bugün
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli10
- izmir3
- sedat pekmez43
- nervio abla22
- aykut kocaman5
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- türkiye de en gereksiz meslek imamlık diyen kadın2
- grok vs gemini vs chatgpt6
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan9
- hiçbir işin rast gitmemesi4
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi6
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi5
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- chp'nin hali ne olacak34
- aptal insan tarifi3
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- gece banyo yapmak vs sabah banyo yapmak2
- sözlükte yalnız bir hayat sürmek3
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- türkiye de yaşanacak tek yerin izmir olması3
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- gavurlar niye müslüman olmuyor3
- haklı olduğu halde susan insan7
- buddy dude16
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- aşka inanmayan insan4
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- sözlük kadınlarının bugünkü kombini17
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- m r e r e c t o21
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- eşiyle kavga eden goril2
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek18
- kepaze bir hayat sürmek2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- her günün aynı rutinlikte geçmesi2
- sözlükte içinden geçeni özgürce yazamama2
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
- ömürlük arabalar3
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey9
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle60
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- larisalisa öldü mü6
o belde
denizlerden
esen bu ince hava saclarınla eğlensin.
bilsen
melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şam'a bakan
bu gozlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
ne sen,
ne ben,
ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
ne de alam-ı fikre bir mersa
olan bu mai deniz,
melali anlamayan nesle aşina degiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü beşer,
bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
bulamaz sende, bende bir ma'na,
ne bu akşamda bir gam-ı nermin
ne de durgun denizde bir muğber
lerze-i istitar u istiğna
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
o belde?
durur menatık-ı duşize-yi tahayyülde;
mai bir akşam
eder ustunde daima aram;
eteklerinde deniz
döker ervaha bir sükun-ı menam.
kadınlar orda güzel, ince, saf, leylidir,
hepsinin gözlerinde hüznün var
hepsi hemşiredir veyahud yar;
dilde tenvim-i ıstırabı bilir
dudaklarındaki giryende buseler, yahud,
o gözlerindeki nili sükut-ı istifham
onların ruhu, şam-ı muğberden
mütekasif menekşelerdir ki
mütemadi sükun u samtı arar.
şu'le-i bi-ziya-yı hüzn-i kamer
mülteci sanki sade ellerine
o kadar natuvan ki, ah, onlar,
onların hüzn-i lal ü müştereki,
sonra dalgın mesa, o hasta deniz
hepsi benzer o yerde birbirine...
o belde
hangi bir kıt'a-i muhayyelde?
hangi bir nehr-i dur ile mahdud?
bir yalan yer midir veya mevcud
fakat bulunmayacak bir melaz-ı hülya mı?
bilmem... yalnız
bildigim, sen ve ben ve mai deniz
ve bu akşam ki eyliyor tahziz
bende evtar-ı hüzn ü ilhamı
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed, bu yerde mahkumuz...
denizlerden
esen bu ince hava saclarınla eğlensin.
bilsen
melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şam'a bakan
bu gozlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
ne sen,
ne ben,
ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
ne de alam-ı fikre bir mersa
olan bu mai deniz,
melali anlamayan nesle aşina degiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü beşer,
bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
bulamaz sende, bende bir ma'na,
ne bu akşamda bir gam-ı nermin
ne de durgun denizde bir muğber
lerze-i istitar u istiğna
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
o belde?
durur menatık-ı duşize-yi tahayyülde;
mai bir akşam
eder ustunde daima aram;
eteklerinde deniz
döker ervaha bir sükun-ı menam.
kadınlar orda güzel, ince, saf, leylidir,
hepsinin gözlerinde hüznün var
hepsi hemşiredir veyahud yar;
dilde tenvim-i ıstırabı bilir
dudaklarındaki giryende buseler, yahud,
o gözlerindeki nili sükut-ı istifham
onların ruhu, şam-ı muğberden
mütekasif menekşelerdir ki
mütemadi sükun u samtı arar.
şu'le-i bi-ziya-yı hüzn-i kamer
mülteci sanki sade ellerine
o kadar natuvan ki, ah, onlar,
onların hüzn-i lal ü müştereki,
sonra dalgın mesa, o hasta deniz
hepsi benzer o yerde birbirine...
o belde
hangi bir kıt'a-i muhayyelde?
hangi bir nehr-i dur ile mahdud?
bir yalan yer midir veya mevcud
fakat bulunmayacak bir melaz-ı hülya mı?
bilmem... yalnız
bildigim, sen ve ben ve mai deniz
ve bu akşam ki eyliyor tahziz
bende evtar-ı hüzn ü ilhamı
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed, bu yerde mahkumuz...
(bkz: ahmet haşim)
ahmet haşin'in en önemli, adeta "ben sembolistim ulaaan" diye bağırdığı şiirlerinden biridir.
günümüz türkçesiyle,daha anlaşılır bir şekilde ;
denizlerden
esen bu ince hava saçlarınla eğlensin
bilsen
hasret ve gurbet melâliyle akşam ufkuna bakan
bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
ne sen,
ne ben,
ne de güzelliğinde toplanan bu akşam,
ne de fikrin elemlerine liman,
olan bu mavi deniz
melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü insanlık
bu sefil şehvet, bu kirli bakış,
bulamaz sende bende bir anlam,
ne bu akşamda ince bir hüzün
ne de durgun denizde bir kırgın
gizlenme ve umursamazlık titreyişi.
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşam ki titreşimsiz, sessiz
topluyor ruhunun kokusunu sanki,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz.
o belde?
durur bakir hayal bölgelerinde;
mavi bir akşam
dinlenir daima üstünde;
eteklerinde deniz
döker ruhlara bir uyku sükûnu.
kadınlar orda güzel, ince, saf, geceye dairdir,
hepsinin gözlerinde hüznün var
hepsi kız kardeştir, veyahut yar;
gönüldeki ıstırabı dindirmeyi bilir
dudaklarındaki ağlamaklı öpücükler, yahut,
o gözlerindeki gök rengi meraklı sessizlik.
onların ruhu küskün akşamdan
yoğunlaşmış menekşelerdir ki
durmaksızın sükûn ve sessizliği arar;
ayın hüznünün ışıksız parıltısı
sığıntı sanki sade ellerine.
o kadar zayıf düşmüş ki, ah, onlar,
onların dilsiz ve ortak hüzünleri,
sonra dalgın akşam, o hasta deniz
hepsi benzer o yerde birbirine...
o belde
hangi bir hayalî kıtada?
hangi bir uzak nehirle çizilmiş sınırları?
bir yalan yer midir, veya mevcut,
fakat bulunmayacak bir hülya sığınağı mı?
bilmem... yalnız
bildiğim sen ve ben ve mavi deniz
ve bu akşam ki titretiyor
bende hüzün ve ilham tellerini,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz...
denizlerden
esen bu ince hava saçlarınla eğlensin
bilsen
hasret ve gurbet melâliyle akşam ufkuna bakan
bu gözlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
ne sen,
ne ben,
ne de güzelliğinde toplanan bu akşam,
ne de fikrin elemlerine liman,
olan bu mavi deniz
melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü insanlık
bu sefil şehvet, bu kirli bakış,
bulamaz sende bende bir anlam,
ne bu akşamda ince bir hüzün
ne de durgun denizde bir kırgın
gizlenme ve umursamazlık titreyişi.
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşam ki titreşimsiz, sessiz
topluyor ruhunun kokusunu sanki,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz.
o belde?
durur bakir hayal bölgelerinde;
mavi bir akşam
dinlenir daima üstünde;
eteklerinde deniz
döker ruhlara bir uyku sükûnu.
kadınlar orda güzel, ince, saf, geceye dairdir,
hepsinin gözlerinde hüznün var
hepsi kız kardeştir, veyahut yar;
gönüldeki ıstırabı dindirmeyi bilir
dudaklarındaki ağlamaklı öpücükler, yahut,
o gözlerindeki gök rengi meraklı sessizlik.
onların ruhu küskün akşamdan
yoğunlaşmış menekşelerdir ki
durmaksızın sükûn ve sessizliği arar;
ayın hüznünün ışıksız parıltısı
sığıntı sanki sade ellerine.
o kadar zayıf düşmüş ki, ah, onlar,
onların dilsiz ve ortak hüzünleri,
sonra dalgın akşam, o hasta deniz
hepsi benzer o yerde birbirine...
o belde
hangi bir hayalî kıtada?
hangi bir uzak nehirle çizilmiş sınırları?
bir yalan yer midir, veya mevcut,
fakat bulunmayacak bir hülya sığınağı mı?
bilmem... yalnız
bildiğim sen ve ben ve mavi deniz
ve bu akşam ki titretiyor
bende hüzün ve ilham tellerini,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz...
hayal etmenin en güzel şekilde ifade edildiği mükemmel şiir.
sakini olduğum belde.
girizgahı beni benden alır:
denizlerden
esen bu ince hava saclarınla eğlensin.
bilsen
melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şam'a bakan
bu gozlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
girizgahı beni benden alır:
denizlerden
esen bu ince hava saclarınla eğlensin.
bilsen
melal-i hasret ü gurbetle ufk-ı şam'a bakan
bu gozlerinle, bu hüznünle sen ne dilbersin!
haşim' in aradığı musikinin mevcut olduğu şiirdir. haşim şiirinde, içinde bulunduğu ortamın kendisi için ne kadar sıkıntılı olduğunu ''bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz'' mısrasıyla dillendirir. kafasında hayali bir belde tasvir etmekte, orada yaşamak istemektedir. bu beldenin özelliklerini şiirin dördüncü bendinde anlatmaktadır. hayal ettiği beldede kadınlar saftır, incedir, leylidir. onlarla olmak ister haşim. çünkü onlar ızdırabı dindirmesini bilir. hepsinin yüzünde bir hüzün hakimdir. ancak haşim hüzünden haz aldığı için bunu şiirde olumsuzluk olarak değilde bir güzellik unsuru olarak işler. şiirin son kısımlarında da o beldeye ulaşamayacağını, bu sıkıntılı dünyasında yaşamaya mecbur olduğunu dile getirir.
şiirdeki musikiyi uzunlu kısalı mısralarla, kelime ve ses tekrarlarıyla, kafiye ile sağlayabilmiştir.
bu şiirde haşim'in duygularını anlamak onunla sıkıntı noktasında ortak olanlar için hiçde zor olmasa gerek...birçok kişinin kurduğu hayal dünyaları elbet vardır...
şiirdeki musikiyi uzunlu kısalı mısralarla, kelime ve ses tekrarlarıyla, kafiye ile sağlayabilmiştir.
bu şiirde haşim'in duygularını anlamak onunla sıkıntı noktasında ortak olanlar için hiçde zor olmasa gerek...birçok kişinin kurduğu hayal dünyaları elbet vardır...
en bilindik satırıyla; (bkz: melali bilmeyen nesle aşina değiliz)
her okuyuşta mana derinliği artan belki de en naif, en derin, en hüzünlü, en vurucu yeraltı şiirlerinden hasını içinde bulunduran, mevcuta yabancılaşmış hüznün aşkından yaratılan düşsel mai beldeyi hissettiren ahmet haşim eseri. bir yürek anca böylesi incelikli, sukün, hazin ve hazla dağlanır...
--spoiler--
ne sen,
ne ben,
ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
ne de alam-ı fikre bir mersa
olan bu mai deniz,
melali anlamayan nesle aşina degiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü beşer,
bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
bulamaz sende, bende bir ma'na,
ne bu akşamda bir gam-ı nermin
ne de durgun denizde bir muğber
lerze-i istitar u istiğna
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
--spoiler--
günümüz türkçesi ile o vurucu bölüm:
--spoiler--
ne sen,
ne ben,
ne de güzelliğinde toplanan bu akşam,
ne de fikrin elemlerine liman,
olan bu mavi deniz
melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü insanlık
bu sefil şehvet, bu kirli bakış,
bulamaz sende bende bir anlam,
ne bu akşamda ince bir hüzün
ne de durgun denizde bir kırgın
gizlenme ve umursamazlık titreyişi.
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşam ki titreşimsiz, sessiz
topluyor ruhunun kokusunu sanki,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz.
--spoiler--
--spoiler--
ne sen,
ne ben,
ne de hüsnünde toplanan bu mesa,
ne de alam-ı fikre bir mersa
olan bu mai deniz,
melali anlamayan nesle aşina degiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü beşer,
bu sefil iştiha, bu kirli nazar,
bulamaz sende, bende bir ma'na,
ne bu akşamda bir gam-ı nermin
ne de durgun denizde bir muğber
lerze-i istitar u istiğna
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
--spoiler--
günümüz türkçesi ile o vurucu bölüm:
--spoiler--
ne sen,
ne ben,
ne de güzelliğinde toplanan bu akşam,
ne de fikrin elemlerine liman,
olan bu mavi deniz
melâli anlamayan nesle aşina değiliz.
sana yalnız bir ince taze kadın
bana yalnızca eski bir budala
diyen bugünkü insanlık
bu sefil şehvet, bu kirli bakış,
bulamaz sende bende bir anlam,
ne bu akşamda ince bir hüzün
ne de durgun denizde bir kırgın
gizlenme ve umursamazlık titreyişi.
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşam ki titreşimsiz, sessiz
topluyor ruhunun kokusunu sanki,
uzak
ve mavi gölgeli bir beldeden ayrı kalarak
bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkûmuz.
--spoiler--
haşim'in diğer bütün şiirleri gibi bu eşsiz şiirini de otobiyografik ve sembolik anlamlarıyla okumak lazımdır. ayın ölen annesi olduğunu ve ayın kendisi olan göle yansıdığını ve o mutlu anıları bir hayal ülkesi yaratarak ve gecede yaşayarak anlattığını bilen bir insanın haşim'in şiirine vasat bir şiir olarak bakması imkansızdır. sadece ritmi ve musikisi bile o beldeye götürür sizleri. gölündeki kamış olmak istersiniz..
ek: göl durağandır, tutar ve saklar
edebiyat sadece edebiyat değildir.
ek: göl durağandır, tutar ve saklar
edebiyat sadece edebiyat değildir.
ismail kılıçarslan'ın sesiyle dinlenmesini tavsiye ettiğim şiir. ayrıca tek bir dizeyle bir kitap dolusu şey anlatmış ahmet haşim: (bkz: melali anlamayan nesle aşina değiliz).
http://www.youtube.com/watch?v=8VgVqwC_H74
http://www.youtube.com/watch?v=8VgVqwC_H74
geçen yıl ezbere bildiğim halde az önce adını hatırlamakta zorlandığım şiir. Balık hafızalı okuyorum giderek.
sen ve ben
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
Kısmındaki ahenk ile ruhunuzu uçuran eser.
Ahmet haşim'in yaralı ruhu bir ütopya ararcasına inlemiştir bu şiirde.
Ki bu şiir dünyadaki en güzel şiirlerden biridir bundan dolayı.
ve Tekrar bir benzeri yazılması imkansızdır.
ve deniz
ve bu akşamki lerzesiz, sessiz
topluyor bu-yi ruhunu güya.
uzak
ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak
bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz...
Kısmındaki ahenk ile ruhunuzu uçuran eser.
Ahmet haşim'in yaralı ruhu bir ütopya ararcasına inlemiştir bu şiirde.
Ki bu şiir dünyadaki en güzel şiirlerden biridir bundan dolayı.
ve Tekrar bir benzeri yazılması imkansızdır.
Mûsikî ve Ahenkin ne kadar güzel bir şekilde kullandığını gösteren biraz utopik şiir. Ahmet haşım kendi utopyasini ne güzel de anlatmış.
Ve maalesef
'' bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkumuz...''
Ve maalesef
'' bu sürgün ve hasrete ebediyen bu yerde mahkumuz...''
güncel Önemli Başlıklar
