bugün
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi22
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği22
- evli hatunu kocası evdeyken hoplatmak6
- hınç asabiyet ve kronik uykusuzluk4
- adnan menderesin yıktırdığı tarihi eserler4
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam14
- cehennem korkusu2
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- uzun adam6
- şeriat gelirse laikçilerin kaçacağı ülke5
- kadın poposundan kasa diye bahseden erkek18
- kardeş6
- karışık kızartma3
- üç çocuk yapacağım devlet kadın versin5
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi7
- dün erkeklerin yüzde 35'i seks yapmadı7
- arap sabunu4
- lastik patlaması4
- arkadaşlar bir şey soracağım7
- deniz göktaş25
- mozaik pasta4
- ellerim bos gonlum hos7
- insanlığın yüzkarası5
- fakire sucuk vermişler bu yamuk demiş4
- tulumba tatlısı8
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- çok çişi gelen insan7
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- deccal2
- sözlükte flörtleşmek22
- sözlüğün zıvanadan çıkması6
- örgüt evlerinde vurduran dhkp c li kız4
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- dondurma2
- deniz göktaş'ın tutuklanması2
- nescafe gold3
- özel mesajla adres ver lan diyen yazar5
- ölü balık eli2
- uzay neyin içerisinde genişliyor7
- erkekleri taciz eden kadın9
- sizce ben güzel miyim7
- 0 0 720
- yavşak hoca2
- hardcore ne demek sorunsalı4
- azerbaycan2
- taksici arkadaşın anlattığı enteresan hikayeler7
- eşiniz rol gereği öpüşse5
- granül kahve2
- arkadaşlar nasıl olmuş4
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek10
inanırsan ve tanrı yoksa bişey kaybetmezsin diyen saçmalık. Ulan tüm hayatı boş yere kısıtlı ve tüm zevklerden uzak yaşayıp yok oluyon daha neyi kaybedeceksin.
yalancı yobazların halife ali'ye atfettikleri tezdir.
Eğer tanrı yoksa da inanarak bir şey kaybetmezsin görüşüdür.
"if god does not exist, one will lose nothing by believing in him, while if he does exist, one will lose everything by not believing."
-pascal
"if god does not exist, one will lose nothing by believing in him, while if he does exist, one will lose everything by not believing."
-pascal
dindar mı olsunlar yoksa kumarbaz mı ulan sayın pascal?
fransız matematikçi blaise pascal tarafından da ortaya atılmış olan (aslında kökleri çok eskiye dayanan bir olgudur), o zamana kadar süregelenden ziyade matematiksel bir çerçeveye oturtmaya çalışmış olduğu tez. pascalın kumarının genel tarifi, matematiksel dil kullanmadan şöyledir: tanrıya inanırsan, ve de eğer ki varsa, ebedi mutluluğu elde edersin; yoksa da bir şey fark etmeyecek; şayet olmadığına inanıyorsan, ve de yoksa, yine bir şey fark etmeyecek, ama varsa ebedi mutsuzluk seni bekliyor. yani tanrıya inanmak ya da inanmamak, ebedi azap ve ebedi mutluluk arasında olan bir seçim gibi. ve de bu denkleme göre en kazançlı durum, inanmak. ama burada akla hemen şu düşünce geliyor: bu denklemde kullanılan değişkenlerin doğruluğu ve menşei. ahıret inancı olan tüm dinlerde değişik tanrı stereotipleri, biribirinden çok farklı metafizik olgular var. yani karşımıza çıkan ilk soru: hangi din? bu sorunun mantıken arkasında sürüklediği diğer soru: hangi tanrı?
bu kumarın konusu olmaya en müsait olabilecek monoteist dinler, ötekileştirmeye en güzel örneklerdir: felsefeleri diğer herkesi ebedi azaba mahkum eder. böyle olunca din konusunda seçicilik (tanrının gerçekten varolduğunu, ve de mevcut dinlerden birini göndermiş olduğunu, ve gönderdiği dinin bozulmadığını varsayarsak) çok önemli bir hal almış oluyor. hayatımızla eğer kumar oynamaya kararlıysak, bunu olabilecek her değişkeni hesaba katarak yapmalıyız. eğer ki dinleri araştırırsak, çelişkiler, mantıkdışı inançlar, körü körüne savunmalar vs. mevcuttur. yani genel itibariyle bulunduğu coğrafya ve kültürel ortama göre bir dine mensup olur (seçmekten söz etmiyoruz bile), ve de içgüdüsel olarak (zihne işlenen ebedi azap korkusu - çok küçük yaşlardan itibaren kazanılmış korku, kader olgusu karşısında öğretilmiş çaresizlik) çelişkileri görmez olur (algıda seçicilik), ve dinini savunur. yani burada zaten bir inançtan değil, sırf bir olasılığın gerçekleşmesi endişesinden dolayı iyilik yapan, ahlaklı davranan, erdemli olmaya çalışan bir grup meydana gelmiş olur. hal böyle olunca, her şeyi görüp bilen bir yaratıcının varsayımıyla hareket edersek, zaten belli bir inanca sahip olan insan ebedi mutluluğa erişemez, çünkü iyi olduğu için değil, korktuğu için iyi olmaya çalıştığından iyilikler yapmıştır.
ayrıca kendisine olan inancı mükafatlandıracak bir tanrı da düşünülemez. öyle olması mantığa ters düşer. değişik insan topluluklarında, değişik tanrı olguları, hatta bugün bile bir çok yerde çok tanrılı dini inanışlar mevcuttur. bu durumda tanrının acziyeti meydana çıkar kendini bu kadar çok topluma tanıtmayı başaramamış bir tanrı. yani pascalın kumarına eklenmesi gereken değişkenler çok fazladır. mesela saydığımız değişik inanç ve dinlerin yanlış olmaları, çelişkilerden dolayı bir dini kabul etmesek bile, çoğu dinde benzerlik gösteren olguların (ebedi mutluluk, ebedi azap, tanrı, her şeyi gören yaradan olgusu, imtihan, inanç) bile kendi içlerinde bariz bir şekilde çelişmesi, bu inançların geçersizliğini kanıtlar. yani ebedi mutluluk ve azap, aslında mantıkdışı bir düşüncedir. zaten milyarlarca insanı doğuştan azaba mahkum eden (hemde imtihan bile olmadan!) bir anlayışın gerçek olması imkansızdır. buna bağlı olarak ta tanrıya inanç olgusu da aynı şekilde acizliği ve de her şeye yeten gücü çelişerek, pascalın denkleminin dört değişkeni birden mantıksal olarak geçersizleşir. konuyla ilgili entry çok kısa olup, genişletilmeye açık olduğu için, her türlü mantıklı eleştiri kabul edilir.
bu kumarın konusu olmaya en müsait olabilecek monoteist dinler, ötekileştirmeye en güzel örneklerdir: felsefeleri diğer herkesi ebedi azaba mahkum eder. böyle olunca din konusunda seçicilik (tanrının gerçekten varolduğunu, ve de mevcut dinlerden birini göndermiş olduğunu, ve gönderdiği dinin bozulmadığını varsayarsak) çok önemli bir hal almış oluyor. hayatımızla eğer kumar oynamaya kararlıysak, bunu olabilecek her değişkeni hesaba katarak yapmalıyız. eğer ki dinleri araştırırsak, çelişkiler, mantıkdışı inançlar, körü körüne savunmalar vs. mevcuttur. yani genel itibariyle bulunduğu coğrafya ve kültürel ortama göre bir dine mensup olur (seçmekten söz etmiyoruz bile), ve de içgüdüsel olarak (zihne işlenen ebedi azap korkusu - çok küçük yaşlardan itibaren kazanılmış korku, kader olgusu karşısında öğretilmiş çaresizlik) çelişkileri görmez olur (algıda seçicilik), ve dinini savunur. yani burada zaten bir inançtan değil, sırf bir olasılığın gerçekleşmesi endişesinden dolayı iyilik yapan, ahlaklı davranan, erdemli olmaya çalışan bir grup meydana gelmiş olur. hal böyle olunca, her şeyi görüp bilen bir yaratıcının varsayımıyla hareket edersek, zaten belli bir inanca sahip olan insan ebedi mutluluğa erişemez, çünkü iyi olduğu için değil, korktuğu için iyi olmaya çalıştığından iyilikler yapmıştır.
ayrıca kendisine olan inancı mükafatlandıracak bir tanrı da düşünülemez. öyle olması mantığa ters düşer. değişik insan topluluklarında, değişik tanrı olguları, hatta bugün bile bir çok yerde çok tanrılı dini inanışlar mevcuttur. bu durumda tanrının acziyeti meydana çıkar kendini bu kadar çok topluma tanıtmayı başaramamış bir tanrı. yani pascalın kumarına eklenmesi gereken değişkenler çok fazladır. mesela saydığımız değişik inanç ve dinlerin yanlış olmaları, çelişkilerden dolayı bir dini kabul etmesek bile, çoğu dinde benzerlik gösteren olguların (ebedi mutluluk, ebedi azap, tanrı, her şeyi gören yaradan olgusu, imtihan, inanç) bile kendi içlerinde bariz bir şekilde çelişmesi, bu inançların geçersizliğini kanıtlar. yani ebedi mutluluk ve azap, aslında mantıkdışı bir düşüncedir. zaten milyarlarca insanı doğuştan azaba mahkum eden (hemde imtihan bile olmadan!) bir anlayışın gerçek olması imkansızdır. buna bağlı olarak ta tanrıya inanç olgusu da aynı şekilde acizliği ve de her şeye yeten gücü çelişerek, pascalın denkleminin dört değişkeni birden mantıksal olarak geçersizleşir. konuyla ilgili entry çok kısa olup, genişletilmeye açık olduğu için, her türlü mantıklı eleştiri kabul edilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar