bugün
- almanlarin orduya guvensizligi3
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı5
- habire1275
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek5
- habire12 adamdır37
- izmirli kızların verici olması34
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- atatürk düşmanı it sürüsü3
- sssilvermist22
- fil8
- kaplan7
- hiyeroglif dilleri3
- kartal6
- timsah5
- ben geldim naneler13
- aslan8
- insan kaynakları4
- zebra4
- claudian clouds kadındır12
- iş bulamamak4
- cilgincapkin13
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- aldığınız en ilginç iltifat3
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- sansürsüz tarih2
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
- anın görüntüsü18
- deccal'in sozluge gelmesi10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- nickten isim tahmini yapmak25
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası19
- messi'yi savunan adamla ahbaplık etmem5
- kafa dağıtmalık şarkı önerileri5
- yazarların almak istediği hediyeler4
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması10
- ben senin yerinde olsam5
- yorgun mermi13
- tas kafa traşlı hırt sorunu3
- yeni parti46
- sözlükteki kavganın amacı5
- gece denize girmek12
- arap gel oğlum5
- yarası olan gocudur5
- temmuz6
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- bir ay çaylak olmak4
- suca suruklenen cocuk7
fransız matematikçi blaise pascal tarafından da ortaya atılmış olan (aslında kökleri çok eskiye dayanan bir olgudur), o zamana kadar süregelenden ziyade matematiksel bir çerçeveye oturtmaya çalışmış olduğu tez. pascalın kumarının genel tarifi, matematiksel dil kullanmadan şöyledir: tanrıya inanırsan, ve de eğer ki varsa, ebedi mutluluğu elde edersin; yoksa da bir şey fark etmeyecek; şayet olmadığına inanıyorsan, ve de yoksa, yine bir şey fark etmeyecek, ama varsa ebedi mutsuzluk seni bekliyor. yani tanrıya inanmak ya da inanmamak, ebedi azap ve ebedi mutluluk arasında olan bir seçim gibi. ve de bu denkleme göre en kazançlı durum, inanmak. ama burada akla hemen şu düşünce geliyor: bu denklemde kullanılan değişkenlerin doğruluğu ve menşei. ahıret inancı olan tüm dinlerde değişik tanrı stereotipleri, biribirinden çok farklı metafizik olgular var. yani karşımıza çıkan ilk soru: hangi din? bu sorunun mantıken arkasında sürüklediği diğer soru: hangi tanrı?
bu kumarın konusu olmaya en müsait olabilecek monoteist dinler, ötekileştirmeye en güzel örneklerdir: felsefeleri diğer herkesi ebedi azaba mahkum eder. böyle olunca din konusunda seçicilik (tanrının gerçekten varolduğunu, ve de mevcut dinlerden birini göndermiş olduğunu, ve gönderdiği dinin bozulmadığını varsayarsak) çok önemli bir hal almış oluyor. hayatımızla eğer kumar oynamaya kararlıysak, bunu olabilecek her değişkeni hesaba katarak yapmalıyız. eğer ki dinleri araştırırsak, çelişkiler, mantıkdışı inançlar, körü körüne savunmalar vs. mevcuttur. yani genel itibariyle bulunduğu coğrafya ve kültürel ortama göre bir dine mensup olur (seçmekten söz etmiyoruz bile), ve de içgüdüsel olarak (zihne işlenen ebedi azap korkusu - çok küçük yaşlardan itibaren kazanılmış korku, kader olgusu karşısında öğretilmiş çaresizlik) çelişkileri görmez olur (algıda seçicilik), ve dinini savunur. yani burada zaten bir inançtan değil, sırf bir olasılığın gerçekleşmesi endişesinden dolayı iyilik yapan, ahlaklı davranan, erdemli olmaya çalışan bir grup meydana gelmiş olur. hal böyle olunca, her şeyi görüp bilen bir yaratıcının varsayımıyla hareket edersek, zaten belli bir inanca sahip olan insan ebedi mutluluğa erişemez, çünkü iyi olduğu için değil, korktuğu için iyi olmaya çalıştığından iyilikler yapmıştır.
ayrıca kendisine olan inancı mükafatlandıracak bir tanrı da düşünülemez. öyle olması mantığa ters düşer. değişik insan topluluklarında, değişik tanrı olguları, hatta bugün bile bir çok yerde çok tanrılı dini inanışlar mevcuttur. bu durumda tanrının acziyeti meydana çıkar kendini bu kadar çok topluma tanıtmayı başaramamış bir tanrı. yani pascalın kumarına eklenmesi gereken değişkenler çok fazladır. mesela saydığımız değişik inanç ve dinlerin yanlış olmaları, çelişkilerden dolayı bir dini kabul etmesek bile, çoğu dinde benzerlik gösteren olguların (ebedi mutluluk, ebedi azap, tanrı, her şeyi gören yaradan olgusu, imtihan, inanç) bile kendi içlerinde bariz bir şekilde çelişmesi, bu inançların geçersizliğini kanıtlar. yani ebedi mutluluk ve azap, aslında mantıkdışı bir düşüncedir. zaten milyarlarca insanı doğuştan azaba mahkum eden (hemde imtihan bile olmadan!) bir anlayışın gerçek olması imkansızdır. buna bağlı olarak ta tanrıya inanç olgusu da aynı şekilde acizliği ve de her şeye yeten gücü çelişerek, pascalın denkleminin dört değişkeni birden mantıksal olarak geçersizleşir. konuyla ilgili entry çok kısa olup, genişletilmeye açık olduğu için, her türlü mantıklı eleştiri kabul edilir.
bu kumarın konusu olmaya en müsait olabilecek monoteist dinler, ötekileştirmeye en güzel örneklerdir: felsefeleri diğer herkesi ebedi azaba mahkum eder. böyle olunca din konusunda seçicilik (tanrının gerçekten varolduğunu, ve de mevcut dinlerden birini göndermiş olduğunu, ve gönderdiği dinin bozulmadığını varsayarsak) çok önemli bir hal almış oluyor. hayatımızla eğer kumar oynamaya kararlıysak, bunu olabilecek her değişkeni hesaba katarak yapmalıyız. eğer ki dinleri araştırırsak, çelişkiler, mantıkdışı inançlar, körü körüne savunmalar vs. mevcuttur. yani genel itibariyle bulunduğu coğrafya ve kültürel ortama göre bir dine mensup olur (seçmekten söz etmiyoruz bile), ve de içgüdüsel olarak (zihne işlenen ebedi azap korkusu - çok küçük yaşlardan itibaren kazanılmış korku, kader olgusu karşısında öğretilmiş çaresizlik) çelişkileri görmez olur (algıda seçicilik), ve dinini savunur. yani burada zaten bir inançtan değil, sırf bir olasılığın gerçekleşmesi endişesinden dolayı iyilik yapan, ahlaklı davranan, erdemli olmaya çalışan bir grup meydana gelmiş olur. hal böyle olunca, her şeyi görüp bilen bir yaratıcının varsayımıyla hareket edersek, zaten belli bir inanca sahip olan insan ebedi mutluluğa erişemez, çünkü iyi olduğu için değil, korktuğu için iyi olmaya çalıştığından iyilikler yapmıştır.
ayrıca kendisine olan inancı mükafatlandıracak bir tanrı da düşünülemez. öyle olması mantığa ters düşer. değişik insan topluluklarında, değişik tanrı olguları, hatta bugün bile bir çok yerde çok tanrılı dini inanışlar mevcuttur. bu durumda tanrının acziyeti meydana çıkar kendini bu kadar çok topluma tanıtmayı başaramamış bir tanrı. yani pascalın kumarına eklenmesi gereken değişkenler çok fazladır. mesela saydığımız değişik inanç ve dinlerin yanlış olmaları, çelişkilerden dolayı bir dini kabul etmesek bile, çoğu dinde benzerlik gösteren olguların (ebedi mutluluk, ebedi azap, tanrı, her şeyi gören yaradan olgusu, imtihan, inanç) bile kendi içlerinde bariz bir şekilde çelişmesi, bu inançların geçersizliğini kanıtlar. yani ebedi mutluluk ve azap, aslında mantıkdışı bir düşüncedir. zaten milyarlarca insanı doğuştan azaba mahkum eden (hemde imtihan bile olmadan!) bir anlayışın gerçek olması imkansızdır. buna bağlı olarak ta tanrıya inanç olgusu da aynı şekilde acizliği ve de her şeye yeten gücü çelişerek, pascalın denkleminin dört değişkeni birden mantıksal olarak geçersizleşir. konuyla ilgili entry çok kısa olup, genişletilmeye açık olduğu için, her türlü mantıklı eleştiri kabul edilir.
dindar mı olsunlar yoksa kumarbaz mı ulan sayın pascal?
Eğer tanrı yoksa da inanarak bir şey kaybetmezsin görüşüdür.
"if god does not exist, one will lose nothing by believing in him, while if he does exist, one will lose everything by not believing."
-pascal
"if god does not exist, one will lose nothing by believing in him, while if he does exist, one will lose everything by not believing."
-pascal
yalancı yobazların halife ali'ye atfettikleri tezdir.
inanırsan ve tanrı yoksa bişey kaybetmezsin diyen saçmalık. Ulan tüm hayatı boş yere kısıtlı ve tüm zevklerden uzak yaşayıp yok oluyon daha neyi kaybedeceksin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar