bugün
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- flörtöz erkek iticiliği12
- pazarcıların seçtirmemesi5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak12
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi3
- sabahları nefret edilen şeyler6
- evde x yapabilirsiniz2
- bir insanı tanıma yöntemleri2
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde4
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- biber salçası2
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz36
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe4
- ben üşümem6
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik6
- troy kart2
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- bol tereyağlı iskender7
- kızıldeniz sonrası hürmüz de tansiyon2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- bir şeyler söyle5
- sarman kedi beslemek2
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- anasonlu nargile5
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- okan buruk13
- gecenin şarkısı10
- boyumun 2 cm kısalması28
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- robert pattinson3
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- islamda namaz yoktur13
- whynot3
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- her ilde üniversite kurulması6
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- zengin erkek vs fakir kız4
- tutunamayanlar8
- tereyağı bal ikilisi2
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- chatgpt ile dertleşmek7
nohutlu ve tavuklusu makbuldur.
yanında ayran varsa tadından yenmezz
yanında ayran varsa tadından yenmezz
(bkz: Unkapanı)
Bağlantıyı kuramayan insan 150 yıl yaşasa da bir şeyler hep eksik kalacaktır.
Bağlantıyı kuramayan insan 150 yıl yaşasa da bir şeyler hep eksik kalacaktır.
Argoda gay manasına da gelir.
şu içine ince şeyler atıyorlar ya kızlar ne onun ismi siz bilirsiniz her neyse işte pilav dediğin öyle olacak arkadaş, ben pilava pilav demem öyle olmayınca.
En hızlı bakteri üreten yemek. O yüzden yapıldığında tek yemelik yapılmalı(ymış).
--spoiler--
Pilavı çok seviyorsunuz ancak, pilavınız bir türlü tane tane olmuyor. Pişireceğiniz pilavın tane tane ve beyaz olmasını sağlamak için pilav tenceresinin içine, pişirme esnasında incecik dilimlenmiş bir limon koyun. Sonuç, her zaman olumlu olacaktır.
--spoiler--
Pilavı çok seviyorsunuz ancak, pilavınız bir türlü tane tane olmuyor. Pişireceğiniz pilavın tane tane ve beyaz olmasını sağlamak için pilav tenceresinin içine, pişirme esnasında incecik dilimlenmiş bir limon koyun. Sonuç, her zaman olumlu olacaktır.
--spoiler--
afedersiniz pirinçli biber dolmasının yanında bile afiyetle yediğim muazzam lezzettir.
et ile idealdır.
Yemesi sevap.
Pilav, pirinç, bulgur gibi taneli bitkilerin veya şehriye, kuskus gibi makarna türlerinin suda pişirilmesiyle yapılmış olan bir yemektir.
Birçok çeşidi vardır; italyan usulü pilava risotto, iran pilavına çilav denir. Özellikle Japonya ve Çin'de pirinç pilavı çok tüketilir.
15. yüzyılda sarayda pilav yeniyor ve Fatih Sultan Mehmet'in sofralarında sade pilavın dışında sebzelisi, etlisi ve tavuklusunun yer aldığı kayıtlardan anlaşılıyor. Ancak pirinç nadir bir malzeme olduğu için çok uzun bir dönem pilav sadece zengin Osmanlı sofralarını süslüyor ve buralarda da sofranın en önemli yemeği konumuna yükseliyor.
16. yüzyılda pilav pişirme yöntemleri gelişmiş, aynı öğünde birkaç çeşit pilav yenmeye başlanmış. Şölenlerde ikramların zenginliği, etin yanı sıra pirinç pilavlarının bolluğuyla da ölçülür hale gelmiş. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Bitlis Beyi'nin kent meydanında verdiği ziyafette 13 çeşit pirinç pilavı bulunduğunu yazıyor. Bu da pilavların sadece Osmanlı sarayına özgü olmadığını gösteriyor. Ancak yine de nadide bir yemek olan pilavı sıradan halk yüzyıllar boyu ancak zenginlerin şölenlerinde tadabilmiş. Özellikle istanbul'da bu yüzyıldan sonra pirinç buğday kadar tüketilir oluyor. Kültür tarihçisi Marianna Yerasimos, Osmanlı Mutfağı adlı eserinde 18. yüzyıl yemek tarifleri arasında çok değişik pilavların bulunduğunu, hatta benmari usulü pişirilen "susuz pilav" ve balıklı pilava bile rastlandığını yazıyor.
Birçok çeşidi vardır; italyan usulü pilava risotto, iran pilavına çilav denir. Özellikle Japonya ve Çin'de pirinç pilavı çok tüketilir.
15. yüzyılda sarayda pilav yeniyor ve Fatih Sultan Mehmet'in sofralarında sade pilavın dışında sebzelisi, etlisi ve tavuklusunun yer aldığı kayıtlardan anlaşılıyor. Ancak pirinç nadir bir malzeme olduğu için çok uzun bir dönem pilav sadece zengin Osmanlı sofralarını süslüyor ve buralarda da sofranın en önemli yemeği konumuna yükseliyor.
16. yüzyılda pilav pişirme yöntemleri gelişmiş, aynı öğünde birkaç çeşit pilav yenmeye başlanmış. Şölenlerde ikramların zenginliği, etin yanı sıra pirinç pilavlarının bolluğuyla da ölçülür hale gelmiş. 17. yüzyılda Evliya Çelebi, Bitlis Beyi'nin kent meydanında verdiği ziyafette 13 çeşit pirinç pilavı bulunduğunu yazıyor. Bu da pilavların sadece Osmanlı sarayına özgü olmadığını gösteriyor. Ancak yine de nadide bir yemek olan pilavı sıradan halk yüzyıllar boyu ancak zenginlerin şölenlerinde tadabilmiş. Özellikle istanbul'da bu yüzyıldan sonra pirinç buğday kadar tüketilir oluyor. Kültür tarihçisi Marianna Yerasimos, Osmanlı Mutfağı adlı eserinde 18. yüzyıl yemek tarifleri arasında çok değişik pilavların bulunduğunu, hatta benmari usulü pişirilen "susuz pilav" ve balıklı pilava bile rastlandığını yazıyor.
sofraların vazgeçilmezidir, pilav yenmeyen sofradan aç kalkılır.
Ama pil avlanmaz ki.
insanın tek yaşayınca sürekli yemek zorunda kaldığı ve akabinde sürekli kabız olmasına sonra ise basur problemlerine yol açan yiyecek.
yanında tavuk, yaprak sarma yanda baklava elde soğuk ayran. şuan mevlit menüsü çekti canımç
öğrenci evinde saltanat kurma itemidir.
bizde pilavı adam akıllı yapabilen ölümsüzlük iksirini bulmuş muamelesi görür, önüne meyve tabakları serilir, oturduğu koltuk her iki yanından serinletilir.
(bkz: istese vericez)
bizde pilavı adam akıllı yapabilen ölümsüzlük iksirini bulmuş muamelesi görür, önüne meyve tabakları serilir, oturduğu koltuk her iki yanından serinletilir.
(bkz: istese vericez)
Pil avlama sanatıdır.
şehriyeli olanı vazgeçilmezdir.
mişoriz olanı makbuldür.
Artan Pilavın, oda sıcaklığında uzun süre bırakıldıktan sonra asla yeniden ısıtılmaması gerekiyormuş. Böyle yapılırsa pilav, bağırsakları bozuyor. Ama, kalmış pilav hemen buz dolabına konursa, 1-2 gün daha yenebilir.
o olmasa, ben olmazdım.
ben biraz sorumsuz bi yazarım hocam.
öyle eve giren çıkan olmayacaksa pek özen göstermem ne yiyip içitiğime.
genelde pilav kurtarır beni. domatesli, bezelyeli, nohutlu hatta brokolili bile denedim.
arkadaş çok sevidiğimden çin'e gittiğinde bi avuç getirmiş benim için. bok gibi söyliyim. bizim baldolar ağlatır o pirinci bence ama gene siz bilirsiniz.
neyse geçen işe gitmeden sabahtan ısladım pirinci. dedim kendi kendime "lan akşam geleyim şöyle yanına çoban salata. oh be ziyafet..." öyle böyle zor bi günü atlattık eve geldim ama kolumu kaldıramıyorum. herkesin yaptığı yemeği beğenmem. kız arkadaşlarımı çağırsam cacık yapacak, ziyan edecek pirinci. oturdum salona, az uzanayım sonra kalkıp yaparım dedim. 15 dk geçti geçmedi o sırada içim geçecek tam. ziring telefon. annem arıyor.
-alo anne?
-yavrum döndün mü işten?
-döndüm anne. uzanmıştım.
-aaa... uyu uyu sen sonra ararım.
-yok anne zaten kalkıp yerime yatcam.
-yemek yedin mi ?
-sayılırı gözüm doydu sabah pirinç ıslamıştım baka baka doydum.
-o nasıl laf teyzeni çağır yapsın yada evinde yapsın git al.
-yok anne kar yağıyo burda ikimiz de çıkmayalım hiç ben kalkar yaparım birazdan.
-tamam ama aç yatma. atlet giy işe okula giderken bak üşütürsün.
-tamam merak etmeee hadi görüşürüz.
geri sızmışım. peder beyler aradı sonra. tüm aile kıtlıktaymışız gibi her akşam arayıp yemek yedim mi diye yoklar.söyledi gelip yapayim diye yok dedim biraz yalnız kalıp dinleneyim. peki dedi ne desin.
bende tekrar gömüldüm iki kedimle koltuğa. içim geçiyooor... ziring kapı çaldı. iki sokak alt sokaktaki kız arkadaşım gelmiş. sütlaç getirmiş. kepçeyle yedim. mutfağa girdi, pilav mı yapcan dedi. -tım dedim. "ee ben yapayim" demesiyle süzgeçe pirinci dökmesi bir oldu. dur dile haykırdı yüreğim ama ne çare...
"bırak şunu ya bırak!" dedim.
sonra kendime "ne üşengeç adamsın sevdiği işi bile milletin lafıyla, zoruyla, canına tak etmeden yapmıyosun."
o günden sonra pilavı hiç ertelemedim ama 3 gündür semt pazarından aldığım mantar, mahallenin kasabından aldığım et dolapta beni bekliyor.
ben biraz sorumsuz bi yazarım hocam.
öyle eve giren çıkan olmayacaksa pek özen göstermem ne yiyip içitiğime.
genelde pilav kurtarır beni. domatesli, bezelyeli, nohutlu hatta brokolili bile denedim.
arkadaş çok sevidiğimden çin'e gittiğinde bi avuç getirmiş benim için. bok gibi söyliyim. bizim baldolar ağlatır o pirinci bence ama gene siz bilirsiniz.
neyse geçen işe gitmeden sabahtan ısladım pirinci. dedim kendi kendime "lan akşam geleyim şöyle yanına çoban salata. oh be ziyafet..." öyle böyle zor bi günü atlattık eve geldim ama kolumu kaldıramıyorum. herkesin yaptığı yemeği beğenmem. kız arkadaşlarımı çağırsam cacık yapacak, ziyan edecek pirinci. oturdum salona, az uzanayım sonra kalkıp yaparım dedim. 15 dk geçti geçmedi o sırada içim geçecek tam. ziring telefon. annem arıyor.
-alo anne?
-yavrum döndün mü işten?
-döndüm anne. uzanmıştım.
-aaa... uyu uyu sen sonra ararım.
-yok anne zaten kalkıp yerime yatcam.
-yemek yedin mi ?
-sayılırı gözüm doydu sabah pirinç ıslamıştım baka baka doydum.
-o nasıl laf teyzeni çağır yapsın yada evinde yapsın git al.
-yok anne kar yağıyo burda ikimiz de çıkmayalım hiç ben kalkar yaparım birazdan.
-tamam ama aç yatma. atlet giy işe okula giderken bak üşütürsün.
-tamam merak etmeee hadi görüşürüz.
geri sızmışım. peder beyler aradı sonra. tüm aile kıtlıktaymışız gibi her akşam arayıp yemek yedim mi diye yoklar.söyledi gelip yapayim diye yok dedim biraz yalnız kalıp dinleneyim. peki dedi ne desin.
bende tekrar gömüldüm iki kedimle koltuğa. içim geçiyooor... ziring kapı çaldı. iki sokak alt sokaktaki kız arkadaşım gelmiş. sütlaç getirmiş. kepçeyle yedim. mutfağa girdi, pilav mı yapcan dedi. -tım dedim. "ee ben yapayim" demesiyle süzgeçe pirinci dökmesi bir oldu. dur dile haykırdı yüreğim ama ne çare...
"bırak şunu ya bırak!" dedim.
sonra kendime "ne üşengeç adamsın sevdiği işi bile milletin lafıyla, zoruyla, canına tak etmeden yapmıyosun."
o günden sonra pilavı hiç ertelemedim ama 3 gündür semt pazarından aldığım mantar, mahallenin kasabından aldığım et dolapta beni bekliyor.
içine şehriye atanlardan nefret ederim. Direk beyaz, pirinç pilavını sonsuza kadar yiyebilirim. Ama işin içine şehriye girince nefret ediyorum.
An itibariyle yapma ya basladigimdir.
yaninda kuru fasulye ve cacık ta var tabi ki.
yaninda kuru fasulye ve cacık ta var tabi ki.
Olmazsa olmazimdir.
abilerin cemaatin öğün olarak yenmemesi durumunda günaha gireceğine düşündüğü tek yiyecek çeşididir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar