bugün
- yeni sevgiliden beklentiler5
- bir ilişkiyi kim yönetir19
- sokuk yazarlar6
- sikişirken hüzünlenmek6
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- yapsam yaptım derim4
- velvet48
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen5
- aleyna tilki7
- cd devrinin bitmesi4
- pandela 319
- aşk9
- kız arkadaşla sabahlara kadar içmek6
- sevişme sonrası erkeğin gömleğini giyen kadın2
- en gıcık olunan insan davranışı5
- ata demirer dinin mizahı olmaz2
- 4 temmuz 2026 istanbul yağmuru2
- kürt hareketinin devşirme olması15
- sandalye8
- samsung4
- lamba5
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- masa5
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- deniz göktaş'ın ölen yemenli çocuklar şakası2
- ciguli kral16
- deniz göktaş34
- amedspor12
- diamond bosphorus14
- memduh bashgan9
- mony tontana11
- bik bik kaç yaşında10
- elektriği ödeyen adam7
- aysu türkoğlu2
- ahtapot yemek9
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- ptt de idari hizmet sözleşmeli sisteme geçilmesi2
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- iblis3
- 2026 dünya kupası33
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi27
- kemal kılıçdaroğlu20
- evde kalmış kız kurusu7
- yürüyüş flörtü9
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı7
- müfredattan felsefe dersinin çıkarılması12
- araf suresi 12 ayet2
- uludağ sözlük bir ailedir9
- bik bik abla vs vurduranlar12
fransiz göstergebilimci.camera lucida kitabi son kitabidir.otomobil kazasinda hayata goz yummustur. *
Yapıtlarıyla, konuşmalarıyla, Collége de France'taki dersleriyle,
yönettiği toplu çalışmalarla, çektirdiği fotoğraflarla,
yazdığı önsöz ve sunuş yazılarıyla, bir filmde oynadığı
çok kısa Thackeray rolüyle, annesine olan tutkusuyla,
çok sevdiği Saint-Sulpice meydanındaki gezintileriyle,
giyimiyle, çok yönlü duyarlı ve sevecen yaklaşımıyla, ses tonuyla,
başka dile çevrilmesi nerdeyse olanaksız anlatımıyla,
hem öncü hem de klasik oluşuyla, yabancı dillere ve
yabancı yazarlara kapalılığıyla, sürekli dönüşüm geçiren
düşünce çizgisiyle, yazı ve dil tutkusuyla, ve de
ölümüyle son otuz yılın yazarlarını, bilim adamlarını,
sinemacılarını, tiyatrocularını, şarkıcılarını, yayıncılarını ve
okurlarını derinden etkilemiş benzersiz biridir Roland Barthes.*
yönettiği toplu çalışmalarla, çektirdiği fotoğraflarla,
yazdığı önsöz ve sunuş yazılarıyla, bir filmde oynadığı
çok kısa Thackeray rolüyle, annesine olan tutkusuyla,
çok sevdiği Saint-Sulpice meydanındaki gezintileriyle,
giyimiyle, çok yönlü duyarlı ve sevecen yaklaşımıyla, ses tonuyla,
başka dile çevrilmesi nerdeyse olanaksız anlatımıyla,
hem öncü hem de klasik oluşuyla, yabancı dillere ve
yabancı yazarlara kapalılığıyla, sürekli dönüşüm geçiren
düşünce çizgisiyle, yazı ve dil tutkusuyla, ve de
ölümüyle son otuz yılın yazarlarını, bilim adamlarını,
sinemacılarını, tiyatrocularını, şarkıcılarını, yayıncılarını ve
okurlarını derinden etkilemiş benzersiz biridir Roland Barthes.*
yazmanla yazar arasındaki ince/kalın çizgiyi çizen muhterem.
(bkz: göstergebilimci) imiş efenim kendisi!! gösteriyormuş yani muntazaman!! bir de sağlam kaynaklardan ibne olduğu kulağıma çalındı!! neyi gösteriyor acaba allah allah!! olsun nemelazım sakınmak gerek hahaha, gitsin başka yerde göstersin!!
edit: göstergebilimciye tıkladım (bkz: go and fuck yourself) çıktı hahahaa!!
edit: göstergebilimciye tıkladım (bkz: go and fuck yourself) çıktı hahahaa!!
yazının metne uzanan öyküsünü bu süreçte devinimini en iyi kaleme alan bilimadamı.
göstergebilimsel serüven, camera lucida, yazının sıfır derecesi adlı kitapları türkçeye çevrilmiştir. müellifin ölümü (death of author)adlı yazısı günümüz sanat yapıtlarının okunmasında çığır açıcı bir niteliktedir.
ben bu adamı nasıl bu kadar geç tanıdım, 4 senelik felsefe lisansı ne kadar eksikmiş onun metinleri olmadan. yapısöküm, yorumbilim, anlambilim, göstergebilim, metinlerarasılık kavramlarından hem çok şey bulabilirsiniz onun metinlerinde hem de neredeyse hiçbir şey. öyle bir yazar ki.. yazdığının, yazar olduğunun, bu yazma işinin, yazarlık ediminin okur için, herhangi bir okur için nasıl yönlendirici, dayatıcı ve bir bakıma totaliter olduğunun öyle farkında ki.. işte bu yüzden her ne kadar kuramsal olsa da yazdıkları, sözü kestirip atmaktan, düşünceye noktaya koymaktan o kadar korktuğu belli ki metinlerinde. düşüncelerini, görüşlerini burada oturup yazmak olanaksız. ama düşünsel açıdan inanılmaz benzerlikler gösterdiği bir türk yazar var. ısrarla (bkz: bilge karasu).
semiyoloji, Writing Degree Zero vb. konularla dört bir yanımızı sarmış, üniversitede kendisini anlayabilmek için epey çabaladığımız üstat.
mazbut bir eşcinseldir ayrıca.
roland barthes'ın okurken altını çizdiğim kimi düşünceleri için:
http://dultepe.blogspot.c...sn-fotograflar-ya-da.html
http://dultepe.blogspot.c...sn-fotograflar-ya-da.html
kendisinin yeni citroen için yaptığı yorumu biri çıkıp da şahin ve doğan slx için yaparsa işte o zaman bir barthes yetişmiştir diyeceğim;
"şimdiye değin üstün araba daha çok güçlü hayvan söylenseline bağlanıyordu, burada hem daha tinsel hem daha nesnel; üstelik kimi yenilikçilik ödünlerine karşın(boş direksiyon gibi) daha evsel olmuş, çağdaş ev sanatlarımızda bulduğumuz araçsallığın yüceltilmesi eğilimine daha çok uymuş: gösterge tablosu bir fabrika santralinden çok çağdaş bir mutfak tezgahına benziyor: donuk dalgalı sacdan ince kapaklar, ak yuvarlak uçlu küçük kapaklar, çok yalın ışıklı göstergeler, hatta nikel kaplamaların belirsizliği..."
sığırın eşeğin yediği samandan yapılan anadol'un güçlü hayvan söylenseline nasıl bağlanacağı ya da çok yalan ışıklı göstergelerin nasıl yorumlanacağı merak konusu.
"şimdiye değin üstün araba daha çok güçlü hayvan söylenseline bağlanıyordu, burada hem daha tinsel hem daha nesnel; üstelik kimi yenilikçilik ödünlerine karşın(boş direksiyon gibi) daha evsel olmuş, çağdaş ev sanatlarımızda bulduğumuz araçsallığın yüceltilmesi eğilimine daha çok uymuş: gösterge tablosu bir fabrika santralinden çok çağdaş bir mutfak tezgahına benziyor: donuk dalgalı sacdan ince kapaklar, ak yuvarlak uçlu küçük kapaklar, çok yalın ışıklı göstergeler, hatta nikel kaplamaların belirsizliği..."
sığırın eşeğin yediği samandan yapılan anadol'un güçlü hayvan söylenseline nasıl bağlanacağı ya da çok yalan ışıklı göstergelerin nasıl yorumlanacağı merak konusu.
1915*1980 yılları arasında yasamıs olan (bkz: semiologist), göstergebilimci.
göstergebilimini kültürel eleştiri aracı olarak kullanmıstır. uzmanı olduğu alanlar film, fotoğraf, moda ve pazarlamada kullanılan dil ve bunların kültürel bir olgu yönünden irdelenmesidir.
göstergebilimi (bkz: semiology)sign yani işaretlerin dilbilime dayalı sekilde calısıldıgı bilimdalıdır.
Semiotics ise işaretlerin mantıga dayalı olarak calısıldıgı bilim dalıdır.
Barthes'a gore fotoğraf, kodu olmayan (bkz: code) bir mesajdır.
göstergebilimini kültürel eleştiri aracı olarak kullanmıstır. uzmanı olduğu alanlar film, fotoğraf, moda ve pazarlamada kullanılan dil ve bunların kültürel bir olgu yönünden irdelenmesidir.
göstergebilimi (bkz: semiology)sign yani işaretlerin dilbilime dayalı sekilde calısıldıgı bilimdalıdır.
Semiotics ise işaretlerin mantıga dayalı olarak calısıldıgı bilim dalıdır.
Barthes'a gore fotoğraf, kodu olmayan (bkz: code) bir mesajdır.
"Yaşam küçük yalnızlık darbelerinden oluşur." demiştir...
Camera lucida gibi her fotoğrafçının cep kitapçığı olan bir kitap yazmıştır.
Fotoğrafı ve dili okumaya çalışmanın imkansızılığını belirginleştiren okumaya çalışma çatışmasının fısıldadığı şeyin sanatın döngüsünden ve hiçselliginden farklı birşeyler olduğunu düşündüren, zevk duyuran kuramcı.
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan! Budalalığa, bayağılığa,gurura, kibar çevre düşkünlüğüne, ulusallığa, normalliğe, karşı korunurum burada. Her şeye karşın soluğunu, havalanmasını, tek sözcükle tüm anlamsallığını kavadığım "bilinmeyen" dil, ben yer değiştirdikçe, çevremde hafif bir baş dönmesi oluşturur, yalnız benim için gerçekleşen, yapay boşluğa sürükler beni: her türlü dolu anlamdan sıyrılmış durumda, "ara yerde" yaşarım "
(bkz: Göstergeler imparatorluğu)
"Bilinmeyen bir dilin uğultulu kitlesi çok hoş bir koruma oluşturur, yabancıyı (ülkenin ona düşman olmaması koşuluyla) ana dilin tüm sapmalarını: konuşan kişinin bölgesel ve toplumsal kökenini, ekin, akıl, beğeni düzeyini, içinde kendi kendini kişi olarak kurduğu ve sizden onaylamanızı istediği imgeyi kulaklarında durduran bir sesli zarla sarar. Bu nedenle, yabancı ülkede ne kadar rahattır insan! Budalalığa, bayağılığa,gurura, kibar çevre düşkünlüğüne, ulusallığa, normalliğe, karşı korunurum burada. Her şeye karşın soluğunu, havalanmasını, tek sözcükle tüm anlamsallığını kavadığım "bilinmeyen" dil, ben yer değiştirdikçe, çevremde hafif bir baş dönmesi oluşturur, yalnız benim için gerçekleşen, yapay boşluğa sürükler beni: her türlü dolu anlamdan sıyrılmış durumda, "ara yerde" yaşarım "
(bkz: Göstergeler imparatorluğu)
Herşeyin bir gösterge olduğunu ve ikili karşıtlıklarca kurulduğunu açımlayan düşünür. Misal, budist rahibin kelliği, sıradanlasmanın, herkesle bir olmanın ama böylece kitleden ayrılmanın göstergesidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar