bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri29
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız6
- allah11
- true'nun engelli olması6
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- amedspor maçından korkmak3
- okan buruk9
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- remote çalışırken slack te flört etmek2
- sarapci koala hatayi33
- evliliğin bir tür mutualizm olduğu gerçeği2
- tai lung8
- başkalarının istediği gibi yaşamak2
- meriç dükalığı8
- sözlük kızlarının kekleri24
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- islam düşmanı olmak için israil'i desteklemek2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından2
- sevdiğiniz yazarlar8
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- insan kimse bakmıyorken yaptığı şeydir2
- var ekranı2
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- islamda namaz yoktur30
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- uğurcan çakır3
- amedspor'un süper ligin lideri olması3
- moral olsun bik bik ime2
- gecenin şarkısı20
- fusya semsiyeli yabanci22
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- icat edilmesi beklenen şeyler2
- okan çık hesap ver4
- seri eksiciyi köçek gibi oynatmak3
- galatasaray10
- kürdistan10
- kafaya kese kağıdı geçirmek2
- sözlüğün ölü gibi olması5
- habire124
- kadir inanır'ın mirası4
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- rafael leao2
para çekme, havale, fatura yatırma gibi her türlü işlemin yapılabildiği sıcak ortam.
kargo uygulaması fiyatları uygun olandır.
soyguncuların* yeni gözdesi.
ayda bir defa düzenli olarak uğradığım mekan olma özelliğini taşıyor artık. her defasında ayakta bekliyorum ve her defasında aynı yerde duruyorum. aynı duvara yaslanıp etrafı izliyorum.
kendi içerisinde bir dünya ptt şubesi. her türden her şekilden her görüşten insanın olduğu minik bir dünya.
hemen yan tarafımda teyzeler oturuyor. kulak misafiri oluyorum. istemeden bazen de isteyerek. teyze anlatıyor da anlatıyor. kiracısından girip oğlundan çıkıyor, ordan kızına ordan denize ve yazlığa...bir anda dalıyorum, artık sesleri işitsem de duymuyorum. sadece bir uğultu var beynimde. anlamsız bir ses halesinin içerisinde gibiyim.
veznedeki memur bir ara fatura yatıran adama çatıyor yüksek sesle, irkiliyorum. ne var ya hu bu kadar bağıracak? anlaşabiliriz aslında konuşarak, şiddet ve hiddet ile ne çözülmüş ki şimdiye kadar. adam sessiz memur ne derse yapıyor, belli ki korkmuş. çekingen tavırlar içerisinde buyurn beyim diyebildiğini duyuyorum.
ardından kapı açılıyor. iki kadın giriyor içeriye birbirinin ardı sıra. birisi 30-35 yaşlarında. eteği beyaz, bluzu sarı ya da tam tersi. ayağındaki ayakkabıya odaklanıyorum bir ara, dost başa düşman ayağa bakarmış. tanımıyorum ki düşmanım olsun. sadece bakıyorum. sonra aniden değişen numaralara bakma gereği duyuyorum. 206 yanıyor, daha çok var sıramın gelmesine.
önümden iki defa geçen türbanlı genç hatuna takılıyor gözüm bir ara, o da bana baktı. bir daha geçmedi önümden. bir insan neden sarı türban takar ki?
sonra bir adam çıkışa yöneldi, tam yanımdan geçerken veznedeki memur için bastı küfrü içinden. bir o duydu bir de ben ne dediğini. belli ki içinde kalsın istemedi küfrü, paylaştım isyanını ben de, ama küfür etmedim.
sarı türbanlı kızın ilgi çektikten sonra oturması çekti ilgimi, bu kadar mıydı yani? bir daha geçmeyecek miydi önümden? aslında geçmeyeceğini biliyorum. zaten yüzü de hoşuma gitmedi. kemikli gibi ama tam değil, her neyse ben zaten tombalak yüzlü seviyorum, ama tam tombalak değil.
birden benim numaramın yandığını gördüm, ilerledim vezneye. para çekeceğim dedim. kimliğimi verdim. tc kimlik numaram sorgulamada çıkmadı. birden telaşlandım, ama belli etmemeye çalıştım. belki de belli ediyordum. kuşku çekmemek ve soğukkanlı davranmak en iyisi.
yaşar ne yaşar ne yaşamaz, acaba teflon da mı ölmüştü? belki de yaşayan ölülerin gündüzüydü bugün, öyleyse bile neişim var bu ptt şubesinde?
adam sonra durumu açıkladı, nüfus kağıdınızı yenilemelisiniz diyerek. elbette dedim heyecanla. o an kendimi devletin sade ve masum bir vatandaşı gibi hissettim. kendimi belki de bir yerlere ait hissetmek istiyordum. karışık duygular bunlar.
paramı aldım ve çıkışa yöneldim. yerimi kapmış olan uzun boylu uzun kollu uzun bacaklı daha ergenliğe yeni girdiği belli olan bir çocuğun önünden geçerken usulca "haaa..tir" dedim sanki bir yere geç kalıyormuşum gibi. aceleci görünmeyi her zaman sevdim aslında, insanı önemli bir insanmış gibi gösteriyor.
kapıya çıktığımda kendimi bir rüyadan uyanmış gibi hissettim. az daha taksi çarpıyordu ve birkaç arabanın korna sesi. "hass...tir" dedim tekrar ama bu defa hiç aceleci görünmeden ve hata bende yüz ifadesi ile. el işareti ile özür diledim ve gerçek hayata döndüm.
bu da böyle bir anımdı sözlük. *
kendi içerisinde bir dünya ptt şubesi. her türden her şekilden her görüşten insanın olduğu minik bir dünya.
hemen yan tarafımda teyzeler oturuyor. kulak misafiri oluyorum. istemeden bazen de isteyerek. teyze anlatıyor da anlatıyor. kiracısından girip oğlundan çıkıyor, ordan kızına ordan denize ve yazlığa...bir anda dalıyorum, artık sesleri işitsem de duymuyorum. sadece bir uğultu var beynimde. anlamsız bir ses halesinin içerisinde gibiyim.
veznedeki memur bir ara fatura yatıran adama çatıyor yüksek sesle, irkiliyorum. ne var ya hu bu kadar bağıracak? anlaşabiliriz aslında konuşarak, şiddet ve hiddet ile ne çözülmüş ki şimdiye kadar. adam sessiz memur ne derse yapıyor, belli ki korkmuş. çekingen tavırlar içerisinde buyurn beyim diyebildiğini duyuyorum.
ardından kapı açılıyor. iki kadın giriyor içeriye birbirinin ardı sıra. birisi 30-35 yaşlarında. eteği beyaz, bluzu sarı ya da tam tersi. ayağındaki ayakkabıya odaklanıyorum bir ara, dost başa düşman ayağa bakarmış. tanımıyorum ki düşmanım olsun. sadece bakıyorum. sonra aniden değişen numaralara bakma gereği duyuyorum. 206 yanıyor, daha çok var sıramın gelmesine.
önümden iki defa geçen türbanlı genç hatuna takılıyor gözüm bir ara, o da bana baktı. bir daha geçmedi önümden. bir insan neden sarı türban takar ki?
sonra bir adam çıkışa yöneldi, tam yanımdan geçerken veznedeki memur için bastı küfrü içinden. bir o duydu bir de ben ne dediğini. belli ki içinde kalsın istemedi küfrü, paylaştım isyanını ben de, ama küfür etmedim.
sarı türbanlı kızın ilgi çektikten sonra oturması çekti ilgimi, bu kadar mıydı yani? bir daha geçmeyecek miydi önümden? aslında geçmeyeceğini biliyorum. zaten yüzü de hoşuma gitmedi. kemikli gibi ama tam değil, her neyse ben zaten tombalak yüzlü seviyorum, ama tam tombalak değil.
birden benim numaramın yandığını gördüm, ilerledim vezneye. para çekeceğim dedim. kimliğimi verdim. tc kimlik numaram sorgulamada çıkmadı. birden telaşlandım, ama belli etmemeye çalıştım. belki de belli ediyordum. kuşku çekmemek ve soğukkanlı davranmak en iyisi.
yaşar ne yaşar ne yaşamaz, acaba teflon da mı ölmüştü? belki de yaşayan ölülerin gündüzüydü bugün, öyleyse bile neişim var bu ptt şubesinde?
adam sonra durumu açıkladı, nüfus kağıdınızı yenilemelisiniz diyerek. elbette dedim heyecanla. o an kendimi devletin sade ve masum bir vatandaşı gibi hissettim. kendimi belki de bir yerlere ait hissetmek istiyordum. karışık duygular bunlar.
paramı aldım ve çıkışa yöneldim. yerimi kapmış olan uzun boylu uzun kollu uzun bacaklı daha ergenliğe yeni girdiği belli olan bir çocuğun önünden geçerken usulca "haaa..tir" dedim sanki bir yere geç kalıyormuşum gibi. aceleci görünmeyi her zaman sevdim aslında, insanı önemli bir insanmış gibi gösteriyor.
kapıya çıktığımda kendimi bir rüyadan uyanmış gibi hissettim. az daha taksi çarpıyordu ve birkaç arabanın korna sesi. "hass...tir" dedim tekrar ama bu defa hiç aceleci görünmeden ve hata bende yüz ifadesi ile. el işareti ile özür diledim ve gerçek hayata döndüm.
bu da böyle bir anımdı sözlük. *
kaliteli ve ucuz *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar