle tüm anlamsallığını kavadığım "bilinmeyen" dil, ben yer değiştirdikçe, çevremde hafif bir baş dönmesi oluşturur, yalnız benim için gerçekleşen, yapay boşluğa sürükler beni: her türlü dolu anlamdan sıyrılmış durumda, "ara yerde" yaşarım "
(bkz: Göstergeler imparatorluğu)
Herşeyin bir gösterge olduğunu ve ikili karşıtlıklarca kurulduğunu açımlayan düşünür. Misal, budist rahibin kelliği, sıradanlasmanın, herkesle bir olmanın ama böylece kitleden ayrılmanın göstergesidir.
Gündemdeki Haberler