bugün
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı14
- yaşamak istenilen şeyler9
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey11
- geceye bir şarkı bırak10
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması10
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- hayatın kuralları6
- kadın olmanın avantajları16
- gençlerbirliği4
- sözlükteki fenerbahçeliler4
- g i l d e d l i l y14
- nervio23
- askerde 200 metre atışı yapmak13
- penisi seks objesi olarak görmek4
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler10
- alkolsüz sosyalleşmede zorlanmak3
- sevgiliyle sabaha kadar çığlık serisini izlemek3
- nervio hamferdi7
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- türkiye'ye geldim10
- ismail kartal3
- pkklı mezarları tahrip edildi diyen mv3
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- arkadaşlar ben drama queen miyim4
- la taverne des yeux4
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin4
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- uyanıp giyinip gece sokaklarda turlamak3
- sevişirken mastürbasyon yaptığını hayal etmek4
- trans kadın çekiciliği5
- kurtar bizi müsavat16
- kadınları anlamak4
- kadıköy solcusu4
- anın görüntüsü30
- fenerbahçe5
- tanrı vs şeytan4
- cin soda2
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- kedi sidiği kokmak5
- alevi kızların alev alev yanması13
- gece sokakta dolanan kara çarşaflı2
- anlattığı şeyden daha önemli hale gelen sözcük2
- her kıza yazan erkek3
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- aleksey batrakov5
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- devran dönecek8
- ellerim bos gonlum hos10
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız7
birleşik isim olup, "patrik" ve (Farsça) "hane" den meydana gelmiştir. Patriğin makamına dendiği gibi, hristiyanların dinî ve resmi işlerini yürüten Ortodoks Kiliseleri Başkanlığı'na verilen ad.
temmuz 1919'da, kapısı üzerine çifte kartallı bizans bayrağını asmıştı...
(bkz: fener rum patrikhanesi)
patrik lerin çalıştığı yer. en bilineni fener rum patrikhane si sanıyorum.
fener rum patriği Barthelemeous la tam da bununla ilgili bir anı'm bile var hatta.
küçükken, anneannem ''oraya'' gidilmesine çok kızardı. orada hristiyan lar var ayin yaparlar, hem biz müslüman ız gitme oraya derdi bana hep. ancak biz anneannemle camiilere gitmek istediğimiz de mesela, buraya kadın giremez diye, kapıdan azar işitir dönerdik. ama ben gizli gizli kiliseye gidip, bahçesin de durur ve kilise den çıkan siyah şapkalı, şık kadınlara bakardım. çocukluk hevesi ve muzurluğu işte.
bir gün, Barthelemeous ayinden çıkarken beni bahçe de gördü ve gel bakalım buraya dedi, cebinden şeker çıkarıp verdi bana ve sen müslümansın değil mi küçük kızım dediğin de, ellerimi avuçlarının içine almış bana sevgiyle bakıyordu. üstelik aferin sana bile dedi bana. ben gayet mutlu anneannemin evine döndüğüm de, onun ilk yaptığı şey, elimden bana Barthelemeous un verdiği şekeri alıp çöpe atmak oldu.
daha o zaman bile anlamıştım, türkiye de azınlık olmak ne zor du.
fener rum patriği Barthelemeous la tam da bununla ilgili bir anı'm bile var hatta.
küçükken, anneannem ''oraya'' gidilmesine çok kızardı. orada hristiyan lar var ayin yaparlar, hem biz müslüman ız gitme oraya derdi bana hep. ancak biz anneannemle camiilere gitmek istediğimiz de mesela, buraya kadın giremez diye, kapıdan azar işitir dönerdik. ama ben gizli gizli kiliseye gidip, bahçesin de durur ve kilise den çıkan siyah şapkalı, şık kadınlara bakardım. çocukluk hevesi ve muzurluğu işte.
bir gün, Barthelemeous ayinden çıkarken beni bahçe de gördü ve gel bakalım buraya dedi, cebinden şeker çıkarıp verdi bana ve sen müslümansın değil mi küçük kızım dediğin de, ellerimi avuçlarının içine almış bana sevgiyle bakıyordu. üstelik aferin sana bile dedi bana. ben gayet mutlu anneannemin evine döndüğüm de, onun ilk yaptığı şey, elimden bana Barthelemeous un verdiği şekeri alıp çöpe atmak oldu.
daha o zaman bile anlamıştım, türkiye de azınlık olmak ne zor du.
hristiyanlığın iki ruhani liderliği vardır. birisi roma (şimdiki vatikan) katolikleri temsil eder, diğeri bizans (şimdiki fener patrikhanesi) ortodoksları temsil eder. bunun dışında bir çok hristiyan hiyerarşık kiliseler ya da bağımsız kiliseler vardır ama esas olan bu iki merkezdir.
fatih sultan mehmet istanbul'u aldığında, vatikan ile kavgalı olan ortodoksları bağrına bastı; ortodoksların osmanlının koruması altında olduğunu tuğrasını bastığı bir belge ile garanti altına aldı. akıllı bir devlet adamıydı. bu davranışı ile ortodoks balkanları kolayca ele geçirdi, katolik ve evangelist (protestan) avrupa'nın altına dinamit döşedi. güçlü bir devlet olduğu için kendi sınırlarındaki hristiyanların inançlarını özerk bir şekilde yaşamasından korkmuyordu. hatta kendini bizans'ın devamı olarak görüyordu.
ne zaman "türk'ün türk'ten başka dostu yok" aşağılık kompleksi beyinlerimize ulusalcılık olarak kazındı, ondan sonra mikik politikacılar, ergenekoncular fener patrikhanesini hedef seçtiler. ergenekoncu faşistler (neydi lan o karının adı?) "türk ortodoks kilisesi" kurmak soytarılıklarına soyundular, rezil oldukları ile kaldılar.
dünya ortodokslarının merkezi olmaya rus ortodoks kilisesi yüzyıllardır aday. çünkü mesele din değil, olay bakü-ceyhan boru hattı gibi diplomaside kullanacağın bir jokere sahip olmak.
dünya ortodokslarının merkezinin, yani ikinci vatikan'ın istanbul'da olması türkiye için ne büyük bir diplomatik kazanımdır. ama bunu anlamak istemiyor sahte atatürkçüler.
fatih sultan mehmet istanbul'u aldığında, vatikan ile kavgalı olan ortodoksları bağrına bastı; ortodoksların osmanlının koruması altında olduğunu tuğrasını bastığı bir belge ile garanti altına aldı. akıllı bir devlet adamıydı. bu davranışı ile ortodoks balkanları kolayca ele geçirdi, katolik ve evangelist (protestan) avrupa'nın altına dinamit döşedi. güçlü bir devlet olduğu için kendi sınırlarındaki hristiyanların inançlarını özerk bir şekilde yaşamasından korkmuyordu. hatta kendini bizans'ın devamı olarak görüyordu.
ne zaman "türk'ün türk'ten başka dostu yok" aşağılık kompleksi beyinlerimize ulusalcılık olarak kazındı, ondan sonra mikik politikacılar, ergenekoncular fener patrikhanesini hedef seçtiler. ergenekoncu faşistler (neydi lan o karının adı?) "türk ortodoks kilisesi" kurmak soytarılıklarına soyundular, rezil oldukları ile kaldılar.
dünya ortodokslarının merkezi olmaya rus ortodoks kilisesi yüzyıllardır aday. çünkü mesele din değil, olay bakü-ceyhan boru hattı gibi diplomaside kullanacağın bir jokere sahip olmak.
dünya ortodokslarının merkezinin, yani ikinci vatikan'ın istanbul'da olması türkiye için ne büyük bir diplomatik kazanımdır. ama bunu anlamak istemiyor sahte atatürkçüler.
ATATÜRK 25 Aralık 1922'de Lozan'da izlenecek politikayı anlatırken, Patrikhane'nin 'fesat ocağı' olduğunu söylüyor:
'Rum Patrikhanesi için Türkiye'nin kendi arazisi üzerinde bir sığınak göstermeye ne mecburiyeti var?! Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan'da değil midir?..'
Gazi, sözlerinin devamında, Lozan'a giden Türk heyetine de bu yönde talimat verildiğini belirtiyor.
Ocak 1923'te Lozan'da bu konuda büyük tartışmalar oluyor. ismet Paşa ve Rıza Nur günlerce Patrikhane'nin tarih boyunca nasıl bir siyasi fesat yuvası olduğunu anlatıyorlar, Türkiye'den çıkmasını istiyorlar.
Sonunda, hem Venizelos hem Batılı müttefikler Patrikhane'nin siyasi ve idari yetkilerine son verilmesini, 'sadece din alanına giren işlerle yetinmesini' kabul ediyorlar; ismet Paşa 'Bu sözlerinizi taahhüt sayıyorum' diyerek tutanaklara geçirtiyor...
Ve Patrikhane 'sadece din işleriyle uğraşmak' üzere ülkemizde kalıyor...
'Rum Patrikhanesi için Türkiye'nin kendi arazisi üzerinde bir sığınak göstermeye ne mecburiyeti var?! Bu fesat ocağının hakiki yeri Yunanistan'da değil midir?..'
Gazi, sözlerinin devamında, Lozan'a giden Türk heyetine de bu yönde talimat verildiğini belirtiyor.
Ocak 1923'te Lozan'da bu konuda büyük tartışmalar oluyor. ismet Paşa ve Rıza Nur günlerce Patrikhane'nin tarih boyunca nasıl bir siyasi fesat yuvası olduğunu anlatıyorlar, Türkiye'den çıkmasını istiyorlar.
Sonunda, hem Venizelos hem Batılı müttefikler Patrikhane'nin siyasi ve idari yetkilerine son verilmesini, 'sadece din alanına giren işlerle yetinmesini' kabul ediyorlar; ismet Paşa 'Bu sözlerinizi taahhüt sayıyorum' diyerek tutanaklara geçirtiyor...
Ve Patrikhane 'sadece din işleriyle uğraşmak' üzere ülkemizde kalıyor...
imtiyazlar bizzat f.sultan mehmet tarafından fethi takip eden günlerde verilmiş ve 18. y.y.dan sonra devletin kudret ve kuvvetini katbetmesiyle orantılı olarak emrivakilerle arttırılmış ve nihayet bir nifak yuvası haline gelmiştir...
daşşağından asılması gereken bir sürü adam bulunduran fesat ocağı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar