bugün
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak17
- petzold'un aynalar no 3 filmi4
- reha muhtar27
- memesini küçülten kadına kocasının sitem etmesi9
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle41
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar4
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir28
- uysaljakoben25
- nasıl bir kadınla evlenilmeli9
- laikliğin halka sorulmadan getirilmesi28
- soul calibur3
- beyaz tenli olmak2
- murat soner4
- dünyanın sonu5
- yazlıkçı teyzeler4
- istiklal partisi2
- tip hariç kadınları aşık ettirebilecek şeyler2
- özel'in talebiyle zeyrek'e 950 bin euro verdim15
- ezdirmem sana kendimi den sonra yapilabilecekler2
- ispanyolca seviyesini bir cümle ile belli etmek3
- evlilik masrafları17
- masumiyet körlüğü5
- gece yıldızları izlemek5
- kendi değerini başkalarının gözünden ölçen insan10
- kadınların aradığı erkek modeli11
- vincenzo italiano5
- sözlüğe yeni gelmiş numarası yapan eski yazar4
- mafyaya özenmek3
- bitcoin2
- katatespizartmasi9
- bu dünyaya çocuk getirmek17
- kendini dinlemek5
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- penis deliğinden içeri giren kene10
- mokv geldi mi8
- özgür özel mallığı6
- fedoncu terör örgütü2
- faizin olduğu yerde bereket olmaz5
- galerinizde bulunan en saçma fotoğraf6
- memelerde estetik algısının dönüşümü5
- göt deliği yalatmak11
- mesai bittiği gibi çıkmanın ayıp sayılması9
- karton toplayan prenses ve yedi penisler7
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba22
- gocu34
- ezdirmem sana kendimi2
- bir hatunu kıvama getirip yatağa atmak8
- gül gibi kız olma kriterleri9
- en gey özelliğiniz10
- üniversite hayatı8
o değil de gilmour gitarı masaya yatırıp kanun gibi çalarken gözlerim doldu desem yeridir sevgili sözlük. nispet olsun diye mi yaratılıyor bu adamlar ?
korku filmi diye izlediğim daha doğrusu izlemeye çalıştığımbir filmdir.gece 3 te taktım DVD ye başlarken wes craven ismini görünce daha bir korktum ama filmin 20. dakikasından sonra kapattım ve uyudum.yani bu kadar kötü film.
elektronikte yarım periyota 'pulse' adı verilir. bir periyotta biri pozitif diğeri negatif olmak üzere iki adet 'pulse' vardır.
varolabilecek en nadide sanat eseridir her saniyesi ile.
ing. sinyal
yüz yılın konseridir bana göre. konserdeki comfortably numb solosuda harikadır ayrıca.
ayrıca izlememiş olanlar tnt'ye bakabilirler şu an.
ayrıca izlememiş olanlar tnt'ye bakabilirler şu an.
-----spoiler-----
dabbenin amerikan versiyonu olan film uygun bir tanım olur herhalde pulse için. ama dabbeden daha başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. filmi izlerken mesela hafiften bir gerilim ve karanlık hava yakalıyorsunuz ama yine de korkmuyorsunuz. hatta filmi geceyarısı izlememe rağmen korkmadım.
film kısaca diğer dünyadaki kötü ruhların bu dünyaya gelip hayat kazanmak istemesi ve bunu birkaç hacker dallamasının sayesinde yapabilmeleri anlatıyor. bu hayaletler herhangi bir teknolojik donanımı (telsiz,bilgisayar,telefon vb.) kullanarak hareket edebiliyorlar. yani teknolojinin olmadığı yerlere gidemiyorlar. ve teknolojiyi kullanarak insanların ruhlarını ele geçiriyorlar. ruhları ele geçirilen insanların yaşam isteği kalmıyor. ya intihar ediyorlar ya da bu ruhları ele geçirilen insanların bedenleri önce siyah renkteki tatoo benzeri şeylere dönüşüyor bu siyah iz giderek bütün vücudu kaplayıp o insanı küle çeviriyor. sonra onlarda hayalete dönüşüp başka insanlara musallat oluyorlar. özellikle de ya sevmediklerine ya da aradıkları şeylere.
neyse film yine genç bir grup üzerinden gidiyor. tabiiki başroldeki hatun mattie (kristen bell) ve yakışıklı genç dexter (ıan somerhalder - ki kendisi aynı zamanda lost'da boone karakterini canlandırıyor) en sona kalan isimler. ayrıca filmde the last house on the left filmindeki psikopat rolünden tanıdığımız riki lindhome de (filmde çamaşırhane sahnesinde yeralmakta) oynamaktadır.
filmde birçok saçma nokta var çoğu amerikan korku filminde olduğu gibi! mesela filmin sonunda kız kaçsın diye dexter kapıyı tutar. fakat bildiğim kadarıyla bu hayaletleri durduran tek şey kırmızı. yani kapı duvar pek işlemiyor. ama buna rağmen hayaletler kapıdan geçemez. burdan yola çıkarak hayaletin yumruk yemesi, önlerindeki kapı tutularak geçmelerinin engellenmesi ya da bu hayaletlerin araba camını kırarak arabanın içine girmeye çalışması saçma oluyor. aynı zamanda bazen iğrençliği kullanmalrı da hiç hoş olmamış. iğrençlikle sadece mide bulandırabileceklerini, insanları korkutamayacaklarını ne zaman anlayacak bu hollywood bilmiyorum. filmdeki tek güzel şey arasıra karşımıza çıkan görsel efektler ve ses efektleri. bunlar haricinde hep klişe şeyler...
sözün özü izleseniz de olur izlemeseniz de.
"do you want to meet a ghost?"
-----spoiler-----
dabbenin amerikan versiyonu olan film uygun bir tanım olur herhalde pulse için. ama dabbeden daha başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. filmi izlerken mesela hafiften bir gerilim ve karanlık hava yakalıyorsunuz ama yine de korkmuyorsunuz. hatta filmi geceyarısı izlememe rağmen korkmadım.
film kısaca diğer dünyadaki kötü ruhların bu dünyaya gelip hayat kazanmak istemesi ve bunu birkaç hacker dallamasının sayesinde yapabilmeleri anlatıyor. bu hayaletler herhangi bir teknolojik donanımı (telsiz,bilgisayar,telefon vb.) kullanarak hareket edebiliyorlar. yani teknolojinin olmadığı yerlere gidemiyorlar. ve teknolojiyi kullanarak insanların ruhlarını ele geçiriyorlar. ruhları ele geçirilen insanların yaşam isteği kalmıyor. ya intihar ediyorlar ya da bu ruhları ele geçirilen insanların bedenleri önce siyah renkteki tatoo benzeri şeylere dönüşüyor bu siyah iz giderek bütün vücudu kaplayıp o insanı küle çeviriyor. sonra onlarda hayalete dönüşüp başka insanlara musallat oluyorlar. özellikle de ya sevmediklerine ya da aradıkları şeylere.
neyse film yine genç bir grup üzerinden gidiyor. tabiiki başroldeki hatun mattie (kristen bell) ve yakışıklı genç dexter (ıan somerhalder - ki kendisi aynı zamanda lost'da boone karakterini canlandırıyor) en sona kalan isimler. ayrıca filmde the last house on the left filmindeki psikopat rolünden tanıdığımız riki lindhome de (filmde çamaşırhane sahnesinde yeralmakta) oynamaktadır.
filmde birçok saçma nokta var çoğu amerikan korku filminde olduğu gibi! mesela filmin sonunda kız kaçsın diye dexter kapıyı tutar. fakat bildiğim kadarıyla bu hayaletleri durduran tek şey kırmızı. yani kapı duvar pek işlemiyor. ama buna rağmen hayaletler kapıdan geçemez. burdan yola çıkarak hayaletin yumruk yemesi, önlerindeki kapı tutularak geçmelerinin engellenmesi ya da bu hayaletlerin araba camını kırarak arabanın içine girmeye çalışması saçma oluyor. aynı zamanda bazen iğrençliği kullanmalrı da hiç hoş olmamış. iğrençlikle sadece mide bulandırabileceklerini, insanları korkutamayacaklarını ne zaman anlayacak bu hollywood bilmiyorum. filmdeki tek güzel şey arasıra karşımıza çıkan görsel efektler ve ses efektleri. bunlar haricinde hep klişe şeyler...
sözün özü izleseniz de olur izlemeseniz de.
"do you want to meet a ghost?"
-----spoiler-----
en iyi pink floyd konseri, adamlar uğraşmış uçak sokmuşlar konser salonuna, efendim sondaki top mevzuu falan çok güzel şeyler. tüm şarkılarda dehşet güzel performans sergilemişler, özellikle sondaki comfortably numb'un solosu adamın ağzına sıçan cinsten birşey olmuş. run like hell'da credits kısmı gibi olmuş.
türçesi Nabız dır.
high hopes da orjinali de kadar güzel çalınmıştır.
gossling'in inanılmaz şarkısı.
avustralya yapımı doktor dizisi. ana karakterimiz frankie diye dayaklık bi hatun ve iki tane de dayaklık arkadaşı var. bunlar asistan doktor tarzı bir şeyler. şimdi bu hatun böbrek nakli geçirmiş ve doktor olmaya karar vermiş başkalarına da yardımcı olmak için. tam bir doğrucu davut yani. en yakın arkadaşı olan hatun ilk günden yanında stajyerlik yaptığı doktorla sevişiyor. diğer kankası da hintli bi eleman ki soyadı patel. sanırım ismi ya raj olmalı ya da soyadı patel bu bütün hintli karakterlerin. neyse bu eleman da espri yapmasın lütfen. sonra bi de ego manyağı doktorlar filan var olmazsa olmaz. rekabet vs filan. ben her şekilde suat'lı, levent'li, zenan'lı doktorlar'ı buna tercih ederim. ha bu arada liam mcintyre da oynuyor dizide.
rainbow six siege oyunundaki ofansif yöndeki operatörlerden biridir.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
